Kapat

Son Haberler

A+ A-

"İsrail'in tavrı suçluluğunun kanıtıdır"

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsrail'in yardım gemisine saldırısının bir suç olduğunu ve uluslararası bağımsız bir komisyon kurulması konusunda ısrarcı olduklarını belirterek, "Eğer İsrail bunu reddediyorsa bu onların suçluluğunun bir başka kanıtıdır. Demek ki gerçeklerle yüzleşecek özgüvenleri yok" dedi.
Yayınlanma tarihi: 6 Haziran 2010 Pazar, 16:49

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Yürütme Kurulu toplantısı için bulunduğu Cidde'de, telefonla CNN'den Fareed Zakaria'nın İsrail'in son gemi saldırısına ilişkin sorularını yanıtladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netehyahu'nun uluslararası bağımsız bir araştırma komisyonu kurulması talebini reddettiğinin hatırlatılması üzerine Davutoğlu, ilk olarak ne olduğunun çok iyi anlaşılması gerektiğini ifade ederek, İsrail'in, uluslararası sularda, İsrail'den 72 mil açıkta, sivil bir gemiye saldırdığını söyledi. Davutoğlu, uluslararası hukuka göre bunun bir suç olduğunu ve 9 sivilin hayatını kaybettiğini vurgulayarak, "Soru şu: Bundan kim sorumlu?" diye sordu.

Halen Somali'deki korsanlık olaylarıyla mücadele edildiğini hatırlatan Davutoğlu, "Şimdi bunun ayrımını nasıl yapacağız?" diye konuştu. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Türkiye'nin uluslararası bağımsız bir araştırma komisyonu kurulmasını talep ettiğini hatırlatarak, "Bu talebimizde ısrarlıyız" dedi. BM Genel Sekreteri Ban Ki Mun'a çabaları nedeniyle müteşekkir olduklarını söyleyen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Biz bağımsız, şeffaf ve etkili bir komisyon ile işbirliği yapmaya hazırız. Biz gerçekleri öğrenmek istiyoruz. Eğer İsrail bunu reddediyorsa bu onların suçluluğunun bir başka kanıtıdır. Demek ki gerçeklerle yüzleşecek özgüvenleri yok."
Bakan Davutoğlu, bunun sadece Türkiye ile İsrail arasındaki bir konu olmadığını, o gemide 32 ülkeden sivil bulunduğunu anımsatarak, bu nedenle bu sorunun İsrail ile uluslararası toplum ve hukuk arasındaki bir sorun olduğunu, komisyon kurulması için de çalışmaya devem edeceklerini belirtti.

Bu sorun nedeniyle Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini tümüyle kesmesinin söz konusu olup olmadığının sorulması üzerine Davutoğlu, "Bu İsrail'in tepkisine bağlı" yanıtını verdi. İsrail'in Gazze'ye uyguladığı ambargonun bir nedeninin İsrailli asker Gilad Şalid'in tutukluluğu olduğunu anımsatan Davutoğlu, Türkiye'nin de bu nedene saygı duyduğunu, şimdi de aynı saygıyı İsrail'den beklediğini kaydetti. Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Bizim 9 vatandaşımız uluslararası sularda neden öldürüldü? Hiç kimsenin, hiçbir ülkenin uluslararası sularda seyreden bir gemiye dokunma hakkı ve vatandaşlarımızı öldürme yoktur. Bu nedenle bu konunun takipçisi olacağız ve uluslararası bir komisyon konusunda ısrarlıyız."

Sovyetler Birliği karşılaştırması

Bakan Davutoğlu, bu konunun Türkiye için çok önemli olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu konu çok önemli, çünkü Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez vatandaşlarımız başka bir ülke tarafından hedef alınarak ve bilinçli bir şekilde saldırıya uğradı. Soğuk Savaş döneminde NATO üyesi olarak Sovyetler Birliği ile zor zamanlar yaşadık. Ancak Sovyetler Birliği hiçbir vatandaşımızı öldürmedi."
Yardım götüren sivil toplum kuruluşunun terörist bir grup olmadığını söyleyen Davutoğlu, bu konuyu bütün uluslararası platformlarda takip etmeye devam edeceklerini bildirdi.

ABD'nin yaklaşımı

Ölenlerden Furkan Dogan'ın ABD vatandaşı olduğu hatırlatılarak, ABD'nin konuya yaklaşımından memnun olup olmadığının sorulmasına karşılık Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Doğan'ın çifte vatandaş olduğunu anımsattı ve bu nedenle ABD yönetiminin de bu konuda bazı sorumlulukları bulunduğunu belirtti. Davutoğlu, "Şimdiye kadar bu kriz karşısında daha pro-aktif bir tutum sergilenmesini beklerdik. ABD ile iyi bir işbirliğimiz var. Clinton ile yararlı bir görüşmem oldu, Sayın Obama başbakanımızı aradı. Özellikle vatandaşlarımızın serbest bırakılması hususundaki destekleri için çok müteşekkiriz. Ancak maalesef, ABD'nin Cenevre'deki BM İnsan Hakları Konseyi toplantısında hayır oyu kullanmasından dolayı çok hayal kırıklığına uğradık. Tabi ki müttefik ABD'den tam destek bekliyoruz" dedi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bir başka geminin daha Gazze'ye gideceği ve bu gemide Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da bulunacağı yönünde bazı haberler olduğunun hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:

"Hayır, Sayın Erdoğan'ın böyle bir niyeti yok. Yeniden belirtmekte yarar görüyorum; bu yardım gemisi tamamiyle bir sivil toplum kuruluşu girişimi idi. Biz Türk hükümeti olarak onları cesaretlendirmedik, ancak biz demokratik bir ülkeyiz ve bu bir sivil toplum kuruluşu. İstanbul sokaklarındaki göstericileri bile durduramıyoruz. Bu nedenle bu tamamiyle sivil ve uluslararası girişimdi. Bu nedenle onlara birşey söyleyemeyiz. Eğer yeni bir girişim olursa aynı şekilde, bu sonuçta sivil bir girişim. Eğer bir ülke bu sivil konvoya saldırır ve vatandaşlarımızı öldürürse o zaman 'neden' diye sorma hakkımız var tabi ki. İsrail'e bir roket mi attılar? Hayır. İsrail'in topraklarına ya da karasularına mı tecavüz ettiler? Hayır. Herhangi bir İsrail vatandaşına mı zarar verdiler? Hayır. O zaman neden öldürüldüler? Bu çok geçerli bir sorudur ve her ortamda sormaya devam edeceğiz."

İHH'nin terörist bağlantılı olduğu iddiası

İsrail makamlarının yardım kuruluşu İHH'nin terörist bir grup ile bağlantısı olduğu yönünde iddialarda bulunduğunun hatırlatılması üzerine Davutoğlu, konvoyda Nobel ödülü almış birinin, Avrupa'dan parlamenterlerin ve çok sayıda basın mensubunun bulunduğunu, merak eden varsa grubun listesine bakabileceğini söyledi. Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Eğer birisi gemide bir terörist olduğunu iddia ediyorsa, ismini bize versinler ve biz de konuyu takip edelim. Ama eğer terörist yoksa ve o insanlar tümüyle sivilse İsrail bundan sorumlu olmalıdır. Herhangi bir yolcu hakkında bir suçlama varsa, gelin bizimle paylaşın. Eğer bir terörist varsa araştırmaya biz hazırız, ama eğer terörist yoksa o zaman İsrail'e 'Onları neden öldürdün' diye sorulmalı."

Bakan Davutoğlu, Türkiye ile İsrail'in uzun bir süre müttefik olduklarının hatırlatılarak, hala böyle olup olmadığının sorulmasına karşılık, Türkiye'nin daha birkaç yıl önce İsrail ile Suriye arasında arabuluculuk yaptığını, ancak bunu İsrail tarafının bozduğunu ifade ederek, "Asıl değişim İsrail politikasında oldu. Politikalarını müzakere yapmaktan ve barıştan şiddete doğru değiştirdiklerinde, biz de yanıt vermek zorunda kaldık" dedi.

Netenyahu ile görüşme

Zakaria'nın "Sizin asıl sorununuz sanırım Netenyahu ile" yorumu üzerine, Dışişleri Bakanı Davutoğlu, şunları söyledi:

"Hayır, bölgemizde şiddete başvuran herhangi bir yönetim varsa biz ona yine karşı oluruz. Sizinle enteresan bir hususu daha paylaşayım. Aslında geçen hafta Salı günü Başbakan Netenyahu ile İsrail ile Suriye dolaylı görüşmelerinin detaylarını görüşmek üzere Washington'da buluşmam öngörülüyordu. Hatta randevu bile kesinleştirilmişti. Suriye tarafından konfirmasyonu almıştık. Netehyahu ile detayları görüşmek için Washington'a gidiyordum. Ancak Pazartesi bu sivil gemiye saldırdılar ve ben fikrimi değiştirdim. Böylelikle bir müzakere şansını daha yok ettiler."

Davutoğlu, tarihte Türk-İsrail ilişkilerinin hep çok iyi olduğunu, Türkiye'nin Museviler için güvenli bir sığınak olduğunu, Türkiye'nin İsrail'i tanıyan ilk ülkelerden biri olduğunu hatırlatarak, "Ancak şimdiki yönetim ile sorunlarımız var. Gerilim politikasına hoşgörüyle yaklaşamayız" diye konuştu.

Türkiye'nin bölgedeki diğer ülkelere karşı sorumlulukları bulunduğunu belirten Davutoğlu, Zakaria'nın ifade ettiği "Türkiye'nin Batı'dan uzaklaşarak, 'sorun çıkaran ülke' olduğu" yönündeki yorumlara katılmadı. Davutoğlu, Türkiye'nin sorun çıkaran değil, sorunları çözen bir ülke olduğunu vurgulayarak, buna yönelik son dönemdeki Somali konferansı, Türkiye-Afganistan-Pakistan üçlü zirveleri, Sırbistan-Bosna Hersek girişimi gibi örnekleri sıraladı. Davutoğlu, "Türkiye Batı'dan uzaklaşmıyor" dedi.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler