Kapat

Son Haberler

A+ A-

Ergenekon'da 150. duruşma

irinci Ergenekon davasına giren İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, birleşen ''Vatanseverler'' dosyasının tutuksuz sanıkları Ahmet Cinali ve Taner Ünal'ın ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan ek savunmalarının alınmasını ve tutuklanmalarını istedi.
Yayınlanma tarihi: 8 Haziran 2010 Salı, 07:28

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, Ahmet Cinali'nin çapraz sorgusunun tamamlanmasının ardından söz alan Savcı Pekgüzel, Taner Ünal ve Ahmet Cinali hakkında iddia olunan ''Ergenekon terör örgütüne yardım etmek'' suçundan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldığını ve dosyanın bu davayla birleştirildiğini kaydetti.

Pekgüzel, hem bu dava hem de birleşen davanın iddianamelerindeki anlatımlar, sanıkların savunma ve sorguları dikkate alındığında bu sanıkların ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' ve ''Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. Maddesi'ne muhalefet etmek'' suçundan ek savunma vermelerini talep etti.

Pekgüzel, sanıkların telefon görüşmeleri, dosya kapsamına göre de kuvvetli suç şüphesinin doğma ihtimali ve bu suçun tutuklama nedenleri arasında sayılması gerekçesiyle de Taner Ünal ve Ahmet Cinali'nin tutuklanmalarını istedi.
Mahkeme heyetine başkanlık yapan üye hakim Hasan Hüseyin Özese, duruşmaya ara verdi.

Cinali ve Ünal'ın tutuklanmaları istemi reddedildi

Birinci Ergenekon davasına bakan mahkeme heyeti, birleştirilen ''Vatanseverler'' dosyasının tutuksuz sanığı Ahmet Cinali ve Taner Ünal'ın, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan tutuklanmaları talebini reddetti. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada çapraz sorgusu yapılan tutuksuz sanık Ahmet Cinali, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu'nun ''Size niye komutan, paşa şeklinde hitap ediyorlar?'' sorusuna, insanların kendisine yönelik bu hitaplara layık olmaya çalıştığını söyledi.

Haşıloğlu'nun, ''Bir telefon konuşmasında dağ kadrosu kurmaktan söz ediyorsunuz'' dediği Cinali, Elazığ'da bir albayın suikast sonucu şehit edildiğini, askeriyenin dağ kadrosu yetersiz olduğu için kendisinden istenilen yardım üzerine aşiretlerden destek alındığını kaydetti. ''Devletime canım pahasına her türlü desteği veririm'' diyen Cinali, telefon konuşmalarından karargah kelimesiyle de ''Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği''nden söz edildiğini dile getirdi. Cinali, mahkemenin yaptığı bu çalışmaları takdir etmesi gerektiğini söyledi. Silah ticareti yapmadığını ifade eden Cinali, ''Devlet işi olarak ne yaptınız?'' şeklindeki soruya da ''Terörle mücadele konusunda her türlü desteği verdim. Devletle karşı karşıya olanları barıştırdım. Aşirette bulunan kişileri kişisel çabalarımla devlete destek vermelerini sağladım'' dedi.

Cinali, dış istihbarat tarafından kendisine bir teklifte bulunup bulunulmadığına ilişkin soruyu da ''Olabilir mi? Bunu sormanızı bile hakaret arz ederim'' şeklinde yanıtladı. Cinali, kendisine yönelik bir suikast ihbarını da araştırdığını, suikast yapacak kişilerin adreslerine kadar tespit ettiğini öne sürdü. MHP'nin Güneydoğu illerindeki teşkilatlarını kendisinin kurduğu iddia eden Cinali, Trakya'daki teşkilatları da kendisinin kurduğunu, ancak MHP'ye üye olmadığını anlattı. Diyarbakır'da ''Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi''nin teşkilatlanmasını da yaptığını belirten Cinali, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'e de kendilerine engel olmaması için haber gönderdiğini vurguladı.

Cinali, Giresun'da tanıştığı Veli Küçük'ün, memleket meselelerini görüştüğü çok kıymet verdiği dostu, ağabeyi olduğunu söyledi. Cinali, üye hakim Haşıloğlu'nun ''Devlete yardım ettiğinizi söylüyorsunuz. Bu sırada kendisini JİTEM yapılanması içinde gösteren herhangi bir kişi ile tanıştınız mı?'' sorusuna, hava atmak için halk arasında kendisini ''JİTEM'ciyim'' şeklinde tanıtanların bulunduğunu, ancak JİTEM'in bir masal olduğunu belirtti.

Küçük'ten JİTEM açıklaması

Duruşmada söz alan tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük, 1996 yılında Karadeniz Bölgesi'nde Karadeniz Jandarma Bölge Komutanlığını kurma görevinin kendisine verildiğini ve bu görevi yerine getirdiğini bildirdi. Bölge halkının da ''hayırlı olsun'' demek için yanlarına gelip gittiğini belirten Küçük, Ahmet Cinali'yi de bu dönemde tanıdığını, ardından da birkaç kere telefonda görüştüklerini söyledi. Emekliye ayrıldıktan sonra yanına gelen Cinali'nin suikast yapılacak isimlerle ilgili bir kağıt getirdiğini belirten Küçük, şöyle devam etti: ''Sedat Peker'e, Cinali'ye, İsrailli generale ve Tacikistan Genelkurmay Başkanına suikast yapılacağını bildirdi. Bana her gün böyle şeyler gelir. 'Öldüreceğiz, arabanı pusulayacağız' diye... Ben o dönemde hem polis, hem de asker tarafından korunuyordum. Kara Kuvvetleri Komutanlığının Hasdal'da bulunan koruma taburuna bunu bildirdim. Telefonla da ilettiğimi hatırlıyorum. Cinali'ye 'sen böyle şeylerle ilgilenme ben hallederim' dedim.''

Mahkeme heyetine başkanlık yapan üye hakim Hasan Hüseyin Özese'nin ''Suikast ihbarı Kemal Şahin tarafından yazılmış'' demesi üzerine Küçük, ihbarın kimden geldiğini bilmediğini söyledi. Bu ihbarı çok ciddiye almadığını ifade eden Küçük, ''Bana inandırıcı gelmedi'' dedi. Küçük, ayrıca JİTEM ile ilgili de konuşarak, jandarmanın nüfusun yüzde 92'sinin emniyet ve asayişini sağladığını ifade ederek, Jandarma Genel Komutanlığının istihbarat teşkilatı olduğunu, bu şekilde bankalarda bile istihbarat birimi bulunduğunu dile getirdi.

Küçük, ''Bu kuruluşu yok etmek, dağıtmak, dejenere etmek için işi JİTEM'e döktüler. Susurluk zamanında JİTEM soruldu. Jandarma Genel Komutanlığı 'yok' dedi. Jandarma İstihbarat Gruplar Komutanlığı var. Ben bunun komutanlığını yaptım. Zevk için yapmadım, görev verildi. Jandarma istihbaratı milli kuruluştur. Dejenere etmek için kullanıyorlar'' şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti, verilen aranın ardından Ünal ve Cinali'nin ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' ve ''Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesine muhalefet etmek'' suçlarının uygulanma ihtimalini dikkate alarak sanıkların ek savunmalarının alınmasına karar verdi. Heyet, savcılığın bu sanıkların tutuklanması yönündeki talebini ise reddetti. Bunun üzerine ek savunması alınan Cinali, beraatını istedi. Taner Ünal da Cinali ile birlikte hareket etmediklerini belirterek, ortak noktasının Türk milletine olan derin sevgileri olduğunu kaydetti. Örgüt bilmediğini, komplolar kurularak gizli tanık beyanlarıyla dosyanın mahkemenin önüne getirildiğini ifade eden Ünal, beraatını talep etti. Duruşma, tutuksuz sanık avukat Fuat Turgut'un savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

Duruşma 10 Haziran'a ertelendi

Birinci Ergenekon davasının tutuksuz sanığı avukat Fuat Turgut, savunmasını tamamladı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada yazılı olarak hazırladığı savunmasını okuyan Turgut, ''kendilerine karşı yapılan hukuk dışılıklara karşı tavır koyduğu'' için eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve milletvekilleri Şahin Mengü ile Onur Öymen'e teşekkür etti. ''Niçin gözaltına alındığımı bilmiyorum. Esasen buna bir anlam da veremiyorum'' diyen Turgut, iddiaların tamamen afaki olduğunu savundu.

Turgut, kimseden emir almadığını, ''Ergenekon''dan dolayı yargılanmaktan utandığını belirtti. Geçmişteki hizmetlerinden dolayı Veli Küçük ve Muzaffer Tekin'i sevgi ve saygıyla selamlamasının iddianamede yer aldığını, bugün de bu kişileri selamladığını ifade eden Turgut, yine Küçük'e ''Paşam'' demesinin de iddianamede suçlamalar arasında bulunduğunu dile getirdi. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin görülen davanın tutuklu sanığı Yasin Hayal'in de bir dönem avukatlığını yapan Turgut, bu davanın duruşmalarında Ermenilere yönelik söylediklerine değindi.

Turgut, ''Claudia Roth, Karen Fogg, Olli Rehn, Prodi, Lagendijk ve benzerleri için basına da yansıyan bazı söylediklerim olmuştur. Benim bu konularda açıklamalar yapmaktaki maksadım tahrikçilik değil, kamuoyunu, kamu vicdanını aydınlatmaktır'' diye konuştu. Fuat Turgut'un savunmasını tamamlamasının ardından daha önce alınan ifadeleri okundu. Duruşma 10 Haziran Perşembe gününe ertelendi.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler