Kapat

Son Haberler

A+ A-

5 yıldızlı otelde mafya tuzağı

İsviçre'nin Zürih ve Cenevre'den son en önemli finans merkezi ve konuk ettiği ünlü ve zengin kişilerle isim yapan turizm merkezi Lugano kentinde lüks otellere kadar sızan mafya zengin ve ünlülerin kâbusu oldu.
Yayınlanma tarihi: 10 Haziran 2010 Perşembe, 07:27

İsviçre mafyası bu kez ağına, ABD'nin en fazla kazanan gazetecilerinden biri olan ve yaptığı röportajlarla dünya gündemini değiştiren ünlü Amerikalı gazeteci Daphne Barak ile Türk yapımcısı Erbil Günaştı'yı düşürmek istedi. İsviçre mafyası tarafından uzun bir süredir takip edilen çift, geçici olarak konakladıkları bölgenin en lüks otel ve güzellik merkezlerinden biri olan Villa Sassa'nın önce otoparkında daha sonra da güzellik merkezi ve jimnastik salonunda Barak ve Günaştı'ya saldırıp tehditle para sızdırmak istedi.

Otel zinciri yetkilileri ile ellerindeki bilgileri paylaşan Barak ve Günaştı, otel yetkililerinden can güvenliklerinin sağlanması için koruma talebinde bulunup olayı derhal İsviçre emniyet birimleri ile oteller zincirinin üst düzey yetkililerine bildirilmesini istediler. Yetkililerin şikâyetlerini değerlendirmemesi ve emniyet makamlarına şikâyetlerini iletmek yerine mafya mensuplarını 'koruyan bir davranış' sergilemesi üzerine bir kez daha şoke oldular.


Otel çalışanları mafya ile bağlantılı

Konunun üzerine giden ikili tuttukları özel dedektiflerle mafyanın otellerin içerisine elemanlarını yerleştirip, ünlülere kurdukları çeşitli tuzaklarla ünlülerden haraç alındığını tespit ettirdiler. Kendilerini takip eden araçların plakasını İsviçre emniyetinden de sorgulatan Barak ve Günaştı, plakaların kaydının gizli olduğu ve verilemeyeceğini öğrendiler. Barak ve Günaştı kendilerine saldıran ve tehditle para isteyen kişilerden birinin otelin devamlı müşterilerinden ve Avukat olduğunu öğrendiklerini, tüm yaşananlara rağmen otel yetkililerin bu İsviçre'li Avukat'ın kimliğini kendilerine vermediklerini belirterek, "Durumu Villa Sassa'nın müdürü Nicholas Labhart'a bildirdik kendisi bize yardımcı olmaya çalışsa da gerçekleri bildiğini ancak gücünün yetmediğini söylediğini, aynı şekilde otelin güzellik merkezinin müdürü olan Beniamino Poserina'nın otele gelen zengin ve ünlü müşterilerle ilgili bilgi toplayıp üyesi olduğu İsviçre mafyasına verdiğini iddia ettiler. Aynı grubun bölgede olan diğer bir otel ve güzellik merkezi olan Lepoldo'dan da sorumlu olan, oteller zincirinin direktörü Reto Stockenius'a şikâyetlerini dile getirmek ve ellerinde İsviçre mafyasıyla ilgili topladıkları belgeleri paylaşmak istediklerini belirten çift, "O da bizden kaçtı, günlerce telefonumuza çıkmadı ve görüşme taleplerimize sekreterleri aracılıyla sudan bahaneler uydurarak redddeti. Biz oteller zincirindeki mafya tuzağını ortaya çıkarınca hepsi ortadan kayboldu. Birçok otel çalışanı mafya ile bağlantılı. Biz çeteyi ortaya çıkartınca ortadan kaybolmayı tercih ettiler" diye konuştular.


Otel mafyası nasıl çalışıyor

Özellikle Lugano bölgesinde yapılan oteller ve güzellik merkezleri kapılarında park etmiş Ferrari, Bentley, Masserati ve Lamborgini gibi araçlarla süslü, enfes manzara ve oteldeki atmosferden etkilenen ünlülere otel yetkilileri ellerindeki suit ve kral dairelerini astronomik fiyatlarla pazarladıktan sonra belli dönemlerde anlaştıkları bölümlerde konaklayan kişiler çetenin takibine alınıyor. Ünlülerle sıcak ilişkiler kuran otel personeli ünlülerin güvenini kazanmak için kendilerine her konuda yardımcı oluyor ve mafya aracıları İsviçre'de belli dönemlerde olsa ünlüleri önce bir dönem burada yaşamaya ikna edip daha sonra da vergi avantajlarından yararlanmaları bakımından İsviçre bankalarına para yatırmaları konusunda ikna ediyor. Hukuk konusunda yardımcı olacak Avukat sağlıyor ve mafya takibe aldığı ünlülere sunulan tüm hizmetler için özellikle masaj, sauna restaurant ve barlarda ücretli olarak eleman çalıştırıyor ve takibe aldığı ünlüler hakkında tüm detay bilgileri topluyor. Doğu Avrupa ve Rusya kökenli genç kızları da öğrenci olarak bölgedeki okullara kaydeden İsviçre mafyası gerektiğin genç kızları da kullanarak tuzağa düşürecekleri kişiler hakkında bilgi sahibi oluyor. Mafyanın bundan sonra izleyeceği yol ise yasal veya gayri yasal yollardan zengin ve ünlülerin İsviçre'ye daha fazla para bırakmasını sağlamak oluyor.



Otel müdürü mafya iddialarını yanıtlamıyor

Villa Sassa Genel Müdürü Nicolas Labhart ise yaşananlardan duyduğu üzüntüyü dile getirerek çiftin otel personellerinden bazılarının mafya tarafından bu tür para sızdırma operasyonlarında kullanıldığı iddiasına sessiz kaldı. Kendisinin bu tür organize suç çeteleriyle bir bağlantısının olmadığını savunan İsviçreli müdür Labhart, "Ben üstlerimden gelen talimatları yerine getiriyorum. Bazen benim gücümün yetmediği olaylar da meydana gelebiliyor" diye konuştu.


Barak: Sessiz kurbanlar var

Daphne Barak, İsviçre'de gerçekleştirdiği Roman Polansky röportajının ardından İsviçre Mafyasının kendisine ve aynı zamanda yapımcısı da olan erkek arkadaşı Erbil Günaştı'ya yapılan saldırıları ve mafya tuzağı konusunda konuşan Barak, İsviçre mafyasının tuzağına düşen "Sessiz Kurbanlar var Yıllardır insanların huzur içerisinde yaşadıkları bir ülke olan İsviçre'de son bir kaç yıl içersinde her şey tamamen değişti. Ülke Shengen ülkelerinden biri haline geldi. Uluslararası skandallarla ve özellikle ABD'nin köşeye sıkıştırdığı İsviçre itibarını tamamen yitirdi. İsviçreliler gelirlerinde de azalma yaşamaya başladılar, yıllardır görünmeden kara para trafiğini yöneten mafya bir anda su yüzüne çıktı. İşte bizim yaşadığımız olay bu. Gelirleri azalan İsviçrelilerin zengin yabancılardan para sızdırmak için artık her yolu denemeye başlaması" dedi.


Mafya geri adım attı

Barak, gelirleri azalan İsviçrelilerin zengin yabancılardan para sızdırmak için artık her yolu denemeye başladığını kaydederek şöyle devam etti: "Mafya'nın o kadar gözü dönmüş ki bizi de tuzaklarına düşürmeye çalıştılar ama biz düşmedik ve mafyanın tüm sessiz kurbanların adına peşlerine düştük. Gizlice resimlerimizi çektiler biz de onları fotoğrafladık, görüntüledik, dişe diş bir mücadele verdik ve onları geri çekilme durumunda bıraktık. Ben ve ekibim sonuna kadar bu çeteyle mücadele edeceğiz ve tuzağa düşen sessiz kurbanlar adına hiç bir şeyin peşini bırakmayacağız. Ben artık o sessiz kurbanların da sessiz kalmayacağına inanıyorum, İsviçre'ye cenneti yaşamak isteyip hayatı cehenneme dönen kişilere de yanımızda olmaları çağrısında bulunuyorum. Artık İsviçre bir cennet değil sakın gitmeyin, paranızı da yatırmayın bu sonu kâbusla bitecek rüyalarınızdan uyanın. Tehlike'nin boyutları bilinenden çok daha fazla. Ben her zaman tüm dünyada gerçekleştirdiğim haber röportajlarımda tüm dünya halklarına yardım ettim, bundan sonra da edeceğim."


Kredi kartı verip paranızı çalıyorlar

İsviçre'nin bugün hala yabancıları kendisine çekebildiğini ancak yabancılar artık sadece kışları kayak yapmaya Gstaad ve St. Moritz'e geldiğine işaret eden Günaştı, şöyle devam etti:
"Yazın da panoramik manzaraları ve temiz hava için ülkeyi geliyorlar. Hepsi bu. Artık İsviçre'de yaşamak için diğer imkânlar yok. Ancak bu durumu İsviçrelilerin hazmetmesi kolay olmuyor. Onlar hala eski bildiklerinden şaşmamaya inat ediyorlar. İsviçre, vergi cennetiyken zenginleri ülkelerine bankalarına para yatırmaları ve mal mülk almaları için davet ederlerdi. Banka müdürü yatırımcı yabancıya bir İsviçre avukatı tutmasını önerirdi. Bu avukatın görevi işin ne kadar karışık olduğunu yabancıya anlatmaktı. Bu avukat bir de bu yabancıya bir ikinci avukat daha tutmasını önerirdi. Böylece yabancı bir bankacı ve iki avukatın eline düşmüş oluyordu. Yabancı her üç İsviçrelinin kendisine yardım ettiğini düşünüyordu. Mal satın alınacağı zaman buna bir de emlakçı İsviçreli ekleniyordu. Emlakçı yabancıya 'Süt ve Bal ülkesine hoş geldin' diyerek karlı çıkacağı imajını veriyordu. Bu arada bankacı yabancıya kredi kartı da öneriyor ve bu kart için hesabından bir kısım parayı garanti olarak kullanacaklarını söylüyordu. Yabancı nasıl olsa parasının aynı bankada olduğunu düşünerek bu durumdan şüphelenmiyordu. Ancak durum böyle değildi ve yabancı durumun farkına iş isten geçtikten sonra varıyordu. Çünkü yabancı parayı İsviçre bankasına yatırdıktan ve mal mülk satın aldıktan sonra yabancı sürprizlerle karşılaşmaya başlıyordu. Örneğin, aniden karşısına avukatlardan büyük bir fatura geliyordu. Ardından kredi kartına bir başka şirket tarafından büyük bir para tahsil ediliyor."


İsviçre mafyası zenginleri öldürüp parasına el koyuyor

İsviçre'de mafyasıyla ilgili bir iddia da geçtiğimiz ay Libya lideri Muammer Kaddafi'den gelmişti. Kaddafi, "İsviçre, ülkede gizli hesabı bulunan zenginleri öldürüp hesabına el koyuyuor. İsviçre bir mafya devleti" demişti.

Kaddafi, bu iddialarını tanınmış haftalık Alman haber dergisi Spiegel yayınlamıştı. Der Spiegel de 3 Mayıs 2010'da yayınlanan haberde Kaddafi İsviçre ile ilgili, "İsviçre suç örgütü gibi davranıyor, kara para aklama, suikastlar ve terörizme karışıyor, İsviçre'de kara para aklama işi çok büyük oranlarda yapılmaktadır. Kim bir bankayı soyuyorsa, parayı İsviçre'ye götürüyor. Kim, vergi kaçırıyorsa o da İsviçre'ye gidip gizli hesabına yatırıyor. Bu tür gizli hesapları bulunanların birçoğu karanlık bir biçimde öldürüldü ve bunun arkasında İsviçre var" diye konuşmuştu.


Karapara cenneti cehenneme döndü

Stratejik düşünce Enstitüsü araştırmacısı Ömer Ersoy konuyla ilgili olarak, "İsviçre çok uzun yıllardan beri bir çok Afrika, Latin Amerika ve Asya'lı diktatörlerin kanlı kara paralarını açtığı gizli hesaplarda saklar. Bu kanlı hesaplarda milyarlarca doların gizlendiği iddia edilir. Birçok kişi ülkelerine ödeyecekleri vergileri de İsviçre bankalarındaki gizli hesaplarında saklar. İsviçre'nin zenginliği bankalarının gücünden gelir" diye konuştu.

İsviçre ABD'nin yakın takibinde

İsviçre Federal makamları, ABD Gelir İdaresinin ABD'de ikamet eden ve İsviçre bankası UBS'de hesapları olan kişiler hakkında kendilerine yönelttiği bilgi taleplerinin karşılanma durumu hakkında ilerleme raporu yayınladı. İsviçre resmi gazetesinde yayınlanan raporda, ABD'nin, vergi kaçakçılığıyla mücadele kapsamında İsviçre makamlarına ilettiği 500 bilgi talebinin cevaplandırıldığı kaydedilmektedir. Bu aslında 19 Ağustos 2009 tarihinde ABD ve İsviçre arasında imzalanan bilgi paylaşım anlaşmasının bir gereğidir. Anlaşmaya göre, İsveç 90 gün içinde ilk 500 bilgi talebini cevaplandırmak zorundadır. Diğer bilgi taleplerini ise 360 gün içinde cevap vermekle yükümlüdür. Bu bilgi talepleri, USB bankasında hesabı bulunan ve vergi kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen ABD vergi mükelleflerini kapsadı.

İsviçre'de AB ülkelerine ait 587 milyar Avro karapara var

Almanya'dan vergi kaçırmak amacıyla İsviçre bankalarına para yatıran 2 bin kişinin isimlerinin bulunduğu CD ile başlayan kara para tartışmaları gündemde yerini korurken, Cenevre Helvea firmasının yaptırdığı araştırmaya göre İsviçre bankaları kara para merkezi gibi. Sadece Avrupa Birliği ülkelerinden toplam 587 milyar Euro kara paranın İsviçre bankalarında bulunduğu ortaya çıktı. Avusturya'nın Der Standard Gazetesi'nin sonuçlarını yayınladığı araştırmaya göre Almanya, İtalya ve Fransa'nın başını çektiği AB yurttaşlarının İsviçre bankalarında 587 milyar Avro parası bulunuyor.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler