"AB, dünyanın en kapsamlı barış projesi"

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AB'nin dünyanın en kapsamlı barış projesi olduğunu söyledi.
Yayınlanma tarihi: 8 Ekim 2010 Cuma, 06:08

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, bu akşam, Türk-Alman Merkezi (TDZ) ve dernek bünyesinde kurulan Berlin Türk-Alman Çevre Koruma Merkezi tarafından, Türkiye'nin AB üyeliğini savunan Almanya Federal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi Ruprecht Polenz'in yazdığı "İkimiz için de iyi - Türkiye AB'ye dahildir" adlı kitabın tanıtımı amacıyla düzenlenen bir toplantıya katıldı.

Bağış, Urania salonlarında düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Polenz'in, üyesi olduğu Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) içinde farklı bir görüşü söyleme cesaretini göstermiş bir kişi olduğunu ve bunu kaleme dökme cesaretini de gösterdiğini belirterek, "Polenz'e doğruları söyleyebilme, doğruları yazabilme cesaretini gösterdiği için huzurlarınızda teşekkür ediyorum" dedi.

"AB dünyanın en kapsamlı barış projesidir" diyen Bağış, Avrupa'da birçok ülkenin birbirine karşı savaşmış olmasına rağmen bu proje çerçevesinde biraraya geldiğini, bunun Türkiye ile de yapılmaması için hiçbir neden bulunmadığını söyledi.
Türkiye dışında dünyada çok sayıda sorun yaşayan ülkeleri biraraya getiren, Medeniyetler İttifakı Projesinin eş başkanlığını yürüten ve barış merkezi haline gelen başka bir ülke olmadığını kaydeden Bağış, dünya barışına bu kadar katkı sağlayan bir ülkenin AB barış projesi içinde yer almamasının düşünülemeyeceğini ifade etti.

AB sürecinin Adnan Menderes zamanında başladığına ve 45 yıl sonra üyelik müzakerelerine başlanabildiğine işaret eden Bağış, Türkiye'nin kültürünün farklı olduğu yönünde tartışmaların bulunduğunu, ancak Türkiye'nin her zaman, geçmişte de şimdi de Müslüman bir ülke olduğunu söyledi.

Türkiye'nin büyüklüğünün de bir sorun olarak gösterildiğini, ancak İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Polonya'nın büyük ülkeler olduğunu ve bu ülkeler ile bir sorun yaşanmadığını ifade eden Bağış, "Evet, Türkiye büyük. Ama bu AB için bir avantaj" diye konuştu.

Türk halkının referandumla daha demokratik, daha şeffaf, insan haklarına saygı duyulan bir Türkiye'den yana oy kullandığını kaydeden Bağış, bu referandumla vatandaşlara çok sayıda anayasal haklar getirildiğini bildirerek, şöyle devam etti:

"İnsanları yasaklarla fakirlikle tamamen karar mekanizmalarından uzaklaştırmış ülkelerin çoğunun fakir olması, huzursuz olması bir tesadüf değildir. Bu dünyadaki gerçek demokrasilerin, vatandaşlarına özgürlük yaşatmış, bireysel hakların önünü açmış ülkelerin zengin olması da bir tesadüf değildir. Biz insanımıza yatırım yaptıkça, özgürlükleri artırdıkça Türkiye de güçlenecektir. Bu nedenle Polenz gibi doğruları söyleyen, bunları kaleme alan insanların sayısını artırmamız gerekiyor."

"Çabalar sürmeli"

Türkiye'nin ve AB'nin de çabalarını sürdürmesi gerektiğini vurgulayan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye çabalarını sürdürürken, "bir büyük ülkenin" Roman kökenli insanları sınırdışı etme cesaretini gösterebildiğini, bu tür ülkelere ve Almanya'da yaşayan Müslüman göçmenleri eleştiren Almanya Merkez Bankası eski yönetim kurulu üyesi Thilo Sarrazin'e de birilerinin doğruları göstermesi gerektiğini, bunun için de Polenz'in kitabının okunması gerektiğini söyledi.
Türkiye'de büyük değişikliklerin yaşandığını ve ülkenin çok daha demokratik, çok daha özgür ve çok daha çağdaş bir ülke haline geldiğini belirten Bağış, Türkiye'de hoşgörüye dayalı İslam anlayışından Avrupalıların da öğrenebileceği çok şey olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Bağış, Türkiye'deki ekonomik büyümeye de dikkati çekerek, Türkiye'nin dünyada 16'ncı, Avrupa'da da 6. büyük ekonomik güç haline geldiğini, ekonomik büyüme AB ortalamasında yüzde 1 buçuk iken, bu büyümenin Türkiye'de yüzde 11 ile gerçekleştiğini ve OECD'nin tahminlerine göre bu büyümenin 2020 yılına kadar da süreceğini kaydetti.
Vatandaşlar arasında ayrım yapmadıklarını, Türkiye'nin her bir köşesine aynı hizmeti götürdüklerini bildiren Bağış, Avrupa ülkelerinin ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarının yüzde 70'inin Türkiye'nin çevresinde mevcut olduğunu, bu kaynaklardan faydalanabilmesi için de Avrupa ülkelerinin Türkiye ile işbirliği yapmak zorunda olduğunu belirtti.

AB'nin Türkiye ile güçlü ordusundan dolayı güvenlik alanında da işbirliği yapabileceğini ve Avrupa'nın kökeninin Anadolu'da yattığını ifade eden Bağış, "Türkiye dün olduğu gibi bugün de Doğu'nun en Batılı ülkesi, Batı'nın da en Doğulu ülkesi olmaya devam edecektir. Türkiye'yi farklı kılan en büyük özelliklerden biri de budur" dedi.

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff'un İslamiyet'in Almanya'nın bir parçası olduğu gerçeğini iyi bir şekilde ifade ettiğini belirten Bağış, "İslam terörü" kavramını eleştirerek, İslamiyet'in çok hoşgörülü bir din olduğunu, terör eylemlerini gerçekleştiren çoğu kişinin de Batı'lı ülkelerde yaşayan gençler olduğunu, bu insanların yanlış mesajlarla beyinlerinin yıkanmış olduğunu kaydetti.

Türkiye'yi AB ve demokratikleşme sürecinden uzak tutmaya çalışan bazı Avrupalı politikacıların asıl zararı kendilerine ve kendi ülkelerine verdiğini savunan Bağış, bu tür tutumlara karşı birlikte mücadele edilmesi gerektiğini söyledi.

Avrupa ülkelerinden terörizme karşı mücadelede destek ve vize konusunda eşitlik istediklerini kaydeden Bağış, Kıbrıs sorunu konusunda da adil bir çözüm istediklerini belirtti.

Bakan Bağış, ayrıca önyargıların kırılması ve Alman halkına yönelik hoşgörünün sergilenebilmesi için ülkede yaşayan Türklere, yarın akşam oynanacak Almanya-Türkiye maçına sadece Türkiye değil, aynı zamanda Almanya ve AB bayraklarıyla gitmeleri çağrısını da yineledi.

"Fasıl açmaktan çok zihin açmaya karar verdik"

Bakan Egemen Bağış, vatandaşların sorularını da yanıtlarken, Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde diğer fasılların ne zaman açılacağı ve Türkiye'nin ne zaman AB üyesi olabileceği şeklindeki bir soruya karşılık, müzakereler sırasında kendilerine karşı oynanan taktik oyunların kendilerini farklı bir yol izlemeye sevk ettiğini ve AB ülkeleri istese de istemese de Türk vatandaşlarının yaşam standartlarını yükseltmek için 2013 yılına kadar uyum yasalarını tamamlayacaklarını belirterek, "Fasıl açmaktan çok zihin açmaya karar verdik" dedi.

AB yolunda ilerlemeye devam edeceklerini, bunu Avrupa'daki siyasiler için değil Türk vatandaşları için yaptıklarını ifade eden Bağış, ancak bugüne kadar AB'ye giren hiçbir ülkenin önüne, 33 fasıldan 17'sine siyasi ambargo koyularak engel çıkartılmadığına dikkati çekti.

Türkiye'nin AB'ye olan ilgisinin azalma olasılığının her zaman bulunduğunu kaydeden Bağış, ancak kamuoyu yoklamalarına göre Türk halkının yüzde 60'ının Türkiye'nin AB üyeliğini istediğini söyledi.

Diyanet İşleri Başkanlığının Türkiye'nin AB üyeliğini engelleyip engellemediği şeklindeki bir soruyu yanıtlarken de Bağış, bunun AB üyeliği için bir engel oluşturmadığını, hatta Türkiye'deki gelişmeler çerçevesinde Diyanet İşleri Başkanlığının Cumhuriyet tarihinde ilk kez Alevilik hakkında bilgi verdiği kitaplar yayınladığını belirterek, Türkiye'de her şeyin mükemmel olmadığını, ancak her geçen gün daha iyi ve doğruya doğru gittiğini, eskiden tartışılmasından korkulan konuların hepsinin artık Türkiye'de tartışıldığını kaydetti.
Almanya Federal Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi Ruprecht Polenz de Türkiye'nin AB üyeliğinin hem Türkiye, hem de Almanya için iyi olacağına inandığı için böyle bir kitap yazdığını, Kopenhag kriterlerini tümüyle yerine getirmiş bir Türkiye'nin AB'ye girmesini ekonomik ve siyasi nedenlerden, ayrıca enerji kaynaklarına yakınlığından dolayı istediğini bildirdi.

Türkiye'nin komşularıyla sorunsuz geçinmek istediğini ve AB ülkelerinin de bu politikadan bölgede faydalanabileceğini ifade eden Polenz, Türkiye'nin AB üyeliğinin, Müslüman bir toplumun da Batılı değerleri üstlenebileceğini göstermesi açısından da önemli olacağını ve İslam ülkeleri için bir örnek teşkil edebileceğini söyledi.

Türkiye'nin üyeliğinin AB'yi zorlayacağına inanmadığını, bunun için yeterince AB kuruluşunun mevcut olduğunu belirten Polenz, kültürel farkların olduğunun söylendiğini, ancak farkların sadece din ile olmadığını, yaşlı ve genç insanlarla zengin ve fakir insanlar arasında da farkların bulunduğunu vurguladı.

Polenz, Almanya'daki İslam imajının çok kötü olduğunu ve bunun bir an önce düzeltilmesi için İslamiyetin doğru yanlarının medya haberlerine yansıması gerektiğini sözlerine ekledi.

Eğitimin önemine vurgu

Devlet Bakanı Bağış, daha sonra da Türkevi'nde Avrupa Türk Demokratları Birliği tarafından düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada, yurt dışında yaşayan Musevi ve Ermeni azınlıkların başarısının ardında dayanışmanın yattığını belirterek, görüşleri, dinleri ve mezhepleri ne olursa olsun tüm Türkleri biraraya gelerek güçlü olmaya çağırdı.
Farklı görüş ve inançların olmasına rağmen hiç kimsenin birbirini değiştiremeyeceğine dikkati çeken Bağış, farklılıkların insanları ayrıştıran değil, aksine zenginleştiren özellikler olduğunun farkına varılması gerektiğini kaydetti.

Dayanışma içine girilerek örgütlenilmesi çağrısında bulunan Bağış, "Belki biraz ağır olacak, ama biz de amip olma özelliği var. Bölünerek çoğalıyoruz. Artık bu gelenekten vazgeçmemiz lazım. Birbirimizi kucaklamamız, işbirliği yapmamız lazım. Biz birbirimize saygı göstermezsek, içinde yaşadığımız toplumların, farklı kültürlerin bize saygı göstermesini bekleyemeyiz" diye konuştu.

Eğitimin önemine de vurgu yapan Bağış, Türklerin Almanya'daki en büyük halk grubu olduğunu, ancak iyi bir eğitim seviyesine ulaşamaması durumunda daha küçük grupların kendilerini yönetmeye başlayacağını belirtti.
Ailelere çocuklarına çok iyi eğitim vermeleri ve onları en iyi okullarda okutmaları çağrısında da bulunan Bağış, "Çocuklarınıza milyarlarca avro miras da bıraksanız, kötü yönetirlerse hepsini bir gecede heba edebilirler, ama iyi bir eğitim verirseniz istese de onu heba edemez. En iyi yatırım budur" dedi.

Almanya'da bazı kısıtlamaların olduğunu, ancak bunların aşılabileceğini ifade eden Bağış, Almanya'daki bazı başarılı Türklerden örnekler verdi ve bu örneklerin artması gerektiğini kaydetti. Örgütlenmenin de önemine işaret eden Bağış, tüm Türkleri en azından bir derneğe üye olmaya ve kendilerine yönelik eleştirilere bu örgütlenme sayesinde seslerini yükseltmeye çağırdı.

Bir Türk'ün yapacağı iyiliğin tüm halka mal edileceğini, yapılacak bir hatanın da tüm halka mal edileceğini bildiren Bağış, bu nedenle herkesin bir diğerine karşı sorumluluk taşıdığını, bu nedenle hiç kimsenin fazla hata yapma lüksü olmadığını ifade etti.
Egemen Bağış, Alman toplumunun da bir değişim içinde olduğuna dikkati çekerek, Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ve Polenz gibi üst düzey politikacıların Türkiye'nin AB üyeliğine destek verdiğini, Türkiye'nin de eski Türkiye olmadığını, birçok değişikliğin yaşandığını kaydetti.

Türk hükümetinin ülkedeki reformları Türk vatandaşları için yaptığını ve bu reformları sürdüreceğini, bugün Türkiye'de her şeyin konuşulabildiğini belirten Bağış, "Artık sorunları halının altına sürme geleneğinden vazgeçtik" diye konuştu.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.