KESK Başkanı istifa etti

KESK Başkanı Sami Evren, genel sekreteriyle ilgili taciz iddiaları üzerine görevinden ayrıldı.
Yayınlanma tarihi: 29 Kasım 2010 Pazartesi, 14:52

KESK'te bir süredir devam eden ''taciz'' iddiaları ve ardından yaşanan gelişmeler Sami Evren'in istifasıyla sonuçlandı.

Sami Evren, istifasının gerekçesini şu şekilde açıkladı: ''Bir süredir kamuoyunda 'KESK'te taciz' başlığı altında dile getirilen iddialar KESK'in uğrunda mücadele ettiği değerlerle asla bağdaşmayacak bir durum yaratmaktadır. KESK'in yarattığı ve sahiplendiği değerler bütün içinde bu tip iddialar karşısında kadının beyanını esas alan çözümler üretilmesi hem kadın mücadelelerinin birikiminin hem de KESK'in kongre kararlarının gereğidir.

Bu iddialar KESK MYK'sına ulaştığı günden bu yana sorunun, kadın mücadelesinin birikimleri ve KESK'in kararları doğrultusunda çözülmesi için çaba sarf ettik. Taciz iddiasının muhatabı olan KESK genel sekreterinin istifasını da içeren önerimiz KESK MYK'sında karşılık bulmadı ve MYK'nın geri kalan kısmı tarafından reddedildi. MYK içinde karşılaştığımız bu direnç nedeniyle KESK'e ve mücadele değerlerimize yakışan bir çözüm üretemedik. Bu çözümsüzlük KESK'in yani Türkiye'de toplumsal muhalefetin en önemli bileşenlerinden birinin TÜrkiye'nin geçtiği bu kritik aşamada hareketsiz kalmasına neden oldu.''

Sami Evren, bu gerekçelerle KESK'teki görevinden istifa ettiğini belirterek, ''Bu tutumumuz, bedellerle yarattığımız KESK değerlerinin yaşam bulması için, örgütsel ve ahlaki sorumluluğumuzun zorunlu sonucudur'' ifadesini kullandı. Evren'le birlikte KESK Hukuk, TİS ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri Adnan Gölpunar da aynı gerekçelerle istifa etti.

KESK Kadın Sekreterliği'nden açıklama

KESK Kadın Sekreterliği'nden yapılan açıklamada ise KESK Genel Başkanı Sami Evren'in istifasına ilişkin, ''Genel Başkan Sami Evren ve arkadaşları baştan itibaren 'taciz' iddialarını kanıtlamadıkları gibi iktidarlarını güçlendirme adına karalama ve yıpratma kampanyasının bir parçası olmuşlardır. Yönetim kurulumuz tarafından bu anlayış kabul edilmeyip eleştirildiklerinde ise istifa etmişlerdir'' denildi.

Açıklamada, konfederasyonun yönetici ve üyelerine yönelik saldırıların son yıllarda giderek arttığı, bu saldırıların temel nedeninin ise KESK'in muhalif çizgisi ve ilkeler etrafında birleşen çoğulcul yapısı olduğu kaydedildi.

KESK'in sadece emeğe ve demokrasiye yönelik saldırıları engelleme, kazanılmış hakları koruma ve genişletme mücadelesi vermeyen, aynı zamanda devrimci, sosyalist, hümanist ahlaki ve politik değerleri geliştiren, koruyan bir örgüt olduğu ifade edilen açıklamada, şöyle denildi:

''KESK'e yönelik saldırı ve yıpratma kampanyalarına en son 'taciz' iddiası eklenmiştir. Son günlerde mail grupları, korsan siteler ve ulusal basın aracılığıyla da teşhir yoluna gidilmiştir. Anayasa referandumu, TİS tartışmaları, örgütlenme çalışmaları, genel seçim süreci ve yaklaşan KESK Genel Kurulu sürecinde bunların çok ötesinde ve gerçek gündemiyle buluşmasını engellemeye dönük olduğunu düşündüğümüz iddianın zamanlaması da manidar bulunmuştur. İddia dile getirildiği andan itibaren sorunun kaynağı anlaşılmaya çalışılmış, üzerinde ciddiyetle durulmuştur. Bu gün de aynı anlayış ve sorumluluk içinde hareket etmekteyiz.

Ancak bazı anlayış ve grupların KESK'i var eden değer ve ölçülerin de arkasına sığınarak, bunları kullanarak kurumu, anlayışı mahkum etme, karalama ve zan altında bırakmada ısrar etmesi kabul edilemez. Bu iddia, kurumumuzu hedef almıştır.''

İddiaların KESK'i karalamaya ve yıpratmaya yönelik olduğu da bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Kaldı ki iddia ile ilgili ve iddiayı atanlarla ilgili de kurullarımız göreve çağrılmıştır. 'Neden böyle bir iddia ortaya atıldı?' sorusuna cevap aranmak isteniyorsa KESK'in iddia ile birlikte iş yapamaz hale getirilmek istenmesi çabasına ve zamanlamasına bakılması önemli bir ipucu olacaktır. Diğer önemli bir nokta ise, böylesine ciddi bir iddia karşısında ne kişiyi ya da anlayışı koruma, kollama refleksi ile hareket edilmiş ne de 'beyan esastır' dan yola çıkılarak yargısız infaza gidilmiştir. Mağduriyet yaşanmaması için oldukça dikkatli davranılırken hala 'iddiaya sessiz kalındı' denilmesi sübjektif bir değerlendirmedir.

Bu iddiayı ortaya atan, sürece yayanlardan biri de Genel Başkan Sami Evren ve arkadaşları olmuştur. Ancak baştan itibaren iddiayı kanıtlamadıkları gibi iktidarlarını güçlendirme adına karalama ve yıpratma kampanyasının bir parçası olmuşlardır. Yönetim kurulumuz tarafından bu anlayış kabul edilmeyip eleştirildiklerinde ise istifa etmişlerdir. Kamu emekçileri mücadelesi kimsenin tekelinde değildir.''

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.