"Belgelerin takipçisi olacağız"

CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum, Wikileaks belgelerinde yer alan iddiaların, hükümetler devirecek, rejimleri sarsacak iddialar olduğuna dikkat çekerek, "Türkiye'deki bütün üst düzey yöneticilerin İsviçre'de gizli hesapları varsa, Başbakan'ın da varsa yandık demektir" dedi.
Yayınlanma tarihi: 29 Kasım 2010 Pazartesi, 15:21

CHP Merkez Yönetim Kurulu, (MYK) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Toplantının ardından CHP Genel Sekreteri ve Parti Sözcüsü Batum, gazetecilere toplantı hakkında bilgi verdi. Wikileaks sitesinin sızdırdığı gizli belgelerin çok önemli olduğunu belirten Batum, belgelerde en çok yer alan büyükelçiliklerin arasında Ankara'nın bulunduğuna dikkat çekerek, "Bu belgeler Sayın Başbakan'ın da söylemeye çalıştığı gibi gereksiz veyahut da ciddiyeti tartışmaları belgeler değil, doğrudan doğruya çoğunluğu Dışişleri Bakannlığı'nın kriptolarına ya da büyükelçilerin yazılarına dayanıyor. Dolayısıyla biz CHP olarak bu belgelerin Watergate kadar önemli hatta ünlü ABD'nin Vietnam Savaşı'ndaki esas konumunu ortaya çıkaran Pentagon Papers'tan önemli olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.

"İddiaların takipçisi olacağız"

CHP olarak bu iddiaların takipçisi olacaklarını vurgulayan Batum, "Her ne kadar bunların üzeri örtülmek istense de bizler CHP olarak bunların açıklığa kavuşturulması için çok çaba sarf edeceğiz. Çünkü bunların Türkiye demokrasisi açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz" dedi. Wikileaks'ın yayınladığı 30 Aralık 2004 tarihli belgenin 21. maddesinde Türkiye'de Başbakan'a ilişkin birtakım iddiaların bizzat Büyükelçi Edelman tarafından ileri sürüldüğünü aktaran Batum, "Bunlar çok önemli iddialar. Bir takım parasal iddiaları da içeren, sözümona varolduğu söylenen gizli hesapları içeren çok önemli belgeler" dedi.

15 Eylül 2008 tarihli diğer bir belgede ise Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Londra'da bir grup yatırımcıya "Doğan Grubu hisselerini satın, onların artık suyu ısındı, onlar artık gidici" dediğinin iddia edildiğini, aynı tarihlerde Doğan Grubu'nun yüzde 8 değer kaybettiğini anımsatan Batum, şöyle devam etti:

"Bu, inanılması gerçekten çok zor bir iddia. Bir ülkenin Maliye Bakanı'nın gidip orada kızdığı bir grubun 'Hisselerini satın, almayın, onlar gidici, onların suyu ısındı' demesi Türkiye'de demokrasinin ve basın üzerindeki baskının nerelere ulaştığı açısından da sizlere de bir ipucu veriyordur."

"Ben ticaret bakanı değilim" demek yalanlama olmaz"

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in belgelerdeki iddiaları "Benden Ticaret Bakanı diye söz ediliyor, ben o dönemde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanıydım" açıklamasıyla yalanlamasını da değerlendiren Batum, "Yalanlamanın ölçüsü şu olmamalı: 'Efendim ben Ekonomiden Sorumlu Bakandım, Ticaret Bakanı dediğine göre bu yalandır' dememesi lazım. Bizde maalesef Hükümetimiz böyle değerlendirmeler yapıyor" dedi. Batum, "Eğer böyle bir şey yapmışsa, inşallah yapmamıştır, bu gerçekten istifa sebebidir, sadece yalanlama sebebi değildir. Çok çok önemli bir krizin ortaya çıktığını gösterir" diye konuştu.


"İsviçre'de hesabı var iddiasının üzerine gidilmeli"

Batum, belgelerde bazı bakanların aileleriyle birlikte kirli yolsuzluklara karıştığı iddialarının da yer aldığına işaret ederek, "Bunlar kabul edilmesi mümkün olmayan, üzeri örtülemeyecek, Başbakan'ın 'Durun bakalım, eteklerindeki taşı döksünler, sonra bakarız' diyerek zamana yayamayacağı ciddi iddialar. Türkiye, bugüne kadar bazı iddiaların, çok eskiden beri Lockheed skandalı dahil, bu iddiaların sorumlularını bulamamış ve bunların üzerini örtmüş bir ülke. Bugün de bu kadar üst düzeyden büyükelçiler düzeyinden Türkiye'deki bakanların adları verilerek, karıştıkları iddia olunan işler verilerek bu kadar yüksek düzeyde dile getirilen belgelerin ve bilgilerin takipçisi olacağız" diye konuştu.

Belgelerde yer alan "Eğer ordu kartını oynarsak oyumuz artacaktır" şeklindeki değerlendirmelerin de yer aldığını kaydeden Batum, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'de bir çok şey tartışılırken, Dolmabahçe görüşmesinin bile içeriği gizliyken ABD'nin en üst düzeyde kriptolarından ortaya çıkan bu bilgilerin mutlaka takipçisi olacağız. Bunun için bir ekip oluşturduk ve Wikileaks belgelerinde bu yönlerin üzerinde biz duracağız. Özellikle bu 11 bin gizli ibaresi taşıyan belgenin özellikle söylüyorum, Türkiye yolsuzluklar liginde son sıralarda yer alıyor derken eğer en üst düzeydeki belgeler en üst düzeydeki siyasetçilerin İsviçre'de 8 tane gizli hesabının olduğunu söylüyor ise bunlara mutlaka bu yönüyle dikkat edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz ve bunun da mutlaka takipçisi olacağız."

"Hükümetleri devirecek iddialar"

Batum, Wikileaks belgelerindeki Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Doğan Grubu hakkında söylediği sözler ile "çok üst düzey yöneticilerin" İsviçre'deki hesapları ve bakanlar hakkındaki yolsuzluklar üzerinde çok durulmadığını dile getirerek "Bunlar, Hükümetler devirip Bakan devirecek, ülkelerde rejimleri sarsacak çok ciddi iddialar" dedi.
Batum, bir gazetecinin "Bakan Şimşek'in İngiliz vatandaşı olduğunu biliyor musunuz?" sorusu üzerine "Biliyoruz ama İngiliz vatandaşı değil, isterse 35 ülkenin vatandaşı olsun, bir ülkenin bakanı, kendi ülkesinin kurumlarından bir tanesi için gidip dışarıda yatırımcılara 'Bunu almayın, bunu batıralım, zaten bunun suyu ısındı' dememelidir, diyemez. Dediği takdirde bu, inanılması güç bir kriz yaratmalıdır" yanıtını verdi.

"Başbakan'ın İsviçre'de hesabı varsa yandık demektir"

Batum, "İsviçre bankalarında hesabı bulunduğunu söylediğiniz üst düzey yetkili Sayın Başbakan mı?" sorusu üzerine ise "Ben söylemiş olmayayım, bilmiyorum, Türkiye'de üst düzeyde birinin inşallah yoktur. Türkiye'deki bütün üst düzey yöneticilerin İsviçre'de gizli hesapları varsa, Başbakan'ın da varsa yandık demektir" dedi. Bu iddianın inanılması güç bir iddia olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti'ne olan saygısından dolayı isim belirtmediğini vurgulayan Batum, şöyle konuştu:

"Dikkat edin, iddialar var. Daha önce Sayın Başbakan hakkında çok ciddi iddialarla soruşturma açılmıştı. Eğer İçişleri Bakanları o dönemde yetkilerini kullansaydı bugün Sayın Başbakan Belediye Başkanlığını bile tamamlayamayacaktı. Fakat aynı Sayın Başbakan ne yapıyor, sadece iddialardan dolayı 3 generale 'Yargıya bile başvuramazsın, sen yargıya gidersen gerekirse Anayasa değiştiririm, seni orada tutmam' diyor. Eğer iddialarla bunlar yapılabiliyorsa o üst düzey yöneticilerin bugün Wikileaks belgelerinden sonra derhal istifa edip hatta hiç ortadan kaybolup bir daha Türk halkının karşısına çıkmamaları gerekir eğer iddialarla bunlar yapılabiliyorsa Türkiye'de. Bu hukuksuzluğa ve çelişkiye özellikle dikkatinizi çekmek isterim. Bu çelişkiler dünyanın başka bir ülkesinde olsa ciddi gürültü kopartır. Ama 'Burası Türkiye, burada her şey olabilir' düşüncesini biz CHP olarak vermeyeceğiz."

CHP ile ilgili sübjektif değerlendirme"

Batum, belgelerde CHP için yer alan "Bir avuç elitist gürültücü" ifadelerini de değerlendirdi. Belgelerdeki sübjektif değerlendirmeler hakkında bir yorumda bulunmadığını belirten Batum, CHP hakkında somut iddiaların yer alması durumunda bunlara yanıt vereceklerini belirtti.

"İktidar korkutma operasyonu yapıyor"

Batum, 3 generalin bakanlar tarafından görevden alınmasını da değerlendirirken Anayasa'ya göre Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olmasına karşın 3 general üzerinde basit bir korkutma operasyonunun yapıldığını dile getirerek, "Yapılış zamanına, sürecine açık olarak bakın. Eğer bu ilk YAŞ sürecinde yapılmış olsaydı yine karşı çıkardık ama derdik ki 'Bakanlık bunlarla çalışmak istemiyor.' Ne yapılıyor, subaylar açıkça yargı yoluna başvurdukları için cezalandırılıyorlar. 'Yargı yoluna mı başvurdunuz, biz size gösteririz' diyorlar" diye konuştu. Başbakan'ın "Eğer bu da yargıdan dönerse getireceğimiz yasal düzenlemeyi göreceksiniz" demesi üzerine TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu'nun, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin (AYİM) kaldırılması yönünde çalışma başlattıklarını açıkladığını da kaydeden Batum, "İktidar şimdi yargı kararını ortadan kaldırmak için bir operasyona girişebilir mi? Bu iktidar girişir" dedi. Anayasa'ya göre yargı kararlarına herkesin uymak zorunda olduğunu, kararları kimsenin askıya alamayacağını vurgulayan Batum, "Bizim Başbakanımız ise maalesef Anayasayı bile bilmeyerek diyork ki 'Yargıya başvurdular, eğer yargı bu işlemi iptal ederse önlemi tekrar alacağız' diyor. Buy hukuk devletinde kabul edilebilir bir şey değil. Bunu kabul ettiğimiz takdirde yarın bizler için Yargıtay'a, Danıştay'a gittiğimizde de aynı şeyin olacağını düşünün" diye konuştu.

"AYİM'i yok saymak hukuk devletiyle bağdaşmaz"

Batum, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin hukuk devletine uygun olmadığı yönündeki değerlendirmelerin doğruyu yansıtmadığını ifade ederek, daha önceden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin AYİM'i hukuka uygun bulduğunu anımsattı. Batum, "Bir Hükümet bunu tabii ki değiştirebilir. Ama o yokmuş gibi varsayıp, 'Neden o mahkemeye gittin, ben sana gününü göstermez miyim, gerekirse bunu ortadan kaldırmaz mıyım' demesi de kesinlikle demokratik hukuk devletiyle bağdaşmayan bir husustur, her ne kadar bunu tevil etmek için birileri uğraşsa da" diye konuştu.

"Hapis cezası alan öğrencilerin arkasında duracağız"

Batum, son dönemde düşüncesini açıklayanlara karşı inanılmaz bir hoşgörüsüzlük olduğunu, son olarak Boğaziçi Üniversitesi'nde protesto eylemi gerçekleştiren öğrencilere polisin saldırdığını, bu saldırıyı üniversite öğretim üyelerinin kınadığını kaydederken "Türkiye basınında bu, olmayan, olmadığı defalarca dile getirilen bir seçim ittifakının onda biri kadar yer bulamadı kendisine" dedi.

İTÜ'de Başbakan'ı protesto ettikleri için hapis cezasına çarptırılan öğrencilerin arkasında duracaklarını bildiren Batum, Başbakan'ın rektörlere söylediği "Üniversiteler yasakları yasaklamalı" sözünü de değerlendirerek "Bütün rektörler karşısında oturuyor ve hiçbirinin aklına protesto ettiği için hapis cezasına çarptırılan, dayak yiyen öğrenciler gelmiyor" dedi.

"CHP "Emek Büroları" kuruluyor

Batum, MYK toplantısında CHP Emek Büroları'nın kurulması kararı aldığını, CHP'nin işçileri, emeklileri, sendikalıları, sendikasızları bir araya getirerek sorunlarını tespit edip çözüm üretmek ve gerekenleri yapmak konusunda bir düşünceleri olduğunu, Genel Başkan Yardımcısı İzzet Çetin'in yaptığı çalışma sonucunda bu emek bürolarının kurulması kararını aldıklarını açıkladı.

Batum, Haydarpaşa Garı'ndaki yangının da takipçisi olacaklarını belirtirken yangın öncesinde ve sonrasında tedbir alınmamasının kabul edilemez olduğunu kaydetti.

"Kurultay gündeme gelmedi"

Batum, kurultay konusunun MYK toplantısında gündeme gelmediğini, CHP'nin tüm kurullarının bu konuda yetkiyi Kılıçdaroğlu'na verdiğini ve kararı Kılıçdaroğlu'nun alacağını ifade etti.

"İl yönetimi görevden alamaz"

Batum, CHP İstanbul İl Yönetimi'nde bazı yöneticilerin görevden alınmasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine yeni MYK'nın oluşmasından hemen sonra bir genelge yayımlayarak illerde ve ilçelerde görevden almaları durdurduklarını anımsatarak, "Bütün bu görevden almaları ve göreve getirmeleri bu bağlamda değerlendiriyoruz. Bize gelmedi daha bunlar, fakat geldiğinde kriterimiz bellidir. Kendi istifa etmemek koşuluyla ya da kendisi daha önceden yani MYK'nın görevlendirilmesinden önce görevden alınmaması koşuluyla hiçbir ilçemizde, ilimizde kendi tasarrufumuzla böyle bir değerlendirme yapmayacağız diyoruz, o yüzden ilin yaptığı tasarrufu değerlendiririz, MYK'ya geldiğinde görüşürüz" diye konuştu.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.