Kapat

Son Haberler

A+ A-

Merkez Bankası Başkanı'ndan uyarı

Merkez Bankası, Türkiye ekonomisinin daha çok yurt içi talebe bağlı olarak canlanmasının hanehalkı ile firmaların borçluluğunu yükselttiğine dikkat çekerek, cari işlemler açığının seyrinin, finansal istikrar açısından daha yakından takip edilmesi gereken göstergeler olduğunu vurguladı.
Yayınlanma tarihi: 7 Aralık 2010 Salı, 10:08

Merkez Bankası, bu göstergelerin dikkatle izlenerek makro-finansal riskleri azaltıcı önlemlerin zamanında ve etkili bir şekilde alınmasının önem taşıdığını belirtti. Merkez Bankası tarafından hazırlanan ve yılda iki kez yayımlanan, "Finansal İstikrar Raporu - Aralık" açıklandı. Yılın ikinci Finansal İstikrar Raporu'nda Türkiye'de krizin ilk olarak yurt içi ekonomi ile yurt içi piyasalarda hissedildiği vurgulanarak, krizden çıkış sürecinde birçok alanda kriz dönemine göre bir iyileşmenin söz konusu iken, özellikle ödemeler dengesi alanındaki gelişmelerin dikkat çektiği vurgulandı.

Krizin ilk döneminde maliye politikasındaki gevşeme ile firma ve hanehalkının takipteki alacaklarında gözlenen yükselişe karşın, 2009 yılının son çeyreğinden itibaren vergi gelirlerindeki artışın, firmaların artan karlılık performansı ve işsizlik oranındaki gerileme takipteki alacakların tekrar düşüş eğilimine girmesini sağladığı ifade edildi. Raporda yapılan analizler, Türkiye bankacılık sektörünün hızlı kredi büyümesini destekleyici bir yapıya sahip olduğunu ve şoklara karşı dayanıklılığını koruduğunu gösterdi.

Ancak ödemeler dengesindeki gelişmelere dikkat çekilen Finansal İstikrar Raporu'nda ekonominin daha çok yurt içi talebe bağlı olarak canlanmasının hanehalkı ile firmaların borçluluğunu yükselttiği ve cari işlemler açığını artırdığı vurgulandı. Rapora göre önümüzdeki dönemde, kısa ve uzun vadeli sermaye akımlarının ve cari işlemler açığının seyri, finansal istikrar açısından daha yakından takip edilmesi gereken göstergeler olarak dikkat çekti. Bu göstergelerin dikkatle izlenerek makro-finansal riskleri azaltıcı önlemlerin zamanında ve etkili bir şekilde alınması önem taşıdı.

Türkiye sermaye akımlarının hızlandığı dönemde finansal istikrarı güçlendirdi

Güçlenen sermaye akımlarına karşı gelişmekte olan ülkelerin başvurduğu politika araçları, genel olarak sermaye girişlerini engellemeye çalışma şeklinde olurken, Türkiye'de ise diğer gelişmekte olan ülkelerden farklı olarak, sermaye akımlarının hızlandığı dönemlerde finansal istikrarı güçlendirecek tedbirlerin de hızlandırılması tercih edildi.

Mevcut konjonktürde hem kamu hem de özel kesim için aşırı borçlanma yoluna gitmemek, tüm borçlanmalarda uzun vadeyi tercih etmek, olabildiğince Türk lirası cinsinden borçlanmayı yeğlemek ve riskleri doğru yönetmek bu dönemde ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını önemli ölçüde pekiştirecek adımlar olarak sıralandı.

Daha az borç, daha çok özkaynak kullanılması en önemli tedbirlerden biri

Ekonomik birimlerin daha az borç, daha çok özkaynak kullanmalarının (düşük kaldıraç) teşvik edilmesinin bu yönde alınması gereken en önemli tedbirlerden biri olacağına işaret eden Merkez Bankası; kamu kesiminde güncellenen Orta Vadeli Program'ın (OVP) mali disiplinin süreceğine işaret etmesi, hanehalkında tüketici kredilerine uygulanan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) kesintilerindeki artırım, konut finansmanı kullanımında borç/değer oranı üst sınırının yüzde 75 olarak belirlenmiş olması, bankalar için sermaye yeterlilik oranının yüzde 12 olarak hedeflenmesinin de bu kapsamda alınmış tedbirler olduğunu kaydetti.

Borçlanmada vade uzatımı önemli

Merkez Bankası, ikinci olarak ekonomik birimlerin borçlanmalarında vade uzatımının teşvik edildiğini bildirdi. Kamu borcuna yönelik Hazine'nin vade uzatma çalışmalarının başarılı bir şekilde devam ettiği vurgulanırken, bankacılık kesimine yönelik olarak, yükümlülük vadesinin uzatılması için, Türk lirası tahvil ihracına izin verilmesinin yanı sıra yapılacak yeni düzenlemelerle uzun vadeli mevduata zorunlu karşılıklar kullanılarak avantaj sağlanması ile 2010 yılı Kasım ayında yapılan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında gecelik borçlanma faiz oranının 400 baz puan indirilmesi neticesinde kısa vadeli swap faizlerinin gerektiğinde düşmesine imkan sağlanmasının bu yöndeki tedbirler kapsamında yer aldığı bildirildi.

Diğer bir tedbir olarak borçlanmalarda Türk parasının teşvik edilmesi ve net döviz borçlarının azaltılmasının temel bir politika tercihi olduğuna işaret eden Merkez Bankası, kamu kesimi için Hazine'nin Türk lirası cinsi borçlanmaya ağırlık vermesi ve Merkez Bankası'nın sermaye girişlerinin hızlandığı dönemlerde rezerv birikimini hızlandırmasının bu amaca yönelik olduğunu ifade etti.

Türk lirası borçlanma da teşvik edildi

Dalgalı kur rejimi ve kur riski bilincinin yerleşmesi, enflasyon ve Türk lirası faizlerinde düşüş ve yabancı para zorunlu karşılık oranlarının daha yüksek belirlenmesi gibi gelişmeler ve tedbirlerin hanehalkı ve firmaların Türk lirası borçlanmalarını teşvik ettiğini kaydeden Merkez Bankası, hanehalklarının döviz cinsinden borçlanamamasına ilave olarak, dövize endeksli kredi kullanımına izin verilmemesinin de bu süreci pekiştirdiği bildirildi. Merkez Bankası, bankacılık kesimine yönelik yabancı para net genel pozisyonu (YPNGP) düzenlemesi ve bankaların Türk lirası tahvil ihracına BDDK tarafından yakın zamanda kontrollü bir şekilde izin verilmesinin, bu kapsamda değerlendirilebileceğini vurguladı.

Finansal eğitim konusunda atılacak adımlar sağlıklı bir sistem işleyişi için gerekli

Merkez Bankası, son olarak, tüm ekonomik birimlerin risk yönetimi kültürünün geliştirilmesinin öneminin daha da belirginleştiğine işaret etti. Bu kapsamda finansal eğitim konusunda atılabilecek adımların sistemin sağlıklı işleyişi açısından önem arz ettiğini vurguladı.

Gelişmekte olan ülkelerdeki toparlanmanın ne kadar süreceği belirsiz

Rapora göre gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomik görünümlerinde önemli bir ayrışma yaşanmakla birlikte, küresel ekonomide kademeli bir toparlanma gözlendi. Ancak, esas olarak gelişmiş ekonomilerden kaynaklanan risklerin devam ettiği, özellikle Avrupa'daki bazı ülkelerin bankacılık ve kamu kesimlerinde artarak süren sorunların, piyasaları olumsuz yönde etkilemeyi sürdürdüğü belirtilde.

Buna göre ileriye yönelik küresel büyüme görünümünde aşağı yönlü riskler mevcudiyetini korumaya devam etti. Bununla birlikte, genişletici para politikaları ile likidite bolluğu "ikinci dip" kaygılarını azaltarak finansal piyasaları olumlu yönde etkiledi. Kamu maliyeleri, finansal yapıları ve büyüme potansiyelleri göreli olarak daha iyi durumda olan gelişmekte olan ekonomiler, krizin etkilerini hızla atlatarak nispeten daha hızlı bir toparlanma sürecine girdi.

Ancak, küresel ekonominin bütünleşik yapısı dikkate alındığında, gelişmiş ülkelerdeki sorunlar tam anlamıyla çözülmediği sürece, gelişmekte olan ülkelerde daha ziyade iç talebe dayalı olan mevcut hızlı toparlanma eğiliminin ne kadar sürdürülebileceği konusu belirsizliğini korudu.

Avro bölgesinde kamu borçlarını ödemekte zorlanan ülkeler kaygıların sürmesine neden oldu

Özellikle Avro bölgesinde kamu borçlarını ödemekte zorlanan ülkelere ilişkin risk algılamaları uluslararası piyasalarda kaygıların sürmesine neden oldu. Türkiye'de, iktisadi faaliyetteki toparlanmanın beklenenden hızlı olması, orta vadeli programın mali disiplinin süreceğine işaret etmesi, finansal sistemin istikrarı, kredi derecelendirme kuruluşlarının olumlu değerlendirmeleri, risk primi göstergelerinin kriz öncesi seviyelerinin de altında seyretmesi Türkiye ekonomisi açısından oldukça olumlu bir görünüme işaret etti.

Bu gelişmeler sonucunda uyarılan tüketim ve yatırım talebiyle birlikte hem firmaların hem de hanehalkının kredi kullanımı hız kazandı, hem de ekonomi büyük ölçüde yurt içi talebe bağlı olarak büyüdü. Bu unsurlarla birlikte, küresel risk iştahındaki artışın da etkisiyle sermaye girişi hızlanırken, piyasa faizleri düştü, varlık fiyatları yükseldi ve Türk lirası güçlendi.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler