"Reel sektör şeffaf olsun"

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, kriz ile ilgili olarak hem hükümet, hem bankalar hem de reel sektöre çağrıda bulundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bankalara ağır eleştiride bulunmasına karşılık, bu süreçte Türkiye’deki bankaların “olgun davrandığını” söyledi. Bankaları diyalog ve işbirliğine açık olmaya, kanunların elverdiği ölçüde reel sektöre esneklik sağlamaya çağıran Bilgin, reel sektörden de şeffaf olmalarını istedi.
Yayınlanma tarihi: 20 Kasım 2008 Perşembe, 15:10

Bilgin, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı bütçe sunuşunda, Türkiye’de sigortacılık, leasing, yatırım fonları gibi finans sistemini oluşturan diğer kurumlar çok fazla gelişmediği için Türk finans sisteminde temel oyuncunun bankalar olageldiğini kaydetti.

Bankacılığın finans sisteminin yaklaşık olarak yüzde 80’ini oluşturduğunu vurgulayan Bilgin, şunları söyledi: “Bankacılık ekonomik aktivitelerin merkezindedir. Çünkü bankacılık tüm ekonomiye fon pompalayan, fonları dengeli dağıtmaya gayret gösteren ve geri topladığı kaynakları tekrar dağıtan bir nevi ekonominin kalbi fonksiyonunu görmektedir. Bankacılık bazı sorunlarla karşılaştığında ya da beklentileri değiştiğinde ve aracılık fonksiyonunu tam olarak yerine getiremediğinde tüm diğer ekonomik faaliyetler bundan doğrudan etkilenmektedir. Aracılık fonksiyonundaki aksama ise fon ihtiyacı olanlar ya da fon arzedenleri başka ürünlere yöneltebilmekte, barter benzeri metodların gelişmesine sebep olabilmekte ve organize olamayan-kuralsız para tüccarlarının ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Önemli olan halkımızı kurallı piyasaların dışında bırakmamaktadır.”


"Kredilerin üçte biri bireysel"

Eylül sonu itibariyle kredilerin takibe dönüşüm oranının yüzde 3.11, sektörün ortalama sermaye yeterlilik oranının yasal sınır olan yüzde 8’in üzerinde, yüzde 17.3 olduğunu ifade eden Bilgin, “Dünyanın en büyük bankalarında bugün yüzde 8 ya da 9’lar büyük başarı olarak karşılanmaktadır” dedi. Mevduatın krediye dönüşüm oranının yüzde 89 olduğunu ifade eden Bilgin, özkaynak karlılığının yüzde 15.47 olduğunu söyledi. Eylül itibariyle sektörün toplam kredilerinin 361 milyar YTL olduğunu bildiren Bilgin, bu kredilerin 271 milyar YTL’sinin Türk parası, 90 milyar YTL’sinin ise yabancı para olarak kullandırılan krediler olduğunu kaydetti. Kredilerin 117 milyar YTL’sinin bireysel kredilerden oluştuğunu vurgulayan Bilgin, kalanın kurumsal ve KOBİ kredilerinden oluştuğunu söyledi. Bilgin, “Diğer bir anlatımla, bankacılık sistemi kredilerinin yüzde 33’ü bireysel kredilerdir. Bireysel krediler içinde ise ilk sırayı 39 milyar YTL ile konut kredileri almakta, bunu 34 milyar YTL ile ihtiyaç kredileri ve 33 milyar YTL ile kredi kartları izlemektedir” bilgisini verdi.


"Bu yıl 4.6, 2009'da 10.5 milyar dolar yurtdışı ödemesi var"

Bu açığı bankaların genelde yurtdışı borçlanmalar aracılığı ile kapattıklarına dikkat çeken Bilgin, sendikasyon ve sekürütizasyon kredileri olarak adlandırılan bu tür borçlanmaların en önemli özelliğinin mevduattan çok daha uzun vadeli olmaları olduğunu ifade etti. Bilgin, “Sektörde şu anda stok olarak toplam 26 milyar dolar sendikasyon ve seküritizasyon kredisi bulunmakta olup, 2008’in kalanında 4.6 milyar dolar, 2009’da ise 10.5 milyar dolar geri ödeme sözkonusudur” dedi.


"2008’de 14 milyar YTL kar bekleniyor, krize yığınakla girdik"

Bankacılık sisteminin öz kaynaklarının Eylül itibariyle 83 milyar YTL, serbest öz kaynakların ise 57.1 milyar YTL seviyesinde olduğunu kaydeden Bilgin, sistemin ilk dokuz ayda 11.1 milyar YTL kar elde ettiğini belirterek “Yıl sonu kar toplamının da yaklaşık olarak 14 milyar YTL düzeyinde olmasını beklemekteyiz” dedi. Tüm bu göstergelere bakıldığında bankacılıkta son yıllarda kredilendirmenin hakim olduğunu, mevduatır banka büyümelerine veya ihtiyaçlarına yetmediği ve açığın yurt dışı borçlanmalar vasıtasıyla karşılandığını ve sermayenin güçlü bir vaziyette bulunduğunu anlatan Bilgin, “Sistem global krize yığınakla girmiştir” dedi.


"Likidite ve kredilerin geri dönüş riskini izliyoruz"

Küresel krizin bankalara olası etkisine açıklık getiren Bilgin, şunları söyledi: “Elbette ki yurtdışı ile bağlantılı bir ekonominin aktörleri olarak bankalarımız da dışsal ve uzantısı olan içsel gelişmelerden etkilenmektedir ve etkilenmeye de bir süre devam edecektir. Tüm dünyada bilançolarda şişkinlik yapan kalemlerin atılması veya reel bilançolara dönüşüm süresince göreceğimiz dalgalanmalar ülkemizde de etkisini hissettirmektedir. Çok daha gerçekçi ve şeffaf bilançolara sahip olan bankalarımızın önünde de önemli günler bulunmaktadır. Bankacılık her zaman birçok riskin paketlendiği bir ortamda çalışmıştır ve bundan sonra da çalışmak zorundadır ve bu işin mantığı gereğidir. Kur riski, faiz riski, vade riski, ülke riski, itibar riski, mevzuat riski, fısıltı-dedikodu riski gibi riskler devamlı olarak bahsettiğimiz risklerdir. Ancak içinden geçtiğimiz dönemde üzerinde hassasiyetle durduğumuz ve takip ettiğimiz esas riskler ise likidite ve kredilerin geri dönüşünde aksama riski olarak kendilerini göstermektedir.”


"Bankalar esnesin, reel sektör şeffaf olsun"

Uygulanmakta olan ve dünyadaki tek örnek olan likidite yönetmeliği ile likidite riskini olabildiğince frenlediklerini belirten Bilgin, Eylül itibariyle kredilerin takibe dönüşüm oranının yüzde 3.11 olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti: “Gelişmeler bu oranın artmasının muhtemel olacağını göstermektedir. İşte bu gibi dönemlerde, geçmişten de destek alarak, bankalarımıza ve reel sektöre önemle görevler düşmektedir. Bankalarımızın diyalog ve işbirliğine açık, kanunların elverdiği ölçüde esneyebilmesi önemlidir. Reel sektör firmalarının da gerçek durumlarını yansıtan, şeffaf ve işbirliğine açık olması aynı derecede önemlidir. Her bankanın durumu farklı farklıdır, dolayısıyla her banka gücü ölçüsünde bu iletişime açık olmalıdır.”


Krizde iki ayın bilançosu

Global piyasalarda asıl dalgalanmanın Lehman Brothers’ın 15 Eylül’de iflası ile başladığını kaydeden Bilgin, bu tarihten 12 Kasım’a kadar geçen yaklaşık iki aylık sürede, yabancı para kredilerde parite etkisi giderildiğinde 641 milyon dolar, Türk parası kredilerde ise 2.8 milyar YTL azalış kaydedildiğini bildirdi. Mevduatta ise bu sürede Türk parası mevduatta 9.9 milyar YTL arttığını, yabanüı para mevduatın ise parite etkisi giderildiğinde 11.7 milyar dolar azaldığını bildiren BDDK Başkanı, şunları söyledi: “Tespitlerimiz yabancı para mevduattaki azalışta kurlardaki yukarı yönlü hareketin etkili olduğunu ve YTL’ye dönüşen bu meblağın önemli bir bölümünün DİBS’lere ve YTL mevduata kaydığı yönündedir. Bu tabloya baktığımızda, bankacılığımızda geçmiş yıllarda gördüğümüz her ay yaklaşık ortalama yüzde 2-3 oranlarında görülen kredi artışının durağanlaştığını görülmektedir.”


"Bankalar olgun davrandı"

Başbakan Erdoğan’ın çıkışının tersine, Bilgin bankaların bu dönemdeki çalışmasını olumlu bulduğunu ifade etti. Bilgin, “Dünyadaki bu çalkantılı dönemde yine de şu ana kadar gösterilen performans önemlidir. Bankalarımız pek çok gelişmiş ülkeye göre çok daha olgun davranmışlardır. Unutulmamalıdır ki ülkemizde en çok denetlenen, sorgulanan, izlenen ve en ağır cezai sorumluluklara sahip sektör bankacılık sektörüdür. Piyasalarda yaşanan güven ve beklenti krizi aşıldığında, bankalarımızın ellerindeki fonları piyasaya kullandırmak için her türlü gayreti göstereceklerini biliyoruz.”


Hükümete mesaj

Bilgin konuşmasında bankalar ve reel sektör dışında hükümete de üzeri kapalı mesaj verdi. Bilgin, “Ekonomi ve bankacılık sistemi için kesinlikle kredi kanalları kapatılmamalıdır. Kredi kanallarının açık olması bankacılarımız ve BDDK kadar ekonomideki diğer aktörlerin de gayretine doğrudan belki bu dönemde çok daha kuvvetli bir şekilde bağlıdır. Bize göre bu anlamda finansal istikrar olmadan fiyat istikrarının gerçekleşmesinin gerçekleşmesi olasılığı da düşüktür” dedi. Önümüzdeki günlerde Bankacılık Kanununda değişiklik öngören tasarı ve finansal kiralama-faktoring ve tüketici finansman kanun tasarılarının TBMM’ye sunulacağını bildiren Tevfik Bilgin, Bankacılık Kanunu ile mevcut kanunda aksayan hususların gündeme getirildiğini, diğer kanun tasarısı ile de bankacılık dışı finans sisteminin önünün açıldığını ve yepyeni finansal araçların sisteme kazandırıldığını ifade etti. Bilgin’in, “BDDK olarak elbette ki elimizdeki imkanları veya açılımları sonuna kadar kullanacağız. Bugüne kadar özerk bir kurum olmanın farkındalığı ve ülke menfaatleri için gösterdiğimiz proaktif ve ihtiyatlı tavrımızı bundan sonra da göstermeye gayret göstereceğiz” sözleri dikkat çekti.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.