''Kahin olmaya gerek yok"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''siyasi geleceği konusunda umudunu kestiğini'' söyleyerek, ''Başbakan'ın, ön almak için yaptığı bu itiraflar olmasa bile, foyasının ortaya çıkacağı ve tükenişinin görüleceği bir hesaplaşmanın yaklaştığını söylemek için kahin olmaya gerek yok'' dedi.
Yayınlanma tarihi: 25 Kasım 2008 Salı, 10:05

MHP TBMM grup toplantısı, geçen hafta hayatını kaybeden MHP İstanbul Milletvekili Gündüz Aktan için 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Öğretmenler Günü dolayısıyla öğretmenlerin sorunlarına da değinenMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, millet olarak, eğitim ve öğretimin yapısal yetersizliklerine ek olarak, maddi sıkıntılarla boğuşan öğretmenlerin sorunlarını çözememiş olmanın mahcubiyetini duyduklarını belirtti.

Bahçeli, geleceğin teminatı olan gençleri yetiştirmesi gereken öğretmenlerin, eğitim sorunlarının yanı sıra başka sorunlarla da boğuşmak zorunda kaldığını ifade etti. Bahçeli, öğretmenlerin başlıca sorunlarını, ''İkinci bir işte çalışmaya mecbur bırakan ekonomik geçim kaygıları, çağın gerektirdiği niteliklerden uzak, yetersiz eğitim ortamları, tamamen sınav maratonu için şartlandırılmış öğrenci yapısı, bunun üzerine kurgulanmış hayattan uzak eğitimin çarpıklığı, çocuklarının sorunlarını görmezden gelen velilerin duyarsızlığı, bu karmaşık sistemi idare etmekten çok uzak, siyasi kadrolaşmanın yol açtığı güvensizlik ortamı'' olarak sıraladı.

''Öğretmenlere sahip çıkmak"

''Türkiye ve Türk milleti için kim, hangi iyi hedefleri düşlüyor ve düşünüyorsa; öncelikle yapması gereken öğretmenlerine sahip çıkmak ve sorunlarını aşmak olmalıdır'' diyen Bahçeli, Türkiye'de karamsarlığın dağıtılması için en önemli görevin, öğretmenlere düştüğünü kaydetti.

Bahçeli, ''Bilinmelidir ki fert, toplum, millet ve devlet olarak dünya üzerinde ve insanlık aleminde ulaşacağımız seviye, ancak öğretmenlerimizin bizi götürmek istedikleri ve götürebildikleri yere kadar olacaktır. Daha iyi insan, daha mükemmel vatandaş, daha saygın millet ve daha büyük devlet olabilmek için onlara her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var'' diye konuştu.


''Olağan ve rahat günlerin iktidarı"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşmasında, ekonomik gelişmelere de yer verdi.
AK Parti'nin, ''siyasi miyopluğu'' nedeniyle fark edemediği ve etkisini her geçen gün artıran ekonomik buhranın, milletin şikayetlerinin yoğunlaşmasına neden olduğunu belirten Bahçeli, sürekli irtifa kaybeden ekonominin, yere çakılmasının, artık sadece bir zaman meselesi haline geldiğini öne sürdü.

Hükümetin, bu zamana kadar, ekonomiyi, yüksek faiz, düşük kur sarmalına hapsettiğini, ekonomideki olumsuzlukların nedeni olarak küresel dengesizlikleri göstermeye çalıştığını öne süren Bahçeli, bunun kabul edilemez ve affedilemez olduğunu söyledi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''6 yıla yakındır uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olarak, biriken ve bir aşamadan sonra kendisini göstermeye başlayan sorunların nedeni; bize göre, öncelikle Hükümete hakim olan işbilmezlik ve teslimiyetçi siyasi anlayıştır. Son günlerde, Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarında görülen uyum ve koordinasyon eksikliği, yaklaşım farklılıkları, açıklamalardaki bariz çelişkiler, kriz baskını hissettiğimiz şu günlerde kaygılarımızı daha çok arttıran hususlar olarak karşımızdadır. Olağan ve rahat günlerin iktidarı olduğu konusunda şüphe kalmayan AKP zihniyeti; hükümet etme kabiliyetini göstermesi ve ispat etmesi gereken zamanlarda sürekli bocalamış, suçlu ve sorumlu arama telaşıyla kendisine verilen imkanları devamlı heba etmiştir.''

''Siyasi feraset noksanlığı"

Bahçeli, ''siyasi feraset noksanlığı'' sonucunda ortaya çıkan bu sürece, vatandaşları kıvrandıran borçların da eklenmesiyle, gelecek dönemde, reel kesimin borçluluğunun önemli bir sorun yaratmasının kaçınılmaz olacağını savundu.

Hükümetinin ihmalleriyle ortaya çıkan bu durumun sonucu olarak, finansal dengenin hızla bozulacağı uyarısında bulunan Bahçeli, reel sektördeki küçük ve orta boy işletmelerin kapanışlarının hızlanacağını, yan sanayilerin çökeceğini ve işsizliğin alabildiğine yaygınlaşacağını söyledi.

Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın içinde bulunduğu ruh hali ve çözüm konusundaki yetersizliğin yol açtığı paniğin, söz ve eylemlerine de yansıyarak, ekonomideki sorunların daha da katmerleşmesine neden olduğunu öne sürdü.

''Kahin olmaya gerek yok"

Devlet Bahçeli, Erdoğan'ın, ''çatışma ve gerilimden siyasal çıkar sağlamayı adet haline getirdiğini'' ileri sürerek, şunları kaydetti:
''Sayın Başbakan, ülkemizin içinde bunaldığı ekonomik meselelerin kaynağı olarak finans sektörünü işaret etmiş, buna karşılık reel sektörden yana olduğunu ima ederek, özellikle bankacılık sektörünü ötekileştirmiştir. Bu yaklaşım, Erdoğan'ın hayatın her alanında yerleştirmeye çalıştığı cepheleştirme zihniyetinin ekonomiye yansıtılmış biçimidir. İnanıyoruz ki üreten şirketlerimiz ve onları finanse eden kuruluşlarımız Hükümetin bu tuzağına düşmeyecek, Erdoğan da sorumluluktan kurtulamayacaktır. Bize göre Erdoğan, kusuru başka yerlerde değil, mutlaka hükümet etmedeki zafiyetlerinde, zayıf ve basit politikalarında aramalıdır. Son zamanlarda, partisinin başarısızlığı halinde siyaseti bırakacağına yönelik açıklamalar yapan Sayın Başbakan'ın, bu ani tavır değişikliğinin arka planında, üstesinden gelemeyeceğini düşündüğü ekonomik krizin, toplumda neden olacağı öfke ve tepki korkusunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Siyasi geleceği konusunda umudunu kestiği görülen Başbakan'ın, ön almak için yaptığı bu itiraflar olmasa bile, foyasının ortaya çıkacağı ve tükenişinin görüleceği bir hesaplaşmanın yaklaştığını söylemek için kahin olmaya gerek olmadığı açıktır.''

''Yeni buluşun efsunundan kurtulsun"

Bahçeli, ''ekonomik sorunlara önlem'' diyerek alınan karar ve verilen sözlerin ortak akıldan yoksun olarak ortaya çıkmasının, önüne gelenin ''tedbir'' diye sorumsuzca konuşmasının, ihtiyaçları olan güven duygusunu daha da zedeleyeceğini söyledi. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Her TOBB üyesinin bir işçi istihdam etmesi talebini dile getirerek, 1 milyon 300 bin kişinin istihdam edilmesinin mümkün olduğunu iddia eden Erdoğan'ın bu değerli fikrinin nedenini, hava basıncının anlık değişmesinden kaynaklanan fiziksel ortama bağlıyoruz. Sayın Başbakan ve yakınları, kalabalık kafilelerle, kendi deyimiyle söyleyecek olursak, fellik fellik dünyayı dolaşırken, vatandaşlarımız çığlık çığlığa yoksulluğa, açlığa, sefalete mahkum olmaktadır. Başbakan Erdoğan'a tavsiyemiz; işsizliğin önlenmesiyle ilgili havada bulduğu yeni buluşun efsunundan kurtulup, hükümet olduğunu hatırlayarak ayağını karaya basması, ülkemizi soktuğu sonu meçhul yoldan bir an önce çıkarmasıdır.''


Bahçeli, Türkiye dünyada figüran durumuna düşürüldü

Bahçeli, partisinin TBMM grubunda yaptığı konuşmada, vatandaşları, güvenlik mensupları ve askerleri hedef alan terör saldırılarının, bütün hızıyla devam ettiğini söyledi.
Türkiye'nin, iktidar eliyle, bugün başta küresel güçlerin bölgedeki emelleri olmak üzere, şekillenen yeni dünyada tam bir figüran durumuna düşürüldüğünü iddia eden Bahçeli, ''Özellikle milli hassasiyetler, milli güvenlik ve milli kimlik etrafında Hükümetin başlattığı tartışmalar ve verilen hasar ile bu süreçte bütün ölçü ve ayarlar kaçmış, toplumsal doku ve kurumsal ilişkiler ağır yara almıştır'' dedi.
Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bugün iktidarın gaflet ve iş birliğiyle önümüze konan yeni denklemin özeti ve ana hatlarını şu başlıklar altında incelemek ve saymak mümkündür: Birincisi, İmralı canisinin sağlık durumuyla ilgili tartışmalar başlatılarak oluşturulacak karanlık atmosferden, bebek katilinin affına kadar gidecek sürecin önünü açmaktır. İmralı canisinin sağlık durumu, tecrit koşulları ve kötü muamele gördüğü iddiaları etrafında sürdürülen tahrik, baskı ve propaganda kampanyası son dönemde yeniden hız kazanmıştır. PKK'nın, Meclisteki sözcülüğünü üstlenen bir siyasi kuruluşun yürüttüğü son kampanyada, İmralı canisinin tecrit koşullarına son verilmesi istenmiş ve bu kapsamda siyasi çözüm sürecinde ev hapsi altına alınması gibi hukukla, adaletle, insafla ve vicdanla bağdaşmayan hayasız istekler açıkça seslendirilmiştir.''

''İmralı canisinin serbest kalacağı..."

Türkiye'ye büyük acılar yaşatan terörist başının hükümlülük şartlarının bugüne kadar uluslararası ilgi odağı olduğuna dikkati çeken Bahçeli, ayrıca, bölücü çevrelerce siyasi gündemde sürekli canlı tutulduğuna işaret etti. Bahçeli, AB ve Avrupa Konseyi kuruluşlarının bu konuya özel bir ihtimam gösterdiğini belirterek, ''İmralı canisinin insan haklarını ve mahkumiyet koşullarını sürekli izleyen mekanizmalar oluşturulmuştur. Bu konuda yürütülen kampanyanın amacının, infazın gevşetilmesine yönelik tepkilerin önlenmesine, kamuoyu hassasiyetinin zaman içinde sulandırarak, İmralı canisinin serbest kalacağı bir sürecin garantiye alınmasına yönelik olduğu görülmektedir.
Bu gelişme ile İmralı canisinin sözde sağlığını bahane ederek, dağda Mehmetçiğimizi şehit eden, sokaklarda polisimizi taşlayan zihniyet ile araçlarımızı yakan, vatandaşlarımızı mağdur eden sokak eşkıyaları, AKP tarafından ödüllendirilmektedir'' diye konuştu. MHP lideri Bahçeli, bundan sonraki aşamada, benzer iddiaların önünü kesmenin, isyan provalarının tırmanmasını durdurmanın artık hiç mümkün olmayacağını bildirdi. Bahçeli, İmralı mahkumunun serbest kalana kadar ''sağlık kampanyası- sokak saldırıları ve hükümet tavizi''
döngüsünün tırmanarak tekrarlanıp duracağını ifade etti.

''AKP, bu kararı ile önce PKK yandaşlarının taşlarına, sonra Avrupa taleplerine teslim olmuştur'' diyen Bahçeli, önümüzdeki süreçte dikkat edilmesi gereken ikinci hususun Türkiye'nin Irak Devleti ve Irak'ın Kuzeyinde oluşmuş yerel yönetimle olan ilişkileri olduğunu söyledi.

Bahçeli, parti olarak özellikle aşiret reisleri ile kurulacak ilişkilerin yöntemini, şekli ve şartlarına yönelik düşüncelerini ekim ayında yapılan grup toplantısında belirttiklerini anımsattı.

''Diplomatik garabet"

Bahçeli, Türkiye'nin üçlü mekanizma adı altında görüşme masasına çekildiğini ileri sürerek, ''Son olarak İçişleri Bakanı'nın, emri vaki yapılarak Barzani temsilcisinin de bulunduğu masada Irak'lı yöneticilerle görüştürülmesi, AKP hükümetinin bir sonraki adımda kimlerle buluşturulacağının da ipuçlarını vermektedir. İşin ilginç yanı Sayın Cumhurbaşkanı'nın da bu diplomatik garabeti bir başarı gibi sunmaya çalışması ve 'Kuzey Irak'taki yerel yönetim PKK konusunda üstüne düşen görevin farkına varmaya başlamıştır' diyerek kurulmak istenen ilişkilerin önünü açmaya çalışmasıdır. Artık, bu aşamadan sonra, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin Irak'taki tek muhatabının PKK'nın hamisi ve Türkmenlerin canisi Barzani olacağı anlaşılmaktadır'' dedi.

''Amerika'sız bir Irak"

Amerikasız bir Irak'ın muhtemel sonuçlarının uyandıracağı yalnızlık korkusu kullanılarak Barzani'nin Türkiye'ye doğru itildiğini iddia eden Bahçeli, Türkiye'nin ise basiretsiz yönetimin teslimiyetiyle PKK'nin ortadan kaldırılması adına Barzani'ye yakınlaştığını savundu.

Bahçeli, ''Bu tehlikeli yolda ve örtülü şantaj kokan ilişkilerin devamında; korkarız ki ülkemiz, başka coğrafyaları, sözde himayesine alacağı yapay ortaklıklara kadar giden çok vahim gelişmelere alet olacaktır'' ifadesini kullandı.

''Türkiye çaresiz ve güçsüz değildir. Eksik olan, bu gücü ve imkanları kullanmaktan aciz bir hükümet tarafından yönetiliyor olmasıdır'' diyen Bahçeli, dileklerinin, demokratik bir devir-teslim dönemi gelene kadar geçen sürede tahribatın daha da ağırlaşmaması olduğunu kaydetti.

''Türkiye uçurumun kenarında"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''çözüm, çare, açılım, seçenek, hal tarzı ve uyanmak'' adı altında sunulan yeni bir etkileme ve kabul ettirme sürecinin milletimize dayatılmak istendiğini ileri sürerek, şöyle devam etti:
''Özellikle bu konuda, Türkiye'nin üniter ve milli devlet yapısını yıllardan beri gizli veya açık eleştirenlerin şimdi tam bir fikir, eylem ve ağız birliği yaparak sözde 'yeni bir Türkiye yapılanmasından' bahsetmeye başlamaları tesadüf olarak yorumlanmamalıdır.
Bu mihraklar, geçtiğimiz altı yıl boyunca ellerine geçen her fırsatta çeşitli ortamları kullanarak ve adım adım bugünkü noktayla gelmişler, olayları seyreden ve hatta destek olan hükümeti de artık teslim alacakları ve dilediklerini uygulatacakları kıvama getirmişlerdir. Türkiye'miz bugün maalesef, iktidar tarafından itildiği uçurumun kenarında, üzerinde karanlık senaryoların uygulandığı bir operasyon ülkesi durumuna düşürülmüştür. Bu operasyonun mekanizmaları, zaman zaman barış ve sözde ateşkes çağrıları yapan, sözüm ona şiddeti eleştiren ve bildirilerde imzaları bulunan sözde sivil toplum temsilcileridir.''

Bahçeli, girişim, platform, oluşum adı altında bir araya gelerek ihanet dayanışması yapan yıkıcı-bölücü mihrakların bulunduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:
''İhanet fikirlerini ve emellerini, sözde bilimsel zemine oturtmak için basamak olarak üniversite ortamlarını kullanan sözde demokrasi aşıklarıdır. Küresel telkinlere ve dayatmalara maruz kaldıklarından habersiz, kurgulanan büyük oyunların maşası ve uzantısı haline gelmiş sözde strateji ve düşünce kuruluşlarıdır. Yaşanan her terör olayından, her bölücü eylemden sonra kamuoyunun kafasını karıştıran eski ve emekli zevatın birbirini tutmayan açıklamalarıdır. Çoğunluğu siyasetin ve paranın emrine girmiş, sipariş anketlerle topluma yön vermeye çalışan kamuoyu araştırma şirketleridir. Mahkeme dosyalarının, gizli askeri belgelerin, soruşturma evraklarının, telefon görüşmelerinin, yazışmaların peşine düşmüş ve servis yapan karanlık odaklardır. Büyük bir demokratik güç olan medya imkanlarını tamamen başka amaçlara hizmet için sarf eden medya temsilcileri ve bu ahlakı içine sindiren sözde yazarlardır. Ve elbette ki en önemlisi katile sayın diyen kokuşmuş zihniyetin neden olduğu toplumsal ve siyasal kırılma ve çöküntüdür. Bugün özellikle medya kanalları kullanılarak federalizm, ayrı millet, bölgesel yönetim, yerel sembol ve bayrak, farklı dillerde eğitim gibi konular ve sözde teklifler gazete sütunlarında ve televizyon ekranlarında tartışmaya açılmış durumdadır.''

''Cumhurbaşkanı da hükümet gibi düşünüyor"

İş birliği içinde görünen odakların isteklerinin hükümet tarafından birer birer önünün açıldığını savunan Bahçeli, Cumhurbaşkanı'nın da hükümet gibi düşündüğünü iddia etti.
Bahçeli, şöyle dedi:
''Basında yer aldığı şekliyle, Çankaya'da ağırladığı Hakkari heyetini kabulünde 'Burada söyleyemeyeceğim şeyleri de düşünüyorum. Hatta sizin de bana söylemek isteyip söyleyemediğiniz şeyleri biliyorum ve size katılıyorum' açıklaması tam bir garabet örneğidir. Çankaya Köşkü'nde, söylenemeyecek şeyleri şimdilik düşünmekle yetinmek durumunda kalan bir Cumhurbaşkanı'nın Hakkarili vatandaşlarımızın taleplerini, daha onlar söylemeden anlayacak ferasete ulaşmış olması ilgi çekicidir. Biz, Sayın Cumhurbaşkanı'ndan Hakkarili vatandaşlarımızı görünce aklına gelen, ancak söylemekten imtina ettiği fikirlerini kamuoyuna açıklamasını bekliyor ve istiyoruz.''
Devlet Bahçeli, bölücülüğün siyasallaşmasında ve toplumsal ayrışmanın derinleşmesinde önemli bir aşama olarak görülen, tarihin sorgulanması ve ceddin yargılanması sürecinin başlatıldığını belirtti.

Bahçeli, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Bu kapsamda, Türk devleti ve milletine yönelik
'soykırım' 'işkence', 'katliam', 'sürgün', 'tehcir' gibi suçlama ve iftiraların, bilinen Ermeni iddiaları zemininden başka alanlara da yaygınlaştırma çabası dikkatlerimizi çekmektedir. Sistematik olan ve giderek artan bu kara propagandanın yoğunlaşan baskısı altında kalacak hükümetin, iç ve dış tavizlere tam anlamıyla açık hale getirilmesi, kafaların arkasındaki asıl amaçtır. Bu konuda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadelesini sorgulayan bir süreç başlatılmıştır. Hatta iddialar Atatürk dönemine kadar uzanmış ve devletimizin kurucusunun yargılanması bile telaffuz edilmiştir.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.