Turizm, kültürü yok ediyor

Hükümetin kültür ve turizm politikalarını değerlendiren, Kültür eski Bakanı Fikir Sağlar, turizmin kültürü yok ettiğini savundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın birbirinden “mutlaka” ayrılması gerektiğini dile getiren Sağlar, “Kültür’ün, turizm gibi sadece maddiyata, para kazanmaya yönelik bir anlayışla yan yana durması mümkün değildir." dedi.
Yayınlanma tarihi: 27 Kasım 2008 Perşembe, 08:52

Kültür eski Bakanı Fikir Sağlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “mutlaka” birbirinden ayrılması gerektiğini savunarak, “Kültür’ün, turizm gibi sadece maddiyata, para harcamaya, para kazanmaya yönelik bir anlayışla yan yana durması mümkün değildir. Turizm sektöründeki bir işletmeci çok rahatlıkla bir kültür varlığını ya da bir antik kenti kendisine göre biçimlendirebiliyor, onun üzerine otel yapmayı yeğleyebiliyor” dedi.

Sağlar, hükümetin Kültür ve Turizm politikalarını değerlendirdi. Öncelikle Kültür ve Turizm Bakanlıklarının bir arada olmasının mantığa aykırı olduğunu savunan Sağlar, “Çünkü kültür insanlığın, toplumun, geleneklerin, göreneklerin, birikimi ve geleceğidir. Kültürel gelişmeyi gerçekleştirirseniz demokratikleşmeyi, ekonomik kalkınmayı da sağlarsınız. Kültür, turizm gibi sadece maddiyata, para harcamaya, para kazanmaya yönelik bir anlayışla yan yana durması mümkün değildir” diye konuştu. Kültür Bakanlığı’nın Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren zaman zaman Cumhuriyet hükümetlerinde başka bakanlığa bağlandığını ancak bunun Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu söyleyen Sağlar, “Yani eğitim-öğretimle kültürün bir arada yürütülmesi daha anlaşılırdır. Ama Turizm Bakanlığıyla hiç anlaşılır değildir. Turizm Bakanlığı’nın denizcilikten sorumlu bakanlıkla birleştirilmesi Türkiye için turizm sektörünü denizlerde, kıyılarda oluşturan ülkeler için daha anlaşılırdır” dedi.

"Kültür ranta kurban gidiyor"

Sağlar, 2002’de kurulan hükümete, daha önceki hükümetlerden devraldığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın birleştirilmesi konusunda eski Bakan Erkan Mumcu’nun taleplerinin yanlış olduğunu, daha önce Kültür Bakanlığı yapan arkadaşlarıyla birlikte, gerekçesini de sunarak anlattıkları belirterek, “böyle bir yanlışın yapılmaması gerektiğini” söylediklerini ancak kabul edilmediğini söyledi. Sağlar şunları dedi: “Aşağı yukarı 1987’den itibaren 2002’ye kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı ayrıydı ve kültürel gelişme çok önemli bir noktaya geldi. İstediğimiz kadar 'kültürü sevelim, sanatla ilgiliyim' deyin ama yanı başınızda turizm olduğu sürece, turizmin o açgözlülüğü içinde kültür eriyip gider. Turizm kültürü malzeme olarak kullanmamalıdır. Son derece yanlışlar. Kültürel varlıklarını göstermeniz açısından turizm önemli bir fayda sağlar ama onu kullanmasına müsaade etmememiz gerekiyor. Biz de şimdi o kullanılıyor, hem de çok acımasızca. Turizm sektöründeki bir işletmeci çok rahatlıkla bir kültür varlığını ya da bir antik kenti kendisine göre biçimlendirebiliyor, onun üzerine otel yapmayı yeğleyebiliyor. Sebebi belli rant, hiç umurunda değil. Üzerine yaptığı otelin geliri daha fazla olacaktır.”

"Krizden kurtuluşun yolu sanat"

Türkiye’yi de etkisi altına alan küresel mali krizden kurtuluş yolu olarak kamu harcamalarını sanatsal etkinliklerle artırmak olarak gösteren Sağlar şöyle konuştu: “Bugünkü yüzyılda, bu hükümette dahil olmak üzere bir şey söylüyorlar ekonomik krizde, krizden kurtuluş yolunun kamu harcamalarını arttırmak. Daha dün hükümetin programında vardı, tiyatroları yerelleştirmek, dağıtmak kamu harcamalarını kısmak. Ne kadar yanlış yapıldığının şimdi bir göstergesi. Eğer özelleştirme, birilerine peşkeş çekme adına olmasaydı, özelleştirme sonrasında insanlar işlerini kaybetmemiş olacaktı, krizler bu derece sert geçmeyecekti. Sonunda harcamayı, alım gücünü yok eden bu durgunluk kamunun finansıyla hareket edecekti. Bütün ülkeler kamu harcamalarını artırmaya çalışıyorlar. Bence Devlet Tiyatroları bu anlamda şu anda, mevcut sahnelerden daha fazla yer edinmeli. Opera sahnesi çoğaltılmalı, kültür faaliyetlerini artırmalı. Bu neyi getirir aynı zamanda, hem ekonomik krizden kurtulmayı getirir, hem de insanların kültürel yönden gelişmesini sağlar.”

"Kütüphane açtırmayan zihniyet Ankara'nın başında"

Sağ partilerin zihniyetinin özellikle sahne sanatlarına, baleye, operaya, tiyatroya yakın olamadığını söyleyen Sağlar, “Onların ideolojileri daha çok dine dayandığı için, resim yapmanın günah olduğu bir kültürden hareketle, zihniyetleri sanata yakın değildir” dedi.

Refah-Yol Hükümeti kurulduğunda, operaya gelen Refah Partili Milletvekillerinin ilk yaptığı işin namaz kılmak olduğunu söyleyen Sağlar, “O zaman ‘niye balerinleri böyle dolaştırıyorsunuz?’ diye mecliste konuşmalar yapıldı” dedi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in kendi Bakanlığı zamanında, “kütüphane açtı” diye gensoru verdiğini hatırlatan Sağlar, “Melih Gökçek gibi, 'ben kütüphane açtım' diye gensoru verip kütüphane açılmasının doğru olmadığını söyleyen bir zihniyet, ‘sanatın içine tüküren’ zihniyet hükümete taşınırsa o zaman kültür faaliyetlerini artmaz. Tabi o zihniyet şimdi Ankara’nın başında” diye konuştu.

"Devletin zirvesi sanata ilgisiz"

Devletin zirvesini de sanata karşı ilgisiz olmakla eleştiren Sağlar, “Bu zihniyetteki yönetimden farklı bir şey beklemeniz mümkün değil. Tansu Çiller Başbakan olduğu dönemde, ‘Yılın Kadını’ adlı tiyatro oyununda kendisine ödül verildikten sonra geri çıktı. Bazen diyorsunuz ki gelmesinler. CSO, adı üzerinde Cumhurbaşkanlığı'na ait olan bir kurumdur ve o kurumun sanattan yana olan bir Cumhurbaşkanı olsa, her hafta olmasa da 15 günde bir konserlerine gelerek, topluma da böyle bir mesaj verebilir. Ama dediğim gibi zihniyet meselesi” dedi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.