Zengin olmak istiyorsak...

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, yatırımların yapılmasıyla son 6 yılda 3 milyon kişiye istihdam sağlandığını söyledi ve zengin olmak için Türkiye'nin girişimcisini artırmak zorunda olduğu uyarısında bulundu.
Yayınlanma tarihi: 28 Kasım 2008 Cuma, 19:36

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası'nda (KÜTSO), ihracat ve istihdama katkı sağlayan oda ve borsa üyelerinin ödüllendirildiği törende yaptığı konuşmada, Türkiye'nin en büyük sorununun işsizlik olduğunu ve her yıl 700 bin kişinin istihdam piyasasına girdiğini bildirdi.

Türkiye'de şu an için yaklaşık 2,5 milyon kişinin işsiz olduğunu ve 2 milyon 600 bin kişiye iş bulunması gerektiğini belirten Hisarcıklıoğlu, 1990'lı yıllarda dünyada küreselleşme olgusunun ağırlık kazandığını anımsattı.

Hisarcıklıoğlu, bunun da zenginliği ortaya çıkardığına işaret ederek, küreselleşmeden az ya da çok her ülkenin yararlandığını anlattı.

1990 yılında 3 trilyon dolar olan dünya ticaretinin 2007'de 17 trilyon dolara çıktığına dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu: ''Biz maalesef bu küreselleşmenin 1990-2000 devresini kaybettik. Kardeş kavgaları ve kendi içimizdeki kısır siyasi çekişmelerle birbirimize düştük. Dünyada ne oluyor ne bitiyor, farkında bile değildik. Ne zamana kadar? 2001 krizi olana kadar. 2001'de şok dalgasını yeyince gözümüzü açtık. Anladık ki, dünya almış başını gidiyor. Bundan 2008'e gelene kadar dünyadaki küreselleşmeden hep pozitif olarak faydalandık. 2001'den 2008'e, 7 yılda yüzde 49 büyüdük, müthiş bir başarı hikayesi. 2008 gelince şimdi herkes ne yapacağını şaşırdı. Dünya ekonomisinin 4'te 3'üne hükmeden ABD'de çıkan kriz, bütün dünyayı etkilemeye başladı. Şimdi artık herkes arayış içinde. (Daha önceden haritası çıkarılmamış topraklardan geçiyoruz) sözü, şu an içinde bulunduğumuz ekonomik durumu en iyi şekilde anlatıyor.''

"Kriz, şimdi reel sektöre geçmeye başladı"

Hisarcıklıoğlu, küresel kriz nedeniyle son 3 ayda 38 ülkenin kamulaştırma ve fona devir, merkez bankasına faizde düşüş, mevduat garantisi gibi önlemler aldığını bildirerek, bir ülkenin zenginleşmesini ve ekonomisinin iyiye gidişini ortaya koyan en önemli göstergenin, büyüme olduğunu söyledi.

Büyüme olmayan ülkelerde istihdamda artış kaydedilemeyeceğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: ''Mali sektörde yani bankacılık sektöründe ortaya çıkan kriz, şimdi reel sektöre geçmeye başladı. Buna ilişkin olarak her ülke farklı tedbirler aldı. Türkiye'nin en önemli sorunu ise istihdam, işsizliktir. Bizim birinci önceliğimiz bu. Bunu önlemenin tek yolu yatırımdan geçiyor. 2001'de eksi büyüme yaşadık krizle beraber. 2002 ile birlikte 85 yıllık tarihinde olmadığı bir büyüme oranına doğru geldi. 2005, 2006'da yapısal reformları yapmaktan vazgeçerek işleri iyi gidiyor zannedip durağanlığa geçtik. 2007 geldi, birbirimizi 'öteki' görerek kamplaşmaya başladık. Ne oldu? Birlik ve beraberlik kaybolduğu zaman bereket kaçmaya başladı. Dünyada bereketin kaçmaya başlaması 2008 ise bizde 2007. 2007'den itibaren büyüme oranı aşağıya doğru inmeye başladı. 2008'de aşağıya iniyor ve en iyimser öngörüyle yüzde 2'de tutturulabilmesini iyi diye karşılıyorlar.''

''Türkiye'de yüzde 2 büyüme, artan nüfusla beraber küçülme demek'' diyen Hisarcıklıoğlu, ülkede geçmişte beraber düşen faiz, kur ve enflasyonun, bundan sonra beraber yükseleceğini anlattı.

Eskisi gibi yurt dışından finansman bulmak zor olacağından ticari ve bireysel kredilerde azalma kaydedileceğini öngören Hisarcıklıoğlu, ekonominin ayakta kalabilmesinin tek yolunun para sirkülasyonu olduğunu ifade etti.

Para sirkülasyonu ve büyümenin gerilemesi

Rifat Hisarcıklıoğlu, para sirkülasyonu olmamasının krizi sonuçlayacağını dile getirerek, bu yılın eylül ayı verilerine göre Türkiye'de imalat sanayinde yüzde 6,4 küçülme kaydedildiğini bildirdi.

Daha önce büyüme olanlar dahil bütün sektörlerde küçülme yaşandığına dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, tüketici güven endeksinin 2002'den bu yana ilk defa bu yıl 60'lar seviyesine indiğinin görüldüğünü söyledi.

Bunun, tüketicinin tüketimden korktuğunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, ''En somut gösterge katma değer vergisi. 2008'in 10 ayını geçen yılın 10 ayı ile kıyaslandığında katma değer vergisinin tahsilattaki oranı sadece yüzde 2. Bu oran enflasyonla mukayese edildiğinde az. Enflasyonun tam 11 puan altında kalmış'' diye konuştu.

Türk özel sektörünün yurt dışına bir yıldan uzun vadeli 191 milyar dolar, yurt içinde ise 264 milyar YTL borcunun bulunduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, yatırımların yapılması için bu borçlanmaların oluştuğunu anlattı.

Hisarcıklıoğlu, bu yatırımların yapılmasıyla son 6 yılda 3 milyon kişiye istihdam sağlandığına işaret ederek, şunları kaydetti: ''Eğer zengin olacaksak, zengin olmak istiyorsak bunun tek çözümü var; Türkiye girişimcisini artırmak zorunda. Girişimcisini artıramazsa Türkiye'nin zenginleşmesi mümkün değil. Türkiye hızla büyüyecekse yatırım yapmaya, üretmeye, istihdam sağlamaya, ihracat yapmaya mecburdur. Onun için içerideki tasarruflar yetersiz. (Dışarıdan para alıp bunu yapalım) diyoruz, mümkün değil. Biz hem içeride hem dışarıda borçlanmışız. Türk özel sektörünün yurtdışında 191 milyar dolar, yurtiçinde 264 milyar YTL borcu var. 2001 yılı Türkiye'de müthiş bir değişim ve dönüşüm noktası oldu. İlk defa Türkiye maliyesi, mali disipline dikkat etmeye başladı. Maliyenin borçlanma oranı her gün daha azaldı. Onun için de bankacılık sektörü eskiden devlete borç verirken, şimdi bize vermeye başladı. Bu Hazine açısından iyi bir şey, bunu devam ettirmek lazım. Ham madde fiyatlarında düşme var, bu bizim cari açığımızı azaltacak. Bankacılık sistemimiz, yurtdışındakilere göre sağlam.''

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.