2009'da ekonomi nasıl olacak?

Türk iş dünyası, dünyayı sarsan küresel kriz nedeniyle ekonomik göstergelerde sapmaların yaşandığı 2008'i geride bırakırken, krizin etkilerinin önümüzdeki yıl daha fazla hissedileceği endişesini taşıyor. İşte uzmanlardan Türkiye'de 2009 yılı ekonomi tahminleri...
Yayınlanma tarihi: 21 Aralık 2008 Pazar, 11:00

2008'in ikinci yarısında tüketim ve harcamalar ile finansal kaynaklardaki daralmanın reel kesimde üretim, satışlar, kârlılık ve istihdam üzerindeki azaltıcı etkisinin 2009'da daha fazla hissedileceği ifade ediliyor.

Krizden dolayı bu yılın son çeyreğinde bazı tasarruf tedbirleri alan iş dünyasının, önümüzdeki yıl da bu tedbirlere devam etmesi bekleniyor. Bu yıl yükseliş gösteren iş yeri kapanmalarının yanı sıra, satın alma ve birleşmelerin de 2009'da artmasının muhtemel olduğu belirtiliyor.
İş dünyası, küresel belirsizliğin etkilerinin devam etmesi nedeniyle tedirgin olmakla birlikte 2009'un ikinci yarısında toparlanma beklentisi taşıyor.


Büyüme rakamları

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kibar, hiçbir tahminin öngörülen süreç içerisinde, öngörüldüğü neticeleri vermediğini, çok büyük sapmaların yaşandığı bir dönemden geçildiğini ifade ederek "Önümüzdeki yıl ile ilgili yüzde 2'lik büyümeyi biraz iyimser görüyorum. Türkiye'nin, hiç değilse, sıfırlar seviyesini muhafaza etmesini dahi bir başarı olarak öngörmek lazım" şeklinde konuştu.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük ise, 2008'de yıllık büyüme oranının muhtemelen yüzde 1,5-2 gibi bir oranda gerçekleşeceğini, önümüzdeki yıl büyümenin bunun da altına düşmesinin, hatta negatif olmasının ihtimal dahilinde bulunduğunu kaydetti.


İş dünyası tedirgin

Ali Kibar iş dünyasının tedirgin olduğunu belirterek tedbirlerin hızlı devreye alınması gerektiğini vurguladı.

İşsizliğin şu anda hızlı bir tırmanış sürecine girdiğine dikkati çeken Kibar, "Bugünkü gündemin en önemli sorunu güven, istikrar ve geleceğe yönelik beklentilerdeki olumlu öngörülemeyen süreç... Bu iki faktörü ve güvenin istikrara yönelik kısmını aştığımız takdirde sıkıntıların birçoğunu bertaraf etmiş oluruz" diye konuştu.


Sanayi ve ihracat zorda

Kibar, 2008'in Türk sanayisi açısından olumsuz anlamda bir dönüm noktası olduğunu, 6 yıl aradan sonra ilk defa 2008'de sanayi üretiminin 3 ay üst üste küçüldüğünü ifade ederek, 2009'da ise "en azından" yılın ilk yarısı için "çok büyük olasılıkla" daha da karanlık bir tablonun kendilerini beklediğini söyledi.

Sanayinin, küresel krize direnci ve rekabet gücü zayıflamış, "adeta pamuk ipliğine bağlı" dengeler üzerinde üretim ve ihracat mücadelesi verirken yakalandığını ifade eden Tanıl Küçük de, krizle birlikte sanayi için ihracat ekseninde üretimi artırma sürecinin de ciddi anlamda riske girmiş göründüğünü, otomotiv başta olmak üzere "neredeyse" tüm sektörlerin üretim ve ihracatının gerilediğini vurguladı.

Bu yılın 10 ayı sonunda ağırlıklı pazarları olan AB'ye yaptıkları ihracatın toplam ihracatları içindeki payının düşerken, yakın ve Orta Doğu, Doğu Asya ve Afrika ülkelerine gerçekleştirdikleri ihracatın toplam ihracatları içindeki payının artış gösterdiğini belirten Küçük, bu gelişmenin, sanayinin çok çabuk bir refleks ile şimdiden krize karşı bir mücadele başlattığının ve nispeten başarılı olduğunun göstergesi olduğunu kaydetti.

Sanayinin bu gayretinin rekabet gücünü artıracak uygulamalarla mutlaka hükümet tarafından desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Küçük, Türkiye ekonomisinde uzun süredir var olan sıkıntıların küresel krizin etkisiyle daha da açığa çıktığı ve derinleştiğini söyledi.

KOBİ'lerin durumu

Dünyada bir kaynak sorunu bulunduğuna işaret eden Ali Kibar, yeterli finansmana ve orta vadeli finansman kaynaklarına ulaşılabilmesinin daha zor olması nedeniyle çok büyük satın almalardan ziyade, bir takım birleşmelerin söz konusu olacağı bir dönemin yaşanabileceğini, ayrıca mali sıkıntılardan dolayı yaşamını devam ettirmeye çalışan, ancak çeşitli sıkıntılarla karşılaşan kurumlar olabileceğini anlattı.

Küçük ise, 2001 krizi sonrasında ilk kez 2008'in ilk 10 ayı sonunda açılan iş yeri sayısının yüzde 4,6 azalırken, kapanan iş yeri miktarının yüzde 49,5 artış gösterdiğini vurgulayarak, ekonomideki olumsuz gelişmelerin kapanan iş yeri sayısını artırdığını, 2008'den daha olumsuz seyretmesi öngörülen önümüzdeki yıl iş yeri kapanmalarının, satın alma ve birleşmelerin daha da artmasının muhtemel olduğunu bildirdi.


2009'un son yarısında ekonominin iyileşme göstermesi bekleniyor

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş ise Türkiye ekonomisini dünya ekonomisinden bağımsız değerlendirmemek gerektiğini kaydetti.

Yalçıntaş, dünya ekonomisinde küresel ticaretin 1982'den beri ilk kez daralmasının beklendiğini ifade ederek, "Elbette bu doğrudan doğruya Türkiye'yi etkileyecek. Hem büyüme hem de dış ticaret anlamında negatif olarak etkileyecek" dedi.

Dünya ekonomisinin 2010 yılında bir toparlanma sürecine gireceğinin gözüktüğünü belirten Yalçıntaş, "Şunu söyleyebiliriz; 2009'un son yarısında Türk ekonomisi, belli bir toparlanma sürecine girecektir ve 2010'da da bu toparlanma süreci hızlı bir şekilde artarak devam edecektir" diye konuştu.


Enflasyon baskısı azalacak


Önümüzdeki yıl hem dünyada hem de Türkiye ekonomisinde talep daralmasının büyük bir ihtimalle süreceğini ifade eden Yalçıntaş, tüketici fiyatlarının gerilemeye devam edeceğini, bunun da, üzerlerindeki enflasyon baskısının azalacağı anlamına geldiğini söyledi.


Merkez Bankası'nın faiz oranlarını düşürmesi bekleniyor


Dünyadaki büyük merkez bankalarının faiz indirimlerini sürdürdüğünü dile getiren Yalçıntaş, Türkiye'de de Merkez Bankası'nın aynı trendi izleyeceğinin sinyalini aldıkların kaydetti.


Krizin boyutları belirsiz


Dünyanın tam olarak krizin boyutlarını ve de etkilerini hesaplayabilmiş durumda olmadığını vurgulayan Yalçıntaş, hükümetler ve merkez bankalarının bugünkü veri ve resme göre karar aldıklarını, belli bir zaman geçtikten sonra bugünkü resmin eksik veya yanlış olduğunun ortaya çıkması halinde 2009 rakamlarının revize edilebileceğini söyledi.

Finans sistemine güven sorunu

Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği (TSPAKB) Başkanı Nevzat Öztangut da "Banka ve aracı kurumlarımız, karlılıkları düşse de sağlam mali yapıları ile iyi bir gözetim ve denetim sistemi altında faaliyetlerini sürdürmeye devam edecekler. Krizle beraber finans sistemine olan bir güvensizlik söz konusu. Bu durum, borsalarımızda işlem hacimlerini olumsuz etkiliyor. Öte yandan, borsa endeksi yılın başından bu yana neredeyse yarı yarıya değer kaybetti. Bu ortamda yeni halka arzların da kısıtlı kalacağı tahmin ediliyor" değerlendirmesinde bulundu.


Yabancı ortaklı şirketler


Kriz nedeniyle ABD'de önde gelen yatırım bankalarının yapı değiştirdiğini, bazılarının iflas ederken, bir kısmının da mevduat bankasına dönüştüğünü, hem ABD'de hem de Avrupa'da bazı bankaların devletleştirildiğini hatırlatan Öztangut, şunları kaydetti:
"Yapı değiştiren ABD'li ve Avrupalı aracı kuruluşların Türkiye'de iştirakleri bulunuyor. Dolayısıyla, aracı kuruluşlarımızın bazılarının dolaylı olarak ortaklık yapısında değişimler oluyor. Bazı kurumların yurt dışındaki birleşme ve devirlerinin orta vadede ülkemizdeki kurumların yapılarını etkilemesi mümkün görünüyor. Ancak bu durum aracılık sektörünün genel görünümünü değiştiren bir gelişme değil."

Yatırımların durumu

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Tahir Uysal da 2008'de doğrudan yabancı yatırım miktarının 15 milyar dolar civarında olmasının beklendiğini ifade ederek, "Yatırımcılar, Türkiye'deki projelerine bakmaya devam ediyorlar, durmuyorlar. Bu önemli bir nokta. Ama bunlar yatırıma 2009 yılı içinde girecekler mi? Açıkçası bu çok belli değil. Bunların bir miktarı girecek, bir miktarı sanırım daha da erteleyecek, projelerini öteleyecek. Onun için 2009'da her şeyin daha yavaşladığı, daha zor gittiği, herkesin çok ihtiyatlı olduğu bir yıl bekliyoruz" diye konuştu.


Özel sektörün borçları

Hükümetten ilk beklentinin, özel sektörün üzerindeki borcun çevrilebilirliği konusundaki endişenin kaldırılması olduğunu belirten Uysal, "Belki bu çevrilebilir bir borçtur, bunu da bilmiyoruz. Aslında bankalar tekrar kredilerini yenileme sürecine girdi. Daha maliyetli ama yenilenebilir durumda... Fakat hala bir endişe var, bu endişe nedeniyle her şey durma noktasına geliyor. Bu durma noktasının kırılması lazım" diye konuştu.


Otomotiv sektörü

Otomotiv Distribötürleri Derneği (ODD) Genel Koordinatörü Işık Dikmen, otomotivin lokomotif sektör olarak ekonomiyle yan yana yürüyen ve bu alandaki dalgalanmalardan en fazla etkilenen sektör konumunda bulunduğunu söyledi.

Dikmen, dış piyasalarda yaşanan ekonomik istikrarsızlıkların Türkiye'de de yansımalarını gösterdiğini, bu süreçte iç pazarı canlandıracak teşviklerin büyük önem taşıdığını söyledi.

Türkiye'de otomotive uygulanan vergilerin AB içerisinde yer alan ülkelerde uygulanan oranlar ile mukayese kabul etmeyecek şekilde yukarıda seyrettiğini, yeni araç alımında uygulanan vergi oranlarının özellikle global krizin yansımalarından etkilenen sektörü ayağa kaldırmak adına gözden geçirilmesi ve gerekli iyileştirmelerin yapılması gerektiğini belirten Dikmen, çevre dostu araçların teşvikinin son derece önemli olduğunu da vurguladı.

Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Ömer Burhanoğlu da, sanayinin ihracat odaklı çalışması ve Batı Avrupa sevkıyatlarının ihracattaki payının yüzde 70 olmasının yaşanan olumsuz etkiyi artırdığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"2008 yılının başında 1 milyon 300 bin araç üretim hedefiyle yola çıkan sanayimiz, maalesef yıl sonu tahminlerini revize ederek bu sayıyı 1 milyon 150 bin araca düşürmek zorunda kalmıştır. İhracatımızın odak noktası olan Batı Avrupa ülkelerinden Almanya'da yüzde 10, Fransa'da yüzde 14, İspanya'da yüzde 42 oranında düşüş yaşanmıştır. Bu durum zincirleme geliştiği için de önlemler alınıncaya dek stokta birikmeler, ani sipariş dalgalanmalarından doğan ek lojistik maliyetler, işçileri izine çıkarma ya da vardiya azaltma gibi durumlarla karşı karşıya kalınmıştır. Adetlerin dramatik bir biçimde düştüğü bu dönemde sanayimiz yoğun emek ve eğitimlerle geliştirdiği insan kaynaklarından bir süreliğine de olsa belli oranlarda feragat etmek durumunda kalıyor. Vardiya usulü çalışan sanayimiz 3'ten 2, 2'den 1 vardiyaya düşmek durumunda kalıyor."

Bu yıl hedeflerinin 1,3 milyon araç üretimi, bir milyonun üzerine araç ihracatı ve 8,5 milyar doları yan sanayi payı olmak üzere 26 milyar dolarlık ihracat olduğunu hatırlatan Burhanoğlu, krizle birlikte 2008 sonu üretiminin bir milyon 150 bin araç, ihracatın 7,5 milyar doğrudan yan sanayi olmak üzere toplam 23 milyar dolar olarak gerçekleşmesinin tahmin edildiğini bildirdi.

Otomotiv yan sanayi için bu yıl ciro beklentilerinin 18 milyar dolar olduğunu, 2009 için krizden önce 22 milyar dolar olan ciro hedefinin, kriz sonrası 14 milyar dolara düşürüldüğünü ifade eden Burhanoğlu, bu yılı 7,5 milyar dolar ihracatla kapatacaklarını, 8 milyar dolar olan 2009 hedeflerini ise 5 milyar dolara çektiklerini bildirdi.

İnşaat sektörü

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren de, inşaat sektörü açısından 2008'in ciddi bir küçülmeyle kapanacağını ifade ederek, "Önümüzdeki yıl özel sektör yatırımlarının ve konut sektörünün canlanamayacağı endişesi taşıyoruz" diye konuştu.

Vatandaşların kredi bulmakta zorlanacakları düşünüldüğünde, özel sektör yatırımları ve konut projelerinin duraklamasının artarak devam etmesinden endişe duyduklarını dile getiren Eren,
iç pazardaki daralmayı telafi etmek üzere dış pazarlardaki iş hacimlerini artırmak için gerekli tedbirlerin alınması konusunda hükümetten destek istediklerini ifade etti.

İhracatta alternatif pazarlar önerisi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de, yaşanan kriz sonrasında tüm gelişmiş ekonomilerin resesyon sürecine girdiğini belirterek, Türkiye'nin ihracatında da başta AB ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkelerin payının yüksek olması nedeniyle bu resesyon sürecinden olumsuz etkileneceklerini söyledi.

Türkiye'nin ihracatında AB'nin payının bir süredir azaldığını dile getiren Büyükekşi, "Dolayısıyla ihracatçılarımız da zaten alternatif pazar arayışlarına uzun bir süredir devam ediyorlar. Bunun sonucunda dış ticaret bağlantılarını komşu-çevre ülkeler ile Afrika pazarına doğru genişletmektedirler" dedi.


Alışverişin canlandırılması çabası


Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Yönetim Kurulu Başkanı Nuşin Oral da, perakende sektörünün önümüzdeki yıl 2008 gibi dalgalı bir seyir izleyeceğini düşündüklerini ifade etti.

Yoğun kampanya ve indirimlerle devam eden bir alışveriş tetikleme süreci yaşandığını dile getiren Oral, bu durumun fiyat ortalamasının daha düşük seyretmesini getirmesi nedeniyle reel büyüme rakamlarının biraz daha aşağıda seyredeceğini söyledi. Bu yılki inişli çıkışlı gidişata kriz de eklenince sezon indirimlerinin öne çekildiğini belirten Oral, 2009'da kampanyaların devam edeceğini kaydetti.

Oral, alışveriş merkezi yatırımlarının son 5 yıldır hızlı gittiğini, bu yatırımların süreceğini, ancak sektörün netleşmesi amacıyla 2009'un başında açılacak olan alışveriş merkezlerinin bir bölümünün 2009'un ikinci yarısına, 2009'un ikinci yarısında açılacak olanların bir kısmının da 2010'a kaydırılacağını söyledi.

Ciroların erimemesi için güç birliklerinin çok önemli olduğunu vurgulayan Oral, büyük şehirlerde herhangi bir alışveriş merkezinin kapanacağını düşünmediğini ifade ederken, "Anadolu'da alışveriş merkezlerinin yapılanması büyük şehirlerden daha hızlı sürdüğü için orada biraz risk var" dedi.

Mağaza değişimleri yaşanacağını da dile getiren Oral, bazı mağazaların lokasyon değişikliğine uğramasının beklenmesi gerektiğini, bütün dünyada yüzde 10-15 oranında perakende değişimi yaşanmasının öngörüldüğünü kaydetti.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.