Başbakan YSK'ye fena kızdı

Başbakan Erdoğan, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) daha önce kapatılmasına karar verilen belediyelerden dava açanların seçimlere katılabileceği kararı için, "Yasama organının böyle bir kararı almasından sonra Anayasa Mahkemesi'ne biliyorsunuz itirazda bulunuldu ve Anayasa Mahkemesi de bazı düzeltmelerle bu kararı onaylamıştır. Şimdi Türkiye'de demek ki ikinci bir anayasa mahkemesi daha çıktı" dedi.
Yayınlanma tarihi: 24 Aralık 2008 Çarşamba, 10:29

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu Toplantısı'nın açılışında bir konuşma yaptı. Kurul'un tüm tarafların bir araya gelerek ülke çapında bilim teknoloji ve yenilik politikalarının tartışıldığı, önemli kararların alındığı bir ortam olduğunu belirten Erdoğan, toplantıda daha önce alınan kararların sonuçlarını tartışacaklarını ve yeni karar alınacak konuları görüşeceklerini ifade etti.

Erdoğan, Atatürk'ün belirlediği çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkabilmenin yolunun ülkeyi bilimle, teknolojiyle ve eğitimle donatabilmekten geçtiğini belirterek, "Milli güç dediğimiz olgu, sahip olunan bilgi, bilginin verimliliği ve bilgiyi kullanma kabiliyeti ile doğru orantılıdır" dedi. 59'uncu hükümet döneminde başlattıkları ve bugünde sürdürdükleri Türkiye Araştırma Alanı (TARAM) programı kapsamında araştırma ve geliştirmeye büyük kaynaklar ayırmalarının sebebinin bu olduğunu kaydeden Erdoğan, "Bilginin bireyler için de, milletler için de yaşam kaynağı olduğuna ve devletlerin bekası için vazgeçilmez unsurların başında geldiğine inanıyoruz. Bilim ve teknoloji konusundaki kararlılığımızın gerisindeki inanç budur. Türkiye olarak dünyada ve bölgemizde daha güçlü bir devlet olmak amacındayız. Bununun için de dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer almak istiyoruz. Türkiye'nin bu hedefe bilim teknoloji ve yenilik eksenli bir ekonomik yapıyla ulaşacağına inanıyoruz" diye konuştu.

"Krizi körükleme gayreti içinde olanlar var"

Başbakan Erdoğan, bu iddiayı sürdürmek için uluslararası finans piyasalarında patlak veren büyük çaplı dalgalanmayı ve tarihi krizi de hep birlikte fırsata dönüştürmek zorunda olduklarını ifade ederek şöyle konuştu:

"Küresel ekonomide bir daralma yaşandığı, talebin düştüğü, gıda ve emtia fiyatlarının arttığı, birçok ülkede enflasyonun yükselişe geçtiği bu ortamda küresel ekonomiye entegre olmuş Türkiye acaba bunu başarabilecek mi veya hep birlikte bunu başarabilecek miyiz? Bu soruya büyük bir inanç ve kararlılıkla katılmayanlar olabilir o ayrı mesele ama biz 60'ıncı Türkiye Cumhuriyeti hükümeti olarak 'evet' diyoruz. Çünkü son 6 yılda eski o sağlıksız ekonomik yapıyı, on yıllar boyunca çözüm yerine sürekli sorun üreten köhne zihniyetleri bir daha geri dönmemek üzeri geride bıraktık. Hiç şüphemiz yok ki Türkiye olarak bu kriz döneminde de hedeflerimize yürüme başarısına yürümeye devam edeceğiz. Çünkü Türkiye'deki olay psikolojiktir. Ve Türkiye'de kasıtlı olarak psikolojik olarak bu krizi körükleme gayreti içinde olanlar var. Bir defa biz öncelikle bunu reddetmemiz lazım. Bu psikolojik havayı hep birlikte yıkmamız lazım. İmkan var mı? Var. İnanç var mı? Var ama finansın ne kadar açıldığı özellikle reel sektörü şimdi kapıların kapatılması olayı var."

Finans sektörünün kendilerini korunaklı bir yapı içine sokarak reel sektörle bağlarını koparması gibi bir anlayış olduğunu belirten Erdoğan, "Mesele, bu bağı koparmamak ve burada dürüst davranmak ve düne kadar kendisini ayakta tutan reel sektörden kopmamak. Bunu başarmamız gerekiyor. Sahip olduğumuz inanç ve güvenin gerisinde ülkemizin kronikleşmiş birçok sorununu büyük bir kararlılık cesaret ve samimiyetle çözüme kavuşturmuş olmaktan aldığımız cesaret var" diye konuştu.

"Türkiye'de ikinci bir Anayasa Mahkemesi daha çıktı"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu Toplantısının çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir soru üzerine YSK'nin kapatılan belediyelerle ilgili verdiği kararı değerlendiren Erdoğan, kapatılan belediyelerin tamamına yakınında bir tane bile mimar, mühendis ve avukat bulunmadığını belirterek, kapatılan belediyelerden 800 civarında olanının AKP'li belediyeler olduğunu söyledi. Erdoğan, düzenlemeyi siyasi rant elde etmek amacıyla yapmadıklarını ifade ederek, "Sadece ülkemizin yerel yönetimler noktasında daha güzel hizmeti alabilmesine yönelik böyle bir adım attık" diye konuştu.

Erdoğan sözlerine şöyle dedi:
"Bu kararı alan merci TBMM'dir, yani yasama organıdır. Yasama organının böyle bir kararı almasından sonra Anayasa Mahkemesi'ne biliyorsunuz itirazda bulunuldu ve Anayasa Mahkemesi de bazı düzeltmelerle bu kararı onaylamıştır. Ve ben doğrusu yeni bir şey öğrendin şimdi Türkiye'de demek ki ikinci bir Anayasa Mahkemesi daha çıktı. Yani Anayasa Mahkemesi bir tane var Türkiye'de, ikinci bir Anayasa Mahkemesi yok. Yasama organının aldığı, çıkardığı kanunların üzerinde tasarruf yetkisi olan sadece Anayasa Mahkemesidir. Doğrusu beni şaşırtan bir olay olmuştur."

"Bana göre o beldeler kaybetmiştir"

Erdoğan, siyaseten herhangi bir sıkıntı görmediklerini belirterek, YSK'nin aldığı karar çerçevesinde seçimlere söyledi. "Bana göre bütün o beldeler kaybetmiştir. Ben bunu bir belediyeci olarak konuşuyorum" diye konuşan Erdoğan şöyle devam etti:
"Niye kaybetmiştir? Hizmet noktasında kaybetmiştir ve bunlar daha büyük ölçekte bir yerel yönetim hizmetine kavuşmuş olsaydı yeni yapılanmayla buralara verilecek hizmet çok daha fazla olacaktı. Türkiye'de bir yanlış anlaşılma var. Eğer kapıdaki tabela değişirse zannediliyor ki hizmet gelir. Hayır gelmez. Önemli olan oraya hizmeti verecek olan kurumdur. Bu kurumun gücü var mı yok mu? Bu kurumun gücü yok. Yoksa oraya hizmet gitmez. Ama efendim burası belde, mahalle veya köy değil. Ya mahalle olur, hizmeti düzenli giderse daha mı iyi belde olur orası, çok ilkel bir şekilde kalırsa mı iyi? Bana göre öbürü daha iyi."

"İnsanların etnik kökeniyle uğraşmayınız"

CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman'ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün soyağacına dair ortaya attığı iddialarıyla ilgili olarak da Erdoğan, "İnsanların etnik kökeniyle falan biz uğraşmayız. Bir insan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı mıdır? Anayasal kimliği Türk müdür? İş bitmiştir. Ama etnik kimliği noktasında Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza hepsi bizim başımız gözümüzdür. Bir ayrıma tabi tutmaya kimsenin hakkı yoktur. Ülkede yaşayan herkes benim vatandaşımdır, canımdır ciğerimdir. Hiçbir ayrım yapamam. Ne olursa olsun bölgesel milliyetçilik asla yapamam, dinsel milliyetçilik asla yapamam. Hepsine karşı Ak Parti'nin anlayışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çerçevesi altında kucaklamaktır ve birlik beraberlik içerisinde ülkemizin bütünlüğünü sağlayabilmektir. Bunun dışındaki yaklaşımları ayrımcı yaklaşımlar olarak görüyorum. Ve bu konuda siyasi partilerin de sivil toplum örgütlerinin de daha hassas olmalarını özellikle rica ediyorum" dedi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.