İstanbul Barosu'ndan sert tepki

İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın ve beraberindeki üyeler, Ergenekon soruşturması kapsamında dün gerçekleştirilen operasyonla ilgili açıklama yaptı. Aydın, "Hiç kimsenin yargı üstünden siyaset yapma hakkı yoktur ve bir gün bunların da savunulmaya ihtiyacı olacaktır" diyerek ülkesini seven insanların gözaltına alınmasıyla hukukun ihlal edildiğini vurguladı.
Yayınlanma tarihi: 8 Ocak 2009 Perşembe, 10:10

İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, "Anayasal düzeni rejimi ve ülkenin bölünmez bütünlüğü konusundaki duyarlılıklarını gerek görev gerekse emeklilik yaşamlarında özenle sürdüren kişilerin evlerindeki aramalar ve gözaltıların hukuk çerçevesinde değerlendirmekte zorluk çektiğimizi belirtmek istiyoruz" diyerek yapılan gözaltıları sert bir dille eleştirdi.

CMK’nın 145. ve 98. maddesini hatırlatan Aydın, "Kanunda doğrudan gözaltı gibi bir müessese bulunmamaktadır. Gözaltını düzenleyen 91.'nci maddeye göre yakalanan kişi cumhuriyet savcısı tarafından bırakılmazsa, gözaltına alınmasına karar verilebilir hükmü de bunu doğrulamaktadır. Hukuki durum bu denli açıkken ne yazıkki yapılan soruşturmada önceki gözaltılar gibi bu açık kurallara uyulmadığı ilgili yasal düzenlemelere aykırı hareket edildiği görülmektedir" dedi.

"Devletin sorumluluk dönemlerinde ülkenin bölünmez bütünlüğü laik düzen konusundaki duyarlılıkları nedeniyle, bu kişilerden öç alma şeklinde süren soruşturma, hukuk devleti adına bizi endişeye sevk etmektedir" diyen Muammer Aydın, birbiriyle ilişkisi olmayan sanıkların tek bir davada çözüme gidilmesinin, savunma hakkını zedeleyeceğini de sözlerine ekledi.

Yakalanan ve gözaltına alınan şüpheliler ve tutuklananlarla ilgili iddianame hazırlanmaması, ne ile suçlandıklarını bilinmeemsinin de Anayasaya aykırı olduğunu belirten Aydın, "Yukarıda sayılan maddelerde belirtilen sakıncalar, bir ülkenin yasa yorumundan kaynaklandığından, AİHM’e yapılacak bir başvurunun da temelini oluşturabilir" dedi.

Gazetecilerin, "Tuncay Güney ile ilgili sorular gönderdi? Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna "Tuncay Güney’in kafa karıştıran bir sürü açıklamaları var. Ancak Güney sanık değil. Net olarak ifade edilmemekle beraber hakkında yakalama kararı olduğu söylenmişse de bu netleşmiş değildir. Tuncay Güney’in cevaplamayı kabul edip etmeyeceği, bu sorulara cevap verip vermeyeceğini şu anda kestirmek zor. Onun söylemlerindeki çelişki bu davayı daha da karıştırır gibi geliyor. Ama biz yargılamaya karışmamak adına fikir beyan etmek istemiyoruz. Bu davaya faydası olacaksa kimden bilgi almak kimi sorgulamak gerekiyorsa bunun yapılması, yargının koşulları içinde yapılması doğrudur diye düşünüyorum" diyerek cevap verdi.

"Ergenekon davasında üç ana delil vardı. Birisi Tuncay Güney’in kasetleri, Ergenekon şeması ve bombalardı. Şema kimseye gösterilmedi, bombalar imha edildi. Bu normal bir süreç midir?" şeklinde bir soruya da "Önemli olan bütün bu yargılama süreci içerisinde bir sefer savcılara düşen sadece aleyhe olan delilleri toplamak değil, sanıkların lehine olan delillerin de toplanmasıdır. Ama bunların hiçbirisi bunu gerçekleştirilmedi. Savcıların görevi savmak değil, bu görevi yerine getirerek delilleri de ortaya koymaktır. Ama söylediğiniz gibi bir kişinin ifadesinden bahsediliyor ortaya gelmedi. Şemadan bahsediliyor ortaya gelmedi. Suçlanan kişilere baktığınız zaman ülkesiyle ilgili her duyarlılığı göstermiş insanların, bugün bir soruşturmaya dahil edilme çabası görünüyor. Bunun biz doğru olmadığını ifade etsekte, halkımızın kafası karışık bile olsa, kafalarında bir ayırıma gittiklerini, bir kaosun yaratılmak istendiğini, bir dava üzerinden rejim kavgası yaratıldığını kimsenin görmeyeceğini düşünmüyorum. Yargıçlar ellerinden geleni sonuna kadar yapsalar dahi, sonuçlandırılmaması gibi her türlü gayret gösteriliyor. Ankara’daki Danıştay davasının bu dava ile birleştirilmesi konusundaki bozma, birleştirilmesi halinde bu davanın uzayacağı gözlerden uzak tutulmaktadır. İleride başka davalarında bu dava ile birleştirilmesi, bu soruşturma ucu açık şeklinde kullanılarak, bu sıkıntı giderilmeden bu işlemin bitirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ama ne soruşturma sonuçlanacak ne de o dava kısa sürede sonuçlanacak gibi görünmüyor" şekinde cevap verdi.

TSK’ya yönelik gözaltılarıda değerlendiren Aydın, "Bu değerlendirmemiz basın açıklamamızda var. Çok kısa bir süre önce Genelkurmay Hukuk Müşavirliği yapmış, MGK Genel Sekreterliği yapmış, Yargıtay Onursal Başsavcısı'nın evinde arama yapılması ve gözaltına alınmaları gerçekten eğer suç şüphesi varsa, bir sorun yok. Ama ortaya önce şahsı yakala, sonra delili araştır. Bu kabul edilemez. Hiç kimsenin yargı üstünden siyaset yapma hakkı yoktur ve bir gün bunların da savunulmaya ihtiyacı olacaktır diyorum." dedi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.