Çantalar ne anlatır?

Jean-Claude Kaufmann, bir sosyolog olarak kadınların çantalarına el atıyor. Kadınların orada büyük sırlar taşıdığına inananlardan hareketle Kaufmann, çantaları konuşturup onların hayatta nerelere denk geldiğini bulmaya çalışıyor.
Yayınlanma tarihi: 7 Haziran 2012 Perşembe, 06:46

İnsanın başına gelenlerin çoğunun altında merak var. Sırlarla dolu olan (ya da olduğuna inandığınız) bir yere el attığınızda hangi kapanın kurbanı olacağınızı pek bilemezsiniz. Jean-Claude Kaufmann bu anlamda çantalara merak salıp kadınların ayrılmaz parçasına dadanmış. 'Salyangoz için kabuğu neyse kadın için de çantası odur' diyerek konuya dalan Kaufmann'a etrafındaki kadınların tepkisi gecikmemiş: Çanta bu kadar sır saklamaz! Yetmemiş 'kendi işinize bakın meraklı sosyolog, boşuna vakit kaybediyorsunuz, çantanın içinde olağanüstü hiçbir şey yok' lafı patlatılmış.

Fakat Kaufmann yine de sır avcılığından bir an bile vazgeçmemiş. Gelen tepkilere kulak tıkayarak çantanın bir noktasında illa ki ilgi çekici bir giz yakalayacağına inanmış: 'Çanta sınırsız bir bağlılığın, satın alma çılgınlıklarının, sanki hazineler hazinesini barındırıyormuş gibi bir tehlike tehdidiyle karşılaşılır karşılaşılmaz sıkıca tutulan kayışların nesnesidir, öz benliğin kalbi, bütün sırlarıdır.'

İmaj her şeydir

Kaufmann, sırlarla beraber çantaların bir ruhu olduğunu düşünüyor. İçine ne koyulduğu çantanın ruhunu açık ediyor, elbette karıştırıp görebilirseniz! Çantanın bir başka özelliği toparlayıcı bir yoldaş olması: 'Çanta insanın kendini düşünmesine ve geleceği tasarlamasına yardım eden yakın bir arkadaşıdır (...) Bilhassa nereye koyulacağı bilinmeyen ya da toplanmak için vakit bulunamayan her şeyi 'içine koyma' olanağı sağlar.'

Çanta aynı zamanda herhangi bir karşılaşma veya tehlike için öngörünün ve önlemin taşıyıcısıdır. Kaufmann, onun rahatsız eden ya da huzur kaçıran ve ne yapılacağı bilinmeyen nesnelerin yerleştirildiği bir kurtarıcı olduğunu da ekler. Tam tersi bir çöplüğe de dönüşebilir kolayca, unuttuklarınızı bir anda hatırlamanızı sağlayan nesneye de. Beri yandan özgürlüğün simgesidir çanta: 'Çantanın içine her şey büyük bir özgürlükle konulabilmeli. Çantayı yerleştirirken hesaplamak zorunda kalsaydık ne zevki kalırdı? Kaygısızlığın sarhoşluğu imkânsız olurdu.'

Çok çantaya sahip olmak da bir tür gösterge. Genellikle görselliğin tazeliğini imliyor çanta bolluğu; her duruma göre farklı çanta: Kendini belli etmenin bir yolu.

Hayal gücünün kışkırtılması pek çok şeyde olduğu gibi çantalar için de geçerli. Kaufmann buna bir ek yapıyor: 'Aynı zamanda onun gelecek kimliklerini yükseğe taşıyacak harika bir yol arkadaşı olarak kendini ortaya koyabilmesi lazım.' Tabii imaj her şey, gerisi fasa fiso. Bu yüzden yaratılan ve üstlenilen imaj, uygun çantayla tamamlanmalı ve mümkünse güzelleştirilmeli. 'Çantam imajımdır' diyenler, hemen 'ideal çantayı' bulmalı.

Kırsal kesimde birbirine benzeyen çantalara karşılık şehirde kişiye özel, en güzel; özgünlüğü ve güzelliğiyle diğerlerini ezen modellerin yaratılıp kullanılması, 'ideal çanta'ya ulaşmanın en acımasız aşamasıydı. Kaufmann'a göre bakışlar çantalara; onların eksiklik, fazlalık ve orijinalliğine kaymıştı artık.


Çantada bir kitap

Mağazaların çanta reyonlarının neden hiç boşalmadığı ve oraya giden pek çok kadının neden saatlerini harcadığını zamanla daha iyi anlamış Kaufmann. Çünkü sadece seçmek değil, alınacak ve kullanılacak çantayla kişiliğin ortaya konması da önemli. Bu nedenle ikilem, çelişki ve gerilimler doğal olarak yaşanıyor: Hem satın alma sırasında hem de bir dolap çantadan her sabah hangisinin seçileceği konusunda. Elbette sıkıntı bunlarla sınırlı değil. Çantanın günü elde mi omuzda mı geçireceği de ufaktan asabiyet yaratıyor.

Çantanın şişkinliği, ağırlığı arttırınca bedene yük biniyor. Kaufmann bu durumu 'her şey çantayı şişkinleştirmeye ve ağırlaştırmaya itiyor, hayatın seyri' diye açıklıyor. Her ne olursa olsun; ister şişsin ister hafiflesin ve çanta hangi hayatı yaşarsa yaşasın, Kaufmann'ın hatırlattığı önemli bir gerçek önümüzde öylece duruyor: 'Kadını kadın yapan çantadır.'

Buradan bakınca durum hayli karışık aslında, çünkü çanta hem dışarıda hem de içeride: Öz benliğin bir parçası olarak içte, taşındığı yer yüzünden dışta. Kendini çantasız 'çıplak' ya da 'ruhsuz' hissedenler olduğu gibi onu taşıdığını fark etmeyenler bile var.

Belki biraz abartılı bir yorum ama Kaufmann, pek çok örneği incelemesinin ardından şunu söylüyor: 'Çanta, bir tür varlığın son başvurduğu yerdir, öz benliğin silinme tehlikesine karşı tutunduğu daldır.'

Varoluşsal bir nesne, bir moda aksesuvarı ya da öz benlik ve imajın bir parçası; hangisi daha baskın bilinmez ama çanta, hayatın olmazsa olmazlarının başında. Bu arada Kaufmann'ın, sırrı tam anlamıyla çözüp çözmediği bir muamma fakat konuşturduğu çantaların içine konacak bir kitap yazdığı kesin.

alibulunmazcumhuriyet.com.tr http://bulunmazali81.blogspot.com

Çanta/ Jean-Claude Kaufmann/ Çeviren: Sinan Kutlu/ Can Yayınları/ 190 s.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.