Kapat

Son Haberler

A+ A-

Başbakan'ın dinleme yetkisi alındı

Anayasa Mahkemesi MİT, polis ve jandarmaya telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimi tespit, dinleme ve kaydetme konusunda yetki veren kanunun bazı hükümlerini iptal etti. Yüksek Mahkeme, dinlemelerde faaliyetlerin denetiminin başbakanın özel olarak yetkilendireceği kişi veya komisyon tarafından yapılmasını öngören hükmü iptal etti.
Yayınlanma tarihi: 29 Ocak 2009 Perşembe, 08:50

Anayasa Mahkemesi, telefon dinlemenin denetimine ilişkin iptal ettiği yasa hükümlerinin yürürlüğünün durdurulması istemlerini reddetti.Yüksek Mahkeme, “Telekomünikasyon İletişim Başkanı'nın, Telekomünikasyon Kurumu Başkanının teklifi üzerine Başbakan tarafından atanacağına” ilişkin hükmü de Anayasa'ya aykırı buldu.

Anayasa Mahkemesi iptali istenen “Bir başkan ile teknik, hukuk ve idari olmak üzere üç uzmandan oluşacağı” hükmüne ilişkin yeni bir yasal düzenleme yapıldığı için karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. Yüksek Mahkeme'nin kararını oy birliğiyle aldığı öğrenildi.

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, polis, jandarma ve MİT'e telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimi tespit, dinleme ve kaydetme konusunda yetki veren 3 Temmuz 2005 tarihli 5397 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açmıştı.

5397 sayılı kanunun, dinlemenin denetiminin başbakanın özel olarak yetkilendireceği kişi veya komisyon tarafından yapılmasına olanak sağlayan hükmü ile telekomünikasyon iletişim başkanının başbakan tarafından atanmasına ilişkin hükmünü oy birliğiyle iptal eden Yüksek Mahkeme, bu hükümlerin yürürlüklerinin durdurulması istemini ise ''koşullar oluşmadığından'' reddetti.

Anayasa Mahkemesi heyeti, bugünkü gündem toplantısında, davayı esastan karara bağladı.

Yüksek Mahkeme, kanun ile Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ve Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'na eklenen, “Dinleme faaliyetlerinin denetiminin Başbakanın özel olarak yetkilendireceği kişi veya komisyon tarafından yapılmasını” öngören hükmü iptal etti.

Öymen: Doğru yolda atılmış önemli bir adım

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Anayasa Mahkemesi'nin, telefonların dinlenmesine yönelik verdiği kararı değerlendirirken, ''Doğru yolda atılmış, çok önemli bir adım. Özel hayatın gizliliği gibi temel bir ilkeyi, açıklıkla, fütursuzca ihlal edenler, sonunda yargı duvarına çarpmışlardır'' dedi.

Her zaman, Ankara'da hakimlerin olduğunu söylediklerini belirten Öymen, ''Ankara'da hakimler olduğunu kimse unutmasın. Türkiye'de yargıyı hiç kimse istismar etmeye, siyasallaştırmaya kalkışmasın'' dedi.

Özel hayatın gizliliği gibi temel bir ilkeyi, açıklıkla, fütursuzca ihlal edenlerin, sonunda yargı duvarına çarptığını belirten Öymen, şunları kaydetti: ''Yargı, adalet mutlaka son sözü söyler. Ne yazık ki bu arada bazı insanlar özgürlüklerinden mahrum olur, sıkıntı çekebilirler. Anayasa Mahkemesinin bu kararını saygıyla karşılıyoruz, doğru yolda atılmış, çok önemli bir adım olarak görüyoruz. Umuyoruz ki Hükümet, bu karardan gerekli dersi çıkaracaktır; Türkiye'nin demokrasi dışı yöntemlerle idare edilemeyeceğini anlayacaktır. Biz onlara her zaman, telefonlarımızı dinleyeceğinize, sözümüzü dinleyin dedik. Umarım ki bundan sonra telefon yerine, sözümüzü dinlemeyi tercih ederler''

Şahin: Yasal değişiklikle sorun çözülür

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ''Yasal değişiklikle sorun çözülür. Dörtlü kararname gelir yani Telekomünikasyon Kurumu Başkanı, Ulaştırma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın imzasıyla'' diye konuştu.

Denetim nasıl olacağının sorulması üzerine de Bakan Şahin, ''Gerekçeyi görmemiz gerekir. İptal kararı verirken onu da düşünmüşlerdir... Biliyorsunuz mahkeme kararları geriye yürümez'' dedi.

Yüksek mahkemenin kanunun esastan görüşmeye karar verdiğini hatırlatarak ''Kanunun tümü iptal olabilir mi?'' sorusunu yönelten gazeteciyi de Şahin, ''İletişim yoluyla suç ve suçluların tespiti, dünyanın kabul ettiği bir yöntem. Birçok olay bu yöntemle Türkiye'de de önlenmiştir'' diye yanıtladı.

Mahkemenin yürütmenin durdurulması kararı vermediğinin hatırlatılması üzerine de Bakan Şahin, ''Sorun olacağı kanaatinde değilim. Şu anda bir değişiklik yok. Kurul başkanı görevde'' diye konuştu.

Yıldırım: Yasadışı dinlemenin hiçbir zaman mazur görülemez

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Anayasa'nın haberleşme hürriyetini teminat altına aldığını belirten Yıldırım, getirdiği istisnaların ise suç işlenmesinin önlenmesi, genel ahlakın korunması, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması olduğunu anlattı. Devletin istihbarat toplama, terör örgütleriyle mücadele, suç işlenmesini önleme gibi bütün ülkelerde olduğu gibi başka imkanı yoksa bunu iletişim altyapısını kullanarak elde etmesinin meşru ve yasalar çerçevesinde olduğunu ifade eden Yıldırım, ''Türkiye'de üç tane kurum var. Jandarma, MİT ve polis teşkilatı. Bu teşkilatlar eskiden beri istihbarat amacıyla, koruyucu tedbir ve adli vakalarda delil temin etmek amacıyla sinyal takibi, dinleme ve diğer araçları kullanıyorlar'' diye konuştu.

Yasadışı dinlemenin hiçbir zaman mazur görülemeyeceğini dile getiren Yıldırım, ''Bu suçtur. Yasadışı dinlenen kişi veya kurum hakkında elde edilen bilgiler de delil olarak kullanılamaz'' dedi. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın bir dinleme merkezi olmadığını belirten Yıldırım, Başkanlığın, emniyet teşkilatlarının mahkeme kararıyla yapacakları dinlemelerin usule ve hukuka uygun olup olmadığını kontrol edip, izin verilmesini sağladığını kaydetti.

Bakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Yasaya uygun olmayan dinleme yapanlar olabilir. Bunu dünyada önleyebilen bir ülke de yok. Teknolojinin geliştiği bir dönemde ortam dinlemesi diye bir şey var. Dinlemeyi hoyratça kullanmak asla kabul edilemez. Onun için yaptığımız düzenlemede 'Bu delil olamaz ve bunu yapanlar da bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılır' hükmü var. Bu olabilecek en caydırıcı önlemlerden bir tanesidir. Benim söylediğim söz, yasadışı bir işiniz yoksa konuşun konuşabildiğiniz kadar. Konuşmaktan insanlar korkmasın. İnsanlar konuşacak, iletişim kuracak. 'Dinleneceğiz' diye konuşmayalım korkusu veya algılamayı asla kastetmedim. Eğer sizi yasadışı dinleyen bile olsa bu suçtur. Bunu işleyen varsa, bu ülkenin savcıları, hakimleri tarafından cezalandırılacaktır ve bunların dinlediği içerik de asla bir mahkemede delil olarak kullanılamaz. Haberleşmede kişisel bilgilerin gizliliği esastır. Herkesin uyması gereken bir kuraldır. Ülkenin güvenliği söz konusuysa, bu yine hakim kararıyla yapılacak. Vatandaşlarımızın 'dinleniyorum' korkusuyla yaşaması bizim asla düşündüğümüz bir şey değil. Yasadışı iş yapan varsa, bunun da hesabını verir. Türkiye'de 105 milyar dakika konuşma oluyor, bir yılda. Bütün bu trafiği dinlemeye imkan yok. Böyle bir şey teknik ve fiziki olarak da mümkün değil.''

Anayasa Mahkemesi'nin, ''Kurumun başına getirilecek kişiyi Başbakan'ın atama ve dinleme faaliyetlerini denetleme yetkisinin'' iptaline ilişkin olarak da Ulaştırma Bakanı Yıldırım, şunları söyledi: ''Verilen karar, bu kuruluşun yapacağı iş ve işlemlerle ilgili bir karar değil. Kurum, kuruluş kanununda öngörülen işleri yapmaya devam edecek. İstihbarat kuruluşlarına, polise, MİT'e, jandarmaya, takip, sinyal izleme, gereğinde dinlemeyle ilgili taleplerine yasaların kendisine verdiği yetki çerçevesinde izin verecek veya vermeyecek. Yani esasa ilişkin bir şey yok. Kurum'un başındaki arkadaşın atamasıyla ilgili hükmü iptal etti. Demek ki bundan sonraki atamalar artık üçlü kararnameyle olacak, tekrar orada bir atama söz konusu olursa. İkincisi denetleme. Buranın hesapları, kitapları, personelle ilgili işlerini zaten Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu denetliyor. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, acaba kendisine verilen işleri kanunlara uygun yapıyor mu yapmıyor mu? Onun denetlenmesi lazım. Orada öngörülen Başbakanlığın icap ettiği hallerde bu denetlemeyi yapmasıydı. Bunu da Anayasa Mahkemesi uygun görmedi. Ona uygun bir denetleme mekanizması kurulur. Oradaki taleplerin değerlendirilmesinin bir başka göz tarafından doğru olup olmadığının denetlenmesi aslında emniyet açısından yapılmış bir şey. Kendi başlarına hareket etmesinler yönünde bir düzenlemeydi. O iptal değerlendirilir, Meclisimiz gerek bunun için gerek atama şekliyle ilgili gerekçeli karar yayınlandıktan sonra buna paralel düzenlemeleri yapar ve çalışmalar devam eder''


Bal: Mahkemenin verdiği karar doğrudur

MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal, demokratik ülkelerde, kişilik haklarının başında haberleşme hürriyetinin geldiğini belirtti. Haberleşme hürriyetinin yargı denetiminde olması gerektiğini ifade eden Bal, ''Demokratik ülkelerde, olmazsa olmaz zaruretlerden birisi budur. İptal edilen kanun, yürütmenin başındakine yetki veriyordu. Bu, demokratik kurallar çerçevesi içerisinde Anayasal teminat altında bulunan kişilik haklarıyla bağdaşmıyordu. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararı doğrudur'' diye konuştu.
Anayasa Mahkemesinin kararının, Ergenekon davasıyla ilişkilendirilmesinin doğru olmadığını da dile getiren Bal, Yüce Mahkemenin, mevcut Anayasaya göre karar verdiğini söyledi.

Durmuş: Bu ülkede, herkes herkesi dinliyor

MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş, Türkiye'de haberleşme hakkının ihlal edildiğini öne sürdü. Durmuş, her önüne gelenin, ''kanunda dinleme var'' diye haberleşme hakkını ihlal edemeyeceğini ifade ederek, şu görüşleri savundu: ''Bu ülkede, herkes herkesi dinliyor, bu çirkin. Alan dinleme cihazları, Türkiye'ye serbestçe giriyor. Bunu önleyecek hiçbir tedbir alınmıyor. Uyuşturucu, birinin cebinde yakalansa suç ama alan dinleme cihazı yakalanınca suç olmuyor. Başbakan Erdoğan'ın oturduğu ofisinden karşıdaki Yargıtayı dinleme imkanı var. Anayasa Mahkemesi'nin kararını yeterli bulmuyorum. Mahkeme kararı olmadan dinleme olmamalı. İzleme ve takipler aylarca sürmemeli. Dinleme zor olmalı''

İçli: İsabetli bir karar

DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli de Anayasa Mahkemesi'nin isabetli bir karar verdiğini söyledi. TBMM'de kanun çıkarmanın, yönetmelik çıkartmaktan daha kolay hale geldiğini öne süren İçli, iktidarın, çoğunluğuna bakarak ''Biz her dediğimizi yaparız, her şeyi yapmaya muktediriz'' anlayışıyla kanun çıkarttığını kaydetti.

Bu tür kanunların hep Anayasa Mahkemesi'nden döndüğünü anlatan İçli, ''Sayın Başbakan da önümüzdeki saatlerde herhalde yine Yüce Mahkeme hakkında bir değerlendirme yapacaktır. Burası bir hukuk devletidir. Hukuk devletinde insanlar, dinlenmekten, izlenmekten bıktı. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir kepazelik yok'' dedi.

İçli, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın, ''Yanlış, yasal olmayan işiniz yoksa dinlenmekten korkmayın'' sözlerini de eleştirerek, şunları söyledi: ''Kötü bir şey yapmıyoruz ama, özel hayatımızın, yatak odamızın, çalışma hayatımızın dinlenmesi gibi kötü, aşağılık olayları da kabul etmek mümkün değildir. Bir sanık hakkında soru soruluyor, bununla ilgili önüne klasörle dinleme kaydı geliyor. Sadece dinlenen kişinin değil, o insanın konuştuğu kişilerin özel hayatına da giriliyor. Bu bir kepazelik. Anayasa Mahkemesi bu kararıyla kepazeliğin önüne geçmiştir. Umudum o ki AKP ve Hükümet bundan ders alır, Türkiye'yi bir polis devletine götürme anlayışından vazgeçer.''

DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise Anayasa Mahkemesi'nin, sınırlı ve geç olmasına rağmen doğru bir karar verdiğini belirtti.

İyimaya: Mahkeme'nin kararı geriye doğru yürümez

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini, iptal kararlarının yürürlüğünden önce varolan kanunlara göre kurulmuş idari işlemler ile toplanan delillerin hukuki geçerliliklerini sürdüreceklerini bildirdi.

İyimaya, yaptığı yazılı açıklamada, TBMM'de gazetecilerin soruları üzerine, ''iletişimi tespit, dinleme ve kaydetme konusunda güvenlik güçlerine yetki veren kanunun bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması'' istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde açılan davaya ilişkin yaptığı değerlendirmelerin basında eksik yer aldığını belirtti.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini ifade eden İyimaya, şunları kaydetti: ''İptal kararlarının yürürlüğünden önce varolan kanunlara göre kurulmuş idari işlemler, toplanan deliller hukuki geçerliliklerini sürdürür. Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlüğe girmesi ve gerekçenin ortaya çıkması üzerine sorun ilgili kurumlar tarafından değerlendirilir. Karar, Anayasa ve hizmet gerekleri ekseninde bir ihtiyaç varsa, yeni bir düzenleme yapılır.''

Cumhuriyet İMECESİ