Evren: İhtilale teşebbüs etmedik, yaptık

Duruşmada ilk ifadeyi Tahsin Şahinkaya verdi. Şahinkaya ifadesinde "Ben kurucu iktidarım, sanık sıfatım yoktur. O gün Türk Milleti için en doğru olanı yaptık" dedi. Şahinkaya'dan sonra ifade veren Kenan Evren, "Biz ihtilale teşebbüs etmedik, yaptık" dedi. Duruşma, yarın sabaha ertelendi.

21 Kasım 2012 Çarşamba, 08:30

12 Eylül askeri darbesine ilişkin, dönemin Genelkurmay Başkanı, Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren ile Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya'nın yargılandığı davanın bugünkü duruşması başladı.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, sanıkların avukatı Bülent Hayri Acar, müdahilliğine karar verilen TBMM Başkanlığı, Başbakanlık, CHP, MHP, DİSK ve HAK-İŞ'in de arasında bulunduğu tüzel kişilerin avukatları ile diğer bazı müdahiller ve avukatları katılıyor. Sanıkların görüntüleri, 4 LCD ekran aracılığıyla mahkemeye yansıtılıyor.

Evren ve Şahinkaya'nın, sesli ve görüntülü iletişim sistemiyle savunmalarını yapmaları bekleniyor. Sanıklar, yansıtılan görüntülerde dün olduğu gibi yataklarında görünüyor.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, sanıklardan İstanbul GATA'da bulunan dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Ali Tahsin Şahinkaya'ya tıbbi müdahale yapıldığının anlaşıldığı tutanağa geçirildi.

Müdahil avukatlardan Fikret Babaoğlu söz alarak, sanıkların sistematik işkence ve kötü muamele suçları yönünden de savunmalarının yapılması gerektiğini öne sürdü. Mahkeme heyeti, Cumhuriyet savcısı ve sanık avukatının da talebi doğrultusunda talebin reddine karar verdi.

Duruşmada, sanıklardan Kenan Evren'in savunmasına geçilirken, Mahkeme Başkanı Süleyman İnce, Evren'e, iddianamedeki suçlamaları özetledikten sonra sonra, ''Haklarınızı anladınız mı? Savunmanızı kendiniz mi yapacaksınız? Avukatınızla mı yapacaksınız?'' diye sordu.

Kenan Evren savunmasını yapmadan önce İstanbul'daki naip hakim, sanık Ali Tahsin Şahinkaya'nın ilaç alması gerektiğini söyleyince, mahkeme, Evren'in savunması öncesinde duruşmaya kısa bir ara verdi.

'Darbenin ardında ABD var mıydı?' sorusunu yanıtsız bıraktı

Aranın ardından yeniden görülmeye başlanan duruşmada, müdahil avukatlardan Arif Ali Cangı, ''Sanıklar arasındaki astlık ve üstlük ilişkisi dikkate alındığında, sanıkların savunmasına Ali Tahsin Şahinkaya'dan başlanmasını'' istedi. Mahkeme, talebi yerinde görerek, önce sanık Ali Tahsin Şahinkaya'nın savunma yapmasını kararlaştırdı.

Yazılı savunmasını okuyan Şahinkaya, ''Bizler o gün için en doğru olanı yaptık'' dedi.
Şahinkaya, ''12 Eylül müdahalesi Türk ve dünya tarihinde yerini almış büyük bir olaydır. Tarihi olayları ancak tarih yargılar'' ifadesini kullandı. Savunmasını tamamlayan sanık Şahinkaya, ''herhangi bir soruya cevap vermeyeceğini'' söyledi.

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Şahinkaya'ya, ''Bireysel olarak bir darbe yapmanın gerektiğine ne zaman inandınız? Bu kararınızı kimlerle paylaştınız? Darbe yapılması yönündeki karara hangi tarihli toplantıda, hangi komuta kademesi ile hangi komutanlarla karar verdiniz? Sizin dışınızda kalan, yani emir komuta zinciri dışındaki TSK görevlilerince veya TSK dışında bir silahlı güç tarafından darbe yapılsaydı, buna o dönemdeki tepkiniz ne olurdu?'' sorularını yöneltti.

Sorulara cevap vermeyeceğini kaydeden Şahinkaya, mahkemenin, ''12 Eylül 1980 askeri darbesinin yapılmasında ABD veya bir başka ülkenin bilgisi veya onayı var mıdır?'' sorusu üzerine de ''Arz etmiştim efendim, (yanıt) vermeyeceğim'' diye konuştu.

Müdahil avukatlarından Ömer Kavili, sanıklardan Tahsin Şahinkaya'ya çoğunluğu mal varlığıyla ilgili bir dizi soru yöneltti. Şahinkaya, sorulara cevap vermedi.

 

Müdahil avukat Cangı, Tahsinkaya'nın sorulara cevap vermemesini eleştirdi

Duruşma arasında bazı sanık avukatları adına gazetecilere açıklama yapan Müdahil avukat Arif Ali Cangı, sabahki oturumda sanıklar arasında emir komuta zinciri olması nedeniyle birbirlerinden etkilenebilecekleri gerekçesiyle savunmaların bir birlerine aktarılmamasını talep ettiklerini belirtti.

Mahkeme heyetinin bu talebi kabul etmediğini anlatan Cangı, bunun üzerine hiç olmazsa ilk olarak ast konumunda bulunan sanık Şahinkaya'nın savunmanın alınmasını talep ettiklerini ve bu taleplerinin de mahkeme heyetince kabul edildiğini söyledi.

Şahinkaya'nın sorgulamaya geçmeden önce kısa bir açıklama yaptığını ifade eden Cangı, ''Sanık Ali Tahsin Şahinkaya kısa bir savunma yaptı ve özetle '12 Eylül tarihe mal olmuştur. Ancak tarih yargılar' dedi. Yani mahkemenin yetkisi olmadığını, beyan etti'' dedi.

Şahinkaya'nın sorgu sırasında müdahil avukatları tarafından sorulan sorulara yanıt vermemesini eleştiren Cangı şunları kaydetti: ''Sorgu sırasında sanık Şahinkaya'ya 1 Mayıs 1977 olayından başlayarak, iddianamede darbe şartlarını oluşturan olaylardan oluşan sorular yönelttik. Ancak Şahinkaya bu sorularımıza cevap vermeyeceğini beyan etti. MASAK raporunda yer alan mal varlığındaki şüpheli artışlara ilişkin ve dönemin bir milletvekilinin soru önergelerinde geçen haksız mal edinmesine ilişkin sorulara da yanıt vermedi. Hatta bu sorguda eşinin kim olduğuna dahi yanıt vermedi. Sanık müdafii sanığın sorulara yanıt vermediğini açıklıkla ifade etmesine rağmen sorgunun devam etmemesinin doğru olmadığını ifade etti. Biz müdahiller olarak acı çekmiş insanların avukatları olarak 12 Eylül darbesinin öncesinin ve sonrasının, işbirlikçilerin ortaya çıkarılmasının görevimiz olduğunu bu görevimiz çerçevesinde de doğrudan soru sorma hakkımız olduğunu söyledik. Mahkeme heyeti yaptığı değerlendirmede bizleri haklı buldu. Bizler 12 Eylül'ün sağ kalan iki darbecisini mahkum ettireceğiz. Mahkumiyetin ardından da Türkiye'de yeni bir sürecin başlangıcının müjdesini vereceğiz.''

Öte yandan, bazı sivil toplum kuruluşu temsilcilerin adliye önündeki bekleyişi sürüyor.

Duruşmaya katılanların tutanağa geçirilmesinin ardından sanıkların bulundukları sağlık kuruluşları arasında kurulan sistem açıldı. Her iki sanığın da dünkü gibi yataklarında bulunduğu görüldü. Kenan Evren siyah kazak, Tahsin Şahinkaya ise pijama üzerine lacivert hırka giyerken, iki sanığın da üstü göğsüne kadar örtülüydü. Kenan Evren'in yanında bir su şişesi bulunduğu dikkati çekti. Sanıkların yanında önceki ara karar uyarınca birer naip hakim görev yaptı.

İstanbul GATA'da görevli İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Seyfettin Mermerci, Şahinkaya'nın yanında avukatı Mithat Burak Başkale, hemşire Sezan Zorgun, yazı işleri müdürü Şafak Nur Dede ve bilgi işlem görevlisi Yücel Akbulut'un bulunduğu bildirildi.
Ankara GATA'da görevlendirilen Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hakimi Muhammet Alabaş ise Evren'in yanında avukatı Sezin Duygu Tuncer, hastane hekimi Yalçın Gökoğlan, hemşire Perihan Özdel, bilgi işlem görevlileri Abdülaziz Yavuz ve Ümit Demirkan ile zabıt katibi Hakan Kocaoğlu'nun olduğunu söyledi.

Avukatlardan Fikret Babaoğlu, bunların tutanağa geçirilmesi sonrasında söz aldı. Babaoğlu, sanıkların sistematik işkence ve kötü muamele suçları yönünden de savunmalarının yapılması gerektiğini öne sürdü. Babaoğlu, ''İddianamenin hukuki değerlendirmesinde sanıkların 146. maddeden yargılandıkları yazılıysa da genel değerlendirme bölümüne baktığımızda sanıkların aynı zamanda sistematik işkence ve kötü muameleden de yargılandığı görülüyor. Bu anlamda sanıkları uyarmanız gerekiyor'' dedi.

Babaoğlu, sanıkların avukatları Bülent Acar'ın ''rehavet içinde olduğunu'' söyledi ve müvekkillerini uyarmasını istedi. Avukat Acar ise bu sözlere, ''Rehavet ne demek'' diye tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı Süleyman İnce, Avukat Babaoğlu'nu, ses tonunu ayarlaması ve sanık avukatlarına yönelik el hareketi yapmaması konusunda uyardı.

Sanıkların avukatı Acar, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Tarafımıza yöneltilen rehavet içinde olma iddiasını şiddetle reddederim. Biz, kamusal savunma makamında görevli müdafi olarak yaptığımız görevin bilincindeyiz. Bugüne kadar bunu yeteri kadar göstermiş olduğumuzu ümit ediyoruz. Bir meslektaşımın beni uyarmasını dışarda mutlulukla karşılarım ama davada bu şekilde kabul edemem. Bunu olmamış addediyorum. Bir daha olursa misliyle karşılık veririm. Burası Türk ulusu adına yargılama yapılan bir duruşma salonu. Herkesin birbirine karşı aynı adli nezaket içinde olması gerekir. Sayın meslektaşımın hukuki talebine gelince bir kere doğru bilgi verilmedi. Bizzat cumhuriyet savcısı iddianamede iki farklı soruşturmanın bulunduğunu söylüyor, numarasını veriyor. Sistematik işkence, kötü muamele iddialarının ayrı bir soruşturma olduğunu söylüyor. Bu davanın konusu iddianamede belirtilen fiil ve olgulara ilişkindir. Bir ceza davasında yargılanan fiil dışında herhangi bir fiilden söz edilmesi, o fiille ilgili dava açıldığı anlamına gelmez. Müvekkilim, iddianamede belirtilen fiillerden yargılanmaktadır. O nedenle talebin reddine karar verilmesini istiyoruz.''

Avukat Babaoğlu ise bu beyan üzerine, ''Tamamen iddianamedeki cümlelere dayanarak, hukuki değerlendirmeler yaparak konuşmamı sürdürdüm. Kastım kimseye hakaret değil. Meslektaşımı da gereği gibi uyardım. Bir uyarı daha yapıyorum, nerede yazıyor sistematik işkence ve kötü muamele soruşturmasının tefrik edildiği? Ben tamamen iddianameden okuyorum. Savcı iki genel değerlendirme yapmış, biri darbeyle ilgili, diğeri sistematik işkenceyle ilgili. Belki sayın meslektaşım bilmiyor, belki hukuki bilgisi bu kadar'' diye konuştu.

Talebe ilişkin görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Cemil Tuğtekin, ''iddianamedeki anlatım ve sevk maddesi doğrultusunda, sanıkların savunmalarının alınması gerektiği kanaatine varıldığından, sanıklar yönünden cezalandırılması istenen madde gözetilerek savunmalarının alınmasını'' talep etti.

Mahkeme heyeti, ''iddianamede işkence olaylarının yanı sıra başka olaylara da yer verildiğini ancak işkence ve bu olaylarda somut suç isnadında bulunulmadığını, mahkemenin daha önceki ara kararıyla sanıklar hakkında sistematik işkenceye neden olma suçlaması yönünden suç duyurusunda bulunulduğunu'' belirterek, ''talebin reddine ve sanıkların savunmalarının, iddianamede belirtilen suç ve sevk maddeleri doğrultusunda alınmasına'' karar verdi. Mahkeme, bu sırada İstanbul GATA'da bulunan sanık Tahsin Şahinkaya'ya tıbbi müdahale yapıldığının anlaşıldığını tutanağa geçirdi.

 

'Bu işkence olaylarıyla ilgimiz yok'

Duruşmada daha sonra sanıklardan Kenan Evren'in savunmasının alınacağı açıklandı. Mahkeme Başkanı İnce, Evren'e iddianamedeki suçlamaları özetledikten sonra yasal haklarını hatırlattı. İnce, ''Haklarınızı anladınız mı? Savunmanızı kendiniz mi yapacaksınız? Müdafiniz eşliğinde mi savunma yapmak istiyorsunuz'' diye sordu. Evren, ''Ben bu konuda bir şey söylemek istemiyorum'' karşılığını verdi. Bunun üzerine İnce, ''O noktaya gelmedik daha'' diyerek, aynı soruyu tekrarladı. Evren bu defa da ''Bizim bu işkence olaylarıyla ilgimiz yok'' ifadesini kullandı. İnce'nin soruyu tekrarlamasıyla Evren, ''Evet'' dedi.

Süleyman İnce, daha sonra Şahinkaya'ya, savunmasını avukat eşliğinde yapıp yapmayacağını sordu. Şahinkaya, soruya ''Evet efendim'' yanıtını verdi. Evren savunmasına başlamadan, müdahil avukatlarından Ömer Kavilli söz aldı. Sanıklar arasında hiyerarşi bulunduğunu belirten Kavili, ''Sanıklardan bir tanesi çetenin lideridir. Bir sanığın ifadesi alınırken, diğer sanığın, bunu izleyememesinin sağlanmasını talep ediyoruz'' dedi.

Sanıkların avukatı Acar, ''sanıkların böyle bir endişe taşımadığını, ifadelerinin birlikte alınmasında sorun olmayacağını'' ifade ederek, talebin reddini istedi. Savcı Tuğtekin de tasarrufun mahkemede olduğunu belirtti. Mahkeme, Kavili'nin talebinin reddine karar verdi. Bu sırada, naip hakim, Tahsin Şahinkaya'nın ilaç alması gerektiğini mahkeme heyetine sistem üzerinden bildirdi. Mahkeme Başkanı İnce, sanıkların savunmalarına geçmeden önce duruşmaya kısa bir ara verdi.

 

Savunma sırası değişti

Aranın ardından söz alan müdahil avukatlarından Arif Ali Cangı, ''sanıklar arasındaki astlık ve üstlük ilişkisi dikkate alınarak, savunmalara Ali Tahsin Şahinkaya'dan başlanmasını'' istedi. Mahkeme, talebi yerinde görerek, Evren'den önce Şahinkaya'nın savunmasını dinledi. Şahinkaya, kağıttan okuduğu savunmasında, 12 Eylül müdahalesini yapan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üst komuta heyetinden oluşan Milli Güvenlik Konseyi'nin, asli kurucu iktidar olduğunu ileri sürdü. Müdahalenin ve alınan kararların Türk milletine açıklandığını ifade eden Şahinkaya, Milli Güvenlik Konseyi'nin yeni anayasayı ve kurucu meclisi oluşturduğunu, yeni anayasal düzeni kurduğunu ifade etti.

 

'Bizler o gün için en doğru olanı yaptık'

1982 Anayasası ile hükme bağlanan tasarrufların suç olamayacağını savunan Şahinkaya, bugün devletin yasama, yürütme ve yargı organlarıyla genel idaresinin 1982 Anayasası'na bağlı olduğunu söyledi. Şahinkaya, şunları kaydetti: ''Komutanlarımın, benim ve diğer silah arkadaşlarımın 12 Eylül 1980 sonrasındaki tasarruflarından dolayı yetkisini, 1982 Anayasası'ndan alan yargının, Milli Güvenlik Konseyi'nden olan bize suç isnat etme veya yargılama şeklinde herhangi bir yetkisi yoktur. Milli Güvenlik Konseyi üyesi olarak, bana sanık sıfatı ne idareten ne hukuken mümkün değildir. Ben 12 Eylül darbesini emir komuta içerisinde yapan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Hava Kuvvetleri Komutanı'ydım. Milli Güvenlik Konseyi üyesiydim. Bizim muhatabımız büyük Türk milletidir. Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Eylül 1980'de Türk milletine olan görevini yerine getirmiştir. Bizler o gün için en doğru olanı yaptık. 12 Eylül müdahalesi Türk ve dünya tarihinde yerini almış tarihi bir olaydır. Tarihi olayları ancak tarih yargılar. Türk Silahlı Kuvvetleri, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu ve 'en büyük eserim' dediği Türkiye Cumhuriyeti'nin koruyucusu ve kollayıcısıdır. Büyük önderin en büyük eseri olan Türkiye Cumhuriyeti büyük Türk milletiyle birlikte sonsuza kadar yaşayacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.''

Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik saldırıları önleme ve bastırmanın Türk Silahlı Kuvvetleri'nin varlığının temeli olduğunu ifade eden Şahinkaya, ''Maalesef ortada açılmış bir dava bulunmaktadır. Yüce mahkemede görevini yapmaktadır. Sanık sıfatı almadığımı açıklamıştım, başka herhangi bir beyanda bulunmayacağım, herhangi bir soruya cevap veremeyeceğim'' dedi.

 

Soruları yanıtsız bıraktı

Mahkeme Başkanı İnce'nin daha önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla alınan ifadesini tekrarlayıp tekrarlamadığı sorusuna, ''Evet efendim'' karşılığını veren Şahinkaya, sabıkasının olmadığını söyledi. Daha sonra mahkeme heyeti Şahinkaya'ya bir dizi soru yöneltti. Ancak Şahinkaya, her sorunun ardından, yanıt vermeyeceğini söyledi. Heyetin, Şahinkaya'ya yönelttiği sorular şunlar:

-Bireysel olarak bir darbe yapmanın gerektiğine ne zaman inandınız? Bu kararınızı kimlerle paylaştınız? Darbe yapılması yönündeki karara hangi tarihli toplantıda, hangi komuta kademesiyle hangi komutanlarla karar verdiniz? Sizin dışınızda kalan, yani emir komuta zinciri dışındaki TSK görevlilerince veya TSK dışında bir silahlı güç tarafından darbe yapılsaydı buna o dönemdeki tepkiniz ne olurdu?

-12 Eylül askeri darbesinin yapılmasıyla birlikte önceden isimleri tespit edilen kişilerin bulundukları yerden toplanmaya başlandıkları dikkate alındığında bu kişilerin listeleri ne şekilde oluşturulmuştur? Bunlar arasında suç işlediği iddia edilen kişilerin adresleri ve yerleri belli iken 12 Eylül 1980 öncesinde gözaltı ve yakalama işlemlerinin yapılmamasının nedeni nedir?

-Komuta kademesinde 'Darbeyi daha önce yapacaktık, ancak olgunlaşmasını bekledik' şeklinde gazetelere demeçler verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. İddianamede anlatım olarak yer verilen 16 Mart İstanbul Üniversitesi, 1 Mayıs 1977 Taksim, Sivas, Çorum, Kahramanmaraş olaylarında birçok aydın, yazar, gazeteci, öğretim üyesinin katledilmesinin toplumda darbe beklentisi yarattığı iddia edildiği de dikkate alındığında, bu olaylara göz yumulması söz konusu mudur? Veya bu olayların niteliğine uygun müdahaleler yapılmış mıdır?

-Hemen her fırsatta, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından verilen beyanatlarda çok kısa zamanda demokratik düzene geçişi sağlamanın amaç edinildiği ifade edildiğine göre, askeri mahkemeler tarafından verilen idam kararlarının onaylanmasını demokratik düzene geçiş sonrasında milletin tercihleri ile oluşacak TBMM'ye bırakmak yerine Milli Güvenlik Konseyi eliyle yerine getirmenizin sebebi nedir?

-12 Eylül askeri darbesi yapıldıktan sonra gözaltında ölümler yaşanmış, başta Diyarbakır ve Mamak cezaevlerinde işkence sonucu ölümler olmuştur. Bu olayların engellenmesi için bir çaba gösterdiniz mi?

-12 Eylül 1980 askeri darbesinin yapılmasında, ABD veya bir başka ülkenin bilgisi veya onayı var mıdır?

Müdahil avukatlarından Kavili de Şahinkaya'ya bir dizi soru yöneltti. Şahinkaya, sorulara bir kez daha yanıt vermeyeceğini bildirdi. Sorular sorulduğu sırada Şahinkaya'nın zaman zaman gözlerini kapattığı dikkati çekti.

Sanık avukatı Bülent Acar söz alarak, ''sanığın özgür iradesiyle soruları yanıtlamayacağını bildirdiğini'' ifade etti ve ''Sorulara cevap vermeyeceğini belirten, bunu ortaya koyan bir sanığa yönelik sorulara devam edilmesi demek, yasak sorgu usullerinin uygulanması demektir. Müvekkilime soru sorulmamasını talep ediyorum'' dedi.

Avukat Kavili ise sorgu bütünlüğüne karışılmaması yönünde ara karar verilmesini istedi. Söz alan bazı müdahil avukatları da sanık cevap vermese bile soruların yöneltilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, müdahillerin sanıklara soru sormaya devam etmelerini kararlaştırarak, duruşmaya öğle arası verdi.

12 Eylül davasına ilişkin duruşmada, Ali Tahsin Şahinkaya, müdahil avukatlarınca sorulan hiçbir soruyu yanıtlamadı.

Kenan Evren, Ankara GATA'dan sesli ve görüntülü iletişim sistemleri aracılığıyla Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ne savunmasını yaptı. Yazılı savunmasını okuyan Evren, ''Biz, o gün doğru olanı yaptık. Bugün de olsa aynı şekilde ihtilal yapardık'' dedi ve ''Türk Silahlı Kuvvetleri'nin iktidar olma meraklısı olmadığını'' söyledi.

''Biz, ihtilal yaptık, ihtilale teşebbüs etmedik. Herkesin ihtilal ile ihtilale teşebbüsün aynı şey olmadığını bilmesi gerekir'' ifadelerini kullanan Evren, soruları yanıtlamayacağını bildirdi.

Yazılı savunmasını okuyan Evren, 12 Eylül'ün ''kurucu iktidar'' harekatı olduğunu ve yapılış nedeninin bildiriyle Türk milletine açıklandığını söyledi. 12 Eylül harekatını yapan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üst komuta heyetinin, kurucu iktidar olarak Milli Güvenlik Konseyi'ni oluşturduğunu kaydeden Evren, ''Milli Güvenlik Konseyi, kurucu iktidar olarak Anayasa'daki kanunları çıkarmış, yeni anayasal düzeni oluşturmaya başlamıştır. Kurucu Meclis'in oluşturulması, yeni Anayasa'nın yapılması ve halkoyuyla yürürlüğe konulmasıyla yeni anayasal düzen tamamlanmıştır'' diye konuştu.

Evren, ''kurucu iktidar olan Milli Güvenlik Konseyi'nin başkanı ve devlet başkanı olduğunu'' belirterek, bu görevleri, TBMM'nin faaliyete geçtiği tarihe kadar sürdürdüğünü, bu tarihten sonra 7. Cumhurbaşkanı olarak görevine devam ettiğini hatırlattı.

 

'Yargılama yetkisi bulunmamaktadır'

Milli Güvenlik Konseyi'nin 1982 Anayasası'yla hükme bağlanmasının suç olduğunun iddia edilemeyeceğini savunan Evren, ''Beni ve silah arkadaşlarımı, 12 Eylül ve sonrasındaki tasarruflarından dolayı, yetkisini 1982 Anayasası'ndan alan yargının suç isnat etme ve yargılama yetkisi bulunmamaktadır'' dedi.

Evren, şöyle konuştu: ''Kurucu iktidar olmayı, yani ihtilal yapmayı suç sayan bir kanun yoktur, olması da mümkün değildir. Biz ihtilal yaptık, ihtilale teşebbüs etmedik. Herkesin ihtilal ile ihtilale teşebbüsün aynı şey olmadığını bilmesi gerekir. Ben, 12 Eylül harekatını yapan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Genelkurmay Başkanı, Milli Güvenlik Konseyi Başkanı ve Devlet Başkanıyım. Türkiye Cumhuriyeti'nin 7. Cumhurbaşkanıyım. Ben, 12 Eylül harekatının hesabını Türk milletine verdim. Bundan sonra beni tarih yargılar. 12 Eylül harekatını herkes istediği gibi değerlendirebilir. 12 Eylül ile ilgili beceriksiz siyasetçilerin söylemlerini geçen yıllar yalanlamaktadır. Demokrasinin işlediği yerde ihtilal olmaz. Siyasetçi beceriksizliğini askere kapora edemez. Türk Silahlı Kuvvetleri, iktidar olmanın meraklısı değildir. 12 Eylül 1980'den bugüne kadar yaşananların bir daha yaşanmaması bunu göstermektedir. Ülkenin o tarihteki ve öncesindeki durumunu büyük Türk milleti bilmektedir. Büyük Türk milleti o olaylara layık değildi. Biz o gün doğru olanı yaptık. Bugün de olsa aynı şekilde ihtilal yapardık. Tabii ki adli yargı mensupları ve yüksek mahkeme görevini yapmaktadır. Yukarıdaki açıklamalarımla birlikte söyleyeceğim bunlardır. Benim görevim bunlara yardımcı olmaktır. Sanık olmadığımı yukarıda açıklamıştım. Bu beyanımın dışında başkaca bir beyanda bulunmayacağım. Mahkeme sorularına cevap vermeyeceğim. Kusura bakmayınız.''

Evren, ''Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca alınan ifadenizi tekrarlıyor musunuz'' sorusu üzerine, ''Ne vermişim orada?'' dedi. Evren'e bunun üzerine, soruşturma aşamasında verdiği beyanları anımsatıldı. Evren, bu beyanları tekrarladığını bildirdi.

 

Mahkeme Başkanı, Evren'e bir dizi soru yöneltti

Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Süleyman İnce, savunmasını yapan Evren'e bir dizi soru yöneltti. ''Yaptığınız birçok konuşmada, birçok sivilin size gelerek, 'Neden yönetime el koymuyorsunuz' dediğiniz bilinmektedir. Sizi darbeye yönlendiren sivilleri sayar mısınız'' sorusuna Evren, ''Bunları hatırlıyorum, ama isimlerini bilmiyorum'' karşılığını verdi.

''Katıldığınız bir programda, adaletli olsun diye 'Bir sağdan bir soldan astık' şeklinde bir cümle kurdunuz. Bunu ne amaçla söylediniz? Adam asmak eylemi bu kadar basite indirgenebilir mi? Bu hususu açıklar mısınız?'' sorusuna ise ''Söyledim. Sağda olanlar var, solda olanlar var. Yalnız sağdakileri verip de idam ettirip, bir sağdan, bir soldan... Bunla hiçbir tarafı tutmadığımızı, bitaraf olduğumuzu anlatmak istedik'' cevabını verdi. Bu sırada mahkemede bulunanlardan bazıları, ''Ondan sonra da 'İnsanım' diye yaşıyorsunuz, değil mi?'' diye tepki gösterildi.

Mahkeme Başkanı İnce'nin, ''Bayrak Harekat Direktifini'' hatırlatarak, ''Bu belgeden haberdar mısınız? Bunu Necdet Üruğ mu hazırladı'' sorusuna Evren, ''Ben bir şey hatırlamıyorum. Ancak Bayrak Harekat Direktifi hazırlandığında Necdet Üruğ 1. Ordu Komutanıydı'' dedi.

Evren, ''Sizin direktifinizle mi hazırlandı?'' sorusunu yanıtlarken, aradan geçen zamanı karıştırarak, ''Hatırlamıyorum, aradan 20 yıl geçti'' ifadesini kullandı. ''Bayrak Harekat Planı sizin onayınızdan geçti mi?'' sorusunu, ''Hatırlamıyorum, kendisine (Necdet Üruğ) sormak lazım'' diye yanıtlayan Evren, ''Plandan ne zaman haberiniz oldu'' sorusuna, şu karşılığı verdi: ''Bayrak Harekat Direktifini Necdet Üruğ hazırlamıştır. Ona bu talimat, Genelkurmay Başkanlığı Kurmay Başkanı Ali Haydar Saltık tarafından verilmiştir. Haydar Saltık benim yerime birçok belgeyi imzalama yetkisine sahipti. Bu belge yönünden de gerekli imzayı o atmış olabilir. Kendisine bu yönde yetki verilmiştir. Saltık kendi kendine yazmaz. Saltık, Genelkurmay Başkanının Yardımcısı. Ona yetki verilmiştir.''

Evren, dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e verilen uyarı mektubuna ilişkin soruya da ''Bizim Cumhurbaşkanı'na verdiğimiz muhtıradır'' cevabını verdi.

 

Şahinkaya: Muhtıra değil

Tahsin Şahinkaya ise ''Bayrak Harekat Direktifinin hazırlanması yönünde talimatınız oldu mu, bilginiz var mı? Bu belgeyi kim düzenledi? Kimin talimatıyla...'' sorusuna karşılık, ''Genelkurmay Başkanlığı'nca hazırlandı. Kuvvet komutanlarının belgenin hazırlanmasında dahli yoktur'' dedi.

''Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e verilen uyarı mektubu muhtıra mıdır'' sorusuna ise Şahinkaya, ''O dönemki nazik durumu cumhurbaşkanına bildirmek için hazırlanmış belgedir. Muhtıra olarak değerlendirmiyorum. Türkiye'nin durumunu cumhurbaşkanına arz etme olarak değerlendiriyorum'' cevabını verdi. Evren, mahkeme başkanının diğer sorularını ise yanıtsız bıraktı. Bu sırada söz alan sanık avukatı Bülent Acar, sanıklara yönlendirme soruların sorulduğunu iddia etti.

Ardından davanın bugünkü celsesi sona erdi. Duruşmaya yarın 09.45'te devam edilecek.