Erkekler, sevdiğinizi açıkça söyleyin

Evlilik hayattaki dönüm noktalarından biri. İşte bu dönüşüme kadının gözünden bakıyor Devlet Tiyatroları’nda sahnelenen Düğün Şarkısı oyunu. Oyuncu Berrin Akhasanoğlu anlatıyor.
Yayınlanma tarihi: 30 Aralık 2012 Pazar, 11:18

- Önce Düğün Şarkısı oyununda yer alma hikâyenizle başlayalım?

- Sevgili meslektaşım Civan Canova ile aynı kurumda çalışıyoruz. Biliyorsunuz Düğün Şarkısı adlı oyunun yazarı Civan Canova. Oyunu okuduğum gün açıkça söylemek gerekirse oyuna sulandım. Çok çok beğendim, beni çok etkiledi oyun. Civan’a da tüm duygu ve düşüncelerimi aktardım... Sonuç; beraber çalıştık, beraber var ettik....

- Bu role sizi en çok çeken neydi?

- Tek kişilik bir kadın oyunu olması. Bir kadının aşkı, aşk uğruna adanmışlık... Öyle bir aşk ki en saf, en narin, en güzel duyguları yaşatıyor insana. Çok güçlü duyguları barındırıyor oyun. Aslında trajik bir evlilik hikâyesi.

- Bültende “Atların çektiği ışıltılı gelin arabasının zaman içerisinde balkabağına dönüşmesini, ya da dönüşme ihtimalinin neden olduğu korkuları, tedirginlikleri anlatmaktadır. Bütün bunları yaşamış ya da yaşamak üzere olan bir kadının diliyle” deniyor... Gelin arabalarının balkabağına dönüşmesi bir kader mi sizce?

- Günümüzde bu hikâye hepimizin başına gelmiş veya geliyor olabilir. 2000’li yıllarda iyi bir evlilik hayatı yaşamak, evliliği sürdürmek çok zor, eskisi gibi değil hiçbir şey ama imkânsız da değil… Bence evlilik, akıl ve duyguların sağlamlığının sınanması.

- Aşkı kadının gözünden anlatıyor Düğün Şarkısı ve evliliği, düğünü de. Genç bir kadının hayatını, geleceğe dair planlarını, isteklerini bir eş olmak için geride bıraktığına da şahit oluyoruz. Türkiye'de pek çok kadının hikâyesi aslında bu...

- Belki binlerce, belki milyonlarca kadının sesi olduğumu biliyorum bu oyunda. Dolayısıyla çok gurur duyuyorum oynarken. Kadın olmak seçicilik demektir bence. Aşkta da seçim yapıyoruz. Her seçim bir terk ediştir de diyebiliriz, her seçim bir varıştır da; nasıl baktığınıza bağlı. Oyunda oyunculuğu terk eder kadın, ama ünlü bir yazarın karısı olur. Sonunu söylemek istemiyorum… Ama kadının yaptığı seçim bir varıştır bence…Türk kadını, Amerikan kadını, Japon kadını gibi ayrımlar yapmak istemiyorum. Kadın her yerde kadındır. Seçimlerimiz ne olursa olsun doğrudur ve her şartta her yerde aynıdır. Çünkü kadınlık güdüsüyle yapılmıştır. Kadın güçlüdür. Sevgisini erkekten daha kolay dile getirir. Seçimlerinin arkasında nasıl, ne kadar durduğu, ne kadar savunduğu artık o kadının özelidir. Yaptığımız seçimler aşktan yana oldukça atların çektiği gelin arabasının balkabağına dönüşme ihtimali artar ama biz kadınlara da aşktan yana seçimler yakışır…

- Tek kişilik bir oyun, Düğün Şarkısı. Dolayısıyla riskli ve zorlu. Oyun boyunca hiç düşmeyen bir performansta yol alıyorsunuz. Bu oyundan size ne kaldı, rolünüz size ne gösterdi, öğretti?

- Çok şey kalacak… Hâlâ oyunum devam ediyor ve uzun süre de edecek. Bu yıl benim yirminci yılım. Bana çok şey anlatıyor Düğün Şarkısı. İfade etmekte zorlanıyorum aslında. Sevmek, sonsuzca sevmek ne demek? Galiba hem oyuncu, hem oyunun kadın karakteri olarak bu duyguları daha bir başka anlamaya başladım. Aşk benim yaşantımda kendimi bildim bileli vardı. Ne güzel ki yirminci yılımda hâlâ aşka olan tutkunluğumu tekrarlıyorum… Özellikle tüm erkeklere şunu hatırlatmak istiyorum; lütfen, ama lütfen sevdiğinize sevdiğinizi sıkılmadan, bıkmadan söyleyin, her şey için çok geç olmadan…

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.