Kansere karşı nanoparçacıklar

Kanserli hastaların, tümörleri yok etmek amacıyla aldıkları ilaçlar bulantı, kilo yitimi ve hatta kalp sorunları gibi yan etkileri de beraberlerinde getirir. Ancak araştırmacılar artık alışılagelmiş dozdan çok daha düşük dozlarla farelerde kanserli hücrelerin yayılımının gemlenebildiğine dikkat çekiyor.

15 Ağustos 2008 Cuma, 09:19

Bu uygulamanın temelinde ilacın çok daha düşük dozlarda ve daha yoğunlaştırılmış biçimde aktarılması amacıyla tümörün çevresindeki kan damarları üzerinde yoğunlaşan mikroskobik bir parçacığın kullanılması yatıyor.

Kanseri öylesine ölümcül kılan yayılma yeteneği, bir başka deyişle metastaz, ana tümörün sürekli genişleyen bir kan damarları ağıyla iyice beslenmesini gerektirir. Yeterince beslenemeyen ve yeterli düzeyde oksijen almayan tümörler oldukları gibi kalırlar. Anjiyogenez adıyla bilinen kan damarlarındaki bu genişleme süreci kimi zaman sağlıklı hücrelerde de meydana gelir. Tümörlerdeki anjiyojenezin ayırt edici unsuru tümörü besleyen kan damarlarının iç çeperinde bulunan Avß3 adlı bir hücre alıcısıdır.

Kaliforniya Üniversitesi patoloji uzmanlarından David Cheresh önderliğindeki bir ekip yağ bağlantılı bileşiklerden oluşan minik bir parçacık, ya da nanoparçacıkla bu alıcıyı hedeflemeye karar verdi. Araştırmacılar stratejinin geçerli olup olmadığını anlamak için parçacıklara doxorubicin (Dox) adlı kanser ilacından çok düşük dozlar ekleyip bunları insan pankreas ur hücreleri aktarılan farelere enjekte ettiler. Dox DNA’nın kopyalanmasını sekteye uğrattığından, araştırmacılar ilacın etkilerinin yalnızca tümördeki damarlarla sınırlı kalacağını umuyorlardı.

Uygulamadan 11 gün sonra, Dox ekli hedeflenmiş nanoparçacığın aktarıldığı farelerde yakındaki bir lenf yumrusuna metastaz oranının avβ3 alıcılarına ilişmeyen Dox ekli nanoparçacıklar aktarılan farelere kıyasla yaklaşık %82 daha düşük olduğu görüldü. Avß3 hedefli Dox nanoparçacıklarının aktarıldığı farelerde ana tümörde hafif bir küçülmeye de tanık olundu.

Geleneksel kemoterapi uygulamalarında Dox yalnızca hastanın kanına enjekte edilir. Cheresh ve arkadaşları bu uygulamanın farelerde metastazı etkilemediğini ortaya koydular. Nanoparçacıklar olmaksızın istenen etkinin yaratılması için araştırmacılar Dox yoğunluğunu 15 katına çıkartmak zorunda kaldılar. Bu da farelerin ağırlıklarının yaklaşık %18’ini yitirmelerine neden oldu. Daha düşük dozdaki hedef nanoparçacıkların enjekte edildiği farelerde ise kilo yitimi %0.8 kadardı.

Cheresh araştırmanın nanoparçacıkların tümörlere karşı benzer etkiyi daha düşük dozlarla sağlayabileceği görüşünü daha da pekiştirdiğine dikkat çekerek, “Bu araştırma ilaçların uygulama biçiminde çarpıcı bir değişime neden olacak.” diyor.

Washington Üniversitesi’nden Gregory Lanza elde edilen sonuçların sevindirici olduğuna, ancak hiç de şaşırtıcı olmadığına parmak basıyor ve en iyi sonuçların alınabilmesi için bilim insanlarının tümör anjiyogenezi konusunda çok daha kapsamlı bir bilgiye ulaşmaları gerektiğine inanıyor.

(Kaynak: ScienceNow, 8 Temmuz)