İhbar edin!

Yeni TCK'ya göre, kişinin vücuduna dokunulduğu anda "cinsel saldırı" suçu oluşur. 102. maddede düzenlenen "cinsel saldırı" suçu, cinsel arzuları tatmin amacıyla kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal eden, ancak cinsel ilişkiye varmayan her türlü davranıştır. Bu suçunun cezası, iki yıldan yedi yıla kadar hapistir. Eğer hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak; işverenler, yöneticiler tarafından gerçekleştirildiyse, cezası yarı oranında artırılır.

15 Ağustos 2008 Cuma, 12:37

Cinsel taciz, tüm ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’de de, her ne kadar görülmek ve kabul edilmek istenmese de, son derece yaygın ve ciddi bir sorun. Bu kadar yaygın olduğu halde, üzerinde bu kadar az durulması ve az konuşulmasının nedeni, elbette ki (ve ne yazık ki), mağdurlarının ezici çoğunluğunu kadınların oluşturması Tüm yasal değişikliklere rağmen, kadınlara karşı işlenen suçlara hala ‘suç’ gözüyle bakılmıyor, erkekler kadınlara karşı bir suç işlediklerinde ‘cezalandırılmıyor’ adeta ödüllendiriliyorlar.

Birkaç yıldır İstanbul’da yılbaşı gecesi yaşanan toplu taciz olaylarını önlemek için hiçbir güvenlik tedbirinin alınmaması, saldırganların yakalanmaması, 2008 yılbaşında binlerce saldırgandan numune olarak yakalanın bir tek saldırganın ise, 57 YTL gibi komik bir para cezası ile salıverilmesi; Pippa Bacca olayında tecavüz ve cinayet yerine, ‘ülkenin itibarına’ sürülen lekenin öne çıkarılması hep bu yaklaşımın örnekleri

Cinsel nitelikli gereksiz dokunma, elleme, sıkıştırma, vurma, çimdikleme, sürtünme, söz atma, cinsel içerikli teklifler, gözetleme, şehvetli bakışlar, ıslık çalmalar, el/kol hareketleri, cinsel ilişki için baskı, rahatsız edici flörtleşmeler, dışarıda birlikte olmaya yönelik ısrarlı davetler, açık saçık konuşma, cinsel imalar ya da yakışıksız yorumlar, fıkralar anlatma, çalışma ortamında kadınları ‘cinsel bir nesne’ olarak gösteren fotoğraf ya da nesnelerin sergilenmesi, cinsiyetinden ya da cinsel tercihinden ötürü aşağılama, küçümseme, sataşma, kadın olarak yeteneklerine, kapasitesine, işine, görünüşüne ya da giyimine ilişkin rahatsız edici yorumlar

Tüm bu davranışlarla ne kadar sık karşılaşıyoruz değil mi? Bu kadar sık karşılaştığımız tüm bu davranışlar, cinsiyete ya da cinselliğe ve cinsel tercihe yönelik oldukları anda ‘cinsel taciz’ ile karşı karşıyayız demektir. Cinsel taciz, hayatın her alanında, evde, sokakta, okulda, üniversitede, işyerinde, gözaltında her yerde karşımıza çıkabilir. Cinsel taciz, yakınlarımız, öğretmenlerimiz, evsahipleri ya da kiracılarımız, komşularımız, iş arkadaşlarımız, amirlerimiz, güvenlik görevlileri, yoldan geçen birileri vb. herkesten gelebilir.

Cinsel taciz TCK'da ciddi bir suçtur

Yeni Türk Ceza Yasası, cinsel suçları ‘cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar’ başlığı altında ve değişik bir yöntemle düzenlemiştir. 105. maddeye göre cinsel taciz, bir kimseyi (vücut dokunulmazlığını ihlal etmeksizin) cinsel amaçlı olarak taciz etmektir. Birisine cinsel amaçlı olarak dokunduğunuz anda 102. maddede düzenlenen cinsel saldırı suçunu işlemiş olursunuz.

Yukarıda verdiğimiz örneklerden elleme, sıkıştırma, sürtünme, çimdikleme gibi davranışlar, vücuda dokunulduğu için cinsel saldırı; ıslık çalmak, reddettiğimiz halde ısrarla yemeğe davet etmek, şehvetli bakışlarla süzmek vb. davranışlar ise, vücuda dokunma gerçekleşmediği için cinsel tacizdir.Cinsel taciz suçunu evde, sokakta, herhangi bir yerde işleyen kişinin cezası üç aydan iki yıla kadar hapistir. İşyerinde, ister işverenler, yöneticilerden, isterse çalışanlardan gelsin daha ağır bir suçtur.

Aynı şekilde hiyerarşik bir ilişki içinde olduğumuz varsayılan, kamu görevlileri, öğretmen, doktor gibi kişilerin cinsel tacizi de, sıradan bir tacizden daha ağır bir suçtur. Her iki durumda da tacizcinin cezası yarı oranda arttırılır. Eğer mağdur cinsel taciz nedeniyle işi terk etmek zorunda kalmışsa, tacizin cezası bir yıldan az olamaz. (İşyerinde tacize uğrayan ayrıca, tacizcinin işten çıkarılmasını isteyebilir, kendisi işi bırakma hakkı kazanabilir, maddi/manevi tazminat davaları açabilir.)Yeni TCK’ya göre, kişinin vücuduna dokunulduğu anda ‘cinsel saldırı‘ suçu oluşur. 102. maddede düzenlenen ‘cinsel saldırı‘ suçu, cinsel arzuları tatmin amacıyla kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal eden, ancak cinsel ilişkiye varmayan her türlü davranıştır. Cinsel saldırı suçunun cezası, iki yıldan yedi yıla kadar hapistir ve eğer hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak; işverenler, yöneticiler tarafından gerçekleştirildiyse, cezası yarı oranında artırılır. (Cinsel saldırının birden çok kişi tarafından yapılması ya da çocuklara karşı yapılması gibi durumlar, derhal kamu davası açılması gereken ve daha cezalara çarptırılan suçlardır.)

Cinsel saldırı, vücuda organ ya da bir cisim sokularak yapıldığında ise tecavüz gerçekleşir ve bunun cezası çok daha ağırdır. Yasa tartışmaları sırasında, bu düzenlemeyi küçümsemek için sürekli olarak gündeme getirilen ‘Bir adam parmağını kadının burnuna ya da kulağına soksa tecavüz olacak’ itirazları ilginçtir. Evet, her ikisi de tecavüzdür. Hiç kimse, bir tek parmağını dahi, cinsel amaçlı olarak bunu istemeyen birinin burnuna ya da kulağına sokamaz. Yaparsa, tecavüzdür!

Özetle, vücuda dokunmayan cinsel içerikli rahatsız edici eylemler, cinsel taciz; vücuda dokunarak yapıldığında cinsel saldırıdır. Cinsel saldırı vücuda organ ya da bir cisim sokularak gerçekleştiğinde tecavüzdür. Tecavüz, cinsel taciz, dayak, zorla cinsel ilişki, tehdit ve saldırı gibi olayları yaşamak zaten yeterince öfke verici, bunaltıcı ve kadını çaresiz hissettiren olaylar. Bir de bunun üstüne, toplumun saldırganı değil, kadını yargılaması ve suçlaması; saldırıya uğrayan kadının olanları anlatacak, derdini paylaşacak kimseyi bulamaması, konuşamaması kadını daha da çaresiz bir duruma itiyor. Bu tür cinsel saldırılar karşısında kadını çaresiz bırakan en önemli kavramlardan biri ‘namus’ kavramı

Kadınlar cinsel bir saldırıya uğradıklarında acaba ‘namussuz bir kadın olarak mı görüleceğim’ kabusunu yaşıyorlar. Şunu hiç unutmamak gerekiyor ki, aslında ‘namus kavramı‘, kadınların hayatlarının (sadece cinselliklerinin değil, tüm hayatlarının) erkekler ve bütün bir toplum tarafından kontrol mekanizmasıdır. Namus kavramıyla, her bir kesimi ile toplum olarak ve tüm kurumlar olarak yüzleşemediği sürece, kadınların bedenleri, hayatları ve cinsellikleri üzerindeki tabular ve baskılar ve de cinsel saldırılar ortadan kalkmayacaktır. Evde, işte, sokakta, istemediğimiz, bizi rahatsız eden her türlü cinsel içerikli Bakış, Dokunuş, Söz, İma, benzeri her türlü cinsel eylemin ‘cinsel taciz’; hangi yöntemle olursa olsun, yapan kırk yıllık eşimiz bile olsa, bizim istemediğimiz her türlü cinsel ilişkinin tecavüz’ olduğunu ve bunun da ağır bir cezası olduğunu herkesin öğrenme zamanıArtık, bu toplumun, kadınların cinsellikleri de dahil kendi hayatları hakkında, kendi aldıkları kararlara saygı duymayı öğrenme zamanı