"Boş lav silahları neden gömüldü?"

Genelkurmay Karargâhı'nda düzenlenen "İletişim Toplantısı"nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Genelkurmay Başkanı Orgenaral İlker Başbuğ, Poyrazköy'deki kazılara ilişkin de konuştu. Açıklamadaki en çarpıcı nokta, arazide gömülen 'boş lav silahları'ydı. Başbuğ, hiçbir işe yaramayacak boş lav silahlarının neden gömüldüğünü sordu.
Yayınlanma tarihi: 29 Nisan 2009 Çarşamba, 08:41

Lice'de mayın patlaması sonucu şehit olan 9 askerle ilgili yaptığı açıklamaların ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Poyrazköy'deki arazide bulunan mühimmat ve silahlarla ilgili konuşan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ çarpıcı konulara değindi.

Başbuğ, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmekte olan soruşturma kapsamında bulunan mühümmat ve silahlarla ilgili kamuoyu ve medyamızın bilgiye ihtiyacı var. Bazı konular cevaplandırlmalı. Ben bu talebin haklı olduğunu düşünüyorum" diyerek açıklamalarına başladı.

Konuya doğru yaklaşabilmek için silah ve mühimmat arasındaki farkı bilmeniz gerekiyor diyen Başbuğ, "Silahı heralde tanımlamaya gerek yok. Herkes silahın ne olduğunu iyi biliyor. Burda silahın önemli olan nokta, her silahın üzerinde mutlaka o silaha ait stok numarası bulunması. Aynı numarada 2 silah olmaz. İkinici olarak, silah envantere girdikten sonra çıkana kadar uzunca süre kullanılan malzemedir. Tek kullanımlık değildir.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında bulunan silahlar nelerdir? değildir. Subayımızın üzerinde bulunan kendi kayıtlı silahlarıdır. Diğer silahların kaynağı ise yargı sonucu çıkacak. Bizim konumuz değildir o."

"Boş lav silahları neden gömüldü?"

Başbuğ konumasına mühimmatın açıklamasını yaparak devam etti. Başbuğ, "İkinci konu mühimmat konusu. Mühimmat ne demektir? Mühimmat 1 kere kullanılır. İkinciye kullanma imkanınız yok. Dolayısıyla mühimmat harp malzemesidir. Her mühimmatın üzerinde sadece kafile numarası vardır. Yani silahlarda olduğu gibi özel numarası yoktur. Örneğin TSK "bana 6 bin lav üret "diyor. Üretilen mühimmatın hepsinin numarası aynı. Bu önemli çünkü bulunan mühimmatı nerden çıktığını bulmamız bizim için önem taşıyor." dedi.

Başbuğ, yaptığı açıklamaları getirilen bir lav silahı üzerinde basın mensuplarına gösterdi.

"Şimdi ben bunu gömenlere soruyorum kazılarda bulunan 5 boş lav silahı neden gömülmüş. Bunlar kullanılamaz. Ben meraktan soruyorum hiç işe yaramaz bu 5 boş lav niçin paketlendi ve gömüldü?"

Poyrazköy'deki arazinin statüsüne ilişkin de konuşan Başbuğ, bölgenin 2. derecede kara askeri yasak bölgesi olduğunu belirtti ve "Poyrazköy'deki arazi Milli Savunma Bakanlığı'na ait bir arazi değildir. Bir vakfa ait arazidir. Arazinin statüsü 2. bölgede kara askeri yasak bölgedir. 2. derecede kara askeri yasak bölgelere sadece yabancılar giremez. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları buraya girebilir. Vatandaşlar izin alırsa buraya bina da yapar, oturur da. " diyerek arazi hakkında bilgi verdi.

Silahlar Emniyete gidiyor

"Önemli olan diğer bir husus, bu üretilen MKE’de üretilen tüm ürünler TSK envanterine girmiyor. Bazıları Emniyet Genel Müdürlüğümüze gidiyor. Örnek el bombası, lav, hafif silah mühimmatı, aydınlatma fişeği, bubi tuzakları… Sadece TSK’nın envanterine giren silah değil. Sakın yanlış bir yorum yapmayın. Bulunan malzeme şuradandır buradandır demiyorum. Ancak bilgi sunuyorum, olayın karmaşıklığını gösteriyorum. Örneğin bulunan mühimmatın kayıtlı olduğu gruba baktığımızda bir kısmı TSK’ya bir kısmı da Emniyet’e gitmiş."

"TSK'nın Türkiye'de gömülü hiçbir silah ve mühimmatı yoktur"

"Deniliyor ki bulunan mühimmatın bir kısmı TSK’nın Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait olabilir. Bunun net cevabını veriyorum. 1986’ya kadar TSK’nın özellikle Özel Kuvvetler Komutanlığı’na ait Türkiye’de gömülü silah ve mühimmatı vardı. 1986’da alınan karar çerçevesinde bu silah ve mühimmatın tümünün toplatılarak depolara konulmasına karar verildi ve bu işlem 1988 yılında tamamlandı. Bu şu demektir TSK’nın Türkiye’de hiçbir yerde gömülü silah ve mühimmatı yoktur."

"Yargının kararını bekleyelim"

"'Bu mühimmat kimler tarafından ne amaçla gömüldü?' diye bize soruyorlar. Bu sorunun muhatabı herhalde ben değilim. Bu sorunun muhatabı yargıdır. Yargının bunların kimler tarafından ne amaçla yapıldığını ortaya çıkarmasını bizler de bekliyoruz. Bu konuda sabırlı olmamız gerekiyor. Çok sabırsızlık var. Yargının süre olarak da yavaş işlediğini kritik edebilirsiniz, ancak bu konuda yapacak bir şey yok. Hepimize düşen görev yargının görevini yerine getirmesin beklemektir."

"İsim zikretmeniz doğru değil"

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ konuşmasını tamamladıktan sonra, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Başbuğ, Ergenkon davasıyla igili gelen bir soruda özellikle kişiler üzerine vurgu yapılması üzerine,

"Bir kere isim zikrediyorsunuz. Özel ismin zikredilmeyeceğine dair mahkeme kararı var. Bu davanın özel isimle anılmayacağına yönelik mahkeme kararı var. Var mı yok mu? İşimize geldiği zaman evet, gelmediğinde hayır olmaz. Benim bildiğim ilgili mahkeme dosya numarası verir dosyaya. Özel isimle bir davanın anılması doğru değil." yanıtını verdi.

Birand-Başbuğ diyalogu

Basın toplantısında Gazeteci Mehmet Ali Birand'ın soru sorarken "Topraktan silah fışkırıyor" şeklindeki ifadesi, Birand'la Orgeneral Başbuğ arasında ilginç bir diyalog yaşanmasına neden oldu. Orgeneral Başbuğ, gazeteci Birand'a "Siz medyanın en duayen ismisiniz, fışkırma demek doğru mu?" derken Birand'da "Peki sözümü geri aldım" karşılığını verdi. Başbuğ, "Bahçelievler'de 3 tane G-3 mermisi bulunuyor. Hemen son dakika diye TV'lerde geçiyor, yapmayın" derken Birand "Başka ülkelerde bulunmuyor" diye karşılık verdi. Başbuğ ise Birand'ın bu sözlerine "Ne biliyorsunuz?" yanıtını verdi. Başbuğ, bulunan silahlarla ilgili bir yargı süreci olduğunu, kamuoyunun yargıya güvenmesi gerektiğini belirterek "Kamuoyu yargı süreciyle ilgili bilgilenmeli, itirazımız yok, ancak korku ve karamsarlığa sevk edilmemeli" dedi.

"Gizli tanık ne kadar güvenilir?"

"İkinci iddianamede 1993 yılında Bingöl’de meydana gelen olayla ilgili gizli tanığın ifadesi var. Bu beyanat iddianamede yer almış. Gizli tanık ne kadar güvenilir. Olay var olayın suçlanan kişilerle organik ilişkisi yok. Sadece bir gizli tanık, onu destekleyen delil de yok. Neticede bir iddia konulmuşsa iddianameye ismi geçen kişilerle ilişkisi de konulmalı ki bir anlamı olsun. İddianamenin sadece gizli tanık ve itirafçılara dayandığını görüyoruz. Bu da insanı bir noktada düşünme noktasına sürüklüyor. TSK olarak yargı sürecine saygılıyız, sabınla takip edip, izleyeceğiz, sonuçlarını hep beraber yaşayacağız.
"


"Demokratik rejime aykırı olanlar TSK'da barınamaz"

Davanın temel konusunun TSK'nın darbe yapma hazırlığı olduğunu belirten bir gazetecinin, "4 tane emekli paşa darbe yapamaz. Siz darbe yapmaya hazırlanan birimlerin olup olmadığına yönelik bir soruşturma yaptınız mı?" sorusuna Başbuğ "Biz demokratik rejime bağlıyız. TSK içinde demokratik rejime aykırı olanlar bulunamaz, barındırılmaz. Buna da müsaade etmeyiz. Bu konulara ilişkin olarak şu anda TSK’nın kendi bünyesinde böyle bir sorun yoktur. Bu soruna yönelik herhangi bir araştırma inceleme ihtiyacı da yoktur.
Diğer konu medyada çıkan günlükler… Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’a bu soru soruldu. Büyükanıt o gün demişti ki
“Genelkurmay Başkanlığı’nın elinde bununla ilgili hiçbir belge yoktur” Ben de bu cümleyi bugün aynen tekrarlıyorum."

"Kürdistan Devleti'nin sınırılarını çizdik" açıklamasına tepki

Kürdistan devletinin sınırlarını çizdik ifadesini nasıl değerlendiriyorsunuz? şeklinde gelen bir soru üzerine Başbuğ, "Dağ kadrosunun dağdan ayrılmasını sağlayacak şekilde mevcut yasal düzenlemelerin daha iyi şekilde uygulamasını sağlayabilmek için bazı değişiklikler yapılmalıdır ifadesini kullanmıştım. Bakın, 221. maddenin 2.fıkrası şöyle diyor; "Örgüt üyesinin örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını bildirmesi üzerine hakkında cezaya yer yoktur." Ayrıca yine Ceza Muhakemeleri Kanunu 171. madde ise bunun uygulanmasının nasıl olacağını ifade ediyor. Eğer bu maddeleri daha etkin şekilde uygulayabilirsek dağdan çözülmelerde daha iyi sonuçlar alabileceğimizi umuyoruz. Bizim altını çizmek istediimiz konu; yasa iyi bi yasa, bu yasanın dağdaki teröristi indirmek için daha etkin bir şekilde kullanmamız gerek." açıklamasında bulunan Başbuğ, konuşmasının devamında "TBMM'de bulunmamalarıyla ilgili" bir soru üzerine, "Keşke o milletvekilinin konuşmasını burda iletmeseydiniz. Terör örgütüyle arasına mesafe kuramayan bir grupla aramıza mesafe koymak isteyeceğimizi herkesin anlayacağını sanıyorum. Bu parti terör örgütüyle arasına mesafe koyamıyor. Heralde benden onlarla yakın olmamı bekleyemezsiniz."

"Bedelli askerlik konusu"

"Bedelli askerlik konusu, 1111. sayılı askerlik maddesinde açıkça belli bir konu. "Bedelli askerlik fazla yükümlülük olması durumunda uygulanır." 2008'de benim ihtiyacımın ancak 65.49'unu karşılayabilmiş başvurular. Mevcutların düşüyor. Bu zorluk yaratıyor. 2009'da 64'e, 2011'de 62'ye düşmesi bekleniyor. Fazla yükümlülük olmaması halinde bizim bedelli askerlik uygulaması düşünmemiz mümkün değil. İlerki yıllarda da böyle bir durum yok gibi gözüküyor. Hergün şehit veren bir ülkede parayla askerliği biz kimseye anlatamayız."

Gata hakkındaki iddialara yanıt: Ahlaksızlık

"Diğer bir konu GATA ile ilgili yapılan çizilen konuşmalar. Bakın tutuklu statüsünde olan muvazzaf veya emekli askerlerin sevki Adalet Bakanlığı nezdinde yapılmaktadır. Bizim hiçbir ilgimiz yoktur. Bu konuyla ilgili olarak Sayın Adalet Bakanı da birkaç açıklama yaptı. Bu sevklerin mevcut yasalara uygun yapıldığını söyledi. Sanki bu sevkleri biz yapıyormuşuz gibi yalan ve çirkin iftiralar atıldı.
Şimdi hal böyleyken sistemli bir şekilde “B
u kişiler hasta değil, usulsüz sevk edildi, GATA’da yapılan tedaviler asılsız” Nereden biliyorsunuz? En çirkini ise deniliyor ki “Bazı tutuklu kişilerin tahliyeleri asker tarafından yapıldı” Bakın GATA’nın raporu nedeniyle tutukluluktan tahliye haline geçen bir kişi var mı? Her şey hukuk kanın mevzuat dahilinde yapılmaktadır. Bu konuyu bu kadar çirkin bir şekilde gündeme getirmek ahlaksızlıktır. "

"ABD'li Genelkurmay Başkanını atladınız"

ABD Genelkurmay Başkanı ile de görüştüm. Herhalde basında çıkan her şeyi herkes okumuyor. Obama Türkiye’ye geldiği gün Pazar günü Obama’nın Milli Güvenlik Danışmanı ile de görüştüm. Onu da hiçbiriniz yakalayamadı. Ben bunu soracağınızı bekliyordum.

"Yeter artık"

"Türkiye’ye geldiği zaman Türkiye’den illa bir şey ister diye düşünülüyor. Yeter artık. Türkiye sadece bir şey istenmek için gelinen bir ülke değildir. Türkiye olayları nasıl değerlendiriyor, ne gibi bir katkılarda bulunabilir, bunların arandığı bir ülke. Benim görüştüğüm iki tane önemli ABD’li yetkili bizden ne Afganistanla ne de Irak’la ilgili hiçbir isteği olmadı. Sayın ABD Genelkurmay Başkanı, bölgesel ziyaretten sonra Türkiye’ye geldi. 4 saat beraber olduk. Bu sürede elbette gezide bulunduğu Pakistan, Afganistan, Irak’taki gelişmelerle ilgili fikir alışverişinde bulunduk. Basında yeteri kadar yer almıyor. Pakistan’da çok ciddi gelişmeler var. Bizde bütün ilgili ülkeler de Pakistan'daki gelişmelerden endişe duyuyrouz. Keşke bu kardeş ülkedeki sorunlar çözüme kavuşsa."

Başbuğ, "Akreditasyon uygulamasında bir değişiklik olacak mı?" sorusuna, "Tabi değişiklik olabilir. TSK olarak sanki bir elimizde koz, sopa olarak düşünmüyoruz. Araç olarak kullamıyoruz. Keşke olanaklar olsa da akreditasyonu genişletebilsek." yanıtını verdi.

Basın mensuplarının sormadığı Kahramanmaraş’ta CHA muhabirleri ile ilgili olan konuyu gündeme getiren Başbuğ, "30 Mart’ta komutan DHA muhabirini arşiv çekimi yapmak için olay yerine götürmüş. Aynı gün saat 15:00 civarında bir helikopter malzeme yüklüyor, dönülecek. O sırada yanlarında kamera ve fotoğraf makinesi olan 2 kişi helikoptere binmek istiyor. Kendilerine helikopterde askeri malzeme taşındığı ve alamayacakları söyleniyor. Diyorlar ki donmaya bırakılmışlar. Gündüz, hava + 13 derece. Olay yerinden yürüyerek ayrılan 300 – 400 kişilik bir grup var. Bize gelen bilgi bu. Burada kesinlikle bir kasıt olduğu kanaatinde değiliz. Ama bakın açık söylüyoruz. Farklı bilgi varsa biz inceleriz, hata varsa da düzeltiriz. Ben teröristi bile zorunlu olduğu zaman helikopterle taşıyorum. Türk askeri böyle bir hata yapmaz." açıklamasını yaptı.

"PKK konusunda bu yıl somut sonuç alınması mecburi"

Afganistan'da Ağustos ayında seçim olduğunu ve terör olaylarında artış bulunduğunu kaydeden Orgeneral Başbuğ, ABD'nin özellikle seçimden önce bölgeye askeri kuvvet görevlendirmeyi düşündüğünü açıkladı. Irak'ta ise güvenlik durumunun eskiye nazaran iyileşme gösterdiğini kaydeden Orgeneral Başbuğ, geçen hafta bölgede yaşanan olayların ise endişe verici boyutta olduğunu kaydetti. Orgeneral Başbuğ, "Irak'la ilgili olarak bizim, devletimizin politikası belli. Irak'ın bütünlüğü bizim için hayati öneme sahip. Orada konuşlanan PKK terör örgütünün tasfiye edilmesi bizim için önemli. 1984 yılından beri PKK terör örgütünün elemine edilmesi için bir şans yakaladık, bunu en iyi şekilde kullanmamız lazım. Bunda sorumluluk kime ait? Merkezi hükümet ait. Elbette bir de güç olarak Irak'ın kuzeyinde Irak yerel yönetimle ait peşmerge güç var. Bunların da işe dahil olması lazım. Bu; Irak'ın kuzeyindeki PKK terör örgütünün varlığının kaldırılması için yerel yönetiminin aktif olarak yer alması zorunludur. Bu yıl içinde; bu konuda artık somut sonuçlar almak mecburiyetindeyiz" diye konuştu.

"Tatbikat İsrail'i ilgilendirmez"

Gazetecilerin Suriye ile Türkiye arasında yapılan tatbikata dikkat çekmesi üzerine Orgeneral Başbuğ, söz konusu durumun sadece iki ülke arasındaki bir tatbikat olduğu yanıtını verdi. Başbuğ, "Suriye ile Türkiye arasındaki tatbikat. Tatbikattır o. Ama ilktir. O nedenle önemlidir. Tatbikat bugün bitecek. İsrail'in tepkisi bizi ilgilendirmez. Suriye ve Türkiye arasında olan bir olaydır. İkili bir tatbikat bizim konumuz. Ülkemizin büyüklüğünü ve pozisyonunu iyi görelim artık" dedi.

"Afganistan'daki birlik mevcudu artabilir"

2006 yılındın itibaren Afganistan konusunun NATO'nun sorumluluğunda olduğunu ve ABD'nin görevi olarak düşünülmemesi gerektiğin ifade eden Orgeneral Başbuğ, Uluslararası Yardım harekatı denen ikinci harekatta Türkiye'nin bulunduğunu ve Kabil'in korunmasına yardımcı olmayı amaçlayan harekata yönelik Türkiye'nin 800 askerli bir piyade taburunun bölgede olduğunu bildirdi. Kabil Bölge Komutanlığı görevinin Ağustos ayından itibaren Türkiye'ye geldiğini belirten Başbuğ, "Seçim nedeniyle Kasım'da 'görevi alın' dediler. Bizce olur. Kasım ayında Kabil Bölge Komutanlığı görevini almamız söz konusu. Onlar kuvvetleri çektiği takdirde dolduracağız. Nasıl yapacağız? NATO'da yapılacak toplantı ile diğer ülkelerden yardım istenecek. Karşılamada zorluk olursa orada 800 mevcutlu birlik mevcudu artabilir. Onun dışında Afganistan'daki kurum, kuruluşlara yardımcı oluyoruz. Ve oraya daha fazla personel göndermeyi de düşünüyoruz" dedi.

Ermensitan sorunu

Türkiye ile Ermenistan arasındaki gelişmelere değinen Orgeneral Başbuğ, iki ülke arasında çizilen sınırın tanınması ve Soykırım iddialarına yönelik sıkıntıların olduğuna dikkat çekti. Soykırım konusunun ve hukuksal boyutuna bakmak gerektiğine işaret eden Orgeneral Başbuğ, "Özel kasta dayanan bir olay. Ama soykırım benzeri deseniz genel kasta girer. Soykırım, özel kast demek bir ulusun etkin kurumun ırksal kurumun sırf o gruba ait olduğu için planlı olarak yok edilmesi anlamına geliyor. Bu çok önemli. Burada özel kast var ve özel kastın bulunması lazım. Özel kastın ortaya konulması için belge konulması lazım. Bunu da kim koyacak? Mevzuata göre TCK'da var. Devletlerle ilgili olarak Uluslararası Adalet Divanı'nda görüşülecek. Konu bu. Azerbaycan ve Ermenistan arası sorun ne? Dağlık Karabağ'ın tek taraflı olarak 1991'de kurulması sonrasında 1993'te askerlerin girmesi Ermenistan'ın işgal ettiği Azeri topraklarından geri çekilmesi önemli. Sayın Başbakan Türkiye'nin görüşlerini net olarak açıkladı. 'Sınır kapısının açılması Ermenistan'ın birliklerini çekmesi ile eş zamanlı olur' dedi ve biz de bu düşünceye aynen katılıyoruz" diye konuştu.

Fotoğraflar için tıklayınız: http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=galeri&kid=225&sn=1#sd

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.