Kıbrıs'ta süregelen Orams Davası

İngiliz bir çift olan David-Linda Oram'ın Kıbrıs'ta bir Rum arsası satın alıp, üzerine villa yapmaya başlamalarıyla başlayan Orams Davası'da AB yardımı istendi. Satın alınan arsayı ailesinden hediye olarak devraldığını iddia eden Kıbrıslı Rum Meletis Apostolides'in açtığı davada son aşamada Avrupa Birliği hukuku müksebatından yararlanılacak. KKTC Parlamenterler Birliği, davayla ilgili olarak müzakerelerin devamının yararı ve anlamı olmadığını açıkladı.
Yayınlanma tarihi: 30 Nisan 2009 Perşembe, 14:27

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD) kararıyla gündeme yerleşen Orams Davası'na giden süreç, İngiliz David-Linda Oram çiftinin, 2002 yılında Lapta'da eski bir Rum arsasını satın alarak üzerine havuzlu bir villa yapmalarıyla başladı.

Bu malı, 1974'ten sonra ailesinden hediye (devir) yoluyla ''devralan'' Kıbrıslı Rum Meletis Apostolides, ''malını kendinden izin almadan kullandıkları'' gerekçesiyle 2004'de güney Lefkoşa'da kaza mahkemesinde Oram çiftini dava eder.

Mahkeme, davayı, tebliğ memuruyla Oram çiftine tebliğ eder. Ancak tebligatın ne olduğu söylenmez, Rumca metnin ne anlama geldiği anlaşılana kadar 10 günlük süre dolar. Bu arada İngiliz çift ve avukatları, olayı dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a aktarırlar. Oram çifti, savunma yapamadan Rum Kaza Mahkemesi Ekim 2004'de gıyaplarında karar verir. Karar uyarınca; ''arazi üzerine yapılan ev derhal yıkılacak, ayrıca Apostolides'e, mala verilen zarar ve kullanım bedeli olarak faiziyle birlikte tazminat ödenecektir.''

Bu kararın bozulması için Orams çifti, Güney Kıbrıs'ta temyize başvurur, Nisan 2005'te bu talep reddedilir. Yüksek Mahkeme'ye başvururlar, oradan da Aralık 2006'da ret kararı çıkar.

Cumhurbaşkanlığının da desteğiyle

Önce Rauf Denktaş'ın, ardından Mehmet Ali Talat'ın döneminde Cumhurbaşkanlığının da desteğiyle davaya karşı savunma sürecini ilerleten İngiliz çift, ''Kuzey'de ayrı bir mülkiyet rejimi olduğu ve bu rejim uyarınca yürürlükteki kurallara göre hareket ettikleri'' argümanını kullanırlar.

Bu arada, daha Güney Kıbrıs'taki mahkeme süreci devam ederken Rum Apostolides, Ekim 2004'de İngiltere'de mahkemeye başvurur ve AB üyesi ülkeler arasında ''medeni ve ticari'' konularda mahkeme kararlarının karşılıklı tanınması ve uygulanmasını öngören 2001 tarihli tüzük uyarınca Güney Kıbrıs'ta alınan kararın İngiltere'de uygulanmasını talep eder.

AB Bakanlar Konseyi tarafından çıkarılan ve iç hukukun üstünde bağlayıcı düzenlemeler içeren bu tüzük uyarınca İngiliz Yüksek Mahkemesi, Güney Kıbrıs'ta alınan mahkeme kararını duruşma yapmadan otomatik olarak kaydeder, yani tanır.

İngiliz Mahkemesi'nin kararı

Bu kez Oram çifti İngiltere'de temyize gider, çiftin avukatlığını da dönemin İngiltere Başbakanı Tony Blair'in eşi Cherie Blair yapar.

Temyiz başvurusunun sonucu 2006'da açıklanır ve Oram çifti haklı bulunur. Bu kararda ''AB hukukunun Kuzey Kıbrıs'ta askıda olduğu ve 2001 tarihli tüzüğün de AB hukukunun parçası olduğu'' yorumu yapılarak, Rum mahkeme kararının İngiltere'de kayda geçirilmesi iptal edilir. Bu kararda, ''Kıbrıs'ta mülkiyet uyuşmazlığının sadece bireyler arası sorun olmadığı, Kıbrıs sorununun parçası olduğu'' da vurgulanır. Böylece bir yabancı mahkemede ilk kez Kıbrıs Türk tarafı lehine karar alınır.

Mahkeme Başkanı'nın açılış konuşması

Bu kez Rum Apostolides, 2006 Eylül'de temyize gider. 3 yargıçlı bu davada mahkeme başkanı İngiliz yargıç, duruşmaya geçmeden davanın önemini vurgulama ihtiyacı hisseder.

Yargıç, ''davanın çok sayıda İngiliz vatandaşı yanında İngiliz olmayan diğer AB vatandaşlarını da ilgilendirdiğini'' belirtir. Yargıç bununla da yetinmez, ''Kuzey Kıbrıs'ta tatil yaptığını, taşınmazlardan da yararlanmış olabileceğini'' belirterek, Rum davacı ve avukatlarına davaya bakmasında itirazları olup olmadığını sorar.

Ardından İngiliz Temyiz Mahkemesi, davanın Avrupa Birliği hukukunu ilgilendirmesinden dolayı nihai kararını vermeden önce, ilgili AB müktesebatının nasıl yorumlanacağı konusunda Avrupa Toplulukları Adalet Divanından (ATAD) görüş istemeye karar verir.

KKTC Parlamenterler Birliği, "Müzakerelerin devamının yararı ve anlamı yok"

KKTC Parlamenterler Birliği, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nın (ATAD) Orams davasıyla ilgili kararını ''asla tanımayacaklarını'' açıklayarak, Kıbrıs müzakerelerini sürdürmenin ''hiçbir yararı ve anlamı olmadığını'' savundu.

Birlik, ''Türkiye'yle birlikte bu tutumu bütün dünyaya duyurmak için her türlü çalışma ve eylemi yapmak gerektiğini'' belirtti. Parlamenterler Birliği Genel Başkanı Macit Hakkı Yusuf yazılı açıklamasında, ATAD'ın kararını, ''KKTC'nin varlığını inkar etmekte, kanunları ve hukuk sistemini tanımamakta ısrar eden haksız ve adaletsiz bir karar olarak'' niteledi.

Parlamenterler Birliği Başkanı Yusuf, ''sürdürülen müzakereler başarılı bile olsa, alınan her karar bu gibi mahkemeler tarafından Rumlar lehine bozulacağına göre bu müzakerelere devam edilmesinin hiçbir yararı ve anlamı yoktur'' ifadelerini kullandı.

TMT Derneği

Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Derneği, ''Kıbrıs Türk halkanın, haklı davası ve devletinden, Avrupa Birliği (AB) istiyor diye vazgeçmeyeceğine'' işaret ederek, ''Kıbrıs Türk halkının, gerekirse devleti için yeniden her şeyini ortaya koyacağını'' bildirdi.

Dernek Başkanı Yılmaz Bora, bugün yaptığı yazılı açıklamada, ''Ne Orams davaları ve ne de siyasi amaçlı ABAD kararları Kıbrıs Türk halkını haklı olduğu davadan asla vazgeçiremez'' ifadesini kullandı.

Bora, ''Gelinen aşamada, görüşmelere devam etmenin bir anlamı kalmadığını'' iddia etti.

KTAMS

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) da, insanların mülkiyet hakkının kutsallığına inandığını ve buna saygı gösterdiğini, ''ancak 1963 yılından beri süregelen Kıbrıs sorununda mahkeme kararlarıyla bir sonuca ulaşmaya çalışılmasını Kıbrıs'a yapılabilecek en büyük ihanet olarak gördüğünü'' belirtti.

KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan yaptığı açıklamada, savaşlar nedeniyle Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların pek çok kez yer değiştirdiğini, göçmen olduğunu ve mallarından ''koparıldığını'' ifade ederek, ''Siyasi nedenlerle yaşanan bu olumsuzlukların siyasi bir anlaşma ile düzeltilebileceğini'' kaydetti.

İki liderin BM parametreleriyle sorunu çözmek için görüştüğünü ifade eden Kaptan, şöyle devam etti:

''BM parametreleri 'Kuzey'deki kurucu devletin toprak mülkiyeti ve nüfusu net bir çoğunlukla (en az 2/3 oranında) Kıbrıslı Türklere ait olacak' diyor. Kıbrıs Rum tarafı, bir çözümde samimi ise meseleyi müzakere masasında çözmek için çaba harcayacağına, haksız olarak tek taraflı olarak elde ettikleri AB üyeliğini de kullanarak Kıbrıs Türk tarafını köşeye sıkıştırmaya çalışıyor.''

''24 Nisan referandumu ile Kıbrıs Türk halkına büyük bir şok yaşatanların, mülkiyet sorununu mahkemeler yolu ile çözmeye çalışmanın görüşme sürecine olumlu hiçbir etkisi olmayacağını bilinmesi gerektiğini'' belirten Ahmet Kaptan, ''bu gidişlerin Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumları esenliğe değil, kalıcı ayrılığa götüren yol olduğunu'' kaydetti.

''Hayal kırıklığına uğradık''

David ve Linda Oram çifti, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nın (ATAD) kararından ''hayal kırıklığına uğradıklarını'' söyledi.

Tatil amacıyla ilk kez 2002 yılında Kuzey Kıbrıs'a gelen ve daha sonra buradan ev satın alarak sürekli yaşamaya karar veren David ve Linda Oram çifti, 28 Mart'ta açıklanan ATAD kararıyla ilgili, KKTC'de yayımlanan Star Kıbrıs gazetesine değerlendirmede bulundu. Kıbrıs'ta yaşamaktan dolayı son derece mutlu olduklarını anlatan aile, ATAD'ın kararından hayal kırıklığına uğradıklarını, ancak avukatları ile sıkı bir şekilde çalışarak, davanın istedikleri şekilde sonuçlanacağını umduklarını, mücadeleye devam edeceklerini belirtti.
Mal-mülk konusunda anlaşmazlıkların giderilmesi için çözüm bulunması gerektiğine dikkati çeken Oramlar, Kıbrıs'taki iki toplum arasındaki anlaşmazlıklardan dolayı, normal vatandaşların iyi niyetle aldıkları mallardan dolayı kendilerini sivil davaların ortasında bulabileceğini söyledi. Oramlar, ''Biz Kıbrıslı Türk ile Kıbrıslı Rum toplum liderlerine, İngiltere hükümetine ve AB'ye, anlaşmazlıklarının giderilmesi için, çözüm bulunması için çağrı yapıyoruz'' dediler.

''5 bin AB vatandaşı var''

''Kuzey Kıbrıs'ta 5 binden fazla AB vatandaşının malı ve mülkü olduğunu ve bunlardan birçoğunu İngiltere, İsveç, Almanya ve Bulgaristan'dan gelenlerin oluşturduğunu'' anlatan Oramlar, İngiltere'deki 220 bin civarında insanın Kuzey Kıbrıs'taki mallarla doğrudan ya da dolaylı olarak bir bağlantıları olduğuna işaret etti. Kuzey Kıbrıs'a ilk kez 2002 yılında tatile geldiklerini, burayı çok beğendiklerini ve o günden beridir Kıbrıs'tan kopamadıklarını anlatan Oram çifti, Kıbrıs'a gelip yerleşmelerindeki en büyük etkenin havanın sürekli güneşli olması olduğunu söyledi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.