Nadir Nadi'yi özlemle andık

Cumhuriyet Gazetesi'nin başyazarı, Atatürk devrimlerinin savunucusu Nadir Nadi, ölümünün 17. yıldönümünde Edirnekapı Şehitliği'ndeki mezarı başında törenle anıldı. Cumhuriyet Vakfı Başkan Yardımcısı Alev Coşkun, laik Cumhuriyetin, Atatürk ilke ve devrimlerinin, Cumhuriyet gazetesi ile sonsuza dek yaşatılacağını vurguladı.

21 Ağustos 2008 Perşembe, 07:46

Gazetemizin kurucusu Yunus Nadi’nin ölümünden sonra Cumhuriyet gazetesini yöneten ve kurumsallaştıran Nadir Nadi, gazetenin “yayın ilkelerini” koruyarak ve “yayın ilkelerine sahip çıkan yazarlarını” bir araya getirerek Cumhuriyet’i içeriden ve dışarıdan yıkmak isteyenlere karşı mücadele verdi. Nadi, demokrasinin kesintiye uğradığı yılların antidemokratik yöneticilerine karşı da ödünsüz Cumhuriyet kimliğini koruyarak gazeteyi yaşatmak savaşımını verdi. Gazetesinden iki kez “tasfiye” yöntemi ile uzaklaştırılan Nadi, gazetenin iyi yönetilememesi, tiraj kaybı gibi nedenlerle her defasında geri çağrılarak gazetenin başına geçti. Yaşamı süresince milletvekilliği ve senatörlük de yapan Nadir Nadi’nin önceliği her zaman Cumhuriyet gazetesi oldu. Nadi, 20 Ağustos 1991 sabahı yaşamını kaybetti.

Siyasete başladı

Nadir Nadi, babası Yunus Nadinin 1945te ölümünden sonra Cumhuriyet gazetesinin yönetimini üstlendi. Çok partili demokratik hayata geçilmesiyle Demokrat Parti listesinden bağımsız Muğla milletvekili seçilerek parlamentoya girdi. 1954te de yine bağımsız olarak İstanbul milletvekili seçildi. Parlamentoya girişinden bir süre sonra Avrupa Konseyine bağımsız Türk delegesi olarak seçilip 6 yıl bu görevde bulundu. 1962 yılında mirasçılarla anlaşmazlığa düşerek Cumhuriyetteki yazılarına bir süre ara veren Nadi, 9 Haziran 1964te ise 27 Mayısın lideri ve o günlerin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından Kontenjan Senatörlüğüne seçildi. Ancak senatörlük süresi daha dolmadan, 3 Nisan 1970te görevinden ayrılarak yine Cumhuriyet gazetesine döndü.

Yeniden Cumhuriyet'te

12 Mart müdahalesinden sonra, gazete yönetiminden 11 Temmuz 1971de bazı arkadaşlarıyla birlikte o günlerin koşulları nedeniyle ikinci kez ayrıldı. Bu arada gazetenin durumunun gittikçe kötüleşmesi ve Nadir Nadisiz Cumhuriyette aradıklarını bulamayan okuyucular bilinçli bir direniş göstererek gazeteyi satın almayarak yeni yönetimi boykot etti. Bu durumu gören bazı mirasçılar, Nadir Nadiyi yeniden gazetenin yönetimine çağırmak zorunda kaldı. Nadi, gazeteden birlikte ayrıldığı arkadaşlarıyla birlikte 12 Temmuz 1972de yine Cumhuriyetteki görevine döndü ve ölümüne dek bu görevini sürdürdü.

Nadir Nadi, eski Türk Dil Kurumunu savunan ve 13 Ağustos 1961de yayımlanan Tuhaf Bir Tasarı başlıklı yazısının 23 Ocak 1983te yeniden yayımlanması nedeniyle 12 Eylül Sıkıyönetim Komutanlığının 1 Nolu Mahkemesince 2 ay 20 gün hapse mahkûm oldu. Sıkıyönetim mahkemesi kararlarının temyiz hakkı olmaması nedeniyle karar kesinleşti. Nadir Nadi, hapse girmeden iki gün önce Milli Savunma Bakanının sadece kendisinde ve Sıkıyönetim Komutanında olan temyiz hakkını kullanmasıyla karar Yargıtay tarafından bozuldu ve Nadi aklandı.

Sessiz kalmadı

Nadir Nadinin DP döneminde Atatürk devrimlerine yapılan saldırılar karşısında ve ezanın yeniden Arapça okunması girişimi karşısında sessiz kalmayı yeğleyen Celal Bayara karşı da mücadele verdi. Türkçeleştirilen ezanın yeniden Arapça okunması kararını alan DPye karşı 7 Haziran günü Ezan başlıklı yazısında Nadi, iktidarı yine eleştiri yağmuruna tutmuştu. Nadi, yazısında şöyle diyordu: Din işlerini dünya işlerinden fiilen ayırmadıkça cemiyetimizi zaman zaman rahatsız eden sürçmeleri önlemekte güçlük çekeceğiz. Yok, eğer sahiden laik bir cemiyet seviyesine ulaştığımızdan şüphemiz varsa, Atatürk yasalarından bir tekine olsun dokunmayı kendimizde hak görmemeliyiz. Çünkü ancak o yasalar sayesindedir ki gerçek vicdan hürriyeti bu memlekette kök salacaktır.

1954 yılından sonra Menderesle Cumhuriyetin arası iyice açılır ve Menderes, Nadinin, yazılarında genellikle ılımlı bir dil kullanmasına karşın iktidarı eleştirmesine tahammül edemez. Nadinin eleştirilerine kızan Menderes, gazete için yaşamsal önem taşıyan kâğıt ve mürekkep temininde yasal engeller çıkarmaya başlar.