KESK'e yapılan operasyona tepkiler

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı operasyon kapsamında Ankara'da KESK Genel Merkezi'nde sabah saatlerinde arama yapıldı. KESK Genel Sekreteri Songül Morsümbül'ün yanı sıra 35 kişi gözaltına alındığı operasyona tepki yağıyor.

28 Mayıs 2009 Perşembe, 11:50

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca bu sabah KESK Genel merkezinde arama yapıldı. Arama sonucunda KESK Genel Sekreteri Songül Morsümbül'ün yanı sıra 35 kişi gözaltına alındı. Operasyona çeşitlik kurum ve kuruluş temsilcilerinden tepki yağıyor.

Emek Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Merkezi'ne bu sabah yapılan polis baskınını kınadı.

Tüzel, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu baskın AKP Hükümetinin gerçek yüzünü bir kez daha gösterdi. AKP işçi ve emekçilere, demokrasi ve özgürlükten söz edenlere karşı, bölücülük, terörizm gibi suçlamalarla saldırmaya devam etmektedir" dedi.
Bu tür saldırıların, ABD'de 1950'li yıllardaki Mccarthcilik dönemini hatırlattığını iddia eden Tüzel, şunları kaydetti:

"Siyasi partilerden sonra konfederasyon ve sendika merkezleri de pervasızca basılmakta, adeta terör estirilmektedir. Terör ve bölücülükle mücadele gerekçesine sığınılsa da gerçekte olan bitenler demokrasi taleplerine ve sendikal hak ve özgürlüklere vurulmuş bir darbedir. Bu güne kadar benzer saldırılar karşısında emek örgütleri başta olmak üzere yeterli tepkileri göstermeyenler, bu olayla birlikte bir kere daha düşünmelidirler. Tavır alınmadığında bu saldırıların genişleyerek süreceği ve en küçük bir hak arayışının hedefe konacağı açıktır."

 

"Baskı ve yıldırma"

Eğitim-Sen Yönetim Kurulu, bugün sabah saatlerinde, KESK ve Eğitim-Sen yöneticilerinin gözaltına alınmasının "baskı ve yıldırma" girişimi olduğunu belirterek "Sendikamıza ve KESK'e yönelik olarak gerçekleştirilen bu hukuk dışı mücadele, bizleri bugüne kadar her türlü baskıya rağmen yürüttüğümüz mücadelemizden alıkoymayacaktır" açıklamasında bulundu.

Eğitim-Sen Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, KESK Kadın Sekreteri Songül Morsümbül ve Eğitim Sen Kadın Sekreteri Gülçin İsbert'in de bulunduğu yönetici ve üyelerinin Ankara'da ve çeşitli illerde gözaltına alındığı belirtildi. Eğitim-Sen olarak Türkiye'de yaşanan her türlü olumsuz gelişme ve girişimin karşısında ilkelerinden ve savunduğu değerlerden taviz vermeden dik durmayı başardığı ifade edilen açıklamada şöyle denildi:

"Eğitim Sen'in ve KESK'in yıllardır sürdürdüğü kararlı duruşu, dönem dönem çeşitli tehdit ve baskılarla karşı karşıya kalmalarına neden olmuştur. Bugün yaşanan gözaltılar geçmişte yaşanan baskı ve yıldırma girişimlerinden farklı değildir. Yaşanan gözaltılar Türkiye'nin iddia edildiği gibi demokratik bir ülke olmadığının en somut göstergesidir. Sendikamıza ve KESK'e yönelik olarak gerçekleştirilen bu hukuk dışı mücadele, bizleri bugüne kadar her türlü baskıya rağmen yürüttüğümüz mücadelemizden alıkoymayacaktır. Yaşanan gözaltıların sona ermesini istiyor, üye ve yöneticilerimizin en kısa sürede serbest bırakılmasını talep ediyoruz. 


DİSK ve KESK üyelerinden protesto

İzmir'de DİSK ve KESK üyeleri, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan operasyonları protesto etti. Konak Meydanı'ndaki eski Sümerbank binası önünde toplanan grup, operasyonları protesto eden sloganlar atarak, pankart açtı.

DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgülü, burada yaptığı konuşmada, ''Bir ülkede sendika genel merkezlerine, konfederasyon genel merkezlerine kadar hukuksuzluk ilerletilmişse, o ülkenin geleceği olamaz. Dünden bu yana meydana gelen bu hukuksuzluğu Türkiye hemen durdurmalıdır'' dedi.

KESK İzmir Şubeler Platformu sözcüsü Ergun Demir de konfederasyonlarının 250 bin üyeli, uluslararası saygınlığa sahip, demokratik bir kitle örgütü olduğunu belirterek, şunları söyledi:

''Bugün sabah saatlerinde KESK Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Songül Morsümbül ve Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Gülçin İsbert, KESK'in eski Genel Sekreteri Abdullah Taşdemir, Eğitim Sen eski sekreteri Elif Akgün ve çok sayıda arkadaşımız, jandarma ve polis tarafından gözaltına alındılar. Bir emek örgütü olan konfederasyonumuza yönelik tırmandırılan polis ve jandarma baskısı, hiçbir demokratik ölçüye uymamaktadır. Gözaltına alınan arkadaşlarımız toplum içinde tanınan, saygınlığı olan, adresleri belli sendikacılar, kamu emekçileridir. Durum böyleyken baskınlarla gözaltına alınmalarının makul hiçbir açıklaması yoktur.''

Açıklamanın ardından gruptakiler, jandarma tarafından arama yapılan Eğitim Sen 1 Nolu Şube binasının önüne geldi. Eğitim Sen 1 Nolu Şube Başkanı Ali Rıza Özer, burada yaptığı açıklamada, ''Halen arama devam ediyor. Tutanaklar tutuluyor. Bizim alnımız açık, başımız diktir. Mücadelemizi sürdürmeye kararlıyız'' diye konuştu.


DİSK-TMMOB-TTB-KESK ortak açıklaması

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'na (KESK) yönelik baskıları kınayarak, sendika yöneticilerinin ve üyelerinin serbest bırakılmasını istedi.

DİSK, TMMOB ve TTB'den yapılan ortak açıklamada, bugün erken saatlerde KESK'in genel merkez binasına ve çeşitli illerde KESK üyesi sendikalara yönelik operasyonlar yapıldığı, KESK yönetici ve üyelerinden bir kısmının gözaltına alındığı hatırlatıldı.
Açıklamada KESK'in, ''Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) üyesi olan ve Türkiye'de çalışma yürüten 4 sendikal konfederasyondan birisi olduğu kaydedilerek, KESK'in, tüzüğü, çalışma programı, emek, demokrasi ve barış mücadelesinde bugüne dek izlediği politikasıyla saygınlık kazanmış sendikal bir demokratik kitle örgütü olduğuna'' işaret edildi.

Ortak açıklamada şöyle denildi:
''KESK, baskıcı-otoriter yönetime karşı özgürlükçü, demokratik bir Türkiye özlemini temel alan bir emek örgütüdür. Demokratik kitle örgütleri, üyelerinin siyasal inanç, dil, din farklılıklarına bakmadan çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini hedefleyen, bir sivil baskı unsuru olarak ülkesinin geleceği ile ilgili politikalarının gerçekleşmesi için çaba harcayan örgütlerdir. Bu bütün dünyada da böyledir, Türkiye'de de böyledir.
Faaliyetleriyle açık, konumuyla demokratik işlerliğe sahip bir örgüte yönelik baskınlarla temel hak ve özgürlüklere yapılan saldırı, darbeci zihniyetin, baskıcı-otoriter bir özlemin dışa vurumudur. Yapılan saldırı 'suçlu olmasalar da potansiyel taşıyorlardı' anlayışı ile kamuoyunu yönlendirmek, bütün muhaliflerini ise bu uygulamalarla sindirmek isteyen tehlikeli bir yolun ifadesidir.''

Hükümetin ''demokrasi mücadelesinin önünün tıkanması, özgürlük sesinin kısılmasına yönelik baskılara değil, daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha çağdaş bir toplum çağrılarına kulak vermesi'' istendi.

Açıklamada, ''Emek, demokrasi ve barış mücadelesinde bugüne dek omuz omuza yürüdüğümüz ve yarın da yürüyeceğimiz KESK'e yönelik baskıları şiddetle kınıyor, gözaltına alınan sendika yöneticilerinin ve üyelerinin bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz'' denildi.

(Fotoğraf: Necati Savaş)

 

FOTO GALERİ İÇİN, http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=galeri&kid=276&sn=1#sd