ABD'nin Ortadoğu barış sürecinde asıl hedefi ne?

ABD Başkanı Barack Obama Ortadoğu barış sürecine odaklandıkları yönünde güçlü mesajlar veriyor. Ancak Washington'un İsrail-Filistin sorununu İran politikasıyla birleştirme hedefi barış görüşmelerini içinde bulunduğu kısır döngüye hapsedebilir.

30 Mayıs 2009 Cumartesi, 08:38

ABD Başkanı Barack Obama önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ardından da Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas ile Beyaz Saray’da bir araya geldi. Bu görüşmeler İsrail-Filistin sorununun Washington tarafından bir kenara atılmadığının işareti sayılabilir. Ama aynı zamanda ABD’nin en önemli gündemi olarak gördüğü İran politikasına farklı taktik bir yaklaşım olarak da yorumlanıyor.  

Öncelikle Ortadoğu sorununa yönelik Obama’nın ton olarak kendini daha önceki başkanlardan gözle görülür bir şekilde farklılaştırdığını söylemek mümkün. Obama Netanyahu ile görüşmesinin ardından açık bir dille İsrail’e yerleşimleri durdurması çağrısı yapmış ve Yol Haritası’ndan doğan yükümlülüklerini yerine getirmesini istemişti. İlk bakışta bu Obama’nın iki devletli çözüme yönelik olarak taraflar arasında eşit bir mesafeyi korumaya çalıştığı izlenimi yaratıyor. ABD İsrail’e kamuoyu önünde “çatabilir” ancak Washington’un Ortadoğu’da stratejik çıkarlarının birebir örtüştüğü bu müttefiki ile kendisi arasında sorunun çözümü için gerekli mesafeyi alacağını düşünmek gerçekçi değil.

Hamas konusunda Obama yönetimi içinde Bush yönetimine kıyasla daha nüanslı bir yaklaşım var. Yine de Demokratlar arasında Hamas ve İran’ın sıkı ittifakına yönelik güçlü görüşler egemen. Üstü kapalı da olsa İsrail-Filistin sorununu İran politikasıyla genel bir bütünün içinde gören Obama’nın hedefi bir taşla iki kuş vurmak bile olabilir. Obama bir yandan Hamas’ı bir birlik hükümeti içinde “ıslah ederek” İran’dan uzaklaştırmak bir yandan da İran’ı nükleer programı konusunda ikna etmeye yönelik diplomatik çabalarını sürdürmeyi planlıyor olabilir. Böylesi çok hedefli bir yaklaşım Ortadoğu sorununu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecektir.

Washington’un barış sürecine Arap ülkelerini aktif bir biçimde katmak ve İsrail ile olan husumeti azaltma ve bölgede genel bir huzur havası yaratma hedefi de var. Arap ülkelerini Filistin devleti kurulması hedefinde birleştirerek İran’ı biraz daha yanlızlaştırma ve İsrail ile bu ülkelerin arasında yakınlaşma sağlamayı düşünüyor olabilir Obama. Bunun zamanlamasının önemi ve aciliyeti düşünüldüğünde Ortadoğu barış sürecinde içerikten çok yüzeyde kalan “başarılarılarla” yetinme tehlikesi doğuyor. 

Son olarak Bush yönetiminden kendini farklılaştırmak için “çırpınan” Obama’nın Bush’un temelini attığı Yol Haritası’nı bu kadar savunduğunu görmek de ilginç. Obama ve yönetimi pek ala büyük bir dikkatle İsrail-Filistin sorununa odaklanan taze fikirler, bazı değişiklikler, yepyeni yaklaşımlar getirebilirdi. Kimileri Washington’un İsrail-Filistin sorununa İran’a yönelik hedeflerin de bulunduğu  “bütünsel” yaklaşımını olumlu bulabilir. Ancak bu, bölgede iki kanlı savaş yürüten ve bazı üllkelerle ciddi anlaşmazlıkları olan bir ülkenin Ortadoğu barışını yalnızca kendi çıkarlarına hizmet ettiği için desteklediği izlenimini yaratma tehlikesi de taşıyor.