"Gözünüz arkada kalmasın"

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, "Kıbrıs sorununa aralık ayından önce ortak kabul edilebilir bir çözüm bulunmasının iyi olacağını, ancak takvimler uğruna, çözüm olsun diye bir çözümü kabul etmeyeceklerini" ifade ederek, Kıbrıs Rum halkına, "gözünüz arkada kalmasın" mesajı verdi.

31 Mayıs 2009 Pazar, 13:51

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la yaptıkları Kıbrıs müzakerelerinde, "federasyonda olduğu gibi tek egemenliği, tek vatandaşlığı, tek uluslararası temsiliyeti olan bir devleti konuştuklarını" söyledi.

Hristofyas, Rum Fileleftheros gazetesine verdiği demeçte, "Çözüm olsun diye çözümü kabul etmeyeceklerini, ilkeleri ihlal eden anlaşmaya da rıza göstermeyeceklerini" belirterek, zorluklarla karşılaşacaklarını kabul ettiklerini ve hazırlık yaptıklarını kaydetti ve "Çok dar boğazlardan geçtik" dedi.

"Gözünüz arkada kalmasın" diyerek, beklenmekte olan gelişmeler ışığı altında Rum halkını rahatlatmaya çalışan Hristofyas, doğrudan müzakerelerde iniş çıkışlar olduğunu ifade ederek, Cumhurbaşkanı Talat'ın tavrının kendisini üzdüğünü söyledi.

"Baskı yapmak isteyenler öteki tarafın kapısını çalsın" diyen Hristofyas, baskı ve şantaj kabul etmediklerini ifade etti.

"Bizi tatmin edecek çözüm beklemeyin"

Müzakereler ilişkin pek çok görüşme yapıldığını ve "ileri doğru adımlar atıldığını" belirten Hristofyas, şunları söyledi:
"Bu adımlar, çözümün dayanması gereken zeminle, merkezi hükümetin ve bölgesel hükümetlerin yetkileri ve diğer bazı konularla ilgilidir. Ancak müzakere sürecinde iniş çıkışlar olmasının bizi hoşnutsuz ettiği bir gerçektir. Prosedürle ilgili daha fazla ilerleme ve daha çok tutarlılık beklediğimi geçmişte de söyledim.

Öte yandan bizden herhangi biri, müzakereciler Hristofyas ve Talat'tır diye, eskiyi, iyi şeyleri hatırlayacaklarını ve çok yakında bizi tatmin edecek çözümün bulunacağını beklerse yanılır."

Dimitris Hristofyas, "Kıbrıs prosedürünün Türkiye'nin üyelik sürecini kolaylaştırmak için yürütülmekte olduğu söyleniyor. Dahası, 'Lefkoşa'nın (Rum tarafının) itiraz etmeye kalkışması halinde kendisine gereken yanıtın verileceği de söyleniyor. Bizim tarafın üzerinden silindir mi geçecek" sorusuna karşılık şöyle konuştu:
"İzlenimim odur ki, yalnız kötü şeyleri görmemeliyiz. Sizi temin etmek isterim ki, 'Lefkoşa' (Rum tarafı), ilkeleri ihlal etmemizin ve Türkiye'nin hatırına kabul edilemez tavizler vermemizin söz konusu olmadığını büyük bir açıklıkla vurguladı. Bizim için önce Kıbrıs, Kıbrıs meselesi ve uluslararası hukukun, insan haklarının ve temel özgürlüklerin Kıbrıs'ta da uygulanması gelir.

Türkiye, hem Kopenhag şartlarını, hem de tanımadığı bir AB üyesi ülkeye, 'Kıbrıs cumhuriyeti'ne yönelik yükümlülükleri yerine getirmek konusunda harekette bulunmalıdır. Türkiye bu tür hareketlerde bulunursa biz, (üyelik sürecinde) daha da ilerlemesini söylemek niyetindeyiz. Biz demokratik bir Türkiye istiyoruz. Demokratik bir Türkiye Kıbrıs'a el atmak istemeyecek."

"Türkiye'nin, sözünü ettiği 'yükümlülükleri" yerine getirmemesi halinde Yunanistan'la birlikte yalnız Güney Kıbrıs'ın mı tepki göstereceğinin" sorulmasına karşılık da Hristofyas, "Aralık ayında yapacaklarını mart ayında açıklamasının hiç yapmadığı bir şey ve kötü niyet işareti olacağını" söyleyerek, şöyle devam etti:
"Vermek istediğim ve muhataplarıma da verdiğim mesaj; Türkiye'ye, yaratıcı olması için yardım edindir ve hedefimiz ülkemize yardım etmek, aynı zamanda Türkiye'ye de yardım edilmesidir. Bu söyledikleriniz masadadır. Yunan hükümeti ve siyasi güçleriyle birlikte oturup bütün olası senaryoları inceleyeceğiz. Bu senaryoları kamuoyuna açıklarsak kendi icraatlarımızı etkisiz kılarız. Türkiye'nin, bütün dostlarının yardımıyla Kıbrıs'a ve Kıbrıs sorununa yönelik adımlar atmanın kendi yararına olduğuna duyarlılık göstermesini umuyorum."

"Kıbrıs müzakerelerinin, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin gözden geçirileceği 2009 Aralık ayı ve KKTC'de cumhurbaşkanı seçimlerinin yapılacağı 2010 Nisan'ı ışığı altında bazı takvimler temelinde ilerlemekte olduğunun" hatırlatılması ve bu çabayı nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine ise Hristofyas, "Kıbrıs sorununa aralık ayından önce ortak kabul edilebilir bir çözüm bulunmasının iyi bir iş olacağını, ancak suni veya değil bazı takvimler uğruna, çözüm olsun diye çözümü kabul etmelerinin söz konusu olmadığını" söyledi.

Hristofyas, "Bunu Sayın Talat'a da, Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesine de, müstakbel İsveç dönem başkanlığına da, Kıbrıs sorunuyla meşgul olan herkese de söyledim" dedi.
Hristofyas, bir soru üzerine, bütün Rum yönetimi liderlerinin çabasının Türkiye ile müzakere etmek olduğunu, ancak Türkiye'nin görüşmeyi reddettiğini de söyledi.

 

"Açık pencere bırakmak istiyorum"

Gazete muhabirinin, Lokmacı ve Yeşilırmak kapılarının açılması konularında KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı suçlayarak, "Bir barikat konusunda hareket edemiyor, çözüm anlaşmasını nasıl yapacak" sorusu üzerine, "Sayın Talat'ı kışkırtacak sorular soruyorsunuz" diyen Hristofyas, şöyle konuştu:

"Ben, Sayın Talat'la müzakere etmek ve süreçte ortak dil bulmamız için açık pencere bırakmak istiyorum. Ben de tıpkı sizin istediğiniz gibi, 'Talat Türkiye'ye sormadan hiçbir şey yapamaz' şeklinde kesin konuşursam o zaman müzakerelere neden gidiyoruz? Ben bu sonuca varmak istemiyorum, çünkü böyle bir şey Kıbrıs halkının çıkarına değil."

Hristofyas, başka bir soru üzerine, çözüme ulaşılması halinde Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) görev ve yetkilerinin değişeceğini söyledi.
 

"Talat'tan daha fazlasını beklerdim"

"Cumhurbaşkanı Talat'la bugüne kadar yaptıkları 30 görüşmeden sonra pişmanlık duyduğu herhangi bir şey olup olmadığı" sorusuna "zannetmiyorum" karşılığını veren Hristofyas, "Muhatabımdan daha fazlasını beklerdim, bunu hiç saklamadım. Bu da duygularımı kışkırtan ve beni üzen bir şeydir. 'Hayal kırıklığı' demeyeceğim" ifadesini kullandı.

Başka bir soru üzerine, Cumhurbaşkanı Talat'ın, müzakerelerde görüşülmekte olanın federasyon olduğunu kamuoyuna açıkladığını ve eleştirildiğini kaydeden Hristofyas, görüşülenin, Türkiye Milli Güvenlik Kurulu'nun tutumu olan iki bağımsız ve eşit devletin arasındaki ortaklık olmadığını ifade ederek, şunları söyledi:

"Bu büyük bir çelişkidir. Dolayısıyla orada Sayın Talat'la; federasyonda olduğu gibi tek egemenliği, tek vatandaşlığı, tek uluslararası temsiliyeti olan, oluşturucu devletçiklerden veya bölgelerden veya birimlerden, ne derseniz deyin, oluşacak bir devleti konuşuyoruz."