Nasıl Bir Anayasa?/ 9

Türk Hukuk Kurumu Başkanı Tuncay Alemdaroğlu, AKP’nin demokrasi özlemiyle anayasa değişikliği yapmak istemediğini, gerçek amacının demokrasiyi amaç edinerek teokratik devlet oluşturmak olduğunu söyledi.
Yayınlanma tarihi: 2 Haziran 2009 Salı, 08:51

Anayasada gerçekleştirilecek köklü değişikliklere ilişkin görüşlerini açıklayan Türk Hukuk Kurumu Başkanı Tuncay Alemdaroğlu, AKP’nin kuvvetler ayrılığı ilkesini ortadan kaldırarak ülkeyi tek kişi diktasına yönlendirmeyi amaçladığını söyledi. Alemdaroğlu, “AKP iktidarının özlemi tek kişi yönetimidir. Ülkemiz, otoriter tek kişi yönetimlerinden çok çekmiştir. Türkiye’de 1876 yılından başlayarak uğrunda mücadele verilen demokrasinin sigortası, devlet yönetiminde ‘kuvvetler ayrılığı’ ilkesidir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi, yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrı ve bağımsız olmaları, birinin diğerinin etkisinde olmaması anlamını taşır. Türkiye’de 90 yıldan beri yaşanan sıkıntı da dini siyasete alet eden teok- ratik tek kişi yönetimine duyulan özlemin giderilememesidir. AKP, yasamayı yürütmenin emri altında almıştır. Yargı da emir altına alındığında özlenen teokratik devlet kurulmuş olacaktır” dedi.

‘Anayasa Mahkemesi siyasallaştırılıyor’

Türkiye’de yargının yürütmenin güdümünde olduğunu ve yargı mensuplarının özlük haklarından atanma ve yer değiştirmelerine kadar yargıç ve savcıların bütün işlemlerinin yürütmenin denetiminde olduğuna dikkat çeken Alemdaroğlu, “Siyasallaştırılan yargıdaki bu sıkıntı yetmiyormuş gibi, AKP Anayasa Mahkemesi’ni de siyasallaştırmak istemektedir. Üyelerini parlamentonun seçtiği Anayasa Mahkemesi, demokrasi için ciddi bir tehdittir. Anayasa Mahkemesi’nde bireysel başvuru yolunun açılması ile yargı tekliği de yıpratılmış olacaktır” diye konuştu. AKP’nin, otoriter, dinci iktidar özleminde olduğunu ve Türkiye’nin henüz bütün kurum ve kuruluşlarıyla demokrasiyi benimsemediğini belirten Alemdaroğlu, özetle şöyle konuştu:

“Anayasa Mahkemesi, AKP’nin, demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olan laikliğe karşı eylemlerin odak noktası olduğuna karar vermiştir.

Köktendinci iktidar, demokrasi ve laikliğin en büyük düşmanıdır. Ulusal egemenlik kavramının önündeki bu iki ciddi engelin, yasal düzenlemeler ve şiddet yolu ile devleti parçalanmaya ittiklerini görmekteyiz. Siyasal partilerin kapatılmasının güçleştirilmesi, ülkeyi parçalanmaya, teokratik diktatörlüğe götürebilecektir. Bu nedenle, iktidara geldiklerinde demokrasiyi askıya alabilecek siyasal partilerin kapatılmasını güçleştirecek düzenlemeler yapılmasına karşıyız. Türkiye Milletvekilliği sistemi, Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiştir. Bu sistemi yeniden düzenlemek yerine seçim yasasındaki baraj düşürülmelidir. Dokunulmazlıkları parlamento kürsüsü ile sınırlamayan anayasa değişikliklerini kesinlikle samimi bulmuyoruz. Yargı tekliği ve bağımsızlığını zedelemeyen, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararındaki iptal nedenleri gözetilerek düzenlenecek bir ombudsmanlık sisteminde yarar görüyoruz.”


‘AKP anayasal denetimden kurtulma çabasında’

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkan Yardımcısı Osman Kılıç, Türkiye’nin anayasa değişikliği tartışmalarından önce mevcut anayasayı uygulayarak anayasanın çözüm üretemediği alanlarda yeni açılımların yapılması gerektiğine dikkat çekti.

Türkiye’de her dönemde iktidarların kendi siyasi çıkarları için anayasa değişikliğini gündeme getirdiğini söyleyen Kılıç, “1982 Anayasası, yapılan önemli değişikliklerden sonra ulaştığı bugünkü haliyle dahi tam olarak işletilmemektedir. Bunun en somut örneği, Ergenekon soruşturması sürecinde yaşadığımız temel hakların ihlalidir. AKP yaşananlardan ders alarak kendine çekidüzen vermek yerine, anayasal denetimden kurtulmanın yollarını aramaktadır” dedi.

Anayasa değişikliğine ilişkin görüşlerini anlatan DSP’li Kılıç, temel haklara sağlanan anayasal güvencelerin işletilmediğini, anayasal hakların, bu hakları sağlamakla görevli kişi ve kurumlar tarafından yasalar ihlal edilerek sağlanmadığına dikkat çekti.

Kılıç, iktidara gelen siyasi partilerin, kendilerine ayak bağı olan engelleri bertaraf etmek için sıklıkla anayasa değişikliğini gündeme getirdiklerini vurguladı. AKP iktidarının anayasadaki hakları görmezden gelerek kendi öncelikleri doğrultusunda, anayasa yapma girişiminde olduğunu vurgulayan Kılıç, AKP iktidarının anayasa denetiminden kurtulmanın yollarını aradığını söyledi. Kılıç, “Her konuda olduğu gibi anayasa değişikliği konusunda da AKP adeta kendine Müslümandır, kendine demokrattır, kendine özgürlükçüdür. Yedi yıldır yaşananlar göstermiştir ki, AKP anayasal rejimin partisi olamamakta, olmayı da adeta istememektedir. AKP yaşananlardan ders alarak kendine çekidüzen vermek yerine, anayasal denetimden kurtulmanın yollarını aramakta ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştirmek ve yasama organı eliyle üye atamak olanağına kavuşmak için anayasa değişikliği peşinde koşmaktadır. AKP’ye bu da yetmemekte siyasi partilerin kapatılmasını adeta olanaksız hale getirmenin yollarını da aramaktadır. AKP, demokrasiye karşı tehdit oluşturan bir oluşum olduğu algılamasını yıkmak zorundadır. Bu sağlanmadıkça, bırakınız anayasal değişiklikleri, yasal değişiklikler konusunda dahi AKP’den gelecek önerilere kaygı ve kuşkuyla yaklaşmayı önlemek olanaksızdır” diye konuştu.

Uzlaşma komisyonu önerisi Kılıç, hazırlanacak yeni anayasa metni için TBMM’de tüm siyasi partilerin eşit temsil edileceği bir “Uzlaşma Komisyonu” kurulması gerektiğini söyledi.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.