Tekstilde hassas dönemeç

Hazırladıkları Strateji Eylem Planı'nı Mart ayında hükümetle paylaşan tekstil ve hazır giyim sektörünün temsilcisi kuruluşlar, önlem paketinin, Başbakan'ın masasında kalmasından rahatsız. "Hassas sektör" uygulaması ile 2 yıl boyunca enerji ve sigorta prim desteği talep eden sektör, yerli üretimin yeterli olduğu kategorilerde gümrük vergisi oranlarının, ithalat için geçici süre ile yükseltilmesini de istiyor.

24 Ağustos 2008 Pazar, 14:01

Türk sanayisinin can damarı tekstil sektöründe bıçak kemiğe dayandı. Tekstil ve hazır giyim sektörü, uygulanan yanlış politikalarla özellikle 2005 yılı sonrasında rekabet edebilirlik avantajını yitirmeye başladı. Hükümetin uyguladığı yüksek faiz politikası ve kur makasının yarattığı baskıyla kan kaybeden sektörde fabrikalar teker teker kapanırken, sektörün önde gelen temsilcileri, tekstil ve hazır giyimin hassas sektör ilan edilmesini bekliyor. Mart ayında Devlet Bakanı Nazım Ekren başkanlığında kamu sektörüyle buluşan özel sektör temsilcileri, hazırladıkları strateji eylem planının Başbakanın masasında kalmasından şikâyetçi. Sektör temsilcileri, tekstil ve hazır giyimin Türkiyenin hassas sektörüilan edilmesini bekliyor ve strateji eylem planının yaşama geçirilmesini talep ediyor. Geçen hafta Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında ele alınan ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayanın Çözüm yakındediği tekstil, hazır giyim ve deri sektöründe gözler pazartesi günkü EKK toplantısında. Bu toplantıdan da bir sonuç çıkmazsa tekstil sektörü işçi, işveren sokaklara dökülecek. 7 yıldır hükümetin yanlış politikalarını eleştiren ve çözüm yolları geliştiren tekstilciler martta tamamlanan strateji eylem planının da uygulamaya geçmemesi durumunda eylem hazırlıklarına başlayacak. Hassas sektöruygulaması tekstil, hazır giyim, deri ve deri ürünleri sektörlerinde faaliyet gösteren mevcut işletmelere 2 yıl boyunca enerji ve sigorta prim desteği verilmesini kapsıyor. Ayrıca yeterli yerli üretimi olan tüm kategorilerde gümrük vergisi oranlarının, üçüncü dünya ülkelerinden yapılan ithalat için geçici süre ile Türkiyenin DTÖ yükümlülüklerine uyumlu olarak yükseltilmesini de içeriyor. Böylece sektöre kaybettiği gücün verilmesi hedefleniyor. Bu nedenle Başbakanın masasında bekleyen planın hayata geçirilmesi ve tekstil ile hazır giyimin hassas sektörilan edilmesi yaşamsal önem taşıyor. Aksi halde hammaddeden tüketiciye tüm zincir düşünüldüğünde istihdam deposu olan, ulaştığı ihracat rakamı, istihdam kapasitesi ve GSMH içindeki payı ile Türkiyenin sanayileşmesinin temelini oluşturan tekstil sektörünün ihmal edilmesi ekonomi için büyük bir tehdit oluşturuyor.

 

Rekabet gücü azalıyor

Fransız Moda Enstitüsünün (IFM) 2005 tarihli verilerine göre, Türkiye bu tarihte en rekabetçi ülkeler konumunda iken izleyen yıllarda bu gücünü yitirmeye başladı.

IFM ile birkaç kuruluşun ortaklaşa hazırladıkları Tekstil ve Hazır giyim Sektöründe 2005 Ticaret Serbestisinin Etkileribaşlıklı raporuna göre Çin, Türkiye ve Güney Kore en rekabetçi ülke konumunda bulunuyor. 0-5 arasında değişen bir puanlama sistemi ile yapılan, iş gücü, hammadde, ekipman ve pazarlama gibi faktörleri detaylı şekilde analiz eden rapora göre Türkiye, Çin ve Güney Kore ile birlikte 4 puan alarak en rekabetçi ülkeler konumunda bulunsa da, son yıllarda güç kaybetti. Sektörün uluslararası piyasalarda rekabet gücünü belirleyen en önemli faktörler kuşkusuz hammadde fiyatları ve işçilik ücretlerinde görülen gelişmeler ile döviz kurlarının gösterdiği seyir. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü üretim maliyeti içinde önemli bir yer tutan hammadde fiyatları üzerinde devletin doğrudan bir kontrol gücü bulunmuyor. Ancak, hammadde maliyeti ile birlikte üstlenilen KDV maliyeti devletin müdahale edebileceği alanlar arasında.

Hammadde maliyetinden sonra ikinci sırada işgücü maliyetleri geliyor. Hazır giyim ve konfeksiyon üretiminde işgücü maliyetleri yüzde 30 civarında. İşgücünün işverene maliyeti; çalışana doğrudan doğruya ödenen net ücret ile istihdam vergilerinden oluşuyor. Türkiyede işgücünün işverene maliyeti içerisinde istihdam vergilerinin oranı yüzde 42.8 düzeyinde. Türkiye bu oranla OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) ülkeleri içerisinde istihdam üzerindeki vergi yükünde ilk sırada yer alıyor. Ayrıca ücretlerdeki bir artış, ihracatta rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Son yıllarda asgari ücrete yüksek oranlarda zamlar yapıldığı ve sosyal güvenlik katkı paylarının da oldukça yüksek düzeyde olmasından dolayı sektör ağır bir yük altına girdi.

Son yıllarda döviz kurları da tekstil sektörünün belini büktü. 2007 yılında doların 2003 yılına göre yüzde 34.2 oranında değer yitirmesi; maliyetlerdeki artışlarla birlikte, sektörün rekabet gücünü ciddi boyutlarda olumsuz etkiledi.

Sonuç olarak, hammadde fiyatlarındaki artışlar ve ücret artışları maliyetleri arttırmak suretiyle bir baskı oluşturuyor. Ayrıca döviz kurlarının yükselmemesi de bu baskıyı şiddetlendiriyor. Bu açıdan bakıldığında maliyet artışları ve döviz kurları açısından Türkiye hazır giyim ve konfeksiyon sektörü en şanssız olduğu dönemlerden birini yaşıyor.

Neler yapılmalı

1) Kümelenme çalışmaları sonuçlandırılmalı

2) Sektörün kamu ile ilişkilerinin geliştirilmesi için ara yüz oluşturulmalı

3) Piyasa Denetim ve Gözetim Sistemi etkinleştirilmeli

4) Sektörün ihtiyaç duyduğu alanlarda, Ar-Ge ve inovasyon (Ür-Ge, Tasarım, Marka, Pazarlama) bilinci oluşturulmalı

5) Üniversite sanayi işbirliği derinleştirilmeli

6) Kredi faiz desteği geliştirilmeli

7) İhtiyaç duyulan nitelikli işgücü yetiştirilmeli

8) Rekabet gücünün geliştirilmesi için işletmelere bilgi, danışmanlık ve doğrudan destek sağlanmalı

9) Mevcut işletmelerin, gelişmiş yörelerden, kalkınmada öncelikli yörelere (öncelikle Doğu ve Güneydoğu illerine) taşınmalarına çeşitli destekler verilmeli

10) Bölgesel asgari ücret uygulamasına geçilmeli.