İlaçta reklam tartışmaları

Türk Eczacıları Birliği Başkanı Erdoğan Çolak, Türkiye'de ilaçta reklam serbest bırakılırsa kamunun, vatandaşın ilaç bedelini ödemediği için tasarruf yapacağını, vatandaşın da ilacın parasını cebinden ödemek veya ilacı alamamak durumunda kalacağını kaydetti.
Yayınlanma tarihi: 10 Haziran 2009 Çarşamba, 09:14

Türk Eczacıları Birliği Başkanı Erdoğan Çolak, yaptığı yazılı açıklamada, dün bir gazetede yayımlanan ''Reçetesiz ilaç reklamının yasak olduğu tek gelişmiş ülke Türkiye'' başlıklı haberde, Bayer Consumer Care'in CEO'su Gary Balkema'nın ''ilaçta reklam yasağının kalkmasının sağlık sektöründe hareketlilik yaratacağı'' yönündeki sözlerinin yer aldığını anımsattı. Çolak, bu açıklamayı ''ilacın reklamının yapılması tartışmalarının güncel hale getirilmek ve kamuoyu baskısı yaratılmak istendiği şu günlerde son derece anlamlı ve bir o kadar da talihsiz bir açıklama olarak gördüklerini'' ifade etti.

Haberde, reçetesiz ilaçta reklam yasağının kalkmasının pek çok ülkede ilaç harcamalarında düşüş yarattığının belirtildiğini kaydeden Çolak, bunun nedeninin kamunun bu ilaçları geri ödeme listesinden çıkarması olduğunu savundu. Böylece, hastanın ilacın bedelini kendi cebinden ödediğini ve bunun da otomatik olarak kamunun ilaç harcamasını düşürdüğünü belirten Çolak, şöyle devam etti:

''Türkiye'de ilaçta reklam serbest bırakılırsa kamu, vatandaşının ilaç bedelini ödemediği için tasarruf yapacak, vatandaş da kendisi için belki de hayati olan ilacın parasını cebinden ödemek ya da ilacı alamamak durumuyla karşılaşacaktır. Bizler ilaçta tasarrufu savunmakla birlikte bu tasarrufun hastanın ilaca ulaşmasını engelleme sonucunu doğuracak biçimde yapılmasını onaylamıyoruz.
Nitekim, TÜİK'in 2005 yılı verilerine göre Türkiye'de bir yılda vitaminsizlik nedeniyle 62 kişi, grip nedeniyle de 4 kişi hayatını kaybetmiştir. Görüldüğü gibi reçetesiz verilen ve geri ödeme listesinden de çıkarılan bazı ilaçlar, hastanın ilaca ulaşamaması durumunda ciddi sorunlara neden olabilmektedir.''

Haberde ''reçetesiz ilaç pazarının gün geçtikçe arttığının, tüm dünyada tüketicilerin daha fazla bilgiye ulaşmak istediğinin'' belirtildiğini ifade eden Çolak, böylece ''hastanın bir tüketici, ilacın ise bir mal olarak gösterildiği'' dile getirdi.

''Vatandaşın insiyatifine bırakılması sakıncalı''

Zehirlenmelerin en yaygın biçiminin ilaç zehirlenmesi olduğu örneğini veren Çolak, şunları kaydetti:

''Çünkü ilaç bilimsel tanıma göre uygun doz ve koşullarda kullanılmadığında zehir işlevi görebilir. Bu sebeple ilaç seçiminin ve kullanım şeklinin konuyla ilgili en az bilgiye sahip olan vatandaşın inisiyatifine bırakılması son derece sakıncalıdır. Ulusal Zehir Danışma Merkezi 2006 yılı verilerine göre 49 bin zehirlenme başvurusunun yüzde 67'si ilaçlarla zehirlenme olup, bunların en başında da ağrı kesiciler, antidepresanlar bulunmaktadır. Bu oran, ilaç gibi kişiye özel bir ürünün reklam malzemesi yapılamayacağını net bir şekilde göstermektedir. Bizler, sağlık koşullarını iyileştirmeye yönelik çaba gösteren eczacılar olarak, ilacın ticari bir ürün, hastanın da bir müşteri olarak algılanmasının sağlık açısından olumsuzluklara neden olacağını düşünmekteyiz. Birer sağlık personeli olarak vatandaşlarımızın da kendi sağlıkları için hekim tarafından yazılmayan ve eczaneden eczacı danışmanlığında alınmayan ürünlere itibar etmemeleri konusunda uyarıyoruz.''

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.