Gençler estetik kuyruğunda

ÖSS sonuçları açıklandı. İstedikleri bölümü kazananlar ailelerinden türlü hediyeler istiyor. Bunlar arasında estetik ameliyatları da var! Üniversiteye yeni görünümleriyle girmeyi amaçlayan gençler en çok yağ aldırma, göğüs büyütme, küçültme ve burun operasyonları talep ediyor...

01 Eylül 2008 Pazartesi, 06:55

Son zamanlarda televizyonda estetik ameliyatlarıyla ilgili birçok program yayımlanıyor. Bu programlarda her şey açıkça gösteriliyor; ameliyatlar, hastaların ameliyat sonrası halleri, sıkıntıları, ağrıları; kesintisiz, sansürsüz, gerçekçi ve objektif bir şekilde sunuluyor... Konuyla ilgili “Nip Tuck” gibi çok tutulan diziler de var. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof Dr. Oğuz Çetinkale de gençlerin estetik ameliyatları üzerine yapılan dizi ve programlardan sonra bu işe daha rahat baktıklarını ve diğer yandan da artık daha bilinçli davrandıklarını söylüyor. Şu sıralar Oğuz Çetinkale’nin ameliyat listesinde birçok genç hasta var... Ailelerinden üniversite hediyesi olarak estetik ameliyatı sözü alan bu gençler, hayatlarının yeni dönemine yeni görünümleriyle girmeyi amaçlıyorlar. Dr. Oğuz Çetinkale’yle konuştuk...

- Ailelerin, çocuklarına üniversite hediyesi olarak estetik ameliyatı sözü vermeleri, ne zamandır revaçta? Size bu şekilde gelen çok oluyor mu?

Tabii oluyor, işte şu sıralar ailelerin verdikleri sözleri gerçekleştiriyor, ameliyatları yapıyoruz. Son beş altı yıldır var bu durum, git gide de artıyor. “Biz üniversiteyi kazandık geldik” diyorlar.

- Estetik ameliyatında yaş sınırı var mı?

Yaş sınırı 18, ama istisnalar da oluyor; örneğin burnuna darbe almış, burnu yamulmuş, doğru dürüst nefes alamayan bir gencin ameliyatını fiziksel gelişimi uygunsa erkene alabiliyoruz.

- 18 yaş sınırı, kişinin karar verme yetkisine sahip olması açısından mı, yoksa gelişimi açısından mı uygulanıyor?

Gelişimi açısından... Yoksa, 18’i doldurmuş gençlerin de ebeveynlerinden izin bekliyoruz.

- Aileler nasıl bakıyor, olumsuz karşılayan ama çocuğunun ısrarlarına dayanamayan oluyor mu?

Ara sıra öyle şeyler oluyor, ameliyat olmak isteyen genç beni arıyor, durumunu anlatıp randevu alıyor, aradan bir süre geçiyor, randevu öncesi aile beni arıyor ve “Doktor bey biz ikna edemedik, lütfen siz ikna edin, yaptırmasın şu ameliyatı” diyor. Ondan sonra hep birlikte geliyorlar, konuşuyoruz. Bu şekilde gelenlerin yarısı da o konuşmanın ardından vazgeçiyor.

- Ailelerin, çocuklarının estetik ameliyatı olmalarını istememe gerekçeleri ne oluyor?

Bu tip durumları yaşadığımız ailelerin çocukları, genellikle lise son öğrencileri oluyor. Lise dört sene oldu, çocuklar lise sonda reşit oluyorlar. Reşit oldukları anda da onlara rahatsızlık veren durumdan kurtulmak istiyorlar. Ancak ameliyata odaklandıklarında ÖSS’ye olan dikkatleri dağılıyor. Bazı aileler buna olumsuz bakmıyorlar, “Bu ameliyatı yapalım da, çocuk sınava kafası rahat girsin” diyorlar. Bense, durum çocuğun psikolojisini derinden etkilemedikçe, ameliyatı sınavdan sonra yapmayı öneriyorum. Bu, çocuk için de motivasyon oluyor. Hem ÖSS’nin ardından iki-üç aylık bir boşluk var, bu süre iyileşmek için de uygun. Üstelik ameliyatı lisede olsa, arkadaşları soru yağmuruna tutacak...

- Yeni nesil estetik ameliyatlarını çok olağan bir şey olarak görüyor sanırım...

Çok ani karar veriyorlar. Bu ani kararlar tehlikeli, çünkü estetik ameliyatların sonuçları kalıcıdır. Tabii, hepimiz o yaşlarda ani kararlar veriyorduk, anlayışla karşılamak lazım. Ben böyle durumlarda, “Tamam yapacağız, ama sen bunu bir hafta daha düşün öyle gel” diyorum.

- Bu süre içinde fikir değiştiren oluyor mu?

Çok aşırı isteklerinden vazgeçenler oluyor. Çoğu aslında araştırıyor, internetten iyice okuyup, öğrenip geliyor, ama yine de aşırı istekleri olabiliyor. Örneğin burun yaptıracak olanlara tavsiyede bulunuyorum. “Bu burnun ameliyatlı olduğu çok anlaşılır, suratına da gitmez, önemli olan suratına gidecek bir burnunun olmasıdır” gibi... O da düşünüyor, mantıklı geliyor “tamam” diyor. Veya göğüslerini büyütmek isteyen bir kız uçuk hacimli bir protez istiyor. Ben ona “Sana daha küçük bir protez gider” diyorum ama o “Doktor bey bıktım artık böyle olmaktan, varsın öyle olsun!” diyebiliyor. Ben de “İyi tamam ama, ameliyata iki protezi de getireceğim, sen orada neye karar verirsen onu yaparız” diyorum. En sonunda o da daha makul olanı seçiyor.

- Ameliyat olmak isteyen gençlerin ne kadarı kadın, ne kadarı erkek?

Dörtte biri erkek, gerisi kadın. Erkekler daha çok burun ameliyatı için geliyorlar. Ya da “erkekte kadın tipi meme büyümesi” dediğimiz bir sorun görülebiliyor, içini boşalttırmak için geliyorlar, jinekomasti diyoruz buna.

- Sizce estetik ameliyatı yaptıran gençlerin sayısının artması ve ailelerin buna olumsuz bakmamasının sebebi ne?

Gelişmişlikle ve sosyo-ekonomik düzeyin yükselmesiyle ilgili... Bir de televizyonlarda estetik ameliyatlarını anlatan diziler ve programlar yapılmaya başlandı, bunun da etkisi oldu. İnsanlar, özellikle gençler o programları çok seyrediyorlar, görerek öğreniyorlar, eksiklerini de internetten araştırıp tamamlıyorlar. Edindikleri bilgileri ailelerine anlatmaları işleri kolaylaştırıyor. Harçlıklarını bunun için biriktirenler bile var...

- Bir de fiyatlar, eskiye oranla daha uygun, değil mi?

Tabii. Türkiye’de estetik cerrahi çok gelişti. Bundan yirmi sene öncesine göre üç katı plastik cerrah var. İlçelerde dahi bulunuyor artık.

- Bir süre önce bir manken Tansu Çiller’e benzemek için ameliyat oldu, siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

İki grup hasta var. Bir grup hasta kendi resmini bilgisayara koyuyor, resmin üzerinde oynayıp, kendisine ne yakışacağını bulmaya çalışıyor. Sonra o düşünüp tasarladıklarını bana anlatıyor, “olur mu?” diye soruyor. Diğer grup ise magazin dergilerinden resim toplayıp “Ben burnumu böyle istiyorum” diyerek geliyor. Aslında o, resimdeki kişi gibi görünmek istiyor ve burnunu yaptırınca öyle olacağını düşünüyor. Yani bilinçaltında resmin bütünü yatıyor, bu yüzden o burnun aynısını yapsanız da memnun olmayabilir. Bu, en tehlikeli hasta grubu, ki hastaların en az üçte biri bu şekilde, elinde resimle geliyor. Tansu Çiller’e benzemek ise belli hatları oluşturmakla olmaz, ona benzemenin daha kolay bir yöntemi var; plastik makyaj. Levent Kırca öyle bir makyaj yapıyor ki herkese benzeyebiliyor mesela! Böyle bir profesyonel makyajcıya gitmek daha uygun bu iş için!

- Bütün yüzünü değiştirmek isteyenler geliyor mu size?

Tabii geliyor. Ancak bu ameliyatlardan sonraki altı ay sürecinde hastaların ifadeleri şöyle; “Doktor bey ben aynaya bakınca kendimi göremiyorum, işyerinde beni kimse tanıyamıyor”. Aralarında “kişiliğimi kaybettim” diyenler bile var ve tabii bunun geri dönüşü yok.

- Gençler arasında tüm yüzünü değiştirmek isteyen var mı?

Var, ama onları ameliyat etmiyoruz, çünkü çoğunun bu isteklerinin altında psikolojik bir problem yatıyor. Tedavi olduklarında da bu istek kalkıyor. Bunu en çok 40’lı, 50’li, 60’lı yaşlardaki insanlar istiyor. Gençleşmek veya değişiklik için... Özellikle ikinci hayatına başlamış kişilerde, örneğin eşini kaybetmiş kişilerde bu çok görülebiliyor. Yurtdışında uzun süre gurbette kalıp, gelince değişmek isteyenler de oluyor. Bir de cezaevinden çıkanlar geliyor, yılların verdiği sıkıntılar yüzünden onlar da ameliyat olmak istiyorlar, biz de yapıyoruz...