Ringin lokomotifi F.Bahçe

Olimpiyat tarihimize baktığımızda ise zorluklarla, birçok hayal kırıklığıyla, altın madalyalarla ve hatta rekorlarla oyunlara devam ediyoruz. Bu yıl Pekin’de düzenlenen olimpiyat oyunlarında boksta Yakup Kılıç, omzundaki sakatlığa karşın dişini sıkıp mücadele etmiş ve bronz madalyayı boynuna takmıtı. Tıpkı 2004 Atina Olimpiyatları’nda ikinci olan F.Bahçe’den arkadaşı Atagün Yalçınkaya gibi..

03 Eylül 2008 Çarşamba, 06:52

Olimpiyat, bir sporcunun görebileceği en güzel organizasyondur. Ülkeler birbirleriyle ‘fair - play’ çerçevesinde mücadele eder. Kazanmak ve kaybetmekten önce ‘amatör ruh’ ön plandadır. Olimpiyat tarihimize baktığımızda ise zorluklarla, birçok hayal kırıklığıyla, altın madalyalarla ve hatta rekorlarla oyunlara devam ediyoruz. Bu yıl Çin’in başkenti Pekin’de düzenlenen olimpiyat oyunlarında beklentilerimizin karşılığını alamadık. Ancak boksta Yakup Kılıç, omzundaki sakatlığa karşın dişini sıkıp mücadele etmiş ve bronz madalyayı boynuna takmıştı. Tıpkı 2004 Atina Olimpiyatları’nda ikinci olan F.Bahçe’den arkadaşı Atagün Yalçınkaya gibi... Kılıç’la madalyanın öyküsünü ve F.Bahçe Boks Salonu’nun havasındaki sırrı konuştuk...

- İlk kez gitiğiniz olimpiyat oyunlarından madalyayla döndünüz. Madalyanın öyküsünü anlatır mısınız?

Yakup Kılıç: Madalyanın öyküsü oldukça büyük. Ben bu madalyayı kazanmak için 12 yıl çalıştım. Emeğimin karşılığını aldım. 2003’te F.Bahçe Boks Kulübü’ne transfer oldum. 2004 Atina Olimpiyatları’na katılmaya hak kazanamamıştım. Çok üzüldüm ama yılmadım ve daha iyi çalıştım. 2008 Pekin Olimpiyatları’nı 2004’te düşünmeye başladım. Son 2 yılda antrenmanlar daha da ağırlaştı. Her anlamda kendimi altın malyaya odaklamıştım ama olmadı. Ancak madalyaya hasret kaldığımız 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları’nda bronz da almak çok önemli.

- Ahmet Cömert Boks Turnuvasında konuştuğumuzda, 2008 Pekin Olimpiyat Oyunlarından madalya alacağım demiştiniz. Size güvenenleri mahçup etmediniz. Size vaat edilenler yerine getirildi mi?

Y.K: ‘Altın madalyayla ülkeye döneceğim’ demiştim. Türk boks tarihinde henüz altın madalya kazanan yok. İlki başarmak istiyordum ama olmadı. 2012 Londra Olimpiyatları’nda yarım bıraktığım işi tamamlayacağım. Şu an verilen sözler yerine getirilmedi. Ben elimden geleni yaptım. Bana güvenenlerin başını öne eğdirmedim. Onların da beni üzmeyeceğini düşünüyorum.

- 2008 Pekin Olimpiyat Oyunlarında birçok branşta olduğu gibi boksta da beklediğimiz başarılı sonuçları elde edemedik. Bunun nedeni sizce neler olabilir?

Y.K: Aslında iyi bir takımız. Boks Federasyonu Başkanı Caner Doğaneli bize çok destek oluyor. Sistemimiz de mükemmel, iyi de hazırlanmıştık. Ama bizim branşımızda iyi kura çok önemli. Şansınızın yanınızda olması gerekli. İyi gününüzde olmalısınız. Hepsi birleşince madalya geliyor. Tek bir madalya almamız takımımızın kötü olduğu anlamına gelmez. Diğer takım arkadaşlarım da madalya alabilecek kapasitedeydi. Antrenman seviyemiz aynı derecedeydi. Ben iyi günümdeydim ve şanslıydım.

- Ulusal sporcu olarak olimpiyat havasını yaşamak nasıl bir duygu?

Y.K: Olimpiyatlar kendinizi ve ülkenizi temsil edeceğiniz en büyük spor organizasyonu. İnanılmaz bir atmosfer vardı. Olimpiyatları anlatmak zor. Bir sporcunun gidebileceği en üst nokta. Hatta madalyayla dönebilmek sporcunun en büyük hayalidir. Rüyanızda görmeyi hayal ettiğiniz bir şeyi yaşamanız anlatılacak gibi değil.

- F.Bahçeli Atagün Yalçınkaya, 2004 Olimpiyat Oyunlarında 2. olmuştu. Siz de 2008 Pekin Olimpiyat Oyunlarında bronz madalya kazandınız. F.Bahçe Boks Salonunun bir sırrı mı var ?

Y.K: Salonun ve antrenörlerin sırrı var. Atagün Yalçınkaya’nın 2004’te kazandığı madalya tesadüf değil. İmkânlar ve antrenörler çok iyi. Antrenmanlar salonda çok verimli geçiyor. İyi konsantre oluyorum. Kendimi maçta gibi hissediyorum. Eğer başarılı olmak istiyorsanız antrenman yaptığınız yerin önemi çok büyük. F.Bahçe’de Enver Yılmaz’la çalışıyorum. Mili takımda ise antrenörüm Ragıp Pala’yla birlikteyim.

- Başkan Aziz Yıldırım boksa yatırım yapıyor mu?

Y.K: F.Bahçe, boks sporunun yanında duruyor. Bu bir yandan sevindirici diğer yandan da üzüntü verici. G.Saray ve Trabzonspor’un boks şubesinin olmaması şaşırtıcı. Beşiktaş’ın var ama ilgi gösterilmiyor.Tatlı rekabet ve iyi boksörlerin yetişmesi için yatırım yapılmalı.