Sancılı Bir Adli Yıla Girerken...

08 Eylül 2008 Pazartesi, 07:59

Yakın geçmişte yaşanan ve halen gündemde olan bazı olaylarda önemli hatalar yapıldı. Yasalarda öngörülen kurallar yanlış uygulandı. Bundan hukuk zarar gördü. Hukukun zarar görmesi toplumun zarar görmesi demektir.

Bugün adliyeler açılıyor. Yeni bir adli yıl başlıyor. Bütün mahkemeler ve savcılıklar için görev zamanıdır. Ülkemizde yerleşen deyimiyle, yargı kolları sıvayacak ve işe kaldığı yerden başlayacak. Peki adalet hizmetinin görülmesindeki resim nasıl? Birlikte süzgeçten geçirelim derim.

Bu konuda ilk tespitim şudur: On yıl geriden başlayarak denilebilir ki toplum ceza soruşturmaları ve ceza davaları ile iç içe yaşamaya başladı. Basında ve medyada konusu suç olan olaylar o kadar başköşede ki... Bence bunda bir terslik var. Türk toplumu bir süreçten geçiyor. Bu süreçte toplumdaki uyuşmazlıklar ve suçlar büyük bir yer tutuyor. Gazetelerin sayfaları ve te- levizyonların haber bültenleri, hukuk fakültelerindeki ceza yargılaması derslerinin adeta birer kopyası. Bu başka toplumlar için elbette geçerli değil. Denilebilir ki, oralarda da zaman zaman önemli olaylar toplumun ilgi odağı oluyor. Ama bizdeki kadar çok soruşturma, çok ceza davası alışılmış bir şey olmasa gerek. Bu olay o denli ön planda ki, hukukçu olmayanlar bile bir ceza soruşturması nasıl yapılır, ceza davası nasıl açılır, gözaltı ya da tutuklama için kurallar nelerdir, bunlarla ilgili düşünce sahibi. Nasıl olmasın ki! Her an, her yerde bu kavramlar göz önünde.

Bu resmin toplum adına kazandırdığı bir şey elbette var. Bunu kısaca toplumsal denetim olarak adlandırmak mümkündür. Bu denetim, erkleri ve yetkileri kullananları uyarır, işlemleri hukuka uygun çizgide yapmaya yönlendirir. Bu da hukuk adına, adalet görevi adına bir kazançtır. Bu noktada hukukçulara önemli bir görev düşer. O görev, halkı aydınlatmak, halka doğruları anlatmak, olması gerekenleri göstermektir. Bu yapıldığında başarı şansı da yükselecektir.

Yakın geçmişte yaşanan ve halen gündemde olan bazı olaylarda önemli hatalar yapıldı. Yasalarda öngörülen kurallar yanlış uygulandı. Bundan hukuk zarar gördü. Hukukun zarar görmesi toplumun zarar görmesi demektir. Yakın planda, bu tür hukuka aykırı işlem ve eylemlere maruz kalan kişiler elbette en mağdur olanlardır. Onların uğradıkları zararlar ne ile karşılanabilir ki.Bir suçsuzu bir gün cezaevinde tutmak, bin suçluyu toplum içine salıvermekten çok daha ağır bir kusurdurdeyişindeki haklılık o kadar büyük ki...

Bu noktada hatırlanması gereken bir gerçek, ben buradayım der, söz hakkını kullanmak ister. Bunlar hukuk normlarıdır. Normlar, bir açıdan, hukukun temelidir. İyi normlar, iyi hukuku yaratmayı kolaylaştırır. Biz ülke olarak ABye giriş sürecinde bunu yapmaya çabalıyoruz. Fakat başarı çizgimiz çok yüksek değil. Belirtmem gerekir ki normları iyi yapmak da sorunu çözmez. Önemli olan, o normları kimin/kimlerin eline araç olarak verdiğinizdir. Normları, onları kullanacak yetenekte, bilgide, tecrübede olmayanların emrine verdiğinizde, sonucun başarılı olması mümkün değildir. Son dönemde yaşanan adli olayları bir de bu açıdan görmek uygun olur.

İşin özünde söylenecek söz bellidir: Türk toplumu sancılar çekiyor. Bu sancılar acı veriyor. Sancı, insan olmanın sonuçlarından biridir. Her sancı da aynı değildir. Bebeğini dünyaya getirecek olan anne de sancı çeker. Fakat bu sancı kutlu bir doğum içindir; katlanmaya değer. Ama her sancı öyle mi? Sonucu kötü olan o kadar çok sancı var ki. Her adli olayı kendi içinde bir sancı çekmek olarak mütalaa edebilmek mümkündür. Yeter ki sonucu iyi olsun.

Son söz: Gelen adli yıl, gideni aratmasın. Dileğim budur.