Keşiş Dağı ve Yedigöller

Erzincan';ın kuzeydoğusundan şehir merkezine tepeden bakan, karşı taraftaki Munzur silsilesine öykünen Esence Dağları'nın en yükseğidir Keşiş Dağı. Dağa, genelde kuzeyden Yedigöller çanağının yer aldığı bölgeden çıkılıyor. Böylece birbirinden güzel ve her birinin kendine özel nitelikleri olan Yedigölleri de görme olanağı doğuyor.
Yayınlanma tarihi: 11 Eylül 2008 Perşembe, 08:15

Önce kara yoluyla il merkezine 115 kilometre uzaklıkta çoğunlukla şeker pancarının ekili olduğu, sulu tarımın yapılabildiği oldukça verimli bir ovada yer alan Çayırlı’ya varıyorum. Ovaların bu elverişli durumuna karşın, dağların yamaçlarına yaklaştıkça daha verimsiz, sulama olanaklarından yoksun topraklar yer alıyor. Bölge halkı tarımın yanısıra geniş mera ve otlakların da katkısıyla büyük ölçüde küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkla geçiniyor.

Çayırlı ilçesinde jandarmadan çıkış izni süreci tamamlandıktan sonra, Başköy (Yaylakent)’ü aşıp, dağdan önceki son yerleşim olan Yaylalar Köyü’ne (1950 metre) kamp kuruyorum. Köyün kuzeyinde Bakü Tiflis Ceyhan boru hattının ana pompalama istasyonlarından biri ve BOTAŞ’ın boru hattı yer alıyor.

Sabah erkenden, çabucak dost olduğumuz kangal köpekleri eşliğinde köyün hemen güneyinde yer alan vadiden yürüyerek çanağa yöneliyorum. Haziranın ikinci haftası; hava soğuk ve yükseklerde kar/buz yığınları var. Bölgenin bu kesiminde ağaç yok ancak her yer yemyeşil; rengarenk çiçeklerin arasında bölgenin endemik bitkisi ters lale ve her derde deva yabani sarmısak dikkatimi çekiyor. Dağdaki buzullardan akan derenin oluşturduğu vadinin başlangıçlarında eski taş yapı kalıntıları bulunuyor. Burayı aştıktan sonra yorulan köpekler geri dönüyor.

Köyden itibaren yaklaşık yedi kilometre yürüdükten sonra üç bin metre yükseklikte, Yedigöller’in bulunduğu muhteşem çanağa ulaşıyorum. Çanak içerisinde birbirinden farklı boy ve özelliklerde yedi tane buzul gölü yer almakta. Bunlardan en büyüğünün alt kısmında yer alan şelale, özellikle bu dönemde buzların arasından çağlamasıyla şaşırtıcı bir manzara sunuyor.

Büyük gölün güneyinde yer alan küçük, ama renginden oldukça derin olduğu belli olan gölün lacivert suları kıyısında yer alan buzun farklılaşan rengiyle daha da güzelleşiyor. Çanağın güneyindeki göllerden biri, güneşten korunduğu için henüz erimemiş; kıyısından çizgi çizgi incelen bir buz tabakası ile örtülü. Her taraftan, taşların çimenlerin arasından çağlayan suyun sesi yükseliyor.

Göllerin bulunduğu vadinin çevresinde, yükseklikleri birbirine yakın ona yakın doruk var. Teknik malzeme kullanmadan çanağı çevreleyen zirvelerden en yükseğine, doğudaki Keşiş Dağı’na (3549 metre) iki saat süren bir tırmanışla vardığımda, arasıra bulutlar engel olsa da muhteşem bir manzarayla ödüllendiriliyorum.

Dönüşte aniden bastıran sağanak yağmur ve dolu keyfimi hiç bozmuyor. Gökyüzünün bir kararıp bir açmasıyla oluşan ışık oyunları vadiyi daha da güzelleştiriyor.

Köye döndüğümde dost sohbetleri eşliğinde Hamza Ağabeyin tereyağlı pidesi ve mantarlı yumurtası, Mazlum’un akşam getirdiği sıcacık süt, bütün günün yorgunluğunu üzerimden alıyor.

Gece köpekler çadırın hemen yanıbaşında nöbette; dağa adını veren ve zamanında zirvede yaşadığı rivayet edilen Keşiş’i düşünerek uykuya dalıyorum.

[email protected]

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.