"PKK-Hükümet dirsek temasındadır"

"Kürt Açılımı" için özel gündemle toplanan TBMM'de konuşan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, yaptığı konuşmada "Bu gizli bir süreçtir ve bu süreçte iktidar yanlız değildir. Kimler destek vermiştir? diye sordu. Baykal, PKK ile iktidarın arasında bir işbirliği olduğunu iddia etti. Baykal'ın konuşması ara ara DTP'lilerin sözlü müdahaleleriyle kesildi.
Yayınlanma tarihi: 13 Kasım 2009 Cuma, 13:27

Meclis'te İçişleri Bakanı Beşir Atalay, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ardından CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'da bir konuşma yaptı. Baykal, iktidarın, süreçle ilgili bir açıklama yapılmadığını, sadece iyi niyetlerin ve temennilerin dile getirildiğine dikkat çekti.


Baykal'ın konuşmasından satır başları şöyle;

" Tarihi bir oturum gerçekleştirmekte olduğumuz açıktır. Bu tesbiti sadece önümüze getirilmiş olan düzenlemelerle ilgili olarak ifade etmiyorum. Ama 3.5 aydır bir açılım tartışması topluma dayatılmıştır. Bu seyri bu sürecin yönetiliş biçimini toplumda dile getirilen açılım taleplerini ve İçişleri Bakanı'nın konuşmasında resmileştirilmesi kararı alınan önerileri dikkati alarak konuşmamı yapıyorum. İlk kez TBMM büyük tarihi içinde uluslaşma mücadelesini tersine çevirmeye yönelik ulus devleti kimliğini tahrip etmeye yönelik hükümet eliyle iktidar aracılığıyla gündeme taşımıştır. İlk kez bugüne kadar izlemiş olduğumuz bir meille oluşma çabasında kattettiğimiz yolu tersine çevirmeye amaçlamıştır. Ne yapabilirlerse o çerçevede bir programı uygulama anlayışı içine girdiğini tesbit ediyoruz. Bu çok önemli bir kırılmadır.

3.5 aydır polis akademisi buluşmasından sonra pek çok toplantı gerçekletirildi. Türkiye tarihi bir adım atacak duygusu içine yerleştirildi. Bu arayışın temel amaç olarak anaların gözyaşını dindirmek içine oluşturuldu. Bunu elbette sağlamalıyız duygusu toplumda yaratıldı. Bunun nasıl sağlayacaksınız, bunun kararını siz mi aldınız bu sorular akıllarımızda. Bu süreci ilgiyle ve kagıyla izledik. Cumhurbaşkanı bu fırsatın kaçırılması durumunda dış güçlerin bize dayatmalar yapacagını söyledi.

Yeni yöntemler geliştirme kapasitesinde terörü sona erdirecek Türkiye'nin ulaştığını söyledi. Bu süreci ilgiyle anlamayla çalıştık.


Gizli bir süreçti

İktidarın ne yapacağı ile ilgili hiçbir görüş dile getirilmedi. Sadece temenniler, iyi niyet ifadeleri bu yöntemin ana karakteristiği oldu. Bu sürecin ucu açık bir süreç olduğu söylendi. Ne yapacağı sınırsız bırakılan, ne bekliyorsa birileri onların da beklediğinin verilmesi bir politika olarak verildi. Bu süreçte İçişleri Bakanı Anayasa değişikliği olmayacak dedi Başbakan yalanladı. Başbakan uzun vadede değişiklik vardır, masadadır dedi. Bu mesaj bilinçli olarak verildi. Samimi olmayan aldatmacaya yönelik bir süreç götürüldü. Başbakan yapacağı şeyleri hazmetmiş ama tepeden millete bakarak diyor ki 'Siz hazmettiremezsiniz. Size hazmettire hazmettire taşıyacağım' bu aldatmacanın bu projede yer almış oldugunu bize gösterdi.

Bu süreci iktidar kendisi tek başına mı söylüyor. Böyle bir dayanışmayı kimlerle gerçekleştirdi? İktidarın anaların gözyaşlarına son vermesine kim destek verecek? Bu netlik kazanmadı. Ama bir süre sonra 19 Ekim'de oldu bittiyle bu sürecin içinde Türkiye'nin nasıl koparıldığını gördük.

19 Ekim'de Kandil'den gelen PKK'liler sınıra geldiler ve içeri girdiler. Bu önemli bir olay tabi. Terör mücadelesi veren o örgütün üyelerinin gelmesi sevindirici. Ancak buraya gelerek terör örgütünden ayrılarak bir yere varılmayacağını, pişmanlık duyan anlayış içinde değillerdi. Elçi olarak geldiklerini ifade ettiler.


"Hukuki süreç katledildi"

Türkiye'de iyi şeyler oluyor. Bunu Başbakan 20 Ekim günü söyledi. O gün akşama doğru bu tablonun kabul edilemezliği ortaya çıkınca bu defa Başbakan DTP yöneticilerini suçlamaya başlamış, bunu kabul etmem mümkün değildir diyerek konumunu yeniden tanzim etmeye çalışmıştır. Bu süreç içinde ne olmuştur? Türkiye'nin hukuk sistemi resmen katledilmiştir. Hangi mantıkla terör örgütüne mensup olan ve liderlerinin mektbunu getirdiği söylenen bir grup insana hukuk sistemimimz bunun bir suç teşkil etmedeği anlayışışyla gezici bir mahkemeyle nasıl olurda böyle bir hüküm verilir. Nasıl oluyor da bu oluyor? Birileri nasıl söz verebiliyor, adliye ve kanun üzerinden? Bu gerçekten çok acı bir manzara olmuştur. Demek ki ortada bir müşterek çalışma var hiç kuşkusuz bir iktidar ayağı var. Bir de muhtaabı var. Onun talimatıyla geliyorlar. Bir tarafta iktidar bir tarafta İmralı. DTP diyor ki muhattab Öcalan'dır.


"Terörle mücadele edilir müzakkere edilmez"

Bu mutabakatın sonucunda genel müdürler, savcılar sınıra geliyor ve bunun sonucu olarak da İmralı'nın talimatıyla birileri oraya geliyor. Bu gizlilik içinde olan bir süreçtir. Merak ediyorum İçişleri Bakanı bu emrivakiyi Türkiye'ye dayatmıştır.

Burada işbirliği var. PKK-Hükümet bir dirsek temasındadır. Çok net. Bu süreç bir kardeşlik süreci dediler. Böyle bir şey olabilir mi? Bu insanlara tutulmayacak sözler verilmiştir. İktidar PKK ile işbirliği içerisine girmiştir. 25 yıl mücadele etmiş ve senin hakimin buyur kardeşim diyor. Tabii ki sevinecek. Niye sevinmesin ki istediğini yapıyorsun.

Bu süreç ne sevinç tablosu dolayısıyla yanlıştır ne de kılık kıyafetten dolayı yanlıştır. Özü yanlıştır. Silahı olanla hiçbir hükümet müzakere etmez. Dünya da etmemiştir. Silahını doğrultmaya devam edecegini ilan eden birileriyle müzakere yapıp onlara yaranmaya çalışmaktadır. Yanlış olan budur. Terörle mücadele edilir müzakere edilmez. Barışı gerçekten istiyorsanız muhattabınız Öcalan değil silah bırakmasını söylersiniz. Onu söylemem derseniz bizimle hukukun çiğne bizimle işbirliği yap demeliydiniz.


"Yol haritasını bilmiyoruz"


Bu süreçle ortaya çıkan PKK'nin değişmemiş olmasıdır. 15 Ağustos'a kadar yol haritası beklendi. Yol haritası geldi. Biz bilmiyoruz. Ne var orada? Bunu öğrenmeye hakkımız yok mudur. Bunun söylersek taleplerin iç yüzü çıkar diye korkuyorsunuz. Millet adına siz karar vereceksiniz, milleti güdeceksiniz ve bunu demokrasi adına yaptık diyeceksiniz. Milli ayrıştırma temel hedef olmaya devam etmektedir.

Bu manzara çok temel bir sıkıntıyı ortaya koymaktadır. Türkiye'de terörün arkasında neyin yattığını nerelerden kaynaklandığı çok iyi değerlendirmeliyiz. Bu konuda deneyimler yaşadık. Önce Suriye himayesinde bir terör yaşadık. Türkiye mücadele verdi ve PKK Suriye'den ayrılmak zorunda kaldı. Bu iktidara teslim ettiğimiz zaman 2002 yılındaki şehit sayısı sadece 6 idi. Şimdi ise 24 katı ile karşı karşıyayız. Açılımdan günümüze kadar 24 katı şehit verildi.Öcalan'ı tahliye etmekteki arayışını çok iyi biliyoruz. Kuzey Irak'la ilgili bir anlaşma imzalandı ama TBMM buna onay vermeyecekti. Öylesine bir zihniyetle anlayışla terör mücadelesini götürmekte olduğunu çok iyi biliyoruz. Terörle mücadele elbette devam edilecektir ama bu tabloyu doğru değerlendirmek için şu şekilde bakmalıyız. Öncelikle terörle hiçbir şekilde müzakere etmemeye karar vermeliyiz.

Türkiye'de 20 yıl önce bir raporla çıktık bu rapor bir önemli iddiayı ortaya koyuyordu. O zaman bir insanın 'Kürdüm' demesi yasal olarak mümkün değildi. Kürtçe konuşmak mümkün değildi. Bu gerçek karşısında ne yapılmasına inanıyorsak onu ilan ettik. Türkiye milletimizin içinde farklı etkinliklere mensup insanlar vardır. Anadillerinde konuşmak temel haklarıdır kimse engelleyemez dedik ve bu raporu yazdık ve 1991 yılında TBMM ilk kez benim imzamla ve arkadaşlarımın imzasıyla Kürtçe'nin önündeki yasal hak ilan edilmek üzere bir yasa tasarısı önerdik. Etnik konuları o anlayışa sahip insanlara bırakın. Gerisine karışmayın demişiz. Devlet karışmasın demişiz. Eğitime etnik dili karıştırmayın demişiz. Kimliğini ifade etmesinin nasıl yasaklarsın dedik ve mücadelesini verdik. Biz ne diyorduk o zaman Türkiye'ye bir Çerkez hangi hakka sahipse Kürt de o hakka sahip olmalıdır. Bu gerçekleştirildi. hukuk bakımından da problem olmadı ancak bu hayatın gerçeği haline tam dönüşmemiştir.

Bu zihniyetin tüm milletimizle paylaşılmasına ihtiyaç vardır. Şimdi geldiğimiz noktada bazıları diyor ki "Yetmez, bu etnik kimliği ayrı bir millete dönüştüreceğiz." Bu yanlıştır. Bu Kürt kökenli insanlarımız için yanlıştır, barış, huzur için yanlıştır. O istikamete girdik mi ne olacağını merak ediyorsanız Irak'a bakınız. Bunun milli ayrıştırmaya dönüştürmek isteyen bunu silahla yapmak isteyen bir zihniyet kabul edilemez. Elbette herkes kendi kimliğine sahip olacak. Devletimizin adı Türk. Burada bu etnik dayatmadır deniyor. Çerkezler hissetmiyor da PKK hissediyor diye bizde öyle hissetmek zorunda mıyız? Türk derken Kürdünü ayırmadan Arabını ayırmadan diyor. Boşnaklara bir sorun bakalım Sırplar onlara ne diyor. Boşnak. Çünkü dili farklı. Ama şimdi geldikten sonra milli ayrıştırmayı getirelim demek olmaz.

Türkiye'de yaşayan Kürt, Türk milletinin Kürdüdür. Türkiye çapraz evlilikler yaşamış bir ülkedir. Sen etnik kökenin dolayısıyla seni ayrıştıracağız. Böyle bir şey olamaz. Demokrasi de böyle bir şey yok. Ne Avrupa birliğinin ne İnsan Hakları'nın anlaşmasında yok böyle bir şey. Bu hükümetin getirdiği projeler içerisinde bunlar bir mayındır. O koydugunuz seçmelik dersi Anayasa'nın 42. maddesi karşısında nasıl uygulayacaksın?



Yapılması gerekenler


Halbuki yapılması gereken şey, bakış açımızı değiştirmektir. Hükümet PKK'ye bakıyor. Açılım yapacaksanız PKK açılım olmayacak Kürt açılımı olacak. O insanlara baktığınız zaman orada ekonomik ve sosyal reformlara ihtiyaç olduğunu göreceksiniz.

İşsizlik en büyük problem. İşsizlik sosyal yapıyı çökertiyor. Bölgeye ciddi bir ekonomik destek sağlanmalıdır. 12 milyar dolar ayırdık dedi hükümet hâlâ bir şey yok. Bir türlü baraj projeleri harekete geçirilemiyor. Yapılması gereken şey Güneydoğu'nun kalkınması için doğrudan devleti bu bölgeye sokmaktır. Fabrikalar kuracaksınız.

Binlerce insan orada iş sahibi olacak. Çocuklarına yiyecek alacak imkanı kalmamış. O insanlara geçim kapısını açmak zorundasın. Bu ekonomik finansal bir yatırım değil barış projesine girer.

Bölgeye çok ciddi bir eğitim istihdamı sağlanmalıdır. O bölgeye ciddi bir eğitim projesi sağlanmalıdır. Türkiye'nin en değerli öğretmenleri en iyi teşvikler onlara sağlanarak oraya konulmalıdır. O çocukların tümüne söz sahibi olabilecek güveni verilmelidir. Anaların gözyaşına son vermek istiyorsanız oradaki insanlara çocuklara sahip çıkacaksınız.

Kadın Güneydoğu Anadolu'nun özü. Sosyal güvenlik sistemini oturtarak onların derneklerine güvenerek çocuklarını doğru yetiştirmek amacıyla yetiştireceksiniz. Bunlar en temel ihtiyaçlardır, bunları gerçekleştirmemiz gerekir.

PKK'yi etkisizleştirmek için bir programı etkili olarak kullanmamız gerekir. Kuzey Irak yönetimiyle biraraya geldin. Projeler açıklandı. İşbirliği içerisine girmemiz öngörüldü. Peki, Irak'ın Türkiye için yapması gereken şey yok mu? PKK'nin terör örgütü olarak ilan edilmesinin sağlayamazmıyız?

O bölgedeki insanı kazanmak gerekiyor. Onları dışlanmışlık düşüncesinden çıkarmamız gerekmektedir. Bizim çok acı geçmiş anılarımız var bu bölgede yaşadğımız şeyler var. İlişkilerimizi kurarken birbirimizin duygularına acılarına saygı göstermelidir. Bu konuda hiçbirimiz anıları kuracalayarak bir yarar sağlayamayız. Yaşadığımız acı olaylar ne olursa
olsun ele yaşamak zorunda olduğumuzu birbirimize anlatmak zorundayız.

Yüzümüzü geleceğe yölendireceğiz. Geçmişteki anılarımız üzerinden birbirimize fatura ederek değil onları arkada bırakmak üzere yüzümüzü geleceğe yöneldirmeliyiz. Vatandaşlarımızın ortak vatanıdır Türkiye. Etnik kimliği ne olursa olsun. Kimsenin etnik kimliğini sorgulama hakkı yoktur. Hepimizin bireysel hakkı ve hukuku eşit olarak ele alınmalıdır. Ancak kimsenin milli ayrıştırma içine girmemesi gerekmektedir.

Herkesin farklı kimliği vardır ama sdiyasetçinin görevi o bütünün adını söylemektende çekinmememsi gerekmektedir. Etnik ayrıştırmayı miili eğitime taşımaya yönelik bir çalışmanın son derece zararlı olacağını düşünmekteyim.

DTP'den Baykal'ın sözlerine tepki

Genel Kurul'da, genel görüşme üzerine CHP Grubu adına konuşan Genel Başkan Deniz Baykal'ın sözlerine DTP'liler sözlü laf atarak tepki gösterdiler. Baykal'ın, 20 yıl önce CHP'nin Kürt politikasına yönelik hazırladığı çözümleri anlatırken, DTP'li Sırrı Sakık, Hamit Geylani ve Hasip Kaplan, "Sen hangi çözümü öneriyorsun. Sen Kürtçe konuşan milletvekillerini partiden ihraç etmedin mi? Burada bize masal anlatma" sözleriyle tepki gösterdiler.

Bu arada, DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, DTP'li milletvekillerini eliyle işaret ederek susmalarını istedi. DTP'li Demirtaş, sözlü laf atmaların daha fazla uzamasına engel oldu.

Başbakan Erdoğan, Baykal'ın konuşmasının bir kısmında Genel Kurul'daki Divan odasına geçti.

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.