Kapat
A+ A-

Hayatı film yapılan dolandırıcı konuştu: 'Çok pişmanım'

Bir zamanlar dünyanın gelmiş geçmiş en önemli dolandırıcılarından olan ve hâlen finansal dolandırıcılık danışmanlığı ve çek tasarımı yapan Frank Abagnale ile geçmişteki pişmanlıklarından, beyazperdeye aktarılan filmine kadar her şeyi konuştuk.
Yayınlanma tarihi: 04 Temmuz 2014 Cuma, 10:27

[Haber görseli]Bir adam düşünün; 16 yaşında evden kaçsın ve yirmili yaşların başına geldiğinde ise tüm dünyada aranan bir çek dolandırıcısı olsun. Yine aynı adamın yirmi yaşına gelmeden avukat, doktor ve pilot olduğunu düşünün. Ve daha sonra bu adamın FBI'da dolandırıcılığa karşı çalıştığını, kendi dolandırıcılık danışmanlık şirketini kurduğunu ve en önemli finans kuruluşlarına tasarladığı çeklerle büyük meblağlar kazandığını düşünün. En sonunda da Spielberg bu adamın filmini yapsın, Leonardo Di Caprio da canlandırsın.

Uzun lafın kısası Frank Abagnale bu dünyaya gelmiş en ilginç yaşam öyküsüne sahip insanlardan biri. Zekası tüm dünyada kabul görmüş, son derece mütevazi ve esprili biri olan Abagnale ile röportaj yapmak benim için son derece keyifliydi.

İlk önce şunu sormak istiyorum, gerçekten çok zeki bir insan mısınız yoksa çok şanslı bir insan mı?

Bazı insanlar benim dahi olduğumu düşünüyor fakat ben pek de öyle düşünmüyorum. Evden kaçtığımda sadece genç bir çocuktum. Çoğu durumla karşılaştıkça ilgilendim yani öncesinde bir planım yoktu. Ben kendimi fırsatçı olarak nitelendiriyorum çünkü o zaman da ileri görüşlüydüm ve geniş düşünüyordum. Ama hayatımın bu noktasına gelecek olursam olumsuzlukları olumlu duruma getirebildiğim için şanslıyım sayılırım.

Evden kaçtığınızda 16 yaşındaymışsınız, ilk günleriniz nasıl geçti?

Annemle babam boşanıyordu ve yargıç bana hangisiyle yaşamak istediğimi sormuştu. O yaştaki biri olarak böyle bir seçim yapamazdım ve bu yüzden evden kaçtım. New York'ta yaşayabileceğimi düşündüm ve oraya gittim. Küçük bir vadesiz hesabım vardı ve param bitince çek yazmaya başladım. Kısa bir süre sonra iş bulmam gerektiğini fark ettim ancak yaşım küçük olduğundan alabileceğim ücretlerle yaşamam imkansızdı. O yıllarda ehliyetler kağıttandı ve üzerinde fotoğraf bulunmuyordu ben de yaşımı 10 yaş büyüttüm ve böylelikle daha fazla ücret alıyordum ama yine de New York gibi bir şehirde yaşamama yetmiyordu. Kimse beni tanımadığı için bankalarda, yaptığım sahte çekleri bozdurmak zor ve riskliydi. Daha sonra aklıma pilot olma fikri geldi. O üniformanın gücü beni büyülemişti. Üniformaya güvenerek kimse çeklerimi bozmayı reddetmiyordu ve bunun sonucunda büyük miktarda ki çeklerimi rahatlıkla bozdurabildim. Üniforma benim için çok önemli bir araçtı.

O yaşlarda pilotluğun dışında avukatlık ve doktorluk da yaptınız..

Bunlar kariyer amacıyla kovaladığım mesleklerden ziyade sadece o anki olayların beklenmeyen sonuçlarıydı. Pilot olmak, dünyayı bedavaya gezmek ve sahte çekleri iletebilmek için iyi bir yoldu. Doktorluğa gelince, tek odalı bir daireye taşınmıştım ve formda mesleğimi belirtmem gerekiyordu. Mesleğimi kısa süreliğine bıraktığımı söylemek daha kolay olur diye doktor olduğumu belirtmiştim. Bir sevgilim başsavcının ofisinde çalışmamı sağladığı için de avukatmışım gibi davranmıştım.

[Haber görseli]

İllegal kazandığınız paraları daha sonra geri ödemek istemişsiniz..

Evet bir avukatlık bürosuna gittim ve bütün belgelerimi incelettim. Birçok  otelle iletişime geçtik, çoğu otel ellerinde kayıt bulunmadığını ve sigorta şirketlerinin dolandırıldıkları için zararlarını karşıladığını belirtti. Ben de rahatladım tabii. Geri ödemeye çalışmadığım sadece fahişelerle yaşadıklarımdı. (gülüyor)

Yaşadıklarınızın benzerlerini çocuklarınızın yaşamasını ister miydiniz?

Kesinlikle hayır. Öncelikle çocuklarımın anne babalarının boşanmalarını görmelerini ve o süreci yaşamalarını asla istemem. Sonuçta ben evden kaçtığımda son derece yalnız bir hayat sürdüm, tatillerde ya da aile etkinliklerinde ailemle birlikte olamadım, yaşıtım olan arkadaşlarım yoktu, hiçbir lise balosuna ya da futbol maçına gidemedim... Çok ama çok yalnız bir hayattı. Her ne olursa olsun oğullarımdan hiçbirinin böyle bir şey yaşamalarını istemem. Ki zaten tam aksine, oğullarım saygılı, ahlâklı, inançlı büyüsünler diye kendi hayatımı bile değiştirdim.

Anladığım kadarıyla o dönemde yaşadıklarınızdan pek de hoşnut değilsiniz..

Yaptığım şeylerden yasa dışı ve ahlâksızca olduğunu düşündüğüm için gurur duymuyorum. Hayatımın her günü bu yükle yaşıyorum ve ölene kadar da böyle hissedeceğim.

Ama yine de dünyanın her yerinde size hayran olan ve idol olarak gören insanlar var..

[Haber görseli]Tüm içtenliğimle inanıyorum ki insanlar beni, bir hata yaptıktan sonra tekrar ayağa kalkıp,  her şeye baştan başlayabilen biri olduğum için örnek alıyorlar. Eğer insanlar bana hayranlık besliyorlarsa, bu hayatımı kurtarabildiğim içindir. Hayatım gerçekten çok güzel, fakat bu 50 yıl önce genç bir çocuk olarak yaptıklarımdan dolayı değil, borcumu ödediğim, hapiste cezamı çektiğim ve son 38 yılı FBI’da çalışarak şirketleri, hükumetleri ve mali kuruluşları dolandırıcılığa karşı eğiterek geçirdiğim için. Sevgili eşimle 37 yıldır evliyim ve üç harika oğul yetiştirdim. En büyük oğlum üst düzey bir FBI çalışanı ve bu da benim hayatımdaki en mutlu olduğum şeylerden biri.

Siz de FBI'da çalıştınız, suçlu biri olarak en azından bu imajla FBI'da çalışmanız zor oldu mu?

Evet tabii özellikle başlangıçta çok zorluk yaşadım, her gün kendimi kanıtlamam gerekiyordu. Birçok görevli, ajan benim yanımda olmaktan ve FBI'nın bana sağladığı imkanlardan hoşnut değildi. Bugün bile hâlâ kendimi kanıtlamak zorunda hissediyorum.

''Siz Türkler, çok zeki ve kurnaz olduğunuz için sizleri dolandırmadım''

Victor Hugo, Balzac gibi isimlere mazhar olan Eugene Vidocq ile benzer bir hayatınız var. Büyük bir tesadüf değil mi?

Vidocq'u biliyorum ama hayatlarımız çok da fazla benzemiyor bana göre. Çünkü Vidocq hayatı boyunca hep anlaşmazlıklar ve uyuşmazlıklar ile uğraştı en azından benim hayatım bu şekilde devam etmedi ve etmeyeceğini umuyorum.

Gelelim filme. Hayatınızı anlatan filmde, Steven Spielberg'in yönetmen koltuğuna oturması ve Tom Hanks, DiCaprio gibi usta isimlerin rol alması aslında ne kadar önemli biri olduğunuzu gösteriyor ki filmin aldığı ödül ve hasılat bunu kanıtlar nitelikte..

Çok teşekkür ederim ama bu konu hakkında pek emin değilim. Tabii ki hayatımın beyaz perdeye aktarılması, usta isimlerin rol alması gurur verici bir şey. Ve bu Spielberg gibi bir ustanın gerçek bir kişinin hayatını konu edindiği ilk filmdi. Spielberg, hayatımın borçlardan ve suçtan kurtuluş kısmına bayılmıştı ve derhal filmi çekmek istemişti. Yıllarca da film hakları Spielberg'deydi, filmde beni ölümsüzleştirmeden de sık sık hayatımın nasıl devam ettiğini öğrenmek istemişti Bu isimlerle tanışmak bile gurur verici bir şey bana göre.. Hepsiyle çok sık vakit geçirme şansım oldu ve gerçekten de harika insanlar. Aileme karşı da çok kibarlardı hani yıllarca Hollywood'dan bir sürü insanla tanıştım ama bu üç isim gerçekten çok samimi ve dürüst kişiler. Ve şöyle ilginç bir durum var; Tom da, Leo da, Steven da boşanmış ailenin çocukları ve bu yüzden hikayem ortak bir paydaya dönüşmüştü.

Hayatınız yaşanmışlıklarla ve tezatlarla dolu. Çok hızlı bir yaşam diyebiliriz. Gayet basit şekilde soruyorum; dönüm noktanız nedir?

Eşimle tanıştığım zaman olmalı. Eşim hayatımı değiştirdi ve bana üç güzel oğul ve mutlu bir aile verdi. Bugün buradaysam bunun sebebi bir kadının sevgisi ve 3 çocuğun babalarına olan saygısıdır. Bunu hiç bir şeye değişmem.

Peki keşke dediğiniz bir şey var mı?

Keşke son 38 yıldaki tüm başarılarıma rağmen normal, sıradan bir hayat yaşamış olsaydım.

Şunu kesinlikle sormak istiyorum; 30'a yakın ülkeyi dolandırdınız ya da ülkede dolandırıcılık yaptınız diyelim ama bu ülkeler arasında Türkiye yok. Bizi dolandırmayı denemediğinize göre çok zeki bir ülkeyiz sanırım. Öyle mi?

(Gülüyor) Evet, zeki ve kurnaz insanlarsınız ve o dönemde oldukça zorlu hapishaneleriniz vardı. Gelecek sene ülkenize gelmeyi düşünüyorum, birçok arkadaşım Türkiye hakkında olumlu fikirlere sahip ve bunları benimle paylaştılar.

Benden bu kadar. Sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Evet var, bunu özellikle gençlere söylüyorum; hayat çok kısa diyenlere aldanmayın, aslında hayat çok uzun. Biri benim yaptığım gibi bir hata yaptığı zaman, bu onun peşini uzun yıllar boyunca bırakmıyor. Birini üzerseniz, yalan söylerseniz, kabalık yaparsanız, gücendirirseniz ya da aldatırsanız, yaşlandıkça bunlar hakkında düşünmeye başlıyorsunuz ve hayatınızın kalanında bu unutamadığınız bir yük oluyor. Umuyorum ki genç insanlar bir şey yapmadan önce yapacakları şeyin sevdikleri herkesi etkileyip diğer insanları da üzebileceğini fark etmek için durup bir düşünürler.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler