Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu düşürmesi ne anlama geliyor?

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's Cuma günü sürpriz bir kararla Türkiye'nin kredi notunu teknik olarak "yatırım yapılamaz" olarak adlandırılan Ba3 seviyesinden "yüksek derecede spekülatif" olarak adlandırılan B1'e düşürdü. Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, Moody's kararını ve bundan sonra ne yapılması gerektiğini değerlendirdi.
Yayınlanma tarihi: 17 Haziran 2019 Pazartesi, 16:02

Reuters

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's geçtiğimiz Cuma günü sürpriz bir kararla Türkiye'nin kredi notunu teknik olarak "yatırım yapılamaz" olarak adlandırılan Ba3 seviyesinden "yüksek derecede spekülatif" olarak adlandırılan B1'e düşürdü.

Bir sonraki kararının yönü konusunda sinyal niteliği taşıyan "görünüm" ise negatife çevirildi.

Bir ülkeye ait kredi notu, o ülkenin dış borcunu ödeyememe riskini yansıtarak yabancı yatırımcıya bilgi vermeyi amaçlar.

Bu notu veren şirketlerin esas amacı da verdikleri tavsiyeler doğrultusunda para kazanmaktır şüphesiz.

Dolayısıyla doğru ve tarafsız bir değerlendirme yapmak bilgiyi satan şirketin çıkarları dahilindedir.

Ama bu durum söz konusu kararların siyasal etkilerden bağımsız olacağı anlamına da gelmiyor elbette.

Özellikle de kararı alan şirketler Türkiye'nin attığı iç ve dış politika adımlarından bir endişe duyuyorsa bu durum ister istemez olumsuz algıyı besleyip daha karamsar kararlar verilmesine sebep olabiliyor.

Aşağıdaki tablo Türkiye'nin içinde bulunduğu B1 kategorisindeki ülkeleri, bir üzerimizdeki Ba3 ve bir altımızdaki B2 seviyesindeki ülkelerle karşılaştırıyor.

Derece

Kamu Borcu/GSYH

Cari Denge/GSYH

Dış Borç/Rezerv

Dış Borç/GYSH

Güney Afrika

Ba3

56

-3.4

3.5

47

Portekiz

Ba3

121

-0.6

17.3

198

Kazakistan

Ba3

18

0.6

5.9

93

Macaristan

Ba3

71

0.5

5

95

İtalya

Ba3

130

2.6

15.7

117

Dominik Cumhuriyeti

Ba3

37

-1.4

2.9

27

Bangladeş

Ba3

33

-2.8

1

12

Rusya

Ba3

15

7

1

29

Romanya

Ba3

37

-4.5

2.7

47

Fiji

Ba3

50

-5.9

0.9

18

Bolivya

Ba3

51

-4.7

1.7

25

Türkiye

B1

32

-3.6

6.2

58

Arnavutluk

B1

71

-6.3

2.6

62

Kosta Rika

B1

54

-3.2

3.5

49

Yunanistan

B1

188

-3.4

64.2

211

Honduras

B1

40

-4.2

2

38

Ürdün

B1

96

-7.4

0.9

33

Karadağ

B1

74

-18.5

3

65

Arjantin

B2

63

-5.4

4.59

54

Kamboçya

B2

32

-10.5

1.10

54

Mısır

B2

93

-2.4

2.6

39

Nikaragua

B2

38

-1

5.5

88

Papua Yeni Gine

B2

36

23.5

10.4

85

Sri Lanka

B2

78

-3.2

8.3

59

Tunus

B2

70

-11.2

6.6

86

*Kamboçya, Fiji, Nikaragua ve Papua Yeni Gine için dış borç verisi 2017 yılına aittir. Diğer bütün veriler 2018 yılına aittir.

Tablodan sözkonusu kararın çok da objektif olmadığını net olarak görebiliyoruz.

Kamu borcunun GSYH'ye oranını incelediğimizde B1 grubunda en düşük kamu borç oranı bizde iken Ba3 grubundaki ülkelerin de büyük çoğunluğundan daha iyi durumda olduğumuzu görüyoruz.

Öte yandan dış borcumuzun yumuşak karnımız olduğuna bir kera daha şahidiz.

Tabloda son üç sütun dış borçtan kaynaklanan kırılganlıkları göz önüne seriyor.

Cari açık oranı, dış borcun rezervlere oranı ve dış borcun GSYH'ya oranına baktığımızda yeni dahil olduğumuz B1 grubunda bile bizden daha iyi durumda ülkeler olduğunu görüyoruz.

Öte yandan üzerimizdeki Ba3 grubunda bizden daha kötü istatistikleri gözlemlemek de mümkün.

Şimdi ne yapmalı?

Bu noktada kritik olan husus söz konusu kararın kendi kendini besleyen bir felaket tahminine dönüşmesini engellemektir.

Bir örnek ile anlatalım: Diyelim ki ufak bir iki şikayetle doktora gittiniz ve bazı tahliller yapıldı.

Ancak laboratuvarda tahlil sonuçları başka bir hasta ile karıştı ve doktorunuz size çok ciddi bir hastalığınız olduğunu ve hatta fazla ömrünüz kalmadığını söyledi.

Bu durumda iki senaryo düşünebiliriz.

Birincisi, aldığınız felaket haberi ruh sağlığınızı öyle olumsuz etkiler ki bağışıklık sisteminiz çöker ve sırf bu haber sonucunda mevcut şikayetleriniz ciddileşir ve gerçekten ölümle burun buruna gelirsiniz.

İkincisi tahlil sonuçlarını sorgular, başka bir laboratuvarda tekrar test yaptırır ve o kadar da kötü durumda olmadığınızı ispat edersiniz.

Yukarıdaki karşılaştırmalı tabloyu bu örnekte bahsedilen ikinci tahlil sonucu olarak düşünebilir ve durumumuzun Moody's'in bize layık gördüğü seviyeden daha iyi olduğunu söyleyebiliriz.

Zaten Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kaleme alınan cevap mektubu da bu hususları vurguladı.

Moody's ileriye dönük tahminlerden yola çıkıyor

Ancak mevcut istatistiklerden çok güçlü çıkarımlar yapmadan önce iki noktanın altını çizmek lazım.

Birincisi, söz konusu tablo tahlillerin sadece bir kısmını gösteriyor.

Kurumsal bağımsızlık ve serbest piyasa koşulları gibi ölçümü zor olan ama bir o kadar da hassas ve önemli olan kavramlar bu tabloda yok.

İkinci olarak mevcut tablo ister istemez geriye dönük istatistikleri gösteriyor oysa ki Moody's ileriye yönelik tahminlerinden yola çıkarak karar alıyor.

Bu noktada yapmamız gereken iğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batırmak ve yapılan eleştiriden yapıcı dersler çıkarmaktır.

Enflasyonla mücadele konusunda Merkez Bankası'nın siyasi otoriteden bağımsız bir kararlılıkla istikrarlı adımlar atması, maliye politikasının temkinli adımlarla para politikasına destek vermesi önemlidir.

Bu şekilde, enflasyonun fiyat seferberlikleri ile değil "bedeli ödenerek" yani düşük büyümeye razı olarak indirilmesi serbest piyasa algısının tekrar güçlenmesine yardımcı olacaktır.

Fiyat istikrarının sağlanması ise dolarizasyonu doğal yollardan engelleyerek piyasaya müdahale olarak algınalabilecek irili ufaklı alternatif tedbirleri gereksiz kılacaktır.

A+ A-