Hak yemek mi ‘milli güvenlik’

Bütün büyük grevleri sistematik olarak yasaklayan hükümet, metal grevini de engelleme yolunu seçti.

30 Ocak 2015 Cuma, 22:40
Abone Ol google-news

Hükümet, Kristal-İş Sendikası’nın Şişecam’da gerçekleştirdiği grevin ardından Birleşik Metal-İş Sendikası üyesi 15 bin işçinin 41 işyerinde başlattığı grevi de “milli güvenliği bozucu” nitelikte olduğu gerekçesiyle 60 gün süreyle erteledi. Grevin ertelendiği işyerleri arasında Metal Sanayicileri Sendikası’ndan (MESS) istifa ederek sendika ile toplusözleşme masasına oturan işyerleri de yer aldı. Oysa 4 işyerinde işveren sendika ile anlaşmaya varmıştı.

Bakanlar Kurulu’nun kararı Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı. Kararda, Birleşik Metalİş Sendikası tarafından uygulanmakta olan grevin, “milli güvenliği bozucu nitelikte olduğu görüldüğünden” 60 gün süreyle ertelendiği belirtildi.

Grevin ertelenmesini işçi haklarına demokrasiye, grev hakkına bir darbe olarak gören Birleşik Metal-İş Sendikası Başkanı Adnan Serdaroğlu, yaptıklarının karşılıksız kalmayacağını, işçilerin hak ettiklerini almak için başka yöntemler bulacaklarını dile getirerek “Yasadışı duruma düşmemek için gece 12.00’de fabrikalarada toplanacak ve içeri gireceğiz. Ancak dışarıdaki eylemliliği içeriye taşıyacağız. Komitelerimiz toplanıp nasıl bir eylemlilik süreci ortaya koyacağımıza karar verecek” dedi.

Pazartesi dava Yasal olarak pazartesi günü grev kararının iptali ve yürütmeyi durdurma davalarının açılacağını ancak dava süreci devam ettiği sürece de taleplerini elde edene kadar eylemlerin süreceğini anlatan Serdaroğlu, “Hükümet, MESS’ten gelen talep doğrultusunda grevi erteledi. Çünkü MESS’in birliği artık tehlikede. Metal işvereni sözleşme imzalamak için MESS’ten ayrılmak istiyor.
MESS bunu önlemek için grevi erteletti. Oysa biz taleplerimiz karşılanmadığı sürece, MESS bu tavrını değiştirmediği sürece sözleşme imzalamayacağız” diye konuştu.

DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu da söz konusu grev yasaklaması ile hükümetin işçinin iradesini yok saydığının altını çizerek sendika bundan sonraki süreçte ne karar alırsa yanında olacaklarını dile getirdi. Hükümetin grev yasak kararıyla ulusun güvenliğini değil, sermayenin güvenliğini korumakla yükümlü olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirten Çerkezoğlu, kararın kabul edilebilir olmadığını da vurguladı.

Grevin ertelendiği işyerleri arasında MESS’ten istifa ederek Birleşik Metal-İş Sendikası ile masaya oturan işyerleri de yer aldı. Bu işyerleri Delphi, Schneider, Alstom ve Bekaert işverenleriydi. Sendika Delphi ile masada anlaşmış, diğerleri ile de mutabakata varmıştı. Ancak Bakanlar Kurulu buralarda da grev olduğu gerekçesiyle erteleme kararı verdi.

 

Grev erteleme sistematik bir hal aldı

AKP hükümeti döneminde İZELMAN ve İZENERJİ’nin yanı sıra ÇAYKUR, Darphane, THY, Şişecam ve maden grevleri yasaklandı.

Metal grevinin yasaklanmasını değerlendiren eski Kristal-İş Eğitim Uzmanı ve Kocaeli Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Aziz Çelik, AKP hükümetinin bütün büyük grevleri sistematik olarak yasakladığını, etkisiz grevleri farklı yöntemlerle kırdığını belirtti. Çelik, grevin ‘milli güvenliği bozucu’ nitelendirilerek yasaklanmasının hukuk, mantık ve bilimle açıklanacak bir gerekçe olmadığını söyledi.

AKP hükümetinin bütün grevleri sistematik olarak yasakladığını belirten Çelik, “Geçen yaz cam grevini, ardından madencilerin grevini yasakladı. Şimdi metal greviyle devam ediyorlar. Bu yasaklama aslında grev hakkının koskoca bir yalan olduğunu gösteriyor” dedi. AKP hükümetinin bütün grevleri sermayenin talepleri doğrultusunda keyfi bir şekilde yasakladığını ifade eden Çelik, “Hükümet kanun hükümlerine dahi uyma gereği duymuyor” dedi.

Hükümetlerin sermayenin çıkarlarını koruduğunu ancak AKP döneminde etkili olan hiçbir greve izin verilmediğini hatırlatan Çelik, “Yani bu 2003-2004 yılında camda, metalde, madencilikte; yine geçtiğimiz yaz aylarında yine camda, madende yapılan grevlere izin verilmemiştir. Bunun yanında küçük, etkisi olmayan, katılımı olmayan grevlere müdahale etmemişlerdir. THY grevi de buna örnektir” dedi.

 

Bundan sonra ne olacak?

Erteleme süresi kararın yayımı tarihinde başlıyor, yani 29 Ocak itibarıyla başladı. Erteleme kararının
yürürlüğe girmesinin ardından belirlenecek arabulucu, uyuşmazlığın çözümü için erteleme süresince
her türlü çabayı gösterecek. Erteleme süresi içerisinde taraflar aralarında anlaşarak uyuşmazlığı özel hakeme de götürebilecek. Erteleme süresinin sonunda anlaşma sağlanamazsa 6 işgünü taraflardan birinin başvurusu üzerine uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulu’nca çözülecek, aksi halde işçi sendikasının yetkisi düşecek. Son karar mercii olan Yüksek Hakem Kurulu’nun çoğunluğunu hükümetin seçtiği üyeler oluşturuyor. Bu nedenle Yüksek Hakem Kurulu’ndan sendika lehine karar çıkması beklenmiyor. Ayrıca bu kurulun kararları da kesin ve toplusözleşme niteliği taşıyor. Yasanın görüşmeleri sırasında bu madde çok tartışılmıştı. Sendikalar böyle bir madde olduğu sürece grev yapılamayacağına dikkat çekmişlerdi.