İnternetsiz ve cep telefonsuz yaşam

Gazete devlet kontrolünde. Turistler için bırakılan gazetelerde ise tek kelime eleştiri yok. Halkın, Amerikan filmi izlemesi ise yasak. Marşlar ise müzikleri...

13 Aralık 2019 Cuma, 13:13

TEK KORE VAR

Dünyanın bildiği vikipedik olarak resmi tarih bakış açısıyla kısaca Kuzey Kore şöyle tanımlanmış: Kore 25 milyon nüfus ve 120 bin 500 kilometrekare yüzölçümüne sahip bir Uzakdoğu ülkesi. Başkent Pyongong’da yaklaşık 4 milyon insan yaşıyor. Çevresinde ise Çin, Güney Kore, Rusya ve Japonya bulunuyor. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti adıyla 9 Eylül 1948’de kuruldu. 1910 -1945 yılları arasında yaşanan Japon işgalinin (Kore Kurtuluş Günü) ve 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından Kore Yarımadası’nın kuzeyi Sovyetler Birliği’nin güneyi ise Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) denetimine girdi ve 38. Kuzey Paraleli’nde ayrılan iki toprak parçasının birleşmesi konusunda anlaşma sağlanamadı. 1948’de Sovyetlerin denetimindeki bölgede sosyalist bir rejim kuruldu. Ancak bu gelişmeler üzerine ABD’nin Güney Kore’ye çıkarma yapması savaş tehlikesi yarattı. 1950 yılında Kore Savaşı başladı. Kuzey Kore Sovyetler Birliği ve Çin’den destek alırken Güney Kore; ABD, Birleşik Krallık ve diğer bazı NATO devletlerinden silah ve para desteği aldı. 1 milyon 300 bin kişinin ölümüne sebep olan savaş, 1953 yılında sona erdi.

Genç ve yeni lider halkın ve askerlerin arasında...

TOPRAKLAR KOLEKTİF İŞLENİYOR

1994’te Kuzey Kore’nin ilk lideri olan Kim İl Sung’un ölümünden sonra, ülkeyi oğlu Kim Jong İl yönetmeye başladı. 17 Aralık 2011’de ülkenin 70 yaşındaki lideri Kim Jong İl de öldüğünde Kore İşçi Partisi halka ölen liderin oğlu ve varisi Kim Jong Un etrafında toplanma çağrısı yaptı. Planlı ekonomik sisteme sahip ülkede topraklar kolektif olarak işlenmekte, sanayi işletmeleri ile iç ve dış ticaret de devlet kontrolünde bulunmaktadır. Peki, Kuzey Kore açısından vikipedik bu bilgilerle uyuşmayan, dünyadan farklı “kendi” tarih bilgilerine göre, Kuzey Kore’ye göre barış anlaşması değil, ateşkes anlaşması geçerli. Ülke resmen hâlâ ABD ve Güney Kore ile savaş halinde. Kuzey Kore’ye göre “Güney Kore, ABD işgali altında kukla siyasilerce yönetiliyor. Bu nedenle Kuzey, Güney halkının işgal altında zulüm gördüğü inancında. Halkların sorunu yok, ancak bir gün ABD işgali sonlandırıldığında ve Güney Kore de bağımsızlığına kavuştuğunda Kuzey ve Güney birleşip büyük, güçlü Kore’yi kuracaklar. Ancak buna kapitalist emperyalistler engel oluyor.” Resmi ideoloji bu.

Pyongyang Halk Kütüphanesi

ÇOĞUNLUKLA RAKİPSİZ

Bu nedenle Kuzey Kore kendine “kuzey” diye bir ayrım yapmıyor ve her yerde “tek Kore var” fikri işleniyor. Kendilerine göre Kuzey Kore, “Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti.” Rehberimizin anlattığına göre, 5 yılda bir seçim yapılıyor. 3 parti var. Ancak seçimleri bugüne kadar hep devleti yöneten Kore İşçi Partisi kazandı. (Rehberimize diğer partilerin aldıkları oy oranını sorduk. “Kesin bilgisi olmadığını, ama çok az oy aldıklarını” söyledi.) Milletvekili ve diğer yönetici adayları “yukarıdan” başkanlık belirliyor. Başkan zaten rakipsiz ve her daim oyların neredeyse tamamını alarak seçiliyor (!) Milletvekili adaylarının propaganda yapma, görüş açıklama, TV ve radyolarda (zaten TV ve radyo devlet kontrolünde, başka bir TV izleme, radyo dinleme şansı yok) afiş, billboard, broşür basma, dağıtma imkânı yok.

Turistler için otel lobisine bıraklıan İngilizce gazete dışında, gazete gördüğüm yer metro istasyonu

Ülkede açıkta satılan gazete göremedim. Ancak metro istasyonlarında herkese açık panolara asılı 2 farklı gazete vardı. Muhtemelen bizim giremediğimiz dükkânlarda gazete vardır. Ancak sokakta elinde gazete okuyan kimseye rastlamadım. Olsa da gazete devlet kontrolünde. (Otelin lobisine bizlerin okuması için bırakılan İngilizce gazetede ise neredeyse hiç köşe yazısı veya eleştirel bir haber göremedim. Tüm haberler Kuzey Kore’nin ve liderin büyüklüğü, başarıları, görkemi ile ilgiliydi. Hatta bir sayısında dünyanın Kuzey Kore liderine barış çabaları için nasıl teşekkür ettiğini, Kore’nin tüm dünyada saygı ve sevgi ile konuşulduğunu anlatan haber vardı.) Otel odasında “zorunlu” seyir için 6 kanal var dendi. Ancak benim görebildiğim 2 TV kanalı çok cızırtılı, karlı, izlenmiyor (Başka kanal aramak olası değil. Frekans arama tuşu yok.) İzleyebildiğim iki Kuzey Kore TV kanalında devamlı liderin haberleri görüntüleri, marşlar, savaş sahneleri, askeri gösteriler, kolektif törenler ve parti toplantılarının görüntüleri var. Birkaç kez de Koreli grupların halk konserlerine ve filme denk geldim. Ancak orada da izleyiciler büyük bir disiplin ve tertip içinde sanki konser değil parti toplantısı gibi izliyorlardı. Filmler ya Kuzey Kore yapımı ya da sansürden geçirilmiş başka ülke sinemalarına ait. - ki genellikle aşk filmleri - (Her ne kadar liderleri Amerikan filmlerini çok seviyor ve izliyor olsa da, halkın Amerikan filmlerini izlemesi yasak.) Sanat, ideolojik eğitim Şarkılar ve operalar genellikle Kore - Japon Savaşı, Kore Savaşı ve Kore halkının (özellikle Kore kadınlarının) kahramanlıkları, fedakârlıkları, çekilen acılar ve tüm bu acılara son veren liderlerin başarılarını konu alıyor. Zaten kulağınıza gelen en yoğun müzik tarzı: marşlar.

SANAT, İDEOLOJİK EĞİTİM

Çoğunlukla resimler, heykeller, filmler ve müzik ya liderin ya da parti ideolojisinin yüceltilerek anlatılması için bir propaganda aracı. İdeolojik sanatın dışında Kore kültürünü yansıtan eserler de var. Ancak çağdaş sanata ait izler ya çok az ya da bizim gittiğimiz yerlerde yoktu. (Çağdaş sanatın kapitalizmin bir çürümüşlüğü olarak algılanması ve kabul görmemesi de gerekçe olarak söyleniyor, ancak bunu sorup yanıtını alabilecek kimseyle görüşemedik.)

27 Temmuz Zafer Günü öğrencilerin meydanda kitlesel dans gösterisi

BİREYLER TEK PİKSEL

GÖSTERİ HER ŞEY, HER ŞEY GÖSTERİ

Dünyanın en büyük stadyumuna kitlesel gösteri için gelen öğrenciler

27 Temmuz Zafer Günü.. Herkes çok şık. Koreliler sanki bayramlıklarını giymişler. Kadınlar geleneksel renkli kurdeleli elbiseleri, erkekler ise kravatlı gömlek koyu renk pantolonları (bu arada ülkede kot pantolon giyen göremedim. Sanırım Amerikan kapitalizminin simgesi görülüyor) ile sokaklar hareketli. Sokaklarda, TV’de her yerde marşlar çalıyor. Rehberlerimiz bizi öğrencilerin topluca dans ettikleri bir meydana götürdü. Üstünde liderlerin resimleri olan devasa bir duvar panosu önündeki geniş meydanda yüzlerce kız ve erkek öğrenci, dev amfilerden çalan müzik eşliğinde dans ediyorlar. Herkes aynı tarzda giyinmiş. Bütünsel olarak renkli ve etkileyici bir gösteri.

AYNI OTELDE KALIYORUZ

İki şey tuhaf, gençler dans ederken eğleniyor gibi değil sanki görev gibi dans ediyorlar. İkincisi, diğer gösteriler gibi bu gösterileri izleyen, coşku ile alkışlayan yerli Koreliler yok. 15-20 izleyici, 1000 kadar dansçı.. Sanki sadece bize ve bizimle aynı otelde kalan birkaç turist grubuna özel gösteri gibi. (Bu arada tüm turist grupları aynı otelde kalıyoruz. Aynı saatte otele dönüp, sabah aynı saatlerde otobüslerle topluca hareket ediyoruz. Kruz gemi seyahati gibi. Akşam gemiye (otele) giriyoruz, gece dışarı çıkmak yasak. Sabah gemiden (otelden) topluca gezmek için karaya çıkıyoruz.)

1984'ÜN CANLISI

Grubumuzdaki başka psikoloji profesörü ve uzmanın ortak görüşü: George Orwell’in 1984 romanını canlı yaşıyor gibiyiz ya da “ülkece Truman Şov”un içindeyiz. Ne onaylamak ne de itiraz etmek mümkün. Çünkü neyin gerçek neyin gösteri olduğunu ayırt edemiyorsunuz. Hele önyargılarınız varsa her şey kuşkulu geliyor insana. Önyargınız yoksa da android bir yaşam gibi ölçülü, düzenli, disiplinli hep ama hep kontrollü yaşam ve tutumlar tuhaf gelebilir. Neredeyse her bireyin devlet ve ideoloji ile bütünleşerek tek bayrak, tek vatan potasında eridiği benzersiz bir toplum? Çok hamaset, çok tarih, çok savaş, çok inançlı itiat ancak az düşünce ülkesi. (Tarihsel olarak da tüm otoriter yönetimler gibi ülkede “teklik”, “tek tip” birliktelik ideolojik bir nirvana hedefi: tek bayrak, tek vatan, tek lider, tek parti, tek kültür, tek ideoloji.)

GUİNNESS REKORLAR KİTABINA GİRMİŞ

27 Temmuz 2019 akşamı dünyanın en büyük stadyumunda (Pyongyang 1 Mayıs Stadyumu -150 bin kişi kapasiteli - adını Pyongyang’ı ikiye bölen Taedong Nehri’ndeki Rungrado adlı adacıktan ve 1 Mayıs İşçi Bayramı’ndan alıyor. Deniz kabuğunu andıran çatısında halka biçimli 16 kemer var ve manolya çiçeğine benziyor) dünyanın en büyük “Arirang Mass” dedikleri gösteri yapılacak. Bu gösteri Guinness Rekorlar Kitabı tarafından “dünyanın en büyük gösterisi” olarak tescil edilmiş. Gurur kaynağı Bu Kore’nin dünyaca ünlü ve herkesçe bilinen, zaman zaman görüntüleri TV’lere yansıyan on binlerce kişi ile yaptıkları renkli dev kitle gösterileri. Ülkenin gurur kaynağı. Aynı zamanda ideolojik propagandanın zirvesi. (Bireylerin birlikteliğinin gücü, kolektif bir tutum ile mükemmele ulaşmanın hem içeriyi hem de dışarıyı etkilemenin en başarılı örneklerinden biri.)

Yüz bin kişi ile yapılan bu kitlesel gösterinin eşi benzeri yok

İZLEYİCİ, GÖSTERİCİDEN AZ

1 Mayıs Stadyumu girişine geldiğimizde binlerce göstericinin gruplar halinde geldiğini gördük. Rehberlerimizin verdiği bilgilere göre, 2013 yılından bu yana 6 yıl sonra ilk kez yapılacak. 4 ay önce yönetim yapılma kararı alınca, 7’den 77’ye saptanan binlerce gösterici (ki bu gösteride 95 bin amatör 5 bin profesyonel 100 bin kişi görev alıyor) dört aydır çalışıyormuş. Ekim ayı sonuna kadar her gece yapılacakmış. Gösteri 2-3 saat sürüyor. Stadyum içinde izleyici sayısı göstericiden az. Yaklaşık yarım saat içinde binlerce (20 bin) öğrenci büyük bir disiplin ile dev bir TV ekranı görevi yapacak karşı tribüne yerleşti. Her insanın “bir piksel” olduğu kartondan oluşan dev ekran bu. 20 bin kişinin mutlak disiplini, 3 saat boyunca bir tek “pikselin” bile kararmadan, bozulmadan çalışması etkileyici. Binlerce insan 2 saat boyunca neredeyse bir film, fotoğraf inceliğinde koreografileri, görüntüleri sadece ellerindeki renkli kartonlarla yapıyorlar. İnsan emeğinin dünya üzerinde görülebilecek en görkemli ve ilginç görseli bu olmalı. Böyle bir gösteri için on binlerce insanı 3 ay veya 6 ay, her ne kadarsa bir araya getiren bir “emir” veya otoriter bir yönetim olmadan yapabilmek mümkün değil. Bu salt inançla açıklanabilecek bir gösteri değil. Gösteride ülkenin tarihi, savaşları, başarıları, liderlerin büyüklüğü, efsaneleri ve ülkenin gelişimi, sanayisi, tarımı ve bilimi dans, müzik ve görüntülerle anlatılıyor. Yaşanan coşku, kitlesel mükemmellik ile bu gösteriyi izleyip ülkeye ve devrime olan inancın pekişmemesi mümkün değil.

Binlerce insan, her gece 3 saate yakın eşsiz bir renk, ses ve görüntü sunuyorlar