Kaçılın, elektrikli skuter geliyor

İngiliz gazeteleri Cumhuriyet gazetesini çok dikkatli izliyor galiba.

Yayınlanma: 24.08.2019 - 22:44
Abone Ol google-news

 “Stockholm’ün Gürültücü Martıları”nı okumuş olmalılar ki, ertesi hafta sırayla martıların marifetlerini yazdılar. Kartala özenen bir martı, sahibinin tasmasını söktüğü, sıçandan büyük, kediden küçük çivava cinsi köpeği pike yapıp kaptığı gibi kayıplara karışmış. Çevredeki aramalara rağmen çivavanın izine rastlanmamış. İri bir martı, benim de viski kadehimi devirmiş, sigara paketimi çalmıştı. Viski kadehimi tadına bakarken mi yoksa kanadıyla vurarak mı devirdi, o sırada balkonda olmadığımdan bilemiyorum... İngiltere’den gelen haberlere bakılacak olursa, muhtemelen tadına bakarken devirmiş olmalı. İngilizler, pub’ların bahçelerine dadanan martıların milletin viskilerini, biralarını lıkır lıkır içtiklerinden yakınıyor.
Geçenlerde okuduğum bir gazete haberinde, Göteborg kentinde, elindeki plastik poşette ot diye tabir edilen uyuşturucu ile polisten kaçan birinin, martıya avlandığı anlatılıyordu. Habere göre takip edildiğini anlayan uyuşturucu bağımlısı izini kaybettirip kendini parkta bir banka atıp nefeslenmek istemiş. Ne var ki polisler adamı yakalamakta ısrarlıymış ve parkta enselemişler. Polisler adamı kıskıvrak yakaladıklarına emin olduklarından, acele etmeden, torbada ne olduğunu sorarlarken tepelerindeki martılardan biri aralarına dalıp poşeti kaptığı gibi kayıplara karışmış. Adam bir yandan poşeti kaptırdığına yanıp öte yandan suç delilinin yok olmasına sevinirken, polisler, martı poşeti belki atar umuduyla çevreye yayılmışlar ama tabii ki havalarını almışlar. Gözlerinin önündeki suç delilini martıya kaptırdıklarından dolayı hâlâ dövünüp duruyorlar.

Saksağanlar da kedilere musallat
Martılar yetmiyormuş gibi, saksağanlar da dert olmaya başladı. Onlar da kedilere musallat. Martılar gibi kimsenin elinden sosis, hamburger çalmaya yeltenmiyorlar. Kafelerin masalarından pasta, çörek çalmıyorlar ama bugüne kadar çok sayıda kedinin hastanelik olmasına neden oldular. Kedileri kışkırtıyorlar. Sokakta tasmasının ipi sahibinin elindeki kedilere yaklaşıp “Hadi yakala beni” der gibi kızdırıyorlar. Kedi, saksağanı yakalamak için tasmasını zorlayıp saldırırken, sahibinin de sinirleri bozuluyor. Saksağanı mı kovalasın, kediyi mi zapt etsin şaşırıyor, telaşlanıyor.
Kurnaz kuşlar sadece sokaktaki kedilere musallat olmuyor. Balkonlarda kedi görür görmez, burunlarının tepelerine kadar gelip kanat çırpıyor. Oyuna davet ediyor. Sinirlenen kedi de saksağana saldırıyor. Çok sayıda kedi bu yüzden balkondan düşüp hastanelik oldu. Kedi sahipleri de ne yapsın, balkonlarını, tabandan tavana kadar tel örgüyle kapattı. Saksağan, tel örgünün dışından kızdırsa da kedi saldıramıyor.
Dolayısıyla kedi sahipleri saksağanların teröründen fena halde bunalmış durumdalar. Dahası, kedilere ödenen paralar, mamalara yapılan harcamalar yetmiyormuş gibi bir de sinirleri bozulan kedilerin tedavisi için psikolog harcamaları çıktı. Saksağanların marifetinden dolayı kârlı çıkanlar sadece psikologlar değil, nalburlar da tel örgü satışında rekor kırdı. Artık kedi sahibi olmak da kolay değil.

Skuterciler de ayrı dert...
Södermalm bölgesi, Stockholm’ün en popüler semtidir. Mariatorget’de restoranları, pub’ları, kafeleriyle semtin en gözde bohem mahallesi olup turistlerin de uğrak yeridir. Mariatorget meydanına açılan Swedenborgsgatan adlı cadde yaz aylarında trafiğe kapatılınca, geniş kaldırımları, caddenin iki tarafındaki görkemli ağaçları ve yüzyıllık binalarıyla daha keyifli bir görünüme bürünür. Gelin görün ki güzel caddemiz bu yaz bize zehir oldu. İnsan bir caddenin trafiğe kapatılmasını neden ister? Arabalar yerine, caddede huzur içinde yürüsün diye herhalde. Bu sene patlama yapan elektrikli skuter’ler yüzünden caddede huzur içinde yürüyemiyoruz. Sağımızdan, solumuzdan vızır vızır geçen, şımarık gençlerin kullandığı bu aletler huzurumuzu kaçırdı. Kaç kişiye çarpıp devirdiler. Caddeye çıktığımızda etrafımızı kollamaktan, saksağan teröründen psikolojisi bozulan kedilere döndük.
Skuter kiralama şirketleri de ayrı dert... Onlarca şirket piyasaya girdi. Teknik gelişti ya, kredi kartını okutan, herhangi bir yere rasgele bırakılmış skuteri alıp, düğmeye bastığı gibi gazlayarak gidiyor. Sonra gene istediği yere bırakabiliyor. Yolun ortasına, yaya kaldırımına falan fark etmiyor. Yaya kaldırımına bırakılmış skuter’e çarpan kaç yaşlı ve görme engelli hastaneye kaldırıldı. Suçlu kim? Suçlu yok. Skuter denilen alet yeni olduğundan, yasalarda bu kapsamda bir yaptırım, suç, ceza maddesi yokmuş. Sanki mutlaka olması gerekiyor. Karar alıcıların derdi, skuter pazarının piyasaya hareket getirmesi. Kısacası, kapitalist sistem insanı tamamen sildi. İnsanlara, yürüyen kron, dolar, Avro diye bakıyor.

[email protected]


Cumhuriyet Tatil Otel Rezervasyon