A+ A-

Maurizio Lazzarato'dan 'Marcel Ducamp ve İşin Reddi'

Maurizio Lazzarato, “Marcel Duchamp ve İşin Reddi” isimli kitabında; “tembel eylem”in ne olduğunu anlatırken Duchamp’ın, özgürlük-çalışma bağlantısını sorgulayan tavrını inceliyor.
Yayınlanma tarihi: 29 Ocak 2018 Pazartesi, 13:04

[Haber görseli]Zamanı yaşama tembelliği

Kazimir Maleviç, İnsanın Esas Gerçekliği: Tembellik’i (Çeviren: Ender Keskin, Sel Yayıncılık, 2015) kaleme alıp kişinin fiziksel olandan kurtulması gerektiğini söyleyerek bir çağrıda bulunuyor ve tembelliğin, bireyin durup etrafına bakmasını sağlayan bir hak ve fırsat olduğunu dile getiriyordu. İnsan bunun ayırdına vardığında, çalışma şevki yerine anlamlı boş zamana sahip olabilecekti.

Maleviç’e göre bu boş zaman, insanı Tanrısallığa yaklaştıran bir andı. Çalışmaya tapmak yerine, hiçlik ve ölüm olmadığı rahatça kavranabilecek tembellik, insana düşünce ve sanat üreteceği alanlar açıyor. 

Jonathan Crary ise 7/24: Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu (Çeviren: Nedim Çatlı, Metis Yayınları, 2015) adlı kitabında, üretim-tüketim dengesiyle yaratılan sahte bir gerçekliğe insanın kendisine ayıracağı zamanın dâhil edilmediğini savunuyor. “Verimlilik” ve “performans” gibi iki hayati mesele kişiyi, “zamansızlığa” (zamandan kopmaya) götürüyor. Kâr girdabına giren birey rutine teslim olurken esnek çalışma koşullarının labirentinde debelenip duruyor.

Bernd Brummer; gevşemenin de çalışma gibi bir eylem olduğunu ve kişinin hayal gücünü harekete geçirip esnek iş şartlarının doğurduğu huzursuzluk kültürünün panzehiri biçiminde algılanabileceğini belirtmişti Uykusuzluk (Çeviren: Kemal Atakay, Yapı Kredi Yayınları, 2009) adlı kitabında.

Tembellik denince akla gelen isimlerin başında yer alan Paul Lafargue’ın “tembellik hakkı” diye ortaya koyduğu şey, mutlak boşluğa değil artı değer üretme zorunluluğunu (çalışma hakkını) ortadan kaldırmaya gönderme yapıyordu. Yani bir tembellik övgüsü amaçlamamıştı; yapmak istediği, iktisadi değer fetişini sonlandıracak hukuki bir çıkış yolu bulmaktı. “İş”in metalaştırılmasının önüne geçecek bir formül arayışındaki Lafargue, zorunluluk ve vazgeçme gibi bıçak sırtı iki yaklaşıma dikkat çekmişti. Çünkü “iş”ine kapanan insan, bilincini yitirme noktasına geliyor, hiç yoksa çarpık bir benlikle yaşamak durumunda kalıyordu. Lafargue’a göre hem kendisine hem de ürettiklerine yabancılaşan birey, sisteme boyun eğerek benliğini yadsımaya mahkûm oluyordu. Mevcut soruna bir çözüm olarak vazgeçme kültürünü ete kemiğe büründürmeye uğraşan Lafargue’ın kaleme aldığı Tembellik Hakkı, bu anlamda öncü bir kitaptı, aynı zamanda kendisinden sonraki kuşakların sisteme başkaldırısının temel eserlerinden sayılmıştı.

Vakti zamanında tembelliğe dair kafa patlatan bir isim daha var: Marcel Duchamp. Maurizio Lazzarato, Marcel Duchamp ve İşin Reddi isimli kitabında; “tembel eylem”in ne olduğunu anlatırken Duchamp’ın, özgürlük-çalışma bağlantısını sorgulayan tavrını inceliyor.
 
MAAŞLI SANATÇI”YA ELEŞTİRİLER  

Duchamp’ın uyumsuzluğu, kesin ve radikal eylemsizlik görüşüyle meydana çıkıyor. Fakat bu, öyle basitçe anlatılabilecek bir konu değil, Lazzarato’nun kitabının inceliğine aldanmamak gerek. Hele hele Duchamp’ın yukarıda saydığım isimlerden Crary’i, Brummer’i ve daha pek çok ismi, belki onlar farkına bile varmadan etkilediği düşünüldüğünde...

Lazzarato’nun, Duchamp’taki tembelliği nasıl gördüğüne geçmeden önce Octavio Paz’ın bu konuda ettiği bir-iki cümleye değinmek şart: Paz’a göre Duchamp’ın “eylemsizliği”, resmi bırakıp satranca başlamasından çok daha derin bir konu. Duchamp, yapıt kavramını ve yapıt üretmeyi reddedip seri hâlde sanat eseri üretimine kafa tutarak eylemsizliği eyleme dönüştürmüştü. Paz’ın “hızın yerine gecikmeyi ve ağırlığı koyma” dediği bu tavrıyla Duchamp elliden az tablo yapmıştı.

Paz, konunun sanatsal tarafına yoğunlaşırken Lazzarato ise meseleye daha çok kapitalist üretim anlayışı açısından yaklaşıyor. Ücretli çalışmayı kabullenmeyen, rolleri ve görevleri elinin tersiyle iten Duchamp’ın tavrını, “üretim-üretici-tüketici sarmalının dışında kalmak” diye açıklıyor Lazzarato. Yazarın gönderme yaptığı bir başka nokta; Duchamp’ın, öznelliği yeniden düzenlemenin en önemli yollarından biri olarak tembel eylemi görmesi.

Lazzarato, tembellik ile sanatsal işin reddini birbirine yaklaştıran Duchamp’ın tavrını şöyle özetlemiş: “Daha genel olarak ‘sanatsal’ işin reddi, giderek genişleyen kamunun estetik taleplerini karşılamak amacıyla piyasa ve koleksiyoncular için üretmeyi reddetmek demektir. Onların değerlendirme kıstaslarına, ‘nitelik’ ve ‘nicelik’ taleplerine teslim olmayı reddetmek demektir.” Lazzarato, sanatsal eylemsizlik ve tembellik kavramlarını açıklarken Duchamp’ın “maaşlı sanatçı”ya yönelttiği eleştiriyi hatırlatıp yerdiklerine dönüşenlere duyduğu öfkeye de atıf yapıyor.
  

SANATSAL EYLEMSİZLİK

Resimdeki hareket ve zaman algısı, gününün siyasi söylemlerinin aksini savunan Duchamp’ın politik görüşlerine de yansıyor. “Sermayem” dediği zamanı deneyimlemenin ya da yaşamanın bir yolu olarak gördüğü tembelliği öne çıkarışı da bunun sonucu.

Lazzarato, buradan bir tembel tekniği olan hazır-nesneye geçip Duchamp’ın edimselliğe meydan okuduğu, hatta kutsalı aşağıladığı başkaldırıyı gündeme getiriyor: “Duchamp yaratım kavramına itimat etmiyordu. Hazır-nesne, sanatsal dehanın kutsanmasını hor görmektir.” Üretmeyen, bunun yerine seçen Duchamp’ın derdi, estetik değerleri bozguna uğratmaktı. Lazzarato, onun seçici davranarak alışkanlıkları, kuralları ve anlamları askıya aldığını söylüyor. Bildiğimiz sanatı altüst eden Duchamp, özneleştirmeleri ve toplumsal kimlikleri de sarsıyordu. Her şeyin faaliyetle açıklandığı bir dünyaya tembellikle bakmak, kurulu düzenin kimyasını bozmak demekti. İnsanların ve şeylerin tasnif edilmesine karşı çıkması bile Duchamp’ın bozgunculuğunun bir göstergesi.

Lazzarato, Duchamp’ın asıl eleştirdiği şeyin sermaye tarafından kullanılarak tüketimi ve iktidar ilişkilerini estetize eden sanat olduğunun altını çiziyor. Bunun yerine, söz konusu düzene boyun eğmeme anlamına gelen tembelliği ve sanatsal eylemsizliği koyan Duchamp, teslimiyete isyan bayrağı açıyor. Çünkü reddediş ona göre hakikate giden yolun kilometre taşlarından.  

Lazzarato, bol bol söz verdiği ve çalışmayı aptalca bulan Duchamp’ın, işin reddiyle kişinin, kendi politik potansiyelini gerçekleştirmek için tembel eylemden yararlanıp yeryüzünü saran çılgınlığın üstesinden gelebileceği görüşünü de hatırlatıyor. Bu da Lafargue ve Duchamp’ın bayraktarlığı üstlendiği kulvarda atılacak önemli bir adım.
 
Marcel Duchamp ve İşin Reddi / Maurizio Lazzarato / Çeviren: Sercan Çalcı / Kolektif Kitap / 80 s.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer