Kobani’de gece ve sahipsiz keman

40 gün önce mayın tarlalarından geçerek girdiğimiz Kobani’ye, önceki gün yine mayın tarlalarından geçerek girdik.

Yayınlanma: 26.10.2014 - 21:39
Abone Ol google-news

IŞİD’in, Kobani’yi ele geçirmek için başlattığı saldırılar 43. gününde. 40 gün önce mayın tarlalarından geçerek girdiğimiz Kobani’ye, önceki gün yine mayın tarlalarından geçerek girdik. Jiletli ve dikenli tel örgülerin üzerinden atladığımızda, kendimizi nasıl bir ateşe attığımızın da farkındaydık aslında. Sınır ihlali nedeniyle harekete geçen Türk askeri, panzerden anons yapıp geri dönmemizi istese de artık mümkün değil. Mayınlı tarlanın içinde, 1950’li yıllarda ekilmiş antipersonel mayınların artık patlamayacağını umarak koşmaya başlıyoruz. Mayın patlar mı, asker ateş açar mı, ya IŞİD?.. Rojava topraklarına girdiğimiz yer, IŞİD’in elinde bulunan köylere çok yakın. Birkaç yüz metre ileride IŞİD unsurları bulunuyor. Bu hem yüzden askerlere, hem IŞİD’e de yakalanmamak gerek. Durmaksızın koşuyoruz. Ciğerlerimiz patlayacak. Ayaklarımızın dibinden, IŞİD’in elindeki köylerden gelen mermilerin saplandığı toz yükseliyor. Sınırdar askerler de ateş ediyor ama onların bizi vurmak istediğinden emin değiliz. Derken göz yaşartıcı gaz bombası atıyor asker. Yere yata kalka nispeten güvenli bir bölgeye ulaştığımızda, soluğumuzun düzelmesi uzun zaman alıyor. Sürekli çatışma sesleri.

Bizi Kobani’ye götürecek YPG’liler geliyor bir süre sonra. Bir eve getiriliyor ve bekletiliyoruz. Birkaç saat sonra bizim için jeneratör bağlanıyor. Bilgisayarlarımız ve telefonlarımız çalışsın diye. Bu bile Kobani’de bulunmaz bir nimet. Çünkü aylardır burada elektrikler kesik. Derken PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, Kobani Kantonu Eşbaşkanı Enver Müslim ve Kobani Kantonu Dış İlişkiler Sorumlusu İbrahim Kürdo beliriyor. Ellerinde Kalaşnikoflar var. Vücutlarının bir parçası gibi rahatça taşıyor Asya Abdullah ve diğerleri. Onlarla görüştükten sonra, bulunduğumuz yerden dışarı çıkamayacağımızı anlıyoruz. Sürekli telefon geliyor hükümet yetkililerine. Hemen hepsi IŞİD ile ilgili istihbarat veriyor. Tel Abyat’tan güçlendirilerek yola çıkarılan bomba yüklü araçlar, Mınbiç kentinden savaş için getirilen personel bilgisi akıp duruyor. Gelen telefonlar, onların keyfini kaçırmış gibi görünüyor. Ayrılıp gidiyorlar daha sonra.

Çatışmalar halen sürüyor. Karşılıklı bombalar atılmaya devam ediliyor. Artık saymaktan vazgeçiyoruz. Yüzleri buldu atılan bombaların sayısı. Kaldığımız evde bizim için yiyecek hazırlanmış. Yiyeceklerin çoğu konserve. Atıştırıyoruz. Gece ilerledi, sadece sınırı kaçak yollardan geçen birkaç gazeteci kalıyoruz odada, yanımızda bir de Kobani Hükümeti Sözcüsü Mahmut Beşar var. Yaklaşık iki saatten bu yana bomba sesi duyulmuyor. Oysa “Hicri Yılbaşı” olması nedeniyle büyük bir saldırı bekleniyordu. O zaman hava saldırılarının etkili olduğunu daha iyi anlıyoruz. Çünkü IŞİD bombalarının düşmediği zamanlarda, uçakların sesini duyuyoruz. Demek ki uçaklara görüntü vermekten korkuyorlar. Sonra yüksek volümlü bir uğultuyu takip eden iki büyük patlama sesi duyuluyor. Mahmut Beşar, uçakların iki IŞİD hedefini vurduğunu söylüyor. Demek ki uçaklardan atılanlar, uğultuyla geliyor. Tok sesli olanlar ise tek namlulu, iki namlulu veya 4 namlulu “Şalke” dedikleri uçaksavar bataryaları. Onları daha çok YPG atıyor. Arada top ve havan patlamalarını da tarif ediyor Mahmut Beşar. Çatışmalar bir durup bir başlayarak sürüyor.

Camlar kırık, bombardımandaki sarsıntıda patlamışlar. Sağlam kalan birkaç cam da olası bombardımanda veya IŞİD havanlarının binaya isabet etmesi halinde kırılabileceğinden, eğer yer yatağında uyursak, başımızı camın aksi yönüne koymamızı istiyor Beşar giderken. Gece iyice ilerledi ve Beşar odamızdan ayrılıyor. Odanın bir kenarında keman var. Muhtemelen evin kaçan sahiplerine ait. Hemen yanında oyuncak kılıçlar, tahtadan yapılmış kıvrılan yılan, bir bebek zıbını öylece duruyor. O zaman bu evde çok yakın zamanda en az bir çocuk ve bebeğin de olduğunu anlıyoruz. “Acaba neredeler” diye merak ediyoruz.


Cumhuriyet Tatil Otel Rezervasyon