Kapat
A+ A-

İDSO'dan Sevgililer Günü konseri

Yeni bir şef ve ünlü aşıklar için yazılmış müziklerle...
Yayınlanma tarihi: 20 Şubat 2014 Perşembe, 16:43

[Haber görseli]

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nın 14 Şubat Cuma akşamı Fulya Sanat Merkezi’nde verdiği Sevgililer Günü konserinin izlencesinde yazın ve müzik tarihinin ünlü aşık çiftleri için yazılmış müzik yapıtları ağırlıktaydı: Romeo ve Jülyet, Figaro ve Susanna, Ruslan ve Ludmila… Mozart’ın 5. Keman Konçertosu da 19 yaşın deli kanının coşkusuyla yazıldığı için günün anlamına hiç aykırı değildi, bana göre.

Konserin en önemli yanıysa, çok iyi bir şef ve kemancı tanımamızdı: Anton Martynov. On parmağında on marifet denen türden bir sanatçı… Üç yaşında keman, dört yaşında piyano çalmaya başlamış, şimdi  viyola ve klavsen de çalıyormuş, ayrıca şef ve besteciymiş, oda müziği de yapıyormuş… Bunları konser  kitapçığından öğrendik. Sonra orkestra sahnede yerini aldı, Martynov geldi, ellerini kaldırdı ve konser başladı: Mozart’ın Figaro’nun Düğünü Operası Uvertürü. Geniş devinimlerle yönetiyor, elleri ve tüm  bedeniyle, yüzüyle hatta, en küçük ayrıntıyı bile duyulur kılmak istiyor. İlk yapıttan sonra şefler gider ve solistle gelirler sahneye. O da gidiyor, ama kemanıyla geliyor. İkinci yapıt da Mozart’tan: 5. Keman Konçertosu. Son bölümündeki mehter tınıları nedeniyle “Türk” denen… Şimdi hem solist, hem şef Martynov. Çalmazken elleriyle, ama çalarken nasıl egemen oluyor orkestraya da aralarındaki uyum sürüyor? Sonuçta, iyi bir iş çıkarıyorlar birlikte. Alkış yoğun.

İkinci bölümde iki Rus bestecisinin birer yapıtını çalıyor orkestra. İlk yapıt olan Prokofiev’in Romeo ve Jülyet Orkestra Süiti’nde Martynov’un bir özelliğine daha tanık oluyoruz… En küçük yanlışa bile hoşgörüsü olmadığına. Konserin son yapıtıysa genellikle ilk yapıt olarak dinlemeye alıştığımız, Glinka’nın Ruslan ve Ludmila operası uvertürü. Ve konser bitiyor, herkes mutlu, ama…

Aması şu: Fulya Sanat Merkezi’ne bir süredir Acıbadem Hastanesi’nin yanından ve düzensiz otopark görünüşlü bir alandan yürüyerek girip çıkıyorduk. Zorunlu olarak (!) Kuru havalarda pek sorun olmayan bu yol, izlediğimiz güzel konserden çıktığımızda karabasana dönüştü. Karanlıkta, su birikintilerine girmemeye ve otomobillerden kaçmaya çalışarak caddeye çıkabilmek hiç kolay olmadı çoğu orta yaşın üstünde müzikseverler için. Güvenliğe büyük önem verildiği internet sitesinde belirtilen Fulya Sanat Merkezi’nin yöneticileri bu sorunu bir an önce çözecektir, umarım.

Cumhuriyet İMECESİ