A+ A-

Bir Serdar ‘Ateşeer’ konseri

Ayvalık’ta sakin yaşantısını sürdüren bir müzik üreticisi Serdar Ateşer... Yolunun ılık bir çarşamba akşamı Ataşehir’e düşmesinin sebebi, kısa bir müddet sonra çıkaracağı “İş İşten Geçer Geçmez Ordayım” adlı albüm öncesinde son konseri vermek.
Yayınlanma tarihi: 13 Ekim 2017 Cuma, 04:36

Ataşehir dediğin rant ve tüketim tepesine kurulmuş modern bir getto, lüks markalardan mütevelli. Orta yerinde bir değişik memleket, adı Watergarden; devasa suni havuzuyla, sonradan gurme nostalji sokağıyla bir fanus. Sonunda bir konser mekânı, Dasdas; mutfağıyla, iki muazzam salonuyla insanlara dışarıdaki hayattan esintiler taşıyan belki de tek gerçekçi kaçış alanı. Kulisinde bir Serdar Ateşer. Gece boyunca dönen esprinin konusu, soyadıyla semt arasındaki benzerlik: “Serdar Ataşeer”.

Serdar bu muhitin yabancısı. Mahallesi olarak bellediği Ayvalık’ta sakin yaşantısını sürdüren bir müzik üreticisi. Yolunun (11 Ekim 2017) ılık bir çarşamba akşamı buraya düşmesinin sebebi, kısa bir müddet sonra çıkaracağı “İş İşten Geçer Geçmez Ordayım” adlı albüm öncesinde son konseri vermek.

Serdar halk adamı, konsere dakikalar kala halen dinleyiciler arasında dolanıyor, teşrifatta bulunuyor, elinde kahvesi. Son anda oturma düzenine geçiliyor, sandalyeler sahne önüne dizilene kadar sahnede oturan gözlüklü üç adam beliriyor: Elektrik ve perdesiz gitarda Onur Duygulu, tuşlu çalgılarda Mesut Uçar ve esprili bir biçimde Big Band adını verdiği projenin sahibi Serdar; elinde akustik gitar, bir davul taburesinin üzerinde, önünde nota sehpası, sol ayağı bas baterinin pedalında. Arada bir vuruyor, davulun eksikliğini hissettirmiyor.

“Avdet Seyri” albümünden “İnsanbul” adlı parçayla açılan, sırada bekleyen albümden -söz Murathan Mungan- “Tango Adımları” ile devam eden dinletide avangarttan senfonik rocka değin uzanan müzikal bir at mosfer var; Irish etkili melodiler, old-school sololar, kişilikli ritimler birbirini takip ediyor.

Dasdas içinde çalınan müziğin hakkını veriyor, bilhassa harika ses sistemi ve iyi kurgulanmış ışıklarıyla. Sahne büyük, geometri kareye yakın dikdörtgen, ruh hali ise sevecen.

Çıkacak albümden Murathan Mungan sözleriyle “Soygun”, Filler ve Çimen filminin enstrümantal ana teması, Edip Cansever satırlarından bestelenen “Sevgililik”, 1964 yılındaki utanç verici olay üzerine yazılmış “İmroz’un Kaybolduğu Gece” derken, Nekropsi’den tanıdığımız basçı Gökhan Goralı ekibe ekleniyor ve kare kuruluyor. Davul makinesi açılıyor, Serdar banço çalıyor, -Hikmet Şimşek’ten Yaşar Kemal’eteybe kayıtlı sesler devreye giriyor: “Fact Red” keyifle yorumlanıyor.

Serdar’ın zamanında birlikte çalıştığı, albümlerinde prodüktörlük yaptığı dostlarına geliyor sıra. Birer birer seyrüsefer eyliyorlar.

Esra Kayıkçı, Bekle Dedim Gölgeye filmi için Lale Müldür sözleriyle yapılmış “La Luna”yı, Harun Tekin “İstemeyerek”i, Ruşen Alkar kendi albümündeki “Kayıp”ı, kendini Yerli Tarkan olarak tanıtan yılların kaçağı Eren Kazım Akay ise, -konseri bitiren alkışlar arasındagelecek albümünden “Boğaz’da Matine”yi seslendirirken, ne kadar özlendiğini hatırlatıyor.

Eski İstanbul’a yani mahallemize dönmek için, dünyalar arası uzun yolculuğa çıkmadan evvel kafamızda çınlayan güzel sesler: İşte bunların hepsi Serdar Ateşer’in albüm sonrasındaki geleceğinin ayak sesleri...

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Harun Tekin, Yaşar Kemal