Kapat
A+ A-

Yetişkinler için bir masal

Berlin’de jüri büyük ödülünü kazanan ‘Yüz’ gösterimde.
Yayınlanma tarihi: 23 Ağustos 2018 Perşembe, 23:15

[Haber görseli]

Kimlik ve imaj üstüne 3 yıl önceki Berlinale’de “Beden” (2015) adlı filmiyle en iyi yönetmen ödülünü kazanmış Polonyalı Malgorzata Szumowska’nın bu yılki Berlin film festivalinden jüri büyük ödülünü alarak dönmüş son filmi “Twarz-Mug” yani Türkçe başlığıyla “Yüz” gösterimde. Tüm mallarda büyük indirim yapan bir süper marketin kapısında, geceden kuyruk olmuş, ‘müşteri’ denen kalabalıkların, kendilerinden geçmişçesine tüketim çılgınlığına kapılmış, en saldırgan halleriyle içeriye hücum ettiği, (bizim de aşina olduğumuz) tanıdık görüntülerle başlayan “Yüz”, herkesin birbirini en iyi yeni yıl dilekleriyle kutladığı, Noel eşiğindeki insan manzaraları sahneleriyle sürüyor devamında. Önce kiliseyle din atmosferinin ağırlıkta olduğu, inançlı, Katolik kitlelerin yaşadığı kırsal kesimde geçen ve dramdan komediye salınan, matrak bir toplumsal yergi filmi izlenimi veriyorsa da, gitgide Polonya’da ilk kez yüz nakli ameliyatı yapılan, upuzun saçlarıyla İsa Mesih’e çokça benzetilmiş bir gencin hikâyesine odaklanırken ‘toplum eleştirisiyle karışık, yetişkinler için anlatılmış bir masal’ havasına da büründürülmüş, orta karar bir ‘hiciv’ olarak seyrediliyor “Yüz” 90 dakika süresince.

Tutucu kasaba ve aile baskısından bıkmış, dansçı sevgilisi Dagmara’yla (Malgorzata Gorol) Metallica grubunun bilmem kaç desibeldeki giderek kafa şişiren ‘heavy metal’ müzikleri eşliğinde, hızlı, hareketli, acaip danslar döktüren, bir an önce dar ve bağnaz görüşlü Polonya kırsalından kaçıp İngiltere’ye gitmenin de hayallerini kuran Jacek (Mateusz Kosciukiewicz), Rio de Janeiro’dakini geçip dünyadaki en büyük Hz. İsa anıtı olacak heykelin inşaatında çalışırken düşüp yere çakılıyor ama mucize eseri hayatta kalıyor. Sevgilisiyle ablası, annesi ve tüm hastane masraflarının fatura edileceği kalabalık ailesinin yanında yer aldığı başarılı bir yüz nakli operasyonu geçiren Jacek, yeni ‘imajı’ ama eski kimliğiyle, ‘içi aynı ama dışı farklı’ olarak evine dönüyor. Sevecen ablası (Martyna Krzysztofik) yutkunma sorunu çekip boğuk boğuk konuşarak anlaşılamayan Jacek’in tercümanı oluyor.Ama Dagmara sevgilisi Jacek’den kopuyor. Bu benim oğlum değil diyen annesi (Anna Tomaszewska) başta olmak üzere onun yeni yüzünü yadırgayanlarca giderek dışlanıyor. Sevgilisinin ailesi de, bir gözünü zaten yitirmiş, sokaktaki çocukların sanki uzaylı bir yaratıkmışçasına peşine takıldığı, modellik de yapan, kalbi kırık Jacek’i artık istemiyor...

‘Beden’e olan algı...

Daha önce “Beden”de ele aldığı insanın kimliği ve imajı sorunsalına “Yüz”de yine eğilen yönetmen Szumowska Jacek’le Hz. İsa arasında paralellikler kurup Jacek-Dagmara çifti dışında başka karakterlerin yan öykülerine de yer vererek toplumun ikiyüzlülüğünü, koyu katolik inancı ve dinsel dogmaları sözüm ona eleştiren bir yergi imzalamış sonuçta. Yönetmen Malgorzata Szumowska’nın alışılmıştan farklı bir şekilde, kamerayı yüzleri, kadraj kenarlarını bulanık bırakıp deforme ederek kullanan kameraman Michael Englert’le birlikte senaryosunu yazdığı “Yüz”, toplumun bedene yönelik algısını sorgulayan, diyeceklerinin altını fazlasıyla kalın kalın vurgulayarak çizen, görsel tercihi incelikten yoksun, biraz kaba saba kaçmış bir sinematografinin eseri, yer yer metal müzikten ve Batı Polonya’da parça parça inşa edilen en büyük Hz. İsa heykeli görüntülerinden de medet uman, doğrusu sonuçta pek de iz bırakmayan, vasat bir seyirlik çekmiş kanımca.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Etiketler:

Berlin, sinema, 'Yüz'