Kapat
A+ A-

İyi müziğin ruhu adına

Her şey hayal gibiyken, konserin tadını çıkarmak yerine, cep telefonuna video çeken ya da sosyal medyada canlı yayın yapanlar yine çoğunlukta maalesef...
Yayınlanma tarihi: 06 Eylül 2018 Perşembe, 23:18

Beyoğlu Mis Sokak’ta cephesi dar bir binanın önü kalabalık. Masalar dolu, ayakta dikilenler omuz omuza; konser öncesi son sigaralarını içenler, iki lafın belini kıran çiftler, hararetle birbirlerine bir şeyler anlatan gruplar...

Giriş kattaki bar kısmı da yoğun; yemek yiyenlerin çatal bıçak sesleri, bira içenlerin şapırtılarına karışıyor. Hepsi aynı şeyi, üst kattaki konseri bekliyor.
Girince sağda tırabzanlı dar ahşap merdiven, misafirleri ev havasındaki 85 metrekarelik konser salonuna taşıyor. Uzun ince mekân, uzun duvarlar biteviye tuğla; yer ahşap, tavan tahta kirişlerle kafes gibi örülmüş. Arkada bir bar, iki tuvalet.  

Sahne kalın siyah perdelerle kapatılmış pencere önüne kurulmuş, yerden bir karış yukarıda. Sıcak ve samimi; müzisyenler elini uzatsan değeceğin uzaklıkta çalıyor.
Burası geçen yıla kadar Cem-ül Cem adında altın varaklı falan bir İran restoranı iken, şimdi (adını bir İtalyan köyünden alan) Bova. Bu akşam Bova Sahne’nin ikinci sezonunun açılış gecesi. Sahnede Nashville’de bir müzik fuarında show-case yapıp gelmiş Cenk Erdoğan var, ayağının tozuyla. Silent kontrbasta Baran Say, davulda Ekin Cengizkan.

Elinde gitarı Cenk, İspanyol motifli “Can Direği” ile solo açıyor konseri. Ekin ve Baran’ın duhulüyle ekip tamamlanıyor, “Kara Gider” başlıyor. Burada ilk defa çıkıyorlar. Gecenin programı ağırlıklı olarak Cenk’in son çıkan “Fermata” albümden, (biri vokalli olmak üzere üç parça hariç) tamamını çalıyorlar.
“Her Yolun Vardır Bir Yolcusu” doğu motifleri ilave edilmiş bir Pat Metheny estetiği içinde çalınırken, “Büyükada” için çift saplı elektrik gitarını alıyor Cenk, bir sapı perdesiz.

Zor besteler bunlar, icraları da kılçıklı. Perdesiz gitarı fusion tekniği ile çalıyor bazen, basla ve davulla doğaçlama oynaşmaları yapıyor. Mesud Cemil Bey bestesi “Kanatları Gümüş” ile “Nardis”i blues-caz-rock fusion çizgisinde yorumladıktan sonra 20 dakika ara veriliyor.

 “Çare” ve “Orada Mısın?” ile başlayan ikinci setin en heyecan verici yanı izleyiciler arasında bulunan Dodan’ın Âşık Mahzuni Şerif’ten “İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım”ı harika yorumlaması. Konserin en yüksek dakikalarında Cenk amansız bir solo atıyor.

Her şey hayal gibiyken, konserin tadını çıkarmak yerine, cep telefonuna video çeken ya da sosyal medyada canlı yayın yapanlar yine çoğunlukta maalesef.

Beyoğlu’nu terk ederek Beşiktaş’a geçen Mitanni’nin havası var burada kısmen. Laleli’ye dönen muhitte, caz müziğine gönül vermiş cesur insanların gayretleri ile dönen bir mekânda; çalana da, çaldırana da, dinleyene de duacı olunmalı, iyi müziğin ruhu adına...  

Murat Beşer ([email protected])

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Etiketler:

konser, müzik