Restorasyon mu?

Uzun zamandır tarihi yapılara yapılan restorasyon facialarına bir yenisi de Safranbolu’dan geldi. Restore edilen 15 çeşmeden 9’unun aslına uygun olmadığı için restorasyonu durduruldu. Geçmişte restore edilen tarihi yapıların bazılarının günümüzdeki son durumu deyim yerindeyse korkunç. Bu tarihi yapıların birkaçından örnekler hazırladık unutulmasın diye...
Yayınlanma tarihi: 25 Aralık 2018 Salı, 03:29

[Haber görseli]

‘Yanlış restorasyon yüzünden tarih yok oluyor’, “Restorasyonda skandal”, ‘Uzmanlar restorasyonu felaket olarak nitelendirdi’... Bu başlıklar çok tanıdık ve maalesef buraya sığmayacak kadar çok. Tüm bunlara ek olarak yeni bir başlık daha: “Tarihi çeşmelerin restorasyonu durduruldu”... Haber, Karabük’ün Safranbolu ilçesinde ihaleyle müstecire verilen ve yapımına başlanılan 51 tarihi çeşmeden 15 tane çeşmenin restorasyonu yapılmış ve 9’unun aslına uygun olmadığı gerekçesiyle durdurulmasına karar verilmesini konu alıyor. Bu son durum da bize on yıldır yapılan restorasyonlarda aslına uygun olan var mı sorusunu hatırlattı. Gördüğümüz kadarıyla restorasyonda doğru yapılan bir yapı yok. Bunun yanı sıra bazı tarihi yapılara ve camilere verilen ödeneklerin oldukça yüksek olduğu da dikkat çekiyor. Örneğin, Diyarbakır Kurşunlu Camisi’nin (Fatih Paşa Camisi) restorasyonu için 2016 yılında 40 milyon TL ödenek ayrılmıştı. Bugün ise restorasyonu bitmek üzere olan cami için 6 milyon ve 20 eser için ise harcamanın 50 milyonu bulacağı belirtildi. Hatırlayalım, bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı, arkeolojik kazı çalışmaları için ekim ayı itibarıyla toplam 30 milyon 533 bin 700 liralık ödenek aktarımında bulundu. Tüm bunlar tarihi eserlere ve kazılara ayrılan ödeneklerin neye göre belirlendiği sorusunu da akla getiriyor. Burada asıl sorun ödenek dağılımının nasıl yapıldığı. İşin üzücü kısmı ise tüm buna rağmen tarihi yapıların aslına uygun yapılamaması.

[Haber görseli]

Prof. Mete Tapan

Ülkemizde neden doğru restorasyon yapılmıyor sorusunu, 1987’den itibaren Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nda üyelik ve başkanlık yapan, daha sonra kuruldaki başkanlık görevinden istifa eden, kısaca 25 yıllık Koruma Kurulu mesaisi bulunan Prof. Mete Tapan’a sorduk. Tapan, “Ne kadarı doğru ya da yanlış yerinde incelemek lazım. Sonuçta bazı çok iyi örnekler de var ama çok kötüsü de var. Restorasyon, varolan bir binayı onarmak demek, yani aynı malzemeyi kullanmak gerek. Bunu günümüzde elde etmek çok zor bir iş evet ama restorasyon zaten çok zor bir iştir. Yeni mezun olan öğrencilere veriyorlar tarihi yapıların restorasyonunu, çok yanlış. Bu çok uzun bir çalışma ister. O yapı hakkında çok iyi bilgi sahibi olmayı gerektirir.

Bilimsel olarak uzmanların olması lazım restorasyon çalışmalarında. Özel oturulup sahiden uzmanlar tarafından denetlenmesi gerekli. Çünkü akılda olmayan işler çıkar. Bu badana boya değil ki... Restorasyon sırasında binanın özelliklerine karşı farklı işler çıkar, tüm bu bilgilere sahip olmak gerekir. Az müdahale edilerek restorasyon yapılmalı, orijinali nesye öyle olmalı. Benim tüm derdim bilimsel olması...” dedi.

Geçmişte restore edilen tarihi yapıların bazılarının günümüzdeki son durumu deyim yerindesye korkunç. Bu tarihi yapıların bir kaçından örnekler hazırladık unutulmasın diye... Yani maksatımız hatırlatmak...

AYVANSARAY- SURLAR

Anıtlar Koruma Kurulu’nun izni olmadan çivi çakmanın dahi yasak olduğu Ayvansaray’daki tarihi kara surlarında 2009’da beton skandalı yaşandı. Surlara aydınlatma çalışması yapmak amacıyla beton döküldü. Surların üzerindeki 13 beton kaldırıldı ancak dibindeki 67 beton öylece kaldı. Hatta betonların gizlenmesi için çiçek ve çimlerden yararlanıldı.

TEKFUR SARAYI

İstanbul’un Edirnekapı semtinde, kara surlarına bitişik olarak inşa edilmiş, konum olarak Edirnekapı ve Eğrikapı arasında kalan kalın duvarlı Tekfur Sarayı İstanbul’un fethinden sonra çeşitli amaçlarla kullanıldı ve 2002’de restorasyona alındı. Bin yıllık bu saraya ahşap pencere, alüminyum korkuluklar eklendi. Klima, merdiven ve çatı yapılarak kapalı bir mekâna dönüştürüldü. Uzmanlar Ortaçağ’dan kalan bir yapıya yapılan müdahaleleri “felaket” olarak nitelendirdi.

Anadolu Hamidiye Tabyası

Çanakkale Boğazı’nın güvenliğinin sağlanması için 1892’de 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan tarihi Anadolu Hamidiye Tabyası, geçen yıl yapılan restorasyon çalışmalarında büyük değişime uğradı. Tarihi tabya, içine yapılanlar nedeniyle modern bir sosyal yaşam alanına dönüşürken, betonlaşma nedeniyle ise yeşil alan miktarı azaldı. Anadolu Hamidiye Tabyası, restorasyonla ‘uzay merkezi’ne benzetildi. Modern tesislerle tarihi bölge sosyal yaşam alanına, içinde olduğu yeşil alan da tam bir beton ormanına döndü. Restorasyonu tamamlanan ve bu yılın kasım ayında ziyarete açılan Anadolu Hamidiye Tabyası 40 milyon TL maliyetle restore ettirildi.

[Haber görseli]

ATİK VALİDE KÜLLİYESİ

2014’te yapılan restorasyonda Külliye’nin içinde yer alan şifahanenin iç bahçesine bakan revakların önü, tamamen camla kapatılırken iç bahçeye çıkış için otomatik kapılar yerleştirildi. İç bahçe ise kafeterya olarak hazırlandı. Sonuç olarak, orta avlulu, revaklı, yürüme yolları tamamen tarihe karışmış oldu. Üsküdar’da bulunan Külliye ve Cami 2. Selim’in eşi, 3. Murad’ın ise annesi Afife Nur-Banu Valide Sultan tarafından 1583 yılında Mimar Sinan’a yaptırıldı. Sinan’ın bilinen son yapıtı olan bu külliyenin şifahanesi restorasyondan sonra tanınmaz durumda.

[Haber görseli]

Atik İbrahim Paşa Camii

2015 kasım ayında restorasyon felaketine uğrayan yapılara bir yenisi Eminönü’nde eklendi. 537 yıllık tarihi Çandarlızade Atik İbrahim Paşa Camii’nin iç kısmı plastik pencerelerle kaplandı.

SÜLEYMANİYE CAMİİ

Mimar Sinan’ın “kalfalık” eseri olarak bilinen Süleymaniye Camii’nin ses akustiği yapılan yanlış restorasyonlar nedeniyle bozuldu. Akustiğin bozulmasına sebep olarak restorasyon sırasında kullanılan yanlış ve sentetik malzemeler gösterildi. Daha önce mikrofon kullanmadan ses her yere dağılırken, şimdi çok sayıda kolon kullanılarak ses dağılımı yapılıyor. 2007’de başlayan restorasyon 2010 yılında tamamlandı.

İshak Paşa Sarayı’na 48 yıl yanlış restorasyon...

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan Osmanlı mimarisinin seçkin örneklerinden İshak Paşa Sarayı’nın yaklaşık yarım asırdan fazla süren restorasyon çalışmalarının yanlış yapıldığı ortaya çıkmış ve bu haber 2006 yılında birçok gazetede yer almıştı. Sarayın uzmanına değil müteahhide restore ettirilince zarar gördüğü bilimsel kurulun raporuyla da tespit edilmişti. Bu zamana kadar harcanan bedelin dışında, sarayın yeniden restore edilmesinin bedeli 2006 tarihinde 10 milyon TL idi. Saray ziyarete açıldığında üstünün şeffaf bir çatı ile kaplanmış görüntüsü eleştirilere neden olmuştu. Yetkililer aslında olmayan bu cam tavanın sarayı don ve güneş ışınlarına karşı koruması için yapıldığını söylemişti.

A+ A-