Kapat
A+ A-

Miró’nun mavisinde...

Bir form mucidi olarak tanımlanan Katalan ressam Miró’nun 250 eserinden oluşan ve sanatçıya adanan retrospektif sergi izleyiciye sunuldu. Dünyayı basitlik yoluyla görünür kılan Miró’nun eserleri arasındaki bu yolculuk adeta bir meditasyon!
Yayınlanma tarihi: 2 Ocak 2019 Çarşamba, 01:56

[Haber görseli]

Katalan ressam ve heykeltraş Joan Miró, atölye duvarına üç büyük boş tuval yerleştiriyor... “Bu renk, hayallerimin rengi” diyen Miró, mavi bir resim üzerinde düşünmeye başlıyor ve büyük bir keskinlik tasvir etmek istiyor! Onun anlatımına göre bu resimler üzerine büyük bir iç gerilim yaşıyor ve çaba sarfediyor: “Onları yapmak için çok zaman harcadım; boyamak için değil, üzerine meditasyon yapmak için.” Miró, boşluk ve doygun renkteki arka planın, dağınık işaretlerle dolu olduğu bu üçlü resim için “Yapmaya çalıştığım her şey gibi” diyor daha sonra da.

Miró’nun 1961’de hazırladığı 270x355 cm boyutlarındaki ünlü “Mavi 1,2,3” adlı seri tablolarının da aralarında yer aldığı 250 eseri Paris Grand Palais’de izleyici karşısında. Sanatçının teknik ve üslup evrimine dayanan resim, çizim, seramik, heykel ile sanatçının el yazıları ve taslaklarından oluşan bu sergi, büyük Katalan usta Miró’ya (1893-1983) adanmış bir retrospektif sergi. Ve dünyayı basitlik yoluyla görünür kılan Miró’nun eserleri arasındaki bu yolculuk, adeta bir meditasyon!
Bellekten yola çıkarak resimlerinde şiirsel bir evren yaratan Miró’ya yıldızlar, kuşlar, ay, güneş ve kadınlar eşlik ediyor en çok... Miro, basit ve önemsiz gözüken objeleri görünür kılmayı seviyor. Şaşırtıcı bağlantılar kurarak, dünyayı hatırlatan bir şiirsel evren ortaya koyuyor. Belki de bu yüzden “Rüya görmem, kütük gibi uyurum ama uyanık olduğumda, her zaman hayal kurarım, rüya görürüm, ama uyurken değil! Uyuduğumda sadece uyuyorum” diyor.

20. yüzyılın etkin sanatçılarından olan ve bir form mucidi olarak da tanımlanan Miró’ya dair sergi bağlamında şu ifadeler kullanılıyor: “Ne soyut ne de figüratif, sanatı yıllar geçtikçe gerçek bir dil haline geldi ve asla gelişmekten vazgeçmedi”, “Eserleri, gerçek ile gerçek dışı arasında mutlu bir bağ kurarak onları sanatsal bir forma dönüştürmekten ibaret”, “Çalışmaları, kendisini bir protesto aracı olarak sunar ve mücadelelerine tanıklık eder. Yaratıcı hareketin gücünü onaylamak için materyallerle uğraşmaktan hiç vazgeçmedi.”

‘İzler ve lekeler beni heyecanlandırıyor’

Sergideki video röportajlardan ve katalogda yer alan Miró’nun bazı demeçleri:
-“Bana öyle geliyor ki kanvasta her zaman işaretler var, ama her zaman onlara derinlik kazandıran bir arka plan da var.”

-“Stüdyomda olmayı seviyorum. Karım buna dayanamıyor, ama böyle, çünkü gördüğünüz gibi izler ve lekeler beni heyecanlandırıyor, bana bir insan veya bir kuş olduğu konusunda fikir veriyor ama hepsi onun işaretinin sihirli özelliklerinden kaynaklanıyor. Beni, insana veya kuşa götüren bir işaret… Hâlâ sadece “kadınlar”, “kuş”, “yıldız”, “ay” vb. var, ama her seferinde farklı...”

-Miro’ya, üzerinde “Sessizlik” yazan eserinin hatırlatılması üzerine l Müzikle çalışan insanlar var, ama ben bunu yapamam. Sessizliği tercih ederim. Bu çok anlaşılabilir bir durum” diyor.

-“Bütün bu kurallarla resim yapmak biraz sinirimi bozuyordu. Bunun ötesine geçmek istedim. Kübizm birçok kapı açtı, fakat kübizm sonrası resim, çok statik bir şey oldu.”

-“Benim için bir resim kıvılcım gibi olmalı, bir kadının veya şiirin güzelliği gibi göz kamaştırmalıdır.”

-“Fiziksel bir ihtiyaç olarak çalışmak zorundayım. Benim için resim yapmak fiziksel bir ihtiyaç. nefes almak, ağlamak, içki içmek ve uyumak gibi.”

Cumhuriyet İMECESİ