Bir pazar akşamı zeybek kardeşliği

Bir pazar akşamı Kadıköy’de yapılan konserde, Sadettin Kaynak’tan Âşık Mahzuni Şerif’e, Anadolu zeybeklerinden, Rumeli türkülerine; repertuvar makamsal ağırlıklı türkülerden seçilmiş. Yorumları ruhen geleneklere sadık olmakla birlikte, blues ve rebetiko çizgileri de içermekte.
Yayınlanma tarihi: 20 Mart 2019 Çarşamba, 02:20

Salih Nazım Peker ile Salih Korkut Peker... Akraba değiller, akrabadan öteler. Profesyonellik var, ama öncelikle dost meclisinde çalan söyleyen gönül insanları bunlar; belki de neslinin son örneği 21. yüzyıl dervişleri. İki kişilik topluluklarına verdikleri Duble Salih ismi, adaşlıklarıyla birlikte içtikleri rakının miktarına işaret ediyor. Ümitvar bir pazar akşamında çaldılar, Kadıköy’de, diğer adı Akustik Sahne olan Hangart’ta.

Hangart 2015 yılından beri Yeldeğirmeni Sanat’ın karşısında kafe ve dinleti salonu olarak faaliyette. Popüler müziklerden uzak durmayı tercih eden insanlara hitap ediyor. Burada ilk konserini veren sayısız genç kuşak müzisyen var. Hepsi evi gibi görüyor o yüzden Hangart’ı.

Mekânın sembolü ise sahibe Nuray Hanım’ın köpeği Efe, King Labrador cinsi. Bir de sokaktaki kedileri unutmamalı, hepsi kendi evleri gibi girip çıkıyor.

Kafeden geçilerek cam kapıdan girilen Akustik Sahne, eski tip kültür-sanat sinemalarına benziyor. Kareye yakın, tavan ve zemin dahil zifiri siyah, alçak tahta sedirlerin üzerinde minderler. Sahne yerden birkaç parmak yüksek. İzleyenlerle müzisyenler içli dışlı, statü farkı yok. Bizim Salih’ler İzmir’den geliyorlar ama hiç deplasmanda gibi değiller. Çünkü ikisinin de Kadıköy geçmişi var.
Enstrümantal Çelebi Zeybeği ile açıyorlar. İlk dikkatimizi çeken şey, Salih Nazım’ın elindeki çalgı. Sonradan açıklıyor: Adını “divane” koymuş yapan usta. Udun ve tamburun olanaklarını buluşturan saz tınılı çalgı, İzmirli Yavuz Usta tarafından icat edilmiş. Salih Nazım yanı sıra kopuz ve cura çalıyor. Salih Korkut ise cümbüş ve akustik gitar. İkisi de vokal yapıyor doygun ve davudi, bir o kadar da kırılgan sesleriyle solo, çift ses...

Sadettin Kaynak’tan Âşık Mahzuni Şerif’e, Anadolu zeybeklerinden, Rumeli türkülerine; repertuvar makamsal ağırlıklı türkülerden seçilmiş. Yorumları ruhen geleneklere sadık olmakla birlikte, blues ve rebetiko çizgileri de içermekte.

İki setten oluşan uzun konserin arasında kapı önü muhabbetler konuyor. “Ah Bir Ataş Ver”, “Mican”, “Mahpushane Çeşmesi”, kendi besteleri “İnsan Belası”; Salih Nazım’ın aşka gelerek patlattığı “Haydaaaa”lar arasında, meraklı gençler Tarkovski filmi izler gibi dikkatle dinliyor onları. O esnada Salih Korkut sahneye çay isteyince fotoğraf tamamlanıyor. Önlerindeki iki ince belli, türkülerin ifadesine güç katıyor. İkilinin ait olduğu insanlık değerlerini önlerine konmuş bu iki bardak çay kusursuz ifade ediyor, en az şarkıları türküleri kadar... Aslında bu akustik proje, elimizden uçup gitmekte olan eski dünyanın, bize dayatılandan çok daha iyi olduğunu anlatıyor; ümitvar bir pazar akşamı biterken, saatler gece yarısını gösterdiğinde Kadıköy’de...
[email protected]

A+ A-