Bir suç filminden alışılmış bir romantik komediye gidip gelen şamatalı bir eğlencelik

“Seninle Başım Dertte” bir çırpıda pata-küte’li komik anlardan gülümsemelerin tavan yaptığı sahnelere geçiveren, ancak pek de iz bırakmayan, Fransız işi, vasat bir bir seyirlik .
Yayınlanma tarihi: 26 Nisan 2019 Cuma, 01:09

[Haber görseli]Kısa bir süre önce kaybettiği, meslekte efsane olmuş polis kocası Jean Santi’nin (Vincent Elbaz) yasını tutmakta olan, Riviera’daki küçük bir sahil kentinde görevli kadın dedektif Yvonne (2 yıl kadar önce o sarsıcı “Kalp Atışı Dakikada 120” ve orta karar”Meçhul Kız” filmleriyle tanıdığımız “Adele Haenel artık başrollerde), aslında Santi’nin kahramanlıklarını sürekli izleyerek büyüyen, adeta taptığı süper polis babasını idolü sayan küçük oğlunun zannettiği gibi biri olmayıp kirli işlere bulaşmış, yoz bir başkomiser olduğunu öğrenince, Santi’nin vaktiyle aldığı rüşvetleri örtbas etmek için hapse attırdığı, 8 yılını içerde geçirince de ruhsal dengesi bozulmuş Antoine (Pio Marmari) adındaki masum ama de lifişek birine, salıverilince yardımcı olmaya çalışır. Antoine’ı sabırla beklemiş olan Agnes’in (20 yıl önce “Amelie”yle sevdiğimiz Audrey Tautou bu kez bir yan rolde boy gösteriyor) üstüne yeni bir gül koklamaya niyetlenen Antoine, kendisini eskort kız olarak tanıtıp ona kucak açmış Yvonne’un cazibesine kapılır ama kocasının genç yardımcısı Louis’in de (Damien Bonnard) gözü ve gönlü Yvonne’dadır..

Fransız yönetmen Pierre Salvadori’nin süper aksiyondan, bol kavga-dövüşten geçilmeyen, 2018 Cannes festivalinin “Yönetmenlerin 15 Günü” bölümüne de katılmış son filmi “En Liberte!-Seninle Başım Dertte”, 110 dakika süresince oldukça hareketli, polisiyemsi bir suç filminden alışılmış bir romantik komediye gidip gelen, şamatalı bir eğlencelik. Benoit Graffin’in özgün fikrinden yola çıkmış Benjamin Charbit’in Hollywood yapımı kimi hareketli komedilerden esinlenerek senaryosunu yazdığı, 9 dalda Cesar ödüllerine de aday gösterilmiş “Seninle Başım Dertte” bir çırpıda pata-küte’li komik anlardan gülümsemelerin tavan yaptığı sahnelere geçiveren, ancak pek de iz bırakmayan, Fransız işi, vasat bir bir seyirlik sonuçta.

Haftanın iddialı gişe filmi olan, yönetmen Anthony Russo-Joe Russo imzalı, Robert Downey Jr., Scarlett Johansson ikilisinin oynadığı “Avengers:Endgame” yerine seyretmeye yeğlediğim bu “Seninle Başım Dertte”, belki Fransız filmi meraklısı seyirciye ilginç gelebilir.

‘Eve Dönüş’

Geçen ay sinemalara uğrayan “Güzel Oğlum”dan sonra yeni bir ‘madde bağımlılığı’ filmi daha gösterimde: “Ben is Back-Eve Dönüş”. Son dönemde anneliği ve aile yaşamını konu edinen filmlerde ve “Homecoming” gibi Tv dizilerinde oynamayı tercih eden, zaten 50’li yaşlarına girmiş olan, kocaman gülümsemeli Georgia’lı ünlü yıldız ya da 1990’ların Özel Bir Kadın’ı Julia Roberts, eroin vb. gibi ağır uyuşturucu bağımlısı olup tedavi görmekte olan Ben (2016 yapımı “Manchester By The Sea-Yaşamın Kıyısında”yla dikkati çekmiş Lucas Hedges) adlı gencin yakınlarının evde olmadığı, beklenmedik bir anda aile evine dönmesiyle Noel arifesinde gelişen olayları anlatan “Ben is Back-Eve Dönüş”ün ağır topu. “My Best Friend’s Wedding-En İyi Arkadaşım Evleniyor”, “Notting Hill-Aşk Engel Tanımaz”, “Runaway Bride-Kaçak Gelin” gibi filmleriyle 1990’lı yıllar boyunca adı nerdeyse romantik komedi türüyle özdeşleşmiş ve 2001’de “Erin Brockovich-Tatlı Bela”yla sonunda Oscar da kazanmış Roberts, ardından evlenip 3 çocuk doğurarak kariyerine ara verdiği, sıkı bir annelik dönemi yaşamıştı. Akıllı telefonlardan, Twitter-Instagram’lardan önceki zamanların bu gözde starı, işte kendi de bağımlı bir annenin terk edilmiş oğlu olan, romancı-sinemacı Peter Hedges’in yazıp yönettiği, ilk kez Toronto festivalinde seyirciyle buluşan, yarı otobiyografik nitelikteki “Eve Dönüş”ünde, torbacılık yapıp komşu bir genç kızın ölümüne de sebep olmuş, bağımlı Ben’le annesi Holly’nin (Julia Roberts) 24 saatlik birlikteliğini, duyarlı bir Amerika panoraması çizerek ele alıyor, morfin bazlı ilaçlar sorunundan bağımlıların hep ötelenip dışlanmışlıklarına kadar.

A+ A-