Kapat
A+ A-

Binlerce yıllık acı: Santur

Sokak müzisyenleriyle can bulan santur, rivayete göre doğduğu İran’da 500 yıl yasaklandı. Şimdi tüm dünyada alternatif müziğe yönelenlerin tercihi. Tıpkı Taylan Atay gibi...
Yayınlanma tarihi: 01 Ocak 2018 Pazartesi, 21:18
 
Santur, bazı kaynaklarda İbranilere ait bir çalgı ancak bir rivayete göre ise 2 bin 500 yıl önce İran’da icat edildi. MÖ 5. yüzyılda İran’dan dünyaya yayıldı. Yunan halk müziğiyle 11. yüzyıldan sonra Avrupa’ya ulaştı. Amerika’da Hammered Dulcimer, Çin’de Yangtjin, İsviçre, Almanya ve Avusturya’da Hackbrett, Fransa’da Tympanon, Yunanistan’da Santuri gibi farklı isimlerle anılıyor. Eşik sayısına göre iki telli, dört telli, 12 perde, 19 perde formları bulunuyor. Osmanlı’da akıl hastalarını tedavi etmek için kullanılmış. Şeyh Galip'in cennet çalgısı olarak nitelendirdiği Santur’u, Pers Şahı İsmail, ‘kadın sesine benzediği’ gerekçesiyle 500 yıl boyunca yasaklamış. Sesi kanuna benziyor, içinize işliyor. Sokak müzisyeni Taylan Atay, tam bir Santur âşığı. Öyle ki, cezaevinde kaldığı dönemde koğuşunda Santur çalabilmek için açlık grevi dahi yaptı. Atay ile Santur’u ve sokak müziğini konuştuk.
 
F tipi tanışma
 
- Santurla tanışmanız...
 
F tipi hapishanedeyken aylık aldığımız National Geographic dergisinin yeni sayısı gelmişti. Pers İmparatorluğu’nun kültürel tarihini işleyen bir sayıydı. Kapağında resmini gördüm. Kanun zannettim başta. Hacettepe’de tıp okuyan İranlı bir arkadaşımdan istedim. Bir ay sonra geldi. Gardiyanlar iki hafta vermedi, cezaevi müdürü ‘tanımlanamayan enstrüman’ dedi. 2008 Türkiyesi’nde Siya Siyabend dışında Santur çalan yoktu. Telleri çok diye bomba muamelesi gördü. Bir yandan da tutukluyu mutlu edecek hiçbir şey verilmesin isteniyor. Her hücreye bir çalgı alma hakkı vardı. Ben de açlık grevine başladım. İki hafta didiştik ve en sonunda aldım.
 
- Santuru anlatır mısınız?
 
Yoksul, ezilen halkların içinden çıkmış ve onların acılarından türemiş bir drama enstrümanı. Santurla çok hareketli bir şey çaldığınızda dahi sesi içinize dokunur. Canım yandığında vermediğim tepkiden fazlasını, hafiften onun canı yandığında veriyorum. Benim çok önüme geçmiş durumda. Üç yıldır birlikte olduğu kız arkadaşım,‘ben mi santur mu’ dedi. Hayatımda çok insan kaybetim santur yüzünden. Tercihim hep santur oldu.
 
 
Âşık makamında...
 
- Çalarken ne hissediyorsunuz?
 
Farkında olmadan ağladığım çok zamanlar olmuştur. Âşık makamında çalıyorum. Derisi yüzülen Nesimi’nin ağıdını, taşla ezilen Pir Sultan’nın deyişlerini, Hallacı Mansur’u, Bedrettin’i, Âşık Veysel’i, Mahirler, İbrahimler uğruna yakılmış ağıtları çalıyorum. Âşık Veysel’in sazına vurduğu gibi çalıyorum. İki nakarat çalayım diyorum, bir başlıyorum doyana kadar çalıyorum, bırakmıyorum. Acı çekiyorum aslında ve onu en derinden hissedene kadar çalıyorum. Bazen o sırada içimden çıkıp, karşı banka oturup kendimi seyretmeyi isterim.
 
- Neden daha çok sokak sanatçıları tercih ediyor ?
 
Sokakta santuru tercih eden kişiler de en az geçmişteki dervişler kadar 21. yüzyılın Türkiyesi’nde kendilerini öteki hissediyor. Çalan kişilerin bir takım acıları var. Farklı arayışlarda olan, alternatifler üretmek isteyen müzisyenler daha çok tercih ediyor.
 
 
‘Şehirden gidin’
 
- Sokakta müzik yapmanın zorlukları neler?
 
Program haline gelen eğitim sistemi, yaşam biçimi, karşılıklı ilişkiler... Var olan sisteme ve sistemin hiç bir kavramına kendimi ait hissetmiyorum. Bu nedenle sokaktayım. Zorluklarına gelince, bize çöpçü bile karışıyor. Polis, zabıta bazen terörle mücadele. Ben onu ‘Taylanla Mücadele Şubesi’ olarak tanımladım. Bir keresinde zabıta santurumu alıp kaçırmaya çalışınca aracının önüne yattım. Belediye Başkanı daha sonra özel aracıyla santuru geri getirdi. Ankara’dan Eskişehir’e gittiğimizde polis bizi alıp direkt otogara bıraktı ve ‘lütfen bu şehirden gidin, uğraştırmayın bizi burada’ dediler. Bizim için bir madde var; kaldırımı işgal yasası. Gayet memnunuz, biz emek vererek çıkardık bu yasayı. (gülüyor) TCK’ye göre yaptırımı 92 lira. Yasa bize ‘kaldırımda duramazsın’ diyor.
 
- Dinleyicilerden nasıl tepkiler geliyor?
 
Dinleyicilerimiz süper. Hatta, sivil kıyafetli, ailesiyle sokağa çıktığında özellikle bizim yanımıza gelip müzik dinleyen ve bize para atan bir sürü zabıta dahi tanıyorum. Sanatımızın insanlara dokunuyor olması mutluluk verici. Müdahale olduğunda da dinleyiciler bırakmazlar. Kısa sürede 50-100 kişi toplanıyor ve zabıtaları oradan yolluyorlar. 
Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer